{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9.ASLİYE ... MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  06/07/2021 <br>NUMARASI\t\t:.....<br>DAVA\t:\tİtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:\t01/12/2016 <br>KARAR TARİHİ\t: 11/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  03/11/2023<br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı  gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  temlik eden bankanın .......” arasında, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının kredi hesabı kat edilerek davalı borçlulara keşide edilen Ankara 63.Noterliğinin 05/01/2016 tarihli kat ihtarnamesine rağmen ödenmemesi üzerine davalı borçlular aleyhine girişilen ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek borçlulardan ... sadece gayrinakdi alacağın GKS limiti olan 800.000,00 TL'ye kadar olan kısmı için, borçlu ... gayrinakdi alacağın GKS limiti olan 400.000,00 Euro'ya kadar olan kısmı için, diğer borçluların, borcun tamamı için takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilerek, nakit alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.  <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar ... Şirketi ve ... vekili, yanıt dilekçesinde kısaca; kefaletin geçerli olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, faiz oranının fahiş olduğunu; bu nedenle davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... ve ... vekili, yanıt dilekçesinde özetle; müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, sözleşmelerde tek bir yerde imzasının olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, eş rızası bulunmadığından kefaletlerin geçersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, yanıt dilekçesinde; genel kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını; davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek rapora göre; genel kredi sözleşmelerinden doğduğu iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz edilen alacaklının alacağının varlığını genel hükümlere dayanarak ispat suretiyle itirazın iptali istemiyle açılan davada, kredi kullandırılmadan önce akdedilen son sözleşmelerin; 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli olanlar olduğu, bilirkişi ...'un tespitinden, kredinin kullandırıldığı tarih itibariyle toplam sözleşmelerin limiti 19.050.000,00 TL + 1.000.000,00 EURO tutarında olduğu, kredi kullandırılmadan akdedilen son sözleşmeler az yukarıda yazılı olan sözleşmelerin limitleri düşüldüğünde (1.500.000+5.000.000+750.000=) 11.800.000 TL ve 1.000.000 EURO bulunacağı, dolayısıyla, bilirkişinin de tespitinden; son akdedilen sözleşmeler olmadan da diğer önceki sözleşmeler kapsamında davaya konu taksitli kredinin kullandırılması için yeterli kredi sözleşmesi limiti var iken 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmeler imzalandığı, bu durumda, kredinin işbu üç sözleşme kapsamında kullandırıldığının kabul edilmesi gerektiği,  bu üç sözleşmede müteselsil kefillerin ise ... ... Ltd. Şti. İle ... olduğu, diğer kefiller ..., ... ve ...'ın sözü edilen üç sözleşmede imzalarının bulunmadığı, mahkemece taksitli kredinin 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmeler kapsamında kullandırıldığının, temerrüt faiz oranının yıllık %27,60 olduğunu kabul edildiği, işbu sözleşmelerde müteselsil kefiller ... ... Ltd. Şti. ile ... olduğu, diğer kefillerin sorumlu olmayacakları, taksitli kredi yönünden; 876.174,62 TL asıl alacak, 86.653,62 TL işlemiş faiz, 4.332,68 TL BSMV olmak üzere toplam 967.160,43 TL alacak saptandığı, asıl alacağa yıllık %27,60 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, 2. Bilirkişinin 03/02/2021 tarihli ek raporundan; 02/05/2006 tarihli 800.000,00 TL limitli ve 30/07/2007 tarihli 400.000,00 EURO limitli sözleşmeler kapsamında teminat mektuplarının kullanıldıkları; 02/05/2006 tarihli sözleşmede ... ve ...'ın, 30/07/2007 tarihli sözleşmede ise ... ... Ltd. Şti., ... ve ...'nin müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğunun belirlendiği, teminat mektupları yönünden tüm davalılar için hesaplama yapıldığı, bankanın talebiyle bağlı kalarak teminat mektubu komisyonlarından kaynaklı borçların kat bakiyesinin 2.462,16 TL olarak kabul edildiği, bu kabul çerçevesinde davalılar ... ... Ltd. Şirketi, ... ve ... 08/01/2016 tarihinde temerrüte düştüklerinden, 2.498,07 TL asıl alacak, 895,14 TL temerrüt faizi, 44,76 TL BSMV olmak üzere toplam 3.437,96 TL alacak saptandığı, asıl alacağa yıllık %100 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, davalılar ... ve ... ... takip (16/05/2016) tarihinde temerrüte düştüklerinden, 2.462,16 TL asıl alacak,  475,33 TL temerrüt faizi, 23,77 TL BSMV olmak üzere toplam 2.961,26 TL alacak hesaplandığı, asıl alacağa yıllık %100 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, teminat mektubu yönünden: bilirkişinin 03/02/2021 tarihli ek raporundan; davaya konu teminat mektupları kullandırılmadan önce 02/06/2006 tarihli 800.000,00 TL limitli ve 30/07/2007 tarihli 400.000,00 ... limitli sözleşmeler imzalandığı, 600.000 ... limitli sözleşmede tarih bulunmadığı, tarihi bulunmayan sözleşmenin teminat mektuplarının kullandırıldığı tarihte mevcudiyeti kanıtlanamadığından dikkate alınmayacağı, o halde, 02/05/2006 tarihli 800.000,00 TL limitli sözleşmede kefiller ... ve ... ile 30/07/2007 tarihli 400.000,00 ... limitli sözleşmede kefiller ... ... Ltd. Şti, ... ve ...'nin imzaları bulunmakla birlikte    bu sözleşmelerde gayrinakdi kredilerin depo edilmesine yönelik açık bir hüküm bulunmadığından, kefillerin sorumluluklarının söz konusu olamayacağı, bu sebeple talebin reddi gerektiği, çekler yönünden; \"temlik eden bankanın sunduğu kayıtlara ve bilirkişinin 03/02/2021 tarihli ek raporundaki tespite göre; 1 adet çek yaprağının 38051-38075 seri nolu çek karnesine ait ve 08/05/2012 tarihinde verildiği, iş bu çek yaprağı verilmeden önce 02/05/2006 tarihli 800.000,00 TL limitli, 30/07/2007 tarihli 400.000 Evro limitli ve 28/03/20212 tarihli 500.000,00 TL limitli sözleşmeler akdedildiği, ancak bu sözleşmelerde kefillerin gayrinakdi çek taahhüt kredisinin depo edilmesinden dolayı sorumlu olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı , bu talebin de reddi gerektiği, somut olayda, uyuşmazlık banka kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, nakdi alacak 'likit' olduğundan, davacının icra inkâr tazminatı talebinin yerinde olduğu,  reddedilen kısım yönünden takip haksız olmakla birlikte kötü niyet saptanmadığından davalıların tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalılar ... ... .... Şti. ile ...'nin  Ankara 11. İcra Müd.'nün 2016/10795 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının; 876.174,62 TL asıl alacak, 86.653,62 TL işlemiş faiz, 4.332,68 TL BSMV olmak üzere toplam 967.160,43 TL alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, asıl alacak için takip tarihinden itibaren yıllık %27,60<br> oranda temerrüt faizi ve BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, teminat mektubu ve çekler yönünden davanın reddine, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 193.432,09 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ... .... Şti. ile ...'den alınarak davacıya verilmesine, davalıların, koşulları bulunmayan tazminat istemlerinin reddine, karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ilk derece mahkemesinin tespitinin akdine davalı ...'ın takip dosyasına konu borcun 800.000,00 TL'lik kısmından, davalı-kefil ...'nin ise borcun 400.000 ... kısmından sorumlu olduklarını, bu hususların icra takip dosyasındaki takip talebinde açıkça belirtildiğini, dolayısıyla kefalete ilişkin sorumlulukların yanlış belirlendiğini, zira GKS'nin 800.000 TL lik ve 400.000 Avrol'luk kısmından anılan davalıların borçlu olduklarına dair mahkeme tespitinin yersiz olduğunu, mahkemece iki ayrı bilirkişiden toplam 4 rapor alındığını, mali müşavir, bankacı ve hukukçu bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ilişkin istemlerinin kabul edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihinin tespitinde de hataya düşüldüğünü, davalı kefiller ... ve ...'ye kat ihtarı tebliğ edilemediğinden icra takibiyle temerrüde düştüklerinin kabulünün taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 20.1., 21.1. Ve İİK'nın 68/b maddelerine aykırılık oluşturduğunu, bu durumda anılan davalıların da temerrüt tarihlerinin 06.01.2016 esas alınması gerektiğini, kat ihtarının keşide edildiği tarihte borçluların temerrüde düştüklerinin kabulünün gerektiğini, nitekim taksitli ticari krediyi düzenleyen GKS'nin 43. Maddesinin 5. Bendinde vadenin gelmesiyle birlikte davalı borçluların temerrüde düşmüş olduklarının kabulünün gerektiğini, \"temlik eden bankaca fiilen uygulanan faiz oranlarını sunmadığı gerekçesiyle asıl alacağa %27,60 oranında temerrüt faizinin uygulanmasının da hatalı olduğunu, akdi oran olarak %13,80 alınmasının da doğru olmadığını, zira, borcun ihtiyaç kredisinden kaynaklı kredi kısmının akdi oranının %13,80 olup diğer kredi alacakları için bu oranın %50 olduğunu, tespit edilen %13,80 oranının müşteriye kredinin kullandırım tarihi 15.11.2014'te uygulanan faiz oranı olduğunu, bankaca fiilen uygulanacak akdi faiz oranları dikkate alınacak ise müvekkili banka tarafından hesap kat tarihi itibarıyla uygulanan faiz oranlarının getirtilmesi gerektiğini, davalı kefillerin, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı sorusuna kendi el yazıları ile evet şeklinde cevap verilmek suretiyle GKS'nin 29. Ve 43. Maddeleri gereği kefillerin kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacağına dair açık ve yazılı beyanları gözetilerek davalı kefillerin borçtan sorumlu tutulmaları gerekirken aksi yönde karar verilmesinin de doğru olmadığını, GKS'nin 33. Maddesi dikkate alındığında davalı kefillerin teminat mektuplarının depo edilmesinden sorumlu olduklarını, teminat mektuplarının düzenleme tarihinden sonra imzalanan 2012 ve 2013 yıllarına ait GKS'lerin hükümlerinin bu teminat mektupları için de geçerli olduğunu, yine çek yapraklarının depo edilmesi talebi yönünden de 2012 ve 2013 yıllarında imzalanan GKS hükümlerinin dava ve takip konusu işbu sözleşmelerden önce verilen çekler için de geçerli olduğunu, dava tarihi itibarıyla 102 adet çekin iptal edildiğine dair tespitin de doğru olmadığını, aksine bu çeklerin 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. Ve 3/9 maddeleri gereği zamanaşımına uğradıkları için banka sisteminden sistemsel çıkış işlemlerinin yapıldığını, dava tarihi 01.12.2016 itibarı ile 30.06.2018 tarihinde sistemsel çıkış yapılan 103 adet çek dava tarihi itibarı ile mer'i olduğunu, bu çekler yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı borçlu şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. Maddesi gereği iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tEldeki davada ilk derece mahkemesince kararın verildiği 06.07.2021 tarihinden sonra temlik alan ... AŞ vekili Av. ... tarafından verilen 09.12.2021 tarihli dilekçe ile dava konusu ilamsız icra takip alacağının usulüne uygun olarak ekli 25.10.2021 tarihli yazılı temlik anlaşması ile temlik alındığı bildirilmiş olmakla, HMK'nın 125/2. Maddesi gereği temlik alan anılan varlık şirketinin davacı sıfatını aldığı anlaşılmıştır. <br>\tDava konusu Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2016/10795 E. sayılı takip dosyasından;  davalı borçlular, 16/05/2016 tarihi itibariyle genel kredi sözleşmeleri, ihtarname ve hesap özetinden kaynaklanan alacağından dolayı:900.697,38 TL asıl alacak, 330.666,98 TL işlemiş faiz, 16.533,35 TL BSMV, 1.511,60 TL ihtarname olmak üzere toplam 1.249.409,31 TL (Kefil ... borcun 800.000 TL’sinden sorumludur; Kefil ... borcun 400.000 ...’sundan sorumludur) asıl alacağa takip tarihinden itibaren %100 temerrüt faizi ve faizin %5'i BSMV ile birlikte tahsilinin talep edildiği, ayrıca, borçluya verilen 103 adet çek yaprağı bedeli 113.600,00 TL'nin depo edilmesi ile ... ... ... AŞ’ye verilen 12.000,00 TL, ... ... ... AŞ’ye verilen 40.000,00 TL, ... ... ... AŞ’ye verilen 50.000,00 TL, ... ... ... AŞ Genel Müdürlüğü Malzeme Yönetim ve Satınalma Dairesi Başkanlığı’na verilen 290.000 ... ve ... ... ... AŞ Genel Müdürlüğü Malzeme Yönetim ve Satınalma Dairesi Başkanlığı’na verilen 78.396,61 ... olmak üzere toplam 1.387.543,33 TL gayrinakdi alacağın depo edilmesi istemiyle takip yapıldığı; borçluların borca yasal sürede itiraz ettiği ve takibin durduğu, anlaşılmıştır. <br>\tDosya  kapsamından temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu “... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.” arasında:04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL tutarlı, 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL tutarlı,  28/03/2012 tarihli 500.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmelerini ... ... İnş. Ltd. Şirketi ve ...'nin; 30/07/2007 tarihli 400.000,00 ... tutarlı genel kredi sözleşmesini, ... ... İnş. Ltd. Şirketi, ... ve ...'nin; 06/08/2012 tarihli 7.500.000,00 TL tutarlı,  06/08/2012 tarihli 7.500.000,00 TL tutarlı ve 21/06/2012 tarihli 3.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmelerini ...'in; 28/03/2012 tarihli 600.000,00 ... tutarlı genel kredi sözleşmesini ... ... İnş. Ltd. Şirketi, ... ve ...'in ve 02/05/2006 tarihli 800.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesini ... ve ...'ın, bila tarihli ve 600.000,00 ... bedelli genel kredi sözleşmesini ..., ... ve ... ... ...'ın müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, görülmüştür. <br>\tDavalı ... vekili imza inkarında bulunmuş ise de Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 14/02/2018 tarihli raporunda 30.07.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı adına müteselsil kefil sıfatıyla atılı bulunan imzaların  ... eli ürünü olduğu belirlenmiş olmakla adı geçen davalı vekilinin imzaya yönelik itirazına itibar edilmemiştir.  <br>\tBankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 30/01/2019 tarihli ek ve 29/04/2019 tarihli 2. Ek raporda özetle; taksitli ticarî kredinin 25/11/2014 tarihinde 1.257.180,00 TL tutar üzerinden kullandırıldığı en son sözleşmenin 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL tutarlı olduğu ve sözleşmenin limitinin bu tutarı karşılamaması nedeniyle 12/04/2013 tarihli sözleşme ile 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 1.500.000,00 TL limitli sözleşmeler kapsamında kredinin kullandırıldığı sözü edilen sözleşmelerde ... ... İnş. Mad. Enr. San. Tic. Ltd. Şirketi ile ...'nin kefaletinin ve sorumluluklarının bulunduğu; 06/04/2011 tarihinde verilen 78.396,61 ... ve 09/06/2011 tarihinde verilen 290.000 ... tutarındaki teminat mektuplarının 30/07/2007 tarihli 400.000 ... ve 600.000 ... tutarlı genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırıldığı bu tutarların depo talebinden ... ... ... Şirketi, ..., ... ve ...'in sorumlu olduğunu; 21/06/2010 tarihinde verilen 12.000 TL, 19/07/2011 tarihinde verilen 40.000 TL ve 30/01/2012 tarihinde verilen 50.000 TL tutarlı teminat mektuplarının 02/05/2016 tarihli 800.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı depo talebinden ... ve ...'ın sorumlu oldukları; 04/09/2012 tarihli sözleşmenin 23'üncü maddesinde çek yaprağı sorumluluk tutarının depo edilmesinden müteselsil kefillerin sorumlu olduklarına ilişkin açık hüküm bulunduğu, belirtilmiştir. <br>\tTaraf vekillerinin itirazları üzerine bu defa bankacılık işlemleri konusunda uzman yeni bir bilirkişi ...'tan alınan 03.02.2021 tarihli ek raporda özetle; kredi kullandırılmadan önce akdedilen son sözleşmelerin; 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli olanlar olduğunun belirlendiği, kredinin kullandırıldığı tarih itibariyle toplam sözleşmelerin limiti 19.050.000,00 TL + 1.000.000,00 ... tutarında olduğu, kredi kullandırılmadan akdedilen son sözleşmeler az yukarıda yazılı olan sözleşmelerin limitleri düşüldüğünde (1.500.000+5.000.000+750.000=) 11.800.000 TL ve 1.000.000 ... bulunacağı, dolayısıyla, bilirkişinin de tespitinden; son akdedilen sözleşmeler olmadan da diğer önceki sözleşmeler kapsamında davaya konu taksitli kredinin kullandırılması için yeterli kredi sözleşmesi limiti var iken 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmelerin imzalandığı, bu durumda, kredinin işbu üç sözleşme kapsamında kullandırıldığının kabulü gerektiği,  bu üç sözleşmede müteselsil kefillerin ise ... ... Ltd. Şti. İle ... oldukları, diğer kefillerin ise ..., ... ve ...'ın sözü edilen üç sözleşmede imzalarının bulunmadığı, sonuçta taksitli kredinin 04/09/2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04/09/2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12/04/2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmeler kapsamında kullandırıldığı temerrüt faiz oranının yıllık %27,60 olarak belirlendiği,  iş bu sözleşmelerde müteselsil kefiller ... ... Ltd. Şti. ile ... oldukları, diğer kefillerin sorumlu olmayacakları belirlenmiştir. <br>\tUyuşmazlık takip ve dava tarihi itibarıyla temlik eden bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, davalı müteselsil kefillerin sorumlu tutulup tutulamayacakları ve hangi miktarlar üzerinden sorumlu tutulacakları noktalarında toplanmaktadır. <br>\tTemlik eden banka tarafından Ankara 63. Noterliğinin 05/01/2016 tarih ve 00222 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile kredi hesabı kat edilerek 900.697,38 TL nakdi alacağın ödenmesi, 215.600,00 TL ve 368.396,61 ... gayrinakdi riskin depo edilmesi için 24 saat süre verildiği; hesap kat ihtarının  dava dışı asıl borçlu şirket ile kefillerden ... ... ... ... San. Ltd. Şti, ... ve ...'e 06/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bunlar yönünden 08/01/2016 tarihinde temerrütün oluştuğu; ... ile ...'ye tebligat yapılamadığından takip tarihinde 16/05/2016 temerrütün  anlaşılmıştır.  Davacı vekili her ne kadar TTK'nın 586. Maddesi gereği davalı kefillere kat ihtarının tebliğ koşulunun aranmadığını, davalı asıl borçlu şirkete kat ihtarının tebliği ile temerrüde düştüklerinin kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı asıl borçlu şirkete kat ihtarı tebliğ edilmeden davalı kefillerden dava ve takip konusu kredi alacağının tahsili talep edilemez. TTK'nın 7. Maddesi gereği davalı kefillere kat ihtarı usulüne uygun tebliğ edilmedikçe davalı kefillerin ancak takip tarihi itibarıyla temerrüde düştükleri kabul edilecektir. Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, İİK'nın 68/b maddesindeki takip konusu kredi alacağının genel kredi sözleşmesinde bildirilen adrese kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılacağına yönelik kural ise sadece asıl borçlu yönünden geçerli olup, davalı kefiller yönünden sonuç doğurmaz. O halde ilk derece mahkemesince davalı kefiller ... ve ...'nin takip tarihinde temerrüte düştüklerinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine davacı vekili, davalı kefillerin, dava ve takip konusu nakdi kredi alacağı olarak talep olunan taksitli ticari kredi alacağının vadesi belirli bir alacak türü olduğundan hesap kat ihtarının keşide tarihi itibarıyla davalıların temerrüte düştüklerini ileri sürmüştür. Ne var ki davalı kefillere keşide olunan kat ihtarı ile 24 saat atıfet süresi tanınarak bu süre içinde nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının ödenmesi talep edildiğine ve ihtarname ekindeki hesap özetinde taksitli ticari krediden bahsedilmeyip ihtiyaç kredisi adı altında ödeme yapılması talep edildiğine göre artık ihtarnamenin davalılara tebliğ tarihi ile ihtarnamede verilen atıfet süresinin dolduğu tarihten itibaren temerrüt faizine ve ihtarnamenin tebliğ edilemediği davalı kefiller yönünden de temerrütün oluştuğu icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de isabetlidir. Bu bağlamda \"temlik eden banka vekili temerrüt faizi olarak \"temlik eden bankaca kredi alacağının muaccel hale geldiği tarihte \"temlik eden bankaca fiilen uygulanan faiz oranlarını ilk derece mahkemesince sunulması istendiği halde bildirmeyip TCMB'ye bildiren faiz oranlarını sunmuştur. Bu durumda ilk derece mahkemesince fiilen uygulanan faiz oranını belirlemeden  talep konusu kat ihtarnamesine ekli hesap özetinde taksitli ticari kredi için uygulanan akdi faiz oranı olarak uygulanan %13,80 oranının 04/09/2012 ve 12/04/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin  22. maddesi gereği %100 üzerinden %26,70 faiz oranının temerrüt faizinin esas alınması hukuka aykırı ise de istinafa davacı geldiğinden eleştirilmekle yetinilmiş, davacı bankça İlk Derece Mahkemesince uygulanan faizin  üstünde bir faizinin uygulanmasını ispatlanamadığında   davacının istinafı yerinde görülmemiştir.<br>\tKuşkusuz Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kefil bu sıfatla imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan sorumlu tutulabilir. \"temlik eden banka dava ve takip konusu kredi alacağının davalıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden ve/veya kredi sözleşmelerinden kaynaklandığını ispatla yükümlüdür. Temlik eden banka dava konusu ilamsız icra takibine dayanak hesap kat ihtarında dava dışı asıl borçlu şirkete nakden kullandırılan taksitli ticari kredi alacağının, 5 adet teminat mektubundan doğan teminat mektubu komisyon alacaklarının yanı sıra gayri nakdi alacak olarak teminat mektuplarından ve iade edilmeyen çek yapraklarından doğan depo talebinde bulunmuştur. <br>\t Somut olayda alınan tüm bilirkişi raporlarında dava ve takip konusu nakdi kredi alacağı olan taksitli kredi alacağının 25.11.2014 tarihinde 1.257.180,00 TL üzerinden kullandırıldığı, en son alınan Dairemizce, objektif denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan  bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03.02.2021 tarihli raporda da belirlendiği üzere; işbu taksitli kredinin kullandırıldığı tarih itibarıyla imzalanmış bulunan sözleşme limiti 19.050.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 ... tutarında olup kredi kullandırılmadan önce akdedilen en son sözleşmeler ise 04.09.2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04.09.2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12.04.2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmelerdir. Bu sözleşme limitleri toplam sözleşme limitinden düşüldüğünde (19.050.000,00-7.250.000,00=11.800.000,00 TL) kalan sözleşmelerin limiti  11.800.000,00 TL ve 1.000.000,00 ...'dur. O halde en son imzalanan 3 kredi sözleşmesine ihtiyaç duyulmaksızın, diğer sözleşemeler kapsamında dava konusu taksitli kredinin kullandırılması için yeterli kredi sözleşmesi limiti bulunduğu halde temlik eden bankaca son üç sözleşmenin de imzalanması yoluna gidilmiştir. Bu 3 sözleşmeyi davalı kefillerden müteselsil kefil sıfatıyla ... .....Ltd. Şti. İle ... imzalamışlar, diğer davalıların kefil sıfatıyla bu sözleşmeleri imzalamamışlardır. Bu durumda söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda ilk derece mahkemesince son üç kredi sözleşmesi kapsamında dava konusu taksitli kredinin kullandırıldığının kabulü ile sadece işbu sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunan davalılar ... ile ... .....Ltd. Şti'nin dava ve takip konusu nakdi kredi borcundan sorumlu tutulmaları, söz konusu sözleşmelerde imzaları bulunmayan diğer davalıların ise kefil sıfatıyla sorumlu tutulmamaları da isabetli bulunmuştur. <br>\tDiğer taraftan \"temlik eden banka vekili, genel kredi sözleşmesinin 29. ve 43. maddeleri gereğince kefillerin, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacağına dair açık ve yazılı beyanları gereğince borcun tamamından sorumlu olacaklarına dair hükme ve el yazısı ile yazılmış \"evet\" ibaresine dayanarak kefillerin sorumluluklarının belirlenmesi gerektiğini iddia etmiştir. 29'uncu maddede; \"İşbu genel kredi sözleşmesi müşterinin halen kapatılmamış hesaplarla ilgili bulunan kredi sözleşmeleri ile bir bütünlük oluşturmaktadır. İşbu sözleşmenin imzalanması, eski borçların ertelendiği ve yenilendiği anlamına gelmez, teminatlarda herhangi bir azalma veya değişiklik yaratmaz\" şeklinde iken  43'üncü madde de; \"İşbu genel kredi sözleşmesi müşterinin daha önce bankaya vermiş bulunduğu genel ve/veya özel nitelikli tüm taahhütnameler ile müşteri ile banka arasında akdedilmiş bulunan tüm kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz bir cüzüdür\" denilmiştir. Kefalete ilişkin belgelerde ise \"kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı? (kendi el yazısı ile) sorusu sorulmuş, el yazısı ile \"evet\" yanıtı yazılmıştır. \"temlik eden banka vekili kredi sözlemesinde davalı kefilin el yazısı ile \"evet\" yanıtı nedeniyle kefillerin önceki kredilerden de sorumlu olduklarını iddia etmektedir.  TBK'nın 583. Maddesi  kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli değildir. Şu halde  kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kefilin vermiş olduğu \"evet\" yanıtında, hangi kredi için \"evet\" denildiği belirli değildir. Kefil, açık bir şekilde miktarı belirtilmiş (azami tutarı) bir krediden dolayı sorumluluk yüklenmedikçe, salt \"evet\" beyanı nedeniyle önceki kredilerden dolayı sorumlu tutulamayacağı gibi esasen kefilin imzalamadığı bir kredi sözleşmesi sebebiyle bu yöntemle sorumlu tutulması da en başta irade serbestisi ilkesine aykırıdır. Bu durumda temlik eden banka vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tTemlik eden bankanın takip konusu ettiği teminat mektuplarından doğan komisyon alacaklarına gelince; \"temlik eden banka vekili dava konusu icra takibinde; ... ... AŞ'ye verilmiş 21.06.2010 tarihli 12.000,00 TL bedelli, ... ... AŞ'ye verilmiş 19.07.2011 tarihli 40.000,00 TL, ... ... AŞ'ye verilmiş 30.01.2012 tarihli 50.000,00 TL, T. ... AŞ Genel Müdürlüğü'ne verilmiş 09.06.2011 tarihli 290.000,00 ..., T. ... AŞ Genel Müdürlüğü'ne verilmiş 01.12.2013 tarihli 78.396,61 ... bedelli 5 adet teminat mektubundan doğan komisyon alacaklarının da tahsilini istemiştir. Dava ve takip konusu 5 adet teminat mektupları 2010 ila 2013 yıllarında kullandırılmış olup 2010 tarihli teminat mektubunun kullandırıldığı tarihten önce imzalanmış bulunan 02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL kredi limitli kredi sözleşmesini davalılar ... ve ..., ve 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 ... limitli kredi sözleşmesini ise ... .....Ltd. Şti., ... ve ...'dir. Ayrıca 600.000,00 ... bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih belirtilmediğinden dikkate alınmamıştır. Şu halde tüm davalıların kefil sıfatıyla teminat mektuplarının  bilirkişi tarafından işbu raporda hesaplanan komisyon alacağından sorumlu tutulması da yerindedir. <br>\tTemlik eden bankaca dava konusu ilamsız icra takip dosyasında; dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan teminat mektuplarının ve iade edilmeyen 103 adet çek yaprağının depo edilmesi de talep edilmiştir. <br>\t Dava ve takip konusu 5 adet teminat mektupları 2010 ila 2013 yıllarında kullandırılmış olup 2010 tarihli teminat mektubunun kullandırıldığı tarihten önce imzalanmış bulunan 02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL kredi limitli kredi sözleşmesini davalılar ... ve ..., ve 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 ... limitli kredi sözleşmesini ise ... .....Ltd. Şti., ... ve ...'dir. Ayrıca 600.000,00 ... bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih belirtilmediğinden dikkate alınmamıştır. Şu halde tüm davalıların kefil sıfatıyla teminat mektuplarının  bilirkişi tarafından işbu raporda hesaplanan komisyon alacağından sorumlu tutulması da yerindedir. <br>\tTemlik eden banka vekili davalıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinin 33. Maddesinden hareketle davalıların teminat mektuplarının deposundan sorumlu olduklarını ileri sürmüştür. <br>\tDava ve takip konusu kredi alacağının dayanağı 02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL limitli ve 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 ... limitli genel kredi sözleşmesinin teminat mektubu ve kontrgaranti kredisi açılması başlıklı 33. Maddesinde; \"Banka bu sözleşme ile açtığı kredinin tümünü veya bir bölümünü Müşteri'ye teminat mektubu(Kefalet) ve/veya kontgaranti kredisi olarak kullndırabilir. Banka tarafından, bu çeşit gayrinakdi bir kredinin döviz üzerinden açılması ve Müşteri lehine verilecek teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, diğer tüm garantiler, aval-kabuller ve mevzuattan doğan yükümlülükler nedeniye döviz taahhüdü altına girilmesi halinde; sözleşmenin iş bu maddesinde Yeni Türk lirası olarak ifade edilnmiş olsa dahi, müşteri'nin tüm yükümlülükleri garanti edilen döviz cinsinden olacak, Müşteri ödemelerini aynı döviz cinsi üzerinden yapacak, ancak Bankanın kabulü halindedir ki; Müşteri yükümlülüğünün ödeme gününde Banka tarafından satış kuru (T.C Merkez Bankası tarafından belirlenmesi halinde bu Banka tarafından belirlenmiş satış kuru)üzerinden Türk lirasına dönüşeceğini kabul ve taahhüt eder”.<br>33.4 “Müşteri sözlü İstek ve başvurusu Üzerine Banka'dan alacağı teminat mektuplarının ve bu maddenin 33.5  fıkrası Uyarınca Bankanın vereceği kontrgarantilerinde tutarlarından ve doğabilecek bütün diğer hukuki, mali sonuçlardan, <br>\ta)Teminat mektupları ve kontrgarantlerin geri verilmesine veya muhattapları tarafından iptal edilerek hükümlerinden dolayı Bankanın tam olarak ibra edilmesine kadar veya;<br>\tb)Teminat mektupları ve Kontrgarantilerin tamamıyla hkümden düşmüş olduğuna dair kesinleşmiş bir mahkeme hükmünün Bankaya tevdi edilmiş olmasına veya kabule şayan hukuki bir nedenle Bankanın tazmin yükümlülüğünün ortadan kalkmasına kadar, <br>\tBankaya karşı sorumlu ve borçlu olduğunu ve Borçlar Kanunu'nun 502..maddesi ile tanınan haklardan bankanın alacaklıya karşı feragate yetkili bulunduğunu ve bu nedenle bankaya karşı hiçbir talep ve iddada bulunmayacağını beyan ve kabul eder,”<br>\t33.12 “Müşteri, bankanın kefalet veya garanti ettiği tutarları, istemi halinde derhal bankaya nakden yatırmayı kabul ve taahhüt eder, <br>\t33.32 “Müşteri, kendisne açılan teminat mektubu ve/veya kontrgaranti kredisi dolayısıyla, bu madde hükümleri saklı kalmak koşuluyla ile bu sözleşmenin gereken hükümlerinin de Banka tarafından uygulanacağını ve kendisinin buna hiçbir itirazda bulunmayacağını şimdiden kabul ettiğini beyan eder\" hükümlerine yer verilmiştir. <br>\tYukarıda yer verilen hükümden, kefil olarak işbu genel kredi sözleşmesini imzalayan davalıların da teminat mektubunu kullanan dava dışı asıl borçlu şirket gibi teminat mektuplarının depo edilmesinden sorumlu olacaklarına dair açık hüküm bulunmamaktadır. <br>\tYine davacı vekili Genel Kredi Sözleşmelerinin 5.maddesinden hareketle dava ve takip konusu 103 adet çek yaprağının davalı kefiller tarafından talep edilmesini istemiştir.  Dava ve takip konusu 02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL limitli, 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 ... limitli ve 28.03.2012 tarihli ve 500.000,00 TL limitli  genel kredi sözleşmelerinin kredinin bankanın   üzerine çek keşidesi suretiyle kullandırılması başlıklı  5. Maddesinde; \"5.1 Banka, bu krediyi tamamen ya da kısmen Yeni Türk Lirası veya Döviz çeki keşidesi suretiyle kullandırıp kulandırmamakta serbesttir. Bankanın çek keşidesine onay vermesi halinde kredi, aksi kararlaştırılmadıkça Banka tarafından bastırılıp verilecek çek defterleriyle kullanılacaktır.\"<br>\"5.2 Müşteri, nakdi kredinin çek keşide etmek suretiyle kullandırılması durumunda, ticari mevduat hesabına ilişkin olarak imzaladığı Bankacılık Hizmet Sözleşmesindeki “Çek işleyen hesaplara Uygulanacak Hükümler “ bölümünde yer alan hükümlerin işbu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla uygulanacağını kabul ve taahhüt eder\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tSon olarak temlik eden banka vekili dava tarihi itibarıyla 102 adet çekin iptal edildiğine dair tespitin de doğru olmadığını, aksine bu çeklerin 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. Ve 3/9 maddeleri gereği zamanaşımına uğradıkları için banka sisteminden sistemsel çıkış işlemlerinin yapıldığını, dava tarihi 01.12.2016 itibarı ile 30.06.2018 tarihinde sistemsel çıkış yapılan 103 adet çek dava tarihi itibarı ile mer'i olduğunu, bu çekler yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğini, ileri sürerek açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.  Hükme esas alınan 03.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği üzere dava dışı asıl borçlu şirkete verilmiş olan 275 adet çek yaprağından 172 adedinin ödenmiş olduğu, 102 adedinin iptal edilmiş bulunduğu, dolayısıyla müşteri nezdinde takip tarihi itibarıyla 08.05.2012 tarihinde verilmiş olan bir adet çek yaprağının kalmış olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda ayrıca sorulduğu halde \"temlik eden bankaca 102 adet çekin hangi tarihte iptal edildiğinin bildirilmediğini, bu durum karşısında bu çeklerin ihtar tarihi ile takip tarihi arasında iptal edilmiş olduğunun kabul edildiği belirtilerek davalı kefillerden takip tarihi 16.05.2016 tarihi itibarıyla iade edilmeyen bir adet çek yaprağının bulunduğu tespit edilmiştir. İade edilmeyen çek yaprağının ise .... seri nolu çek karnesine ait 08.05.2012 tarihinde verildiği belirlenmiştir. <br>\t Bilindiği üzere kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat niteliğindedir.  Bu niteliği gereğidir ki kefil açıkça çek bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanması uygun olacaktır. Bu durumda davaların müteselsil kefil olarak imzaladıkları 02.05.2006 tarihli, 30.07.2007 ve 28.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinde açıkça çek bedelini depo etme yükümlülükleri bulunmadığından depo talebinden kefillerin sorumlu olmadığının kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.03.2020 tarihli ve 2017/11-36 Esas- 2020/290 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. O halde ilk derece mahkemesince davalı kefillere karşı, dava dışı asıl borçlu şirkete  02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL limitli, 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 ... limitli ve 28.03.2012 tarihli ve 500.000,00 TL limitli  genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan çek karnesi sebebiyle iade edilmemiş çek yapraklarından doğan çek depo bedelinin talep edilemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Temlik eden banka vekili 28.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde çek garanti sorumluluk tutarının depo edilebileceğine dair anılan genel kredi sözleşmesinin 22. Ve 23. Maddelerindeki hükmün uygulanabileceğini iddia etmiş ise de, dava ve takip konusu çek karnesinin verildiği dayanak anılan kredi sözleşmelerinde davalı kefillerden depo talebinde bulunulabileceğine dair açık hüküm bulunmadığına ve sonraki tarihli genel kredi sözleşmesindeki depo hükmünün geriye doğru daha önceki tarihli genel kredi sözleşmelerine de teşmil edilmesi mümkün olmadığına göre temlik eden banka vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. <br>\t Sonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; temlik alan davacı vekilinin, istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdikleri itirazların  yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İstinafa başvuran temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri gereği istinafa başvurusunda haksız çıkan davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf maktu karar harcından başlangıçta peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL'nin  temlik alan davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında temlik alan davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,  varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/10/2023<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e9669e9d7773483","SID":"7196851d32a442e4"}}