{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1262 Esas<br>KARAR NO: 2023/1643 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/03/2021<br>NUMARASI: 2021/11 E. -  2021/53 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili şirketin 1976 yılından beri ... kelimesini ticaret unvanında kullandığını, müvekkili üniversitenin 1997 yılından kurulduğunu, yapılan tanıtımlar sonucu müvekkili markasının tanınmış marka haline geldiğini, davalının müvekkilleri ile aynı ticari faaliyetleri yürüttüğünü, bu sebeple halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunduğunu, davacılar ile davalı arasında ... ibaresinin kullanımı konusunda 1992 yılından beri hukuksal ihtilaf bulunduğunu, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, \"...\" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacının markasını kötüniyetli şekilde kullandığını, davaya konu markaların fiilen kullanılmadığını belirterek, bu nedenle davalı tarafından davacıların ticari unvanı, tescilsiz markalarına yapılan tecavüzün öncelikle ihtiyati tedbirli olarak durdurulmasını, dava konusu markaların; gerçek ve üstün hak sahibinin bir numaralı davacı olması, dava konusu markaların bir numaralı davacının ticari unvan ve tescilsiz markasıyla ayniyet ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer/taklit olması, ... (...) markasının aynı zamanda iki numaralı davacının tescilsiz markası (...) ve ticari unvanını (...) ayırt edilemeyecek kadar benzeri/taklidi olması, dava konusu markaların tamamının kötüniyetle alınmış olması, davaya konu markaların bazılarının, tanımlayıcı olmayan ve genel kavram olup ayırt edicilik özellikleri bulunmaması nedenleriyle davalı adına tescilli ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\", ... \"...\" markaların hükümsüz kılınmasına, sicilden terkinine, dava konusu markaların; ticari etki yaratacak şekilde fiilen kullanılmaması nedeniyle iptal edilmesine, sicilden terkinine, davalının, “...” kelimesini içeren kelimeleri kullanması ve davaya konu markaları kötüniyetle tescil ettirmesinin ve yukarıda açıklanan davranışlarının haksız rekabet, kötüniyet ve marka hakkına ihlal oluşturduğunun tespitine, davalı aleyhine verilecek kararın ilgili resmi kurumlara tebliği ve kamuya ülke genelinde yayın yapan gazete ile duyurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin \"...\" ve \"... esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, markalarını tescil ettirdiği mal ve hizmetler kapsamında kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığını, müvekkilinin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan aldığı izinle dava konusu ibareyi kullandığını, bakanlık iznine istinaden var olan kullanımın hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin kanuni sınırlar içerisinde yapmış olduğu davranışların hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra ikame edildiğini, davacının müvekkili tescilli markasına uzun yıllardan beri sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkilinin \"...\" ve \"...\" esas unsurlu markalarını uzun yıllardan beri tescil ettirerek kullandığını ve ayırt edicilik kazandırdığını, \"...\" ibaresinin ilk olarak 1979 yılında ... tarafından kullanıldığını, daha sonra marka hakkının ... ve ...'e devredildiğini, müvekkilinin \"...\" markasını kullanmak suretiyle tanınmış bir marka haline getirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>KARŞI DAVA:Davalı vekili karşı dava dilekçesinde;  müvekkili şirketin ticaret unvanının kök unsuru olan uzun yıllardan bu yana kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı \"...\" ibareli markasını hem eğitim faaliyetlerinde, hem de basılı evraklarda uzun yıllardan bu yana nizasız ve fasılasız surette kullandığını, davacı yan adına TPE nezdinde tescilli olan markalarını tescile uygun şekilde kullanmayarak haksız kazanç temin ettiğini, nitekim internet üzerinde davacı yanın adına tescilli olan markalarının kullanımları incelendiğinde \"...\" ibaresini ön plana çıkarmaya çalıştıklarını, davacının müvekkilinin markalarına benzeterek markasını kullanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, haksız kazanç temin ettiğini belirterek, bu nedenle davacı-karşı davalı yanın, adına tescil edilen markaları olmak tescil edildiği şekilden farklı olarak kullanılarak müvekkili şirketin 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan haklarına tecavüz olmak üzere haksız rekabet  teşkil eden işbu eylemlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle haksız tecavüzün giderilmesine, davacı-karşı davalı yan adına usul ve yasaya aykırı surette tescil edilen markaları tescil edildiği şekilden farklı olarak kullanarak müvekkili şirketin 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan haklarına tecavüz olmak üzere haksız rekabet teşkil eden davacı-karşı davalı yanın taklit ve tecavüz mahsulü ürünlerine, basılı evrakına, ambalajlarına, faturalarına vb evraklarına el konulmasına, tabelalarının kaldırılmasına internet alanında kullanımının durdurulması hususunda davalı yana tebligat yapılmaksızın dosya üzerinden öncelikle teminatsız olarak işbu talep kabul edilmediği takdirde teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı-karşı davalı yanın müvekkili şirketin 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan haklarına tecavüz olmak üzere haksız rekabet teşkil eden davacı-karşı davalı yanın taklit ve tecavüz mahsulü ürünlerine,  basılı evrakına,  ambalajlarına, faturalarına vb evrakları ile tabelalarından \"...\" ibaresinin silinmesine, silinmesi mümkün değilse imhası ile her türlü internet alanından çıkartılmasına, müvekkili şirketin büyük emek ve zaman harcayarak, tanıttığı markasının toplumda edindiği bilinirlik ve tanınırlıktan haksız ve hukuka aykırı surette faydalanmaya çalışan davacı-karşı davalı yanın http://www...tr/ ve  htp://www...tr/ alan adlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>KARŞI DAVAYA CEVAP: Davacı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; \"...\" kelimesi üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğuna dair kesinleşmiş kararların olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin kullanımlarının daha eskiye dayandığını, ... A.Ş.'nin 11/03/1976 tarihinde kurulduğunu ve \"...\" ibaresini aktif olarak kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI: Bakırköy 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/03/2021 tarihli  2021/11 E. -  2021/53 K. sayılı kararıyla; \"...Mahkememizce kesinleşmesi bekletici mesele yapılan işbu davanın tarafları arasında davalı adına tescilli \"...\" ve \"...\" şeklinde olan ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü talebiyle açılmış İstanbul 1.FSHM'nin 12/82 esas sayılı dosyasında Y.11.HD.'nin 03/07/2009 tarihli ilamı ile \"...\" ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davacının kullanıma sessiz kalmaması ve davalının kötüniyetle tescili nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak düşümü olmadığı yönünde yapılan tespitler ile kararın bozulduğu; mahkemenin direnme kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/11-59 e. 2011/271 k. Sayılı ilamı ile \"(davalı tarafından yapılan esaslı yatırım sonucunda dava konusu markaların üniversiteye hazırlık kursları veren dershane hizmetleri yönünden davalıyla işletmesel bağı gösteren bir ayırt edicilik vasfına sahip olduğu ve tüketiciler nezdinde davacının özel okullar için tanınmış hale getirdiği ... ibareli tescilsiz markasıyla iltibas yaratmayacağı görüşünün açıklandığı kararda 556 sayılı KHK'nin 7/son ve 42/son maddelerinin uygulanmasına yönelik bir gerekçe oluşturulmadığının anlaşıldığı zaten  7/son ve 42/son maddelerinin somut uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığı; çünkü davacının 7/1B bendinde düzenlenen bir hakka dayanmayıp aynı kararnamenin 8/3 maddesinde düzenlenen tescilsiz kullanıma dayalı öncelik ve üstün hakkına ve aynı KHK'nin 8/5 maddesinde düzenlenen tescilli ticaret unvanından kaynaklanan sınai hakkına dayandığı böyle bir durumda 7/son ve 42/son maddelerinin eldeki davada uygulanmayacağı \" belirtildikten sonra bu konuda yerel mahkeme kararıyla daire kararı arasında aykırılık bulunmadığı belirtilerek  sessiz kalma ile hak düşümünün söz konusu olup olmadığı tartışılmış ve sonuç olarak \" Davalının tescilsiz marka kullanımına başladığı 1979 yılı ile tescil başvurusunun yapıldığı 1998 yılları arasındaki sürenin davacı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açıp açmadığını Türk Ticaret Kanununun 56. maddeleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği davalının ... ibaresini ticaret unvanında ayırt edici unsur ve aynı ibareyi tescilsiz marka olarak kullandığı 1979 ve 1998 döneminde taraflar arasındaki davalarda verilen kararların bu davada kesin hüküm ya da kesin delil oluşturmamakla beraber davalı faaliyetlerinin aynı zamanda Türk Ticaret Kanununun 57/5 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğu hususunda güçlü delil oluşturduğu bu nedenle hak düşümünün söz konusu olmadığı gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlgili mahkemece yukarıda anılı Hukuk Genel Kurulunun kararından sonra yapılan yargılama neticesinde \"...\" markası üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunmadığı ve davalının en başından beri kötüniyetli olduğu yönündeki tespitler ile davacının hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmiş ve bu karar Yargıtay denetiminden geçerek 20/01/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre Yargıtay 11.H.D.'nin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Yerel Mahkemenin kesinleşen kararları ile \"...\" markası üzerinde davacının önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunun kabulü gerekir. Davalının işbu davaya konu markaları ise yine \"...\" esas unsurlu seri markalar mahiyetindedir. Bu durumda \"...\" markasının kötüniyetli tescil edildiğinin ve bu kelimede öncelik hakkının davacıya ait olduğunun yargı kararı ile kesinleşmesi karşısında aynı kelime markasını ihtiva eden seri nitelikteki diğer markalarda da davacının hak sahipliği ile davalının kötüniyetli tescilinin kabulü gerekir. Yine aynı kesinleşen kararlar ışığında da davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının hükümsüzlük davasının kabulüne,  dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK'ya göre tescile dayalı kullanımlar tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağından haksız rekabet davasının reddine, karşı davanın ise reddine karar vermek gerekmiştir. Kullanılmama nedeniyle iptal davası yönünden ise dava tarihi itibariyle 556.sayılı KHK'nın 14.maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 14.12.2016 tarihli, 2016/148 e., 2016/189 k. Sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş olması nedeni ile reddine dair; -Davacının davaya konu ve davalı adına tescilli markaların kullanılmama nedeni ile iptali davasının 556 sayılı KHK'nin 14.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 14/12/2016 tarih 2016/148 esas, 2016/189 karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş olması nedeniyle REDDİNE, -Davacının hükümsüzlük davasının KABULÜ ile; -Davalı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescilli markaların kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne, -Davalının dava tarihine kadar kullanımlarının tescilli markalara dayalı olması nedeni ile dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 556 sayılı KHK'ya göre haksız rekabet oluşturmayacağından haksız rekabetin tespiti talebinin REDDİNE, -Hüküm özetinin masrafı davalı taraftan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, -Karar kesinleştiğinde davaya konu markaların sicilden terkini için TPMK'ya müzekkere yazılmasına, -Karşı davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacılar-karşı davalılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; kötüniyet nedeniyle dava konusu markaların hükümsüzlüğü yönünden oluşturulan kararın bu kısım yönünden onanmasını, Hükümsüzlük taleplerinin sadece “KÖTÜNİYET” kapsamıyla sınırlı olmaması, ayrıca “ilk kullanan ve gerçek hak sahipliği” ile bir kısım marka içinse “genel kavram” yönünden de hükümsüzlük talepleri olmasına rağmen, gerekçeli kararda bu hususlarda hüküm kurulmadığı, eksik inceleme yapılarak, eksik hüküm verildiği, Haksız rekabetin reddi yönünde oluşturulan kararın fiili ve hukuki duruma aykırı olduğu, aynı zamanda taraflar arasında görülen ve kesinleşen diğer kararlarla çelişmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu, Kullanmama nedeniyle iptal taleplerinin 556 Sayılı KHK’nin ilgili düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptali nedeniyle reddine karar verilmişse de, uluslararası hukuka göre Mahkemece değerlendirme yapılması gerektiğini, dava konusu markaların pek çoğunun fiilen kullanılmadığının ispatlandığını, Mahkeme aksi kanaatteyse davanın reddedilmesinin kendilerinden kaynaklanmadığından bu kısım nedeniyle aleyhlerine hükmedilen “vekalet ücretinin” düzeltilmesini,Davalı-karşı davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin “....” markası üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu, Müvekkilinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın izni ile yaptığı marka kullanımının ve faaliyetlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, İlk derece mahkemesince dosya kapsamındaki beyanlar, belge ve dokümanlar, bilirkişi raporları ve sair içeriğin incelenmediğini, somut olayın dikkate alınmadığını ve yalnızca önceki tarihli kesinleşmiş bir karara dayanarak karar verildiğini,  işbu kararın somut olaya niçin emsal teşkil edebileceğinin, müvekkilinin markalarının tescilinde kötüniyetli olduğu kanaatine her marka için hangi sebeple varıldığının açıklanmadığını, Yine açtıkları karşı davasının hangi gerekçelerle reddedildiğinin açıklanmadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının müvekkilinin aleyhine kısımlar yönünden bozulmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER: Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen marka tescil kayıtları incelendiğinde; ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markası 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, 24/04/1998 tarihinde tescil edilen ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, 10/06/1998 tarihinde tescil edilen ... tescil numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41 ve 42. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı\" ...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı\" ...\" markasının 41 ve 42. sınıflarda, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta, ... numaralı \"...\" markasının 41. sınıfta davalı-karşı davacı adına tescilli oldukları, ..., ... ve ... başvuru numaralı markalarının başvuru aşamasında oldukları, yargılama sırasında ... numaralı \"...\" markasının 16. ve 41. sınıflarda tescil edildiği tespit edilmiştir. Davalı-karşı davacıya ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 08/01/1991 tarihinde tescil edildiği, önceki unvanlarının ... Ticaret limited Şirketi ve ... limited Şirketi olduğu tespit edilmiştir.Davacı-karşı davalı ... A.Ş.'nin ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 11/03/1976 tarihinde tescil edildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 18/06/2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda;  \"...davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin tespit edilen markasal kullanımları ve bu kullanımların hangi mal ve hizmetler bakımından gerçekleştiğinin tespit edildiği, bu kullanımlar dışında kalan mal ve hizmetler bakımından dava tarihinden geçmişe yönelik 5 yıllık süre içerisinde markasal kullanımların bulunmaması sebebiyle dava konusu markaların MarkaKHK m.14 uyarınca iptaline karar verilebileceği, davacının üstün hak iddiasına yönelik kullanımlarının davalı marka tescillerinden önceki tarihlerde özellikle \"okul hizmetleri\" \"eğitim öğretim hizmetleri\" alanlarında yoğunlaştığı, bu kullanımlarda \"...\" \"...\" \"...\" ibarelerinin kullanıldığı, karşı davalının iş evrakında ve internet sitelerinde gerçekleştirdiği bu kullanımları, karış davacının ... ..., ... ... markalarından kaynaklanan haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, karşı davalının şirketin ticaret unvanı dikkate alındığında, ticaret unvanının ayırt edici unsurunu kullanarak alan adı tescili ve kullanımı hukuka uygun kullanım olarak değerlendirilebileceği, bu sebeple söz konusu internet sitelerinin alan adlarının, karşı davalının ticaret unvanından kaynaklanan hakları kapsamında olduğu\" hususlarını tespit ve rapor ettikleri görülmüştür. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 03/03/2017 tarihli ek raporda; İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 03/03/2017 tarihli ek raporda; \"...davalı-karşı davacı adına tescilli ... numaralı markanın “Sürücü eğitim hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “okul hizmetleri, öğretim hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “okul hizmetleri, öğretim hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “okul hizmetleri, öğretim hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “okul hizmetleri, öğretim hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “yayıncılık hizmetleri, dergi yayımlama hizmetleri, kitap yayımlama hizmetleri, gazete yayımlama hizmetleri” için kullanıldığı, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetler için kullanılmadığı, ... numaralı markanın “eğitim öğretim hizmetleri ve yayımcılık hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ... numaralı markanın “eğitim öğretim hizmetleri ve yayımcılık hizmetleri” için kullanıldığının tespit edildiği, tescilli olduğu diğer mal ve hizmetlerde kullanımının tespit edilemediği, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli oldukları mal ve hizmetler için kullanımlarının tespit edilemediği, davalı ... Tic. LTd. Şti'nin tek tek marka tescil kayıtları üzerinde gerçekleşen kullanımlar ve kullanımı bulunmayan mal ve hizmetlerin her bir marka için ayrı ayrı gösterildiği, davalı tarafın \"Eğitim ve öğretim hizmetleri\" bakımından ... markasını 1980'li yıllardan itibaren kullandığı, bu kullanımların davalı şirket adına değerlendirilmesi hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu\" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/82 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ... olduğu, asıl davanın davalı markalarının hükümsüzlüğü, ticari unvan ve unvan ile bağlantılı haksız rekabet talebine yönelik olduğu, karşı davanın ise karşı davalının karşı davacı adına tescilli markalara yapılan tecavüzün tespiti ile durdurulması ve tazminat talebine yönelik olduğu, yapılan yargılama sonunda; davacının ticari unvan ve unvan ile bağlantılı haksız rekabet iddialarının derdestlik itirazı nedeniyle açılamamış sayılmasına, davalı adına tescilli ... ve ... nolu markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği, hükmün 20/01/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>G E R E K Ç E:Asıl dava marka hükümsüzlüğü, marka iptali, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası, karşı dava ise marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile alan adının iptali davasıdır.Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı-karşı davacı vekilinin karşı davayla ilgili ilk derece Mahkemesince karşı davanın reddine karar verildiği halde, bu konuda bir gerekçe yazılmadığına ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında karşı davanın neden reddedildiğine dair bir gerekçe yazılmadığı, bu durumun mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğine ilişkin HMK’nun 297. maddesine aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmakla, taraf vekillerinin diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin, davalı-karşı davacının karşı davayla ilgili bu husustaki istinaf talebinin kabulüne, ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, yargılamaya devam olunarak, karşı davanın reddine ilişkin kararın gerekçeli olarak yazılması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı-k.davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile,  6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince,  BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 17/03/2021 tarihli 2021/11 E. -  2021/53 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıdaki gerekçede işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı-k.davacının istinaf talebi kabül, davacılar-k.davalıların istinaf talebi bu aşamada değerlendirilmediğinden istinaf peşin harçlarının talepleri halinde istinaf kanun yoluna başvuranlara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacılar-k.davalılar avansından kullanıldığı anlaşılan; 13,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 6,50 TL'sinin davalı-k.davacıdan alınarak davacılar-k.davalılara verilmesine, b)Davalı-k.davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 93,60 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 46,80 TL'sinin davacılar-k.davalılardan alınarak davalı-k.davacıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 03/11/2023 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efb619af818e4917","SID":"142a16828fd13f48"}}