{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/461 <br>KARAR NO: 2023/930<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2020<br>NUMARASI: 2018/680 Esas, 2020/159 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili,  davacının Alaçatı'da bulunan otel işletmesinin ahşap /mobilya ve bunların montajı işini taşeron olarak aldığını, bu kapsamda; otelin restoran ahşap masalarının imalatı için davalı ... ile anlaşıldığını, ahşap masaların imalatı için gerekli malzemelerin müvekkili tarafından alınarak davalı ...'e teslim edildiğini, yapılan imalatlar için davalı tarafından müvekkili adına 28.08.2017 tarihli 107.380 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini, müvekkili tarafından da davalı adına, imalat için gerekli malzemelerin müvekkili tarafından temin edilmesi nedeniyle, 14.09.2017 tarih ve 25.842 TL tutarlı fatura tanzim edilerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından faturanın kabul edilmeyerek iade edildiğini, davalı tarafından müvekkili aleyhine yapılan icra takibinden haberi olmadığını, takibe yaptıkları itirazın reddedildiğini, cari hesap ekstresinden de görüleceği üzere, takibinin kesinleşmesinden önce müvekkili tarafından davalı ... 107.380,00 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından takibe konu edilen ikinci faturadan müvekkilinin hiçbir bilgisinin olmadığını, öyle bir anlaşma ve faturada belirtilen hiçbir işlem ve alacağın söz konusu olmadığını, davalının birinci faturada yer alan aynı mallar ve aynı hizmete ilişkin olarak ikinci bir fatura keserek mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını, tanzim edilen ikinci faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyetli olan davalının, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, müvekkilinin borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı fazla ödemenin ve malzeme faturası bedelinin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  müvekkili tarafından davacı şirkete işçilik bedeli olarak teklif sunulduğunu, sunulan teklifin davacı tarafından 04.06.2017 tarihinde kabul edildiğini, davacı tarafından ... Ürünleri’nden malzemeler alınarak, müvekkiline teslim edildiğini, 21.06.2017 tarihinde ilk sipariş edilen ürünlerin imal edildiğini ve davacı şirkete gönderildiğini, bu ürünlerin sadece işçilik parasının davacı şirkete fatura edildiğini, akabinde, davacı tarafından müvekkiline 21.06.2017 tarihinde, 35 adet masa servantı siparişi verildiğini, verilen bu siparişlere ilişkin olarak müvekkili tarafından imal edilerek davacı şirkete teslim edildiğini, davacı tarafından verilen malzemelerin imalata uygun olmadığının müvekkili tarafından davacı yana müteaddit kez söylendiğini, ancak, davacının bu bilgiyi önemsemediğini ve teslim ettikleri malzemelerden ürünlerin yapılmasında ısrarcı olduğunu, sonrasında, davacı tarafın masaların çatlamaya başladığını, bu kez malzemelerin müvekkili tarafından seçilmek suretiyle ürünlerin yeniden yapılmasını istediğini, 03.07.2017 tarihinde, davacı tarafın bu teklifi üzerine masaların yeniden imalatı için ... Ürünlerinden tekrardan malzeme alınarak 21 Haziran ve 3 Temmuz'da alınan siparişlerin tamamlanarak 14/07/2017 tarihinde davacı şirkete teslim edilmek üzere gönderildiğini, bu olayda müvekkilinin hiç bir hata ve kusurunun olmadığını, tutar konusunda herhangi bir itirazlarının olmadığını, 28/08/2017 tarihli ilk faturanın karşı tarafa tebliğ edildiğini, 11/09/2017 tarihli ikinci faturanın davacıya gönderildiğini ancak davacı tarafından teslim alınmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  icra takibine konu alacağın faturadan kaynaklı olduğu ve davalının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini,  davalı aynı ürünlerin imalatının ikinci kez istendiğini ve ikinci kez fatura kesildiğini iddia ettiği,  28/07/2017 tarihli fatura konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi malın teslim edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, taraf defterlerinde kayıtlı olduğu bu nedenle işbu fatura yönünden davalının alacaklı davacının borçlu olduğunun kabulü gerektiği, 11/09/2017 tarihli  86.848,00-TL bedelli faturada belirtilen malların davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını alacaklı davalı ispatla yükümlü olduğu, işbu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalı tarafından faturaya konu malın teslim edildiğinin de ispatlanamamış olup, ispat yükü üzerinde olan davalının, alacağını ispatlayamadığı, davacının iş bu fatura bedelinden borçlu olmadığının kabulü gerektiği, davalının takip talebinde 3.320,00-TL işlemiş faiz talep ettiği ancak işlemiş faiz yönünden davacının temerrüde düşürülmesi gerektiği, davalı tarafından davacıya ihtarname gönderilmediği, o halde   davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talep edemeyeceği, taraf defterlerinin bilirkişi incelemesi sonucu takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 77.380,00-TL alacaklı olduğu, bu halde işbu faturadan 30.000,00-TL borçlu olmadığı, sonuç olarak  davacının talebe konu takipten  86.848,00-TL + 3.320,50-TL + 30.000,00-TL = 120.168,50 -TL  davacının borçlu olmadığı, takipten sonra yapılan ödemelerin infazda dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle  davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı  istinafında, davacının 2. fatura olan 86.848,00-TL bedelli faturayı KDV beyanından sonra iade ettiği bu nedenle deftere kaydedilmediğini, fatura içeriğindeki malların davacıya teslim edildiğini, tanık ve fotoğrafların olduğunu, tanıkların dinlenmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen alacak ile ilgili olarak yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkindir. Taraflar arasında ahşap masa imalatına ilişkin sözlü akdi ilişki bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamı ve özellikle davalının istinaf dilekçesinde bildirdiği itirazları dikkate alınarak  yapılan incelemede, uyuşmazlık, 11/09/2017 tarihli 2. faturaya konu imalatın yapılarak teslim edilip, edilmediği hususlarında olduğu anlaşılmaktadır.Taraflar arasında sözlü olarak kurulan sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenicinin sadece eseri meydana getirmesi, aslî edim borcunu yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Yüklenici üstlendiği eseri meydana getirecek ve meydana getirdiği bu eseri, iş sahibine usul ve yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edecektir. Eseri teslim borcu yüklenicide olduğundan eserin teslim edildiğini kanıtlama borcu da yükleniciye düşmektedir. Bir başka deyişle yüklenici, eseri, iş sahibine sözleşmeye uygun teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır.  Yüklenici savunmasını kanıtlayabilmesi için, eseri iş sahibine süresi içerisinde iş sahibinin iş yerinde teslim ettiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır. Davalı taraf takibe dayanak faturaya konu işlerin yapıldığını ve davacıya teslim edildiğini iddia etmiştir. Teslimi kanıtlama yükü somut olaydaki savunmaya göre davalı yüklenicide olmakla bu teslimin nasıl kanıtlaması gerektiği davanın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; taraflar arasında kurulan sözleşme ilişkisinde yazılı bir sözleşme ve bu sözleşmede yer alan teslime dair bir delil sözleşmesi niteliğinde teslim vakıasının ispatına dair bir hüküm bulunmadığından davalı yüklenici teslim vakıasını her tür delil ile kanıtlayabilecektir. Davalı vekili dava  dilekçesinde tanık deliline dayanmış olmakla, usulüne uygun şekilde teslim vakıasına dair olarak davalı tanıkları dinlenmeli, tüm deliller ve dosya kapsamı gözetilmek suretiyle teslim yapılıp yapılmadığı hususu hiç bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2020 tarih, 2018/680 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0444cae77be3eb4","SID":"55c718d42567e245"}}