{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/813 <br>KARAR NO: 2023/1593<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/01/2021<br>NUMARASI: 2017/45 Esas - 2021/43 Karar<br>DAVA: Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, tarafların dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin %50 payına sahip ortakları olduğunu, davacının Temmuz 2010 tarihinde ortak olduğunu,  davalının şirketi tek başına temsil yetkisinin bulunduğunu,5.3.2012 tarihine kadar sürdürdüğünü, davalının yaptığı usulsüz işlemler yönünden sorumluluktan kurtulmak için 5.3.2012 tarihinde tanımadığı ve muvafakati olmayan ... isimli şahsa payını devrettiği, 6.3.2012 tarihinde ... ile davalının bir araya gelerek davcının imzasını taklit ederek davalının imzasının bulunmadığı ... nolu 6.3.2012 tarihli ortaklar kurul kararının alındığını, davalının tek başına temsil yetkisinin olduğu 2010-2011  yıllarında hayali alım satım ve faturalar düzenlemek sureti ile şirket üzerinden haksız kazanç sağlandığını, Vergi Denetleme Kurulu tarafından 2011 yılına ait inceleme sonucu vergi ziyaı cezalarının kesildiğini, cezaların sebebinin davalının usulsüz işlemleri  olduğunu, ancak ortak olması nedeniyle 33.018,91-TL'yi yapılandırarak ödemek durumunda kaldığını, sorumluluğun davalıya ait olduğunu ileri sürerek 33.018,91-TL'nin dava tarihinden faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili,  davacı iddialarının doğru olmadığını, 5.3.2012 tarihinde kendisine ait olan %50 hissesini ...'e devrettiğini, 6.3.2012 tarihli ... nolu ortaklar kurul kararı ile devir işlemi kabul edilerek pay defterine işlendiğini,şirket müdürlüğünden istifa etmesi nedeniyle kendisinin çıkarıldığını, o tarihe kadar şirket  müdürü görünmekte ise de aslında şirketin tüm işlemlerinin davacının eşi ... tarafından yürütüldüğünü,  İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin  2013/274 Esas sayılı dosyasında  kendi şirketinin iflası ve sorunları olması nedeniyle şirket  ortağı  olarak eşinin adını yazdırdığını ,eşinin ortak olarak göründüğünü  kabul ettiğini,şirketin kuruluşundan beri davacı eşinin gayrı resmi ortak olduğunu,davacı ve eşinin usulsüz işlemleri bulunduğunu, davacı eşinin davacı adına imzalar atması nedeniyle nedeniyle şikayeti üzerine İstanbul C. Savcılığı  2016/29053 sayılı soruşturma dosyasının sürdüğünü, bu nedenle ortaklıktan ayrıldığını,   dava konusu borçtan o dönem haberinin olmadığını, davacının kendi hissesine düşen  borcu kendi rızası ile ödediğini, ayrıca vergi cezasından öncelikle tüzel kişiliğin sorumlu olduğunu, davacının şirketin tasfiyesi için İstanbul 14. Asliye Ticaret mahkemesi 2013/75 esas sayılı  dosyasında dava açtığını ,tasfiye kararına rağmen tasfiye işlemlerini yapmayıp İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/491 esas sayılı  dosyasında ortaklar kurul kararının iptalini istediğini, vergi borç ve cezaları hakkında kesinleşene kadar bilgi verilmediğini,yasal hakların kullanılmadığını, ortaklara gidilebilmesi için öncelikle şirket mal varlığından borcun karşılanamamış olmasının gerektiğini, dava konusu vergi cezasının şirket defterlerinin incelemeye sunulmaması nedeniyle 2012 yılı KDV beyannameleri nedeniyle çıktığının öğrenildiğini, defterleri şirketten ayrılırken davacıya teslim ettiğini, sonraki dönem defterlerin ibraz edilmemesinin sorumluluğunun ortaklara ait olduğunu, davacının borcu ödediğinin de ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın davalı şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklandığı, tahsili istenen vergi bedellerinin 2011 Ocak  ve  Mart dönemine ilişkin olduğu,bu tarih aralığında yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK nın 556. Madde yollaması ile TTk 338. Md uyarınca limited şirket müdürlerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edememeleri halinde zarardan sorumlu olacağını, UYAP üzerinden yapılan inceleme ile İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 2019/2215 sayılı kesinleşen kararı ile 37.270,62 TL vergi ziyaı cezası ile 12.423,54 TL KDV farkına ilişkin vergilerin iptaline karar verildiğini, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/957 Esas sayılı dosyasında 6.3. 2012 tarihli 2012/1 nolu ortaklar kurul kararının batıl olduğunun tespitine karar verildiği,   pay devri yapılan ...'in devrin gerçek bir devir olmadığını beyan ettiği, batıl olan kararda davalının istifa ile şirket müdürlüğünden ayrılma kararının da olduğu, iptal edilen kararda yeni müdür tayini yapılmadığı, sahte ortaklar kurulu kararı batıl olduğundan haklarında iptal kararı bulunmayan 1.170-Özel usulsüzlük cezası  ve 5.534,08- TL Özel usulsüzlük cezasından davalı şirket yöneticisinin sorumluluğunun bulunduğu, iptal edilen kısım yönünden  davacının kendi payına düşen kısmı Vergi dairesinden isteyebileceği,  kalan kısım yönünden davacının dava açmakta haksız olmadığından aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, iptal edilmeyen kısmın yarısı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine dayanılarak davanın kısmen kabulüne, 3.352,04-TL'nin dava tarihinden faizi ile davalıdan tahsiline , geri kalan kısım açısından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; şirkete ait tüm vergi borçlarının yapılandırılarak ödenmesine rağmen mahkemece hukuka aykırı olarak  kendi hissesi oranında ödeme yapıldığının kabul edildiğini, bu nedenle 33.018,91-TL'nin vergi dairesinden talep edilebileceğine ilişkin hüküm verilmesi gerektiğini, İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 2019/2215 sayılı kesinleşen kararı ile tüm vergi borç ve cezalarının kaldırıldığını, bu yönden verilen  kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın tümüyle konusuz kaldığı gözetilerek  33.018,91-TL üzerinden  4.952,84- TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ,yeniden karar verilerek  davacı lehine karar verilmesini  istemiştir. Davalı vekili; öncelikle davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini,  tahsili talep edilen bedelin davacı tarafından değil dava dışı eşi  tarafından ödendiğini, ödemelerde davacı nam ve hesabına yapıldığına ilişkin bir açıklama olmadığını,  davacı eşi ...'ın şirketin gerçek ortağı olup şirketin tüm finans işlerini yürüttüğünü, davacının kendi rızası ile ödediği vergi borcunu isteyemeyeceğini, vergi cezalarından şirket tüzel kişiliğinin sorumluluğunun olduğunu, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini,  İstanbul 14. ATM 2011/618  Esas sayılı dosyasında davacı tarafından açılan dava sonucu şirketin tasfiyesine karar verildiğini, İstanbul 16. ATM 2014/491 sayılı kararı ile ortaklar kurul kararının iptalinin istendiğini, davacının vergi cezaları ve borçlarla ilgili olarak kendilerine  bilgi vermediğini, yasal haklarını kullanmadığını, tüzel kişiliğe de başvurmadığını, şirketin mal varlığı olup ödemekten aciz halinde olmadığını, müvekkilinin davacının eşi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle 5.3.2012 tarihinde devrettiğini, hisse devrinden sonra şirket defterlerini yeni ortağa devrettiğini, teslim tutanağı olup  vergi borcunun 2011 defterlerinin ibraz edilmemesinden kaynaklandığını, bunda sorumluluğunun olmadığını, tasfiye kararına rağmen tasfiye memurunun konu ile ilgili bilgilendirilmediğini, kendilerinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesi üzerine açtıkları dava sonucu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dairesince 2020/434 Esas Sayılı dosyasında  Cezalı tahriyatların kaldırılmasına karar verildiğini, bunun  davalı tarafından açılan dava ile sağlandığını, bütün cezaların kalktığını, davaya konu miktar kalmadığını, mahkemenin kısmen kabule ilişkin  kararının doğru olmadığını bildirerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>GEREKÇE: Dava, limited şirketi ortağı olan davacının davalı şirket müdürünün usulsüz işlemleri nedeniyle şirket adına tahakkuk eden ve davacı tarafından ödenmek durumunda kalınan vergi  cezalarının  davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.Davacı ;davalının kendisinden habersiz hisse devri yapıp diğer ortakla birlikte kendi imzası atılarak devrin onaylanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararı alındığını, imzanın kendisine ait olmadığını, davalının şirket müdürü olduğu  dönemdeki usulsüzlükler nedeniyle vergi cezası kesildiğini, uzlaşmaya giderek kendisinin ödemek durumunda kaldığını ileri sürmüştür. Dosya mündericatı ve tarafların kabullünde olduğu üzere vergi cezasının davacı tarafça şirketin tasfiyesinin istenmesinden sonraki dönemde 2011 defterlerinin vergi dairesince incelenmek istenmesinden kaynaklandığı, defterlerin istenilmesine rağmen sunulamaması nedeniyle dava konusu  cezaların tahakkuk ettirildiği, davacıya tebliğ üzerine davacı tarafça vergi dairesine başvuru dilekçesinden anlaşılacağı üzere ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili borcu ödeyenin davacının eşi olduğunu ve talep hakkının ona ait olduğunu, ayrıca adı geçenin gizli ortak olduğundan  davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüş ise de ; borcun yükümlüsü davacı ... olup, davacı adına eşinin kredi kartı ile ödendiği ve dava dışı eş tarafından davacı talimatı ile onun adına ödeme yapıldığının  doğrulandığı ,yükümlü adına bir başkasının ödeme yapması halinde talep hakkı yine borcun yükümlüsüne ait olacağından  aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı ... tarafından ; İstanbul 14 ATM'nin 2011/618 esas sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, mahkemece atanan tasfiye memurundan sonra davalının talebi üzerine  4.4.2017 tarihinde verilen ek karar ile  davalı ... tasfiye memuru olarak atanmıştır. Davalı şirket ortakları tarafından 6.3.2012 tarihli toplantıda davalının yaptığı hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve davalının şirket müdürlüğü görevine son verilmesine ilişkin kararın ticaret siciline tescil edilmesinden sonra davacının anılan karardaki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülerek İstanbul  16. ATM mahkemesinin 2017/957 esas  sayılı  dosyada dava açtığı,  kesinleşen karar ile davalı şirketin 6.3.2012 tarihli 2012-1 nolu ortaklar kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ile ticaret sicilinden terkinine karar verildiği  anlaşılmaktadır.Davalının tasfiye memuru seçilmesinden sonra İstanbul  Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dairesi'nin 2020/541 sayılı kararı ile  davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılarak ibrazı istenilmediğinden davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, 5 yıl içinde ceza kesilerek mükellefe tebliğ edilmediğinden zamanaşımına uğrayan vergi  alacağına ilişkin vergi cezalarının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince bir kısım cezanın iptal edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; vergi ve cezaların tamamının iptal edildiği, Vergi  Mahkemesi karar içeriği ve tarafların da  kabulü ile sabittir. Bu nedenle; davalı vekilinin  cezaların tamamının iptal edildiğine yönelik istinaf nedeni yerindedir. Bu durumda tümüyle konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bir kısmının iptal edilmediğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.HMK'nin 331 madde  hükmü gereği, konusu kalmayan eldeki davada vekalet ücreti, yargı giderinin takdiri bakımından davanın açılmasına kimin sebebiyet verdiği ve dava tarihi itibariyle  haklılık durumunun tespiti gerekmektedir. Tasfiye Memuru olan davalı tarafından açılan davada  İstanbul 2. Vergi Mahkemesi 2019/1042 sayılı doyasında  cezaların bir kısmının 2011 yılı defterlerinin ibraz istenilmesine rağmen sunulmaması ile ilgili olup şirkete usulüne uygun tebliğ yapılmadığından özel usulsüzlük cezalarının hukuka uygun olmadığı ile  ihtilaflı dönemde ... ltd, Şti. faturalarının sahte olduğu, gerçekte mal alımı yapılmadığı gerekçesi usulsüzlük cezası kesildiği, ancak usulsüzlük cezası kesilebilmesi için fatura alınmadığı ve verilmediğinin alıcı ve satıcıları  ile birlikte tespitinin gerektiği, olayda gerçek alımın kimden yapıldığına ilişkin somut bir tespit olmadığı gerekçesiyle talebin kabulüne karar verildiği, zamanaşımı nedeniyle cezaların kaldırıldığı görülmüştür. Davacının açtığı dava neticesinde kesinleşen karar neticesi davalının şirket müdürü iken yaptığı usulsüz devir işlemi ve ticari defterlerdeki usulsüz kayıtlar neticesi vergi cezasına muhatap olunduğu, ortak davacının bu cezalarda kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceği ,hukukumuzda gizli ortak müessesesi kabul edilmediğinden kusurlunun davalı şirket müdürü olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.Davalının usulüne uygun bir hisse devri yapılmadan şirketin ticari defterlerini ... isimli şahsa teslim ettiğini beyan etmesi nedeniyle eldeki bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekillerinin davanın konusuz kaldığına ve yargı gideri takdirine ilişkin istinaf nedenleri yerinde olduğundan istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata /eksiklik nedeniyle yeniden karar verilmek suretiyle; konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu değerlendirildiğinden yargı giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/45 Esas - 2021/43 Karar sayılı 28/01/2021 tarihli kararının, HMK.nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 269,85-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 563,89-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 294,04-TL'nin davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 297,55‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1650-TL bilirkişi ücreti, 251,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.901,30-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine talebiyle bağlı kalınarak 4.952,84-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" Davacı ve davalı tarafından yatırılan (davacı 59,30-TL, davalı 59,30-TL) istinaf karar harçlarının talep halinde ayrı ayrı yatıran tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan 58,10-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e131fc459f0b56f6","SID":"ae03e7c7d67b577c"}}