{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1675 <br>KARAR NO: 2023/1676<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26.12.2018<br>NUMARASI: 2016/1255 E. - 2018/1292 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında \"Ankara ili, Altındağ ilçesi, ... Mahallesinde kain, tapuda... ada, ... parselde kayıtlı\" taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işleticiliği hususunda 27/06/2013 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve yine aynı tarihli protokol akdedildiğini, davalı tarafın Bayilik Sözleşmesi ve protokole ilave olarak düzenlediği ürün alım taahhütnamesi ile; anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere; ilk üç yıl asgari 5.835 ton, 4.yıl 18.746 ton, 5.yıl 11.347 ton beyaz ürünü ... den almayı, eksik kalan ton üzerinden 14 USD tutarınca kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşmenin 17/08/2015  tarihine kadar  yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü uyarınca bu dönemde 12.485 ton ürün alması gerektiğini ancak 3.277 ton ürün alımında bulunduğunu, bu kapsamda davalının eksik aldığı 9.208 ton ürün için 128.912,00 USD kar kaybı borcunun doğduğunu, beyanla fazlaya dair tüm dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 128.912,00 USD kar mahrumiyeti alacaklarından şimdilik 1.000,00 USD sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili savunmasında özetle;  tarafların sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabileceklerini ancak davacı tarafın sözleşmenin devamı süresince çekince koymadan ifaya devam etmesi nedeniyle oluşan güven ve dürüstlük ilkesi gereğince önceki yıllara ait ceza koşullarını talep edemeyeceğini, davaya konu sözleşmede sözleşmeden doğan tüm borçların sözleşmenin feshi halinde talep edilebileceğinin düzenlendiğini, dava tarihi itibariyle sözleşmenin fesih süresinin henüz dolmadığını ve sözleşmenin feshedilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... taraflar arasında 27/06/2013 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiği, sözleşme ile davalının, Ankara ili, Altındağ ilçesi, ... Mahallesinde kain, ... ada, .. parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun bayi olarak işletilmesini üstlendiği, aynı tarihte imzalanan ürün alım taahhütnamesinde davalının, birinci yıldan başlamak üzere ilk üç yıl asgari 5.835 ton, dördüncü yıl 18.746 ton, beşinci yıl 11.347 ton beyaz ürünü münhasıran davacıdan alacağı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık sürenin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD karşılığı Türk Lirası tutarında kar mahrumiyeti ödeyeceğinin kabul edildiği, tarafların 07/07/2015 tarihli protokol ile aralarında imzalanan tüm sözleşmeleri feshettikleri, taraflar arasındaki ihtilafın davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle ürün alım taahhütnamesine göre sözleşme süresince eksik alınan ürün miktarı nedeniyle kar mahrumiyeti talep etmesinden kaynaklandığını, Yargıtay'ın konu ile ilgili içtihatlarında  \"...Uzun süreli akaryakıt sözleşmelerinde taahhüde aykırı davranış sebebiyle her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi için takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince ( ihtirazi kayıt ) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlı olup bunlar yapılmaksızın müteakip yılın ifası gerçekleşmişse bir önceki yıla dair cezai şart talep edilemez. (19. Hukuk Dairesi, E. 2017/2369, K. 2018/3447, T. 20.6.2018) \" gerekçesiyle, bu gibi hallerde sözleşme yürürlükte iken yıllık periyotlar sonunda bir talepte bulunulmadan ürün satılmasına devam edilmesi halinde yalnızca son yıla ilişkin talepte bulunulabileceği, geçmiş bütün dönem yönünden talepte bulunulmasının TMK'nın iyi niyet kurallarına da aykırılık teşkil edeceğinin kabul edildiği, davacının, davalıya 27/06/2013 tarihinden 27/06/2015 tarihine kadar geçen iki yıllık periyotta herhangi bir ihtarda ve talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu nedenle bu yıllara ilişkin olarak kar kaybı talep edemeyeceği, fesih protokolünde de davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğine dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 27/06/2015 ila 17/08/2015 tarihleri arasında 11.166,76 TL kar mahrumiyeti talep edebileceği anlaşılmış ancak taleple bağlı kalınarak 3.544,60 TL'nin dava tarihinden önce temerrüt gerçekleşmediğinden, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilerek...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankasının bir yıl vadeli USD ile açılmış mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   karar  verilmiştir. Bu karara karşı,  davalı  vekilince istinaf, davacı vekilince katılma yoluyla başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taahhütnamenin 3. Fıkrasında belirlendiği gibi bu tip sözleşmenin yıllık anlaşma dönemleri halinde olduğunu, davacının emsal Yargıtay Kararları gereğince çekince konulmamış olmaması sebebiyle kar kaybı talep edilemeyeceğinden bilirkişiden dönemler için tekrar rapor alınmasına gerek olmadığını, rapordaki aleyhe kısımları kabul etmediklerini, emsal kararlar ile müteakip yılın ifasına başlanmış ifa öncesi bir önceki yıla kadar ceza koşulu konusunda çekince konulmamış ise artık ceza koşulunun istenemeyeceğini, eksik alıma rağmen davacı tarafın cezai şart hakkını saklı tutmayıp bu yönde itirazı kayıtta bulunmadığından yani çekince koymadan müvekkiline mal satışına devam etmiş olduğuna göre bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenemeyeceğini iddia ederek, emsal kararlara göre mahkeme ilamının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinde yer alan TBK 179/2.maddeye atıfla tedarikçinin her yıl ürün vermeye devam etmeden çekince koymasına gerektiğine ilişkin içtihadın somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığını, TBK'nın 179/2 madde hükmünün emredici nitelikte olmadığı ve taraflar arasında aksi yönde hüküm öngörebileceğinin açıkça ifade edildiğini, huzurdaki davaya konu ürün alım taahhütnamesinde aksi yöndeki hükmün geçerli şekilde kararlaştırılmış olması karşısında davalının iddialarının somut olaya uygun olmadığını, huzurdaki dava konu talebin ifayı içermediğinin açık olduğunu, davalının hukuka aykırı ve haksız şekilde süresinden önce sözleşmeye feshetmesi sonucunda verilen taahhüde göre hesaplanacak kar mahrumiyeti alacaklarının talep edildiğini, davalı iddialarının açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş ise de kısmi olarak yöneltilen talebin talep bakımından verilen karar gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki açık taahhütname hükümlerinin varlığı dikkate alınmaksızın kar mahrumiyet talebi bakımından çekince konulması gerekliliğinin geçerli şekilde kaldırılmış olmasına rağmen müvekkili tarafından daha önce çekince konulmamasını iyi niyet kurallarına aykırı bulan mahkeme değerlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ederek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, standart bayilik sözleşmesi ve eki ürün alım taahhütnamesi kapsamında kâr mahrumiyetinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekilerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, bayilik sözleşmesinin varlığı ile eki protokol ve ürün alım taahhütnamesinin varlığı  konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafın kâr mahrumiyet talebinin yerinde olup olmadığı ile mahkemenin kabulünün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.  Dosya kapsamından, taraflar arasında davalı şirketin bayi olduğu 27.06.2013 tarihli 5 yıl süreli  standart bayilik sözleşmesinin kurulduğu, sözleşmenin 1.maddesinde bayinin mülkiyetini ve/veya münhasıran kullanım hakkını haiz bulunduğu, Ankara ilinde Altındağ ilçesinde ... parsel sayılı gayrimenkul üzerinde kurulu bulunan Akaryakıt satış ve servis satışından münhasıran davacı şirketin mallarını ve yazılı olarak belirlediği malları kendi nam ve hesabına satmayı bulundurmayı kabul ve taahhüt ettiği, bayilik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası olarak protokolün düzenlendiği, ürün alım taahhütnamesinde 1.yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere ilk 3 yıl asgari 5.835 ton 4.yıl 18.746 ton 5.yıl 11.347 ton ürünü satın almayı bayinin kabul ve taahhüt ettiği, satın alma taahhüdünü her 1 yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediği takdirde taahhütnamenin ( a) bendinde anlaşma süresinin hitamında ve/veya her 1 yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 USD tutarın satış kuru üzerinden TL karşılığı kar mahrumiyeti ödemeyi( c) bendinde söz konusu kar mahrumiyeti miktarının davacı tarafından her 1 yıllık anlaşma döneminin hitabında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği veya( d) bendinde anlaşmanın hitabında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa sona ermesine müteakip davacı tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği ve diğer hususlara yer verildiği, taraflar arasında, 07.07.2015 tarihli adi yazılı şekilde fesih protokolü düzenlendiği, protokolün 1.1 maddesinde fesih protokolünün imzasından önce akdedilen tüm anlaşmalarının ve eklerinin fesih protokolünün tarihi ve imzası itibariyle feshedilmesine karar verildiği hususunun yer aldığı, davacı şirketin ürün alım taahhütnamesi gereğince davacı şirketin sözleşme kapsamında eksik almış olduğu ürün miktarı için kar mahrumiyeti talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmıştır. 21.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı vekili tarafından incelemeye sunulan 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yanın incelemeye gelmediği, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davalının taahhüdü uyarınca ilgili dönemde 12.485 ton ürün alması gerektiği ancak davacı yanın incelenen ticari defterlerinde davalının ilgili dönemde 3.277 ton ürün alımında bulunduğu, bu kapsamda davalının eksik aldığı 9.208 ton ürün için 128.916,00 USD (453.359,78 TL) kar kaybı borcunun olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından davanın kabulü talep edilmiştir.Davalı vekili ise yargılama aşamasında ilk defa rapora karşı dilekçeyle birlikte beyanda bulunarak, emsal kararlar gereğince müteakip yılın ifasına başlandığı ve ifa öncesi bir önceki yıla ait ceza koşulu konusunda çekince konulmamış ise artık ceza koşulunun istenemeyeceğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının 27.06.2013 tarihinden 27.06.2015 tarihine kadar geçen iki yıllık periyotta herhangi bir ihtarda talepte bulunmaksızın sözleşmeye devam ettiği, bu yıllara ilişkin kar kaybı talep edemeyeceği, fesih protokolününde davalının tüm dönem için kar kaybı ödeyeceğini dair bir taahhütte bulunmadığı, davacının ancak 27.06.2015 ile 17.08.2015 tarihleri arasında kar mahrumiyeti talebinde  bulunabileceği gerekçesiyle taleple bağlılık ilkesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 27.06.2013 tarihli bayilik sözleşmesi 07.07.2015 tarihli fesih pTaraflar arasında imzalanan 27.06.2013 tarihli bayilik sözleşmesi 07.07.2015 tarihli fesih protokolü ile sonlandırılmıştır. Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre dava konusu sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Hukuki niteleme mahkemeye ait olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen  ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. (BK. md. 158/II) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan burada bu tür ceza koşulu üzerinde durulması gerekmektedir. TBK'nın 179/II maddesine göre; “Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici nitelikte olmayıp, taraflarca aksi kararlaştırılabilir. TBK'nın 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı,  ceza  koşulunu  isteme  hakkından  açıkça  vazgeçmişse  artık  bu  yönde bir  talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Taraflar arasında imzalanan standart bayilik sözleşmesinin eki ve ayrılmaz bir parçası olarak imza edilen protokolün 12. Maddesinde protokol hükümlerinin ihlali düzenlenmiştir. 12.maddenin 2.bendinde protokolü,  standart bayilik anlaşması ve eklerinin ... tarafından açıklanan şekilde feshedilmesi ve/veya bayinin anlaşma ve eklerine 9.maddede yazılı sürelere riayet etmeksizin feshetmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde a fıkrasında protokol ve bayilik anlaşmasından  doğan borçları ile bakiyenin herhangi bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın muaccel olacağı, b fıkrasında, ...'in fesih sebebiyle maruz kalacağı bilcümle zarar ziyanı karşılamayı, c bendinde ...'e standart bayilik anlaşmasından kaynaklanan tüm hakları ve diğer cezai şartları talep hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinde 250.000,00 USD miktarında cezai şartı, son bentte ise, ...'in diğer zarar ziyan, kar mahrumiyetinin anlaşmanın diğer hükümlerinde yer alan cezai şart ve tazminat haklarının ayrıca saklı tutulduğu, bayinin iş bu maddede yazılı cezai şartın ...'in fesih sebebiyle uğradığı/uğrayacağı zararlardan kar mahrumiyet miktarından mahsup edilmeyeceğini kabul ettiğine yer verilmiştir.  Yine taraflar arasındaki “Ürün Alım Taahütnamesi”nde; “...birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, ilk (3)) yıl asgari 5.835 ton, 4.yıl 18.746 ton, 5.yıl, 11.347 anlaşma süresince toplam 47.598 ton beyaz ürünü (kurşunsuz benzin+normal benzin+motorin) mühasıran  ...’den yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul/ve taahhüt ederiz. Yukarıda beyan ettiğimiz satın alma taahhdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getirmediğimiz takdirde,  (a) anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 14 Usd tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi, (b) işbu taahhütnameye aykırılığın münakit anlaşmalarında ihlali olarak değerlendirilebileceğini, (c) söz konusu kar mahrumiyetin miktarının ... tarafından her bir yıllık anlaşma döneminde veya bizzat belirleceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini veya, (d) anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sonaermesini müteakip ... tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini...\", (g) bendinde, \"...  AŞ'nin anılan kar mahrumiyet tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi...” denilmiştir. Bu durumda, sözleşmedeki cezai şart, ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup cezai şart, szleşme dönemi içinde doğmuş olan cezai şart alacağı sözleşmenin feshi hâlinde de talep edilebilir. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü''ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart), 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158/II. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/II.) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğindedir. Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4521 Esas, 2021/7202 16.12.2021 tarihli ilamında;\"... Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine ek olarak akdedilen ürün alım taahhütnamesinin g bendinde, davacının eksik alıma dayalı cezai şart alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlenmiştir. Bu durumda TBK'nın 179/2 maddesine göre, bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden, dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde bulundurularak hesaplanacak cezai şart alacağına hükmedilmesi gerekmekteyken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir...\" gerekçeye yer verilmiştir. Yine emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3482 Esas, 2023/2662 Karar ve 03.05.2023 tarihli ilamında da benzer yönde değerlendirme yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve emsal Yargıtay ilamları gereğince yukarıda yer verilen taraflar arasında  imzalanan bayilik sözleşmesinin eki olarak kabul edilen ürün alım taahhütnamesinin (g) bendinde kâr mahrumiyet tutarının mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilebileceği belirlenmiştir. Bu durumda, TBK'nın 179. maddesinin 2. fıkrasına göre cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazı kayda gerek bulunmayacağından davalının ilk akaryakıt alım tarihi olarak kabul edilen 27.06.2013 tarihinden dava tarihine kadar 3 dönemden fazla bir süre geçmiş ise de dava konusu sözleşme 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığından ve fesih tarihinde henüz cezai şarta ilişkin son yıllık ürün alım süresi gerçekleşmediğinden, ilk iki yıllık cezai şart  alacağı talebinin yerinde olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Taraflar arasındaki üçüncü bir yıllık dönem  27.06.2015 tarihinde başlamış ve bir yıllık dönemin sona ereceği tarih 27.06.2016 olmakla birlikte sözleşme sürenin bitiminden önce 17/08/2015  tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle eldeki davanın açıldığı tarih itibarıyla üçüncü bir yıllık dönem içinde davacının cezai şart alacağının doğmadığı  anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntısıyla açıklanan  değerlendirmelere göre; davacının ilk bir yıllık dönem için 60.641,91 USD, ikinci bir yıllık dönem için 57.107,58 USD olmak üzere 117.749,49 USD  ve ceza koşulu alacağını talep etme hakkının bulunduğu belirlenmiştir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde 128.912,00 USD  olduğu belirtilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı alacağının  bu miktar olduğunun kabulü gerekir. Ancak eldeki dava kısmi dava olup şimdilik 1.000,00 USD talep edildiğinden, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yukarıda yer verilen emsal Yargıtay kararları ve taraflar arasındaki sözleşme ile ürün alım taahhütnamesi kapsamında yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarında açıklanan gerekçelerle; A-Davalı  vekilinin istinaf başvurusu  yönünden: -Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından sarfedilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, B-Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile 1.000,00 USD alacağın dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,2-Alınması gerekli 269,85 TL harçtan , peşin alınan 60,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 209,31 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafından harcanan 600,00 TL bilirkişi ücreti, 175,50 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 775,50 TL yargılama gideri ile 89,74 TL ilk harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.544,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Taraflarca yatırılan gider avansından kalan kısımların, karar kesinleştiğinde iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya  iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 148,60 TL başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine  dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 19.10.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9d132409a412754","SID":"12f0b1e328dd9ec6"}}