{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1524 - 2023/1532<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1524 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1532<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25.01.2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/528 Esas -  2022/74 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: HERA LOJİSTİK NAKLİYAT İÇ VE DIŞ TİC.LTD.ŞTİ.<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t  [15568-65570-15857] UETS<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVALI\t: 1 -...-<br>VEKİLİ\t: Av. ...\t  [...] UETS<br><br>DAVALI\t: 2 -KOÇ ALLİANZ SİGORTA A.Ş.<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t  [...] UETS<br><br>DAVALI\t: 3 -OTOKOÇ OTOMOTİV TİCARET VE SANAYİ A.Ş.\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...[...] UETS<br><br>İHBAR OLUNAN\t: EJDER GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ LİMİTED ŞİRKETİ <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>BAŞVURU TARİHİ\t:  22.04.2022-29.04.2022<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ:  16.09.2022<br>KARAR TARİHİ\t:  09.11.2023<br>YAZIM TARİHİ\t:  09.11.2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.02.2020 tarihinde sürücülüğünü ...'ın yaptığı ... Plakalı Otokoç firmasına ait Fiat Egea marka aracın davacı şirket Hera Lojistik ve Nakliyat İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. firmasına ait ... Plaka nolu Mercedes marka araca ters yönden çıkarak %100 kusurlu bir şekilde çarptığını ve bunun sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacı şirkete ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, olay tarihinde aracın götürüldüğü servis raporu ve Ulusal Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti.'nin ... dosya numaralı Kasko Ekspertiz Raporundan görüldüğü üzere söz konusu trafik kazası sebebiyle 23.013,70 TL'lik araç onarım bedeli çıktığını ve bu tutarın 19.503,13 TL'lik kısmı ise araç hasar kaydı olarak araca yansıtıldığını, olay günü tutulan 11.02.2020 tarihli kaza tespit tutanağı ile birlikte Alianz Yaşam Ve Emeklilik A.Ş'ne başvuruda bulunulduğunu, fakat ilgili sigorta şirketi araçta çıkan hasar kaydına ilişkin bir ödeme yapmadığını, araç bedeli olay sonrası TurkNippon şirketi Hasar Müdürlüğünce ... dosya numaralı Kasko Ekspertiz Raporundan görüldüğü üzere 271,069.00 TL olduğunu, fakat kaza sonrası araca 19.503,13 TL'lik hasar kaydı işlenmiş olması sebebi ile aracın değeri bu tutar oranında düştüğünü ve daha önce hiçbir hasar kaydı bulunmayan araç bu kaza sebebiyle değer kaybına uğradığını, araçta meydana gelen hasar sebebiyle ilgili sigorta şirketine yapılmış olan başvuruya rağmen sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile yüzde yüz kusurlu olan aracın davalı şirket aracında kaza sebebi ile oluşturduğu 19,503.13 TL hasar kaydının olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan müşterek ve müteselsilen  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Otokoç Otomotiv ... A.Ş. vekili  cevap dilekçesinde; davalı şirketin Koç Holding A.Ş. bünyesinde faaliyet gösterdiğini, sadece AVIS ve Budget markası ile yaklaşık 60.000 araçlık bir filo ile kiralama yaptığını, ana sözleşmesinde de araç kiralama yapacağına dair madde bulunduğunu, huzurdaki davaya konu trafik kazasına karışan ve sürücüsü diğer davalı ... olan ...  plakalı araç Otokoç Otomotiv Tic. San. AŞ. tarafından dava dışı Ejder Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti.'ye uzun dönem kiralama sözleşmesiyle kiralandığını, bu bakımdan davalı müvekkilinin ... plakalı araç hakkında işleten sıfatı bulunmadığını ve davalı şirkete davada husumet yöneltilmesi hukuken mümkün oladığını, kusur yönünden davalı şirkete davada husumet yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığını, yasa hükümleri ve Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda aracın işleteni Otokoç Otomotiv Tic. ve San. A.Ş. değil, aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralayarak işleten Ejder Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. olduğunu, davalı şirketin huzurdaki yargılamada işleten sıfatına sahip olmadığı hususu taraflarınca dosyaya sunulan uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ve ek protokol ile ispatlandığını, ancak mahkemede aksi yönde görüş olması ihtimaline binaen davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesini talep ettiklerini, bu bağlamda davanın aleyhte sonuçlanma olasılığına karşı sorumlulara zararımızın rücu edilmesi ihtimaline binaen davanın adam çalıştıran kiracı Ejder Gümrük Müşavirliği Ltd.Şti.'ye (....) ihbarını talep ettiklerini, olaya ilişkin tutulan ve davanın esasını teşkil eden trafik kazası tespit tutanağına ve bu tutanakla belirlenen ve taraflara atfedilen kusur oranlarına itiraz ettiklerini, davaya konu olayda kaza sırasında kullanılan ... plakalı araç hakkında mali sorumluluk sigorta poliçesi mevcut olduğunu, bu nedenle sigorta poliçesinin muhattabının Allianz Sigorta A.Ş. olduğu ve aracın kaza anında sigortalı olduğunu, buna rağmen davacının taleplerini sigorta şirketinden talep etmek yerine işleten sıfatı dahi bulunmayan davalı şirkete yöneltmelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, diğer yandan hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının, dava öncesinde sigorta şirketine başvurma ve akabinde talebin olumsuz karşılanması halinde sigorta tahkim kurulu nezdinde talepte bulunma dava şartını yerine getirmemiş olduğu ortaya çıktığını, bu sebeple davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir.<br>Diğer davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş.ve ihbar olunan Ejder Gümrük Müşavirliği Ltd.Şti.'ye usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın Otokoç Otomotiv Tic. San. A.Ş. ve Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. yönünden HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, davanın ... yönünden Kabulü ile; 19.503,13 TL hasar bedelinin kaza tarihi olan 11.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı şirket vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi tarafından dava şartı yokluğu sebebiyle taraflarına sorumlu olan sigorta şirketine (Allianz) başvurmak üzere kesin süre verilmeden yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  gerekçeli kararın hatalı olduğunu, dosyada taraf teşkili sağlanamadığını, taraflarınca kazaya karışan aracın kiralanmış olduğunu bilme durumu bulunmadığını, bu nedenle 6100 sayılı HMK 124.maddesi gereğince taraf değişikliği yapılmasına izin verilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tüm sorumlular yönünden kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi tarafından dava şartı yokluğu sebebiyle davacı tarafa sorumlu sigorta şirketine başvurmak üzere kesin süre verilmeden yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kusur durumuna yönelik olarak keşif talebinin dikkate alınmadan esas hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda sadece dosyada yer alan bilgi ve belgelerle yetinilmiş olup eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davacı vekilinin HMK 124.maddesi kapsamında taraf değişikliği hususundaki istinaf  talebinin incelenmesinde;<br>6100 sayılı HMK'nun tarafta iradi değişiklik başlıklı 124. Madde hükümleri ile özel yasaların  taraf değişikliğine olanak verildiği durumlar hariç bir davada ıslah yoluyla bile taraf değişikliği yapılamayacaktır.<br>HMK'nın 124. maddesinde; “Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde  tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Davacı vekilince ilk derece mahkemesinde, ihbar olunan, Ejder Gümrükleme Müşavirliği Ltd.Şti'nin davaya dahil edilmesi yönünde yazılı veya sözlü talebi bulunmadığı gibi, böylesi bir talep halinde bile, dava dilekçesinde davalı olarak yer verilmeyen ihbar olunan şirketin sonradan ıslah yoluyla bile davada taraf haline getirilmesi mümkün olmadığından;bu yöndeki  istinaf sebebi yerinden görülmemiştir.<br>Diğer yandan, davacı vekilince, davalılardan Otokoç otomotiv A.Ş.'nin cevap dilekçesinde davaya konu araçlarının Allianz Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunun bildirilmiş ve sunulan delil listesi ile sigorta poliçesi sunulmuş olması ve hasar dosyası dava dosyası arasına kazandırılmış olması karşısında, ilk derece mahkemesindeki yargılama sürecinde taraf değişikliği hususunda davacı tarafça talepte bulunulmadığından, Hakim bu hususu kendiliğinden ele alamayacağına göre, anılan hususun istinaf aşamasında ileri sürülmesine sonuç bağlanması olanaklı değildir.<br>Ayrıca davacı tarafın, makul görülebilir bir yanılgıya dayalı olması veya açık bir maddi hatadan kaynaklanması  gerektiği gibi, davacının objektif olarak dava açarken gerekli araştırma yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekmektedir. Kaza Tespit Tutanağı ve Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi tramer kayıtlarından kolaylıkla tespit edilebilcek bir hususta makul bir yanılgıdan ve gerekli araştırma yükümlülüğünün yerine getirildiğinden de bahsedilmeyecektir.<br>Şu halde, davacı tarafından tramer kayıtları araştırılmaksızın karşı aracın trafik sigortacısının (ZMSS) davalı Aviva Sigorta A.Ş olduğu iddia edilerek eksik araştırma ile dava açılması dürüstlük kuralının ihlali niteliğinde olduğundan HMK'nın 124. maddesinin somut olay bakımından uygulunabilirliği bulunmamaktadır. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2016/3566 KARAR NO\t: 2019/638) <br>Buna göre, davacı tarafın anılan yönlere değinen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Kamu düzenine ilişkin hususlar ve tarafların istinaf sebepleri çerçevesinde yapılan incelemede;<br>İlk derece mahkemesince, davanın konusu ve davacının talep sonucu anlaşılmadan talepten başkasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hukuki dinlenilme hakkına ve etkili başvuru hakkına uygun düşmemektedir. .<br>HMK'nun 33. maddesi ve 04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, hakim Türk Hukukunu re'sen uygulamakla görevli olup, bir davada maddi vakıaları anlatmak taraflara, hukuki tasnif ve tespit ise hakime ait olacaktır. Bu nedenle hakim tarafların ileri sürdüğü hukuki sebepler ve tespitlerden bağımsız olarak somut olaya uygulanacak yasa hükümlerini kendisi belirleyecektir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:<br>a) Mahkemenin adı.<br>b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.<br>c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.<br>ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.<br>d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.<br>e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.<br>f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.<br>g) Dayanılan hukuki sebepler.<br>ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.<br>h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.<br>(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 31- (1) Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Hükümlerine haizdir.<br> 6100 sayılı HMK'nın \"taleple bağlılık ilkesi\" başlıklı 26. maddesi uyarınca; Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.  <br>Mahkemece ancak açık talep sonucuna  göre gerekli araştırma yapılabilecek ve sonucuna göre hüküm kurulabilecektir. Bu anlamda taleple bağlılık ilkesine göre hakim tarafından hüküm kurulmalıdır. Talep belirsiz ise ortada çözülebilecek bir uyuşmazlık, ihdas edilebilecek bir hüküm bulunmamaktadır. Belirli olmayan talebe göre hüküm kurma olanağının bulunmadığı gayri kâbili izah olduğundan; yasa koyucu 6100 sayılı HMK'nun 119. Maddesinin 1. Fıkrasının \"ğ\" bendinde bu hususu dava dilekçesinde bulunması gerekli ve giderilebilir unsurlar arasında saymıştır.<br>Hakim, davanın konusu ve talep sonucunun belirsiz olduğunu düşünmesi halinde, davacı tarafa 6100 sayılı HMK 119/1-ğ maddesi gereğince, talep sonucunu açıklayıp somutlaştırmak üzere süre vermesi gerektiği gibi Hakiminin Davayı Aydınlatma Ödevi kapsamında da davacıya talebini veya maddi veya hukuk açıdan belirsiz gördüğü hususları açıklığa kavuşturmak için açıklama yapmak üzere süre verebilir.<br>Somut olayda ise, dava dilekçesinde iddia ve anlatıma göre, davanın onarım bedeline ilişkin olmadığı, kaza nedeniyle davacının aracında maddi hasar oluşması nedeniyle serbest piyasadaki ikinci el değerinin azalmasından kaynaklı değer düşüklüğü (değer kaybı) davasına ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Kabule göre de dava dilekçesindeki talep sonucu ve anılan düzenleme gözetilmeksizin talepten başkasına karar verilmiş olması doğru değildir. <br>Yanı sıra, Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.<br>Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının/hukuki dinlenilme hakkının  ihlâlidir. Hakim, gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br>Anayasa’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.<br>HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Gerekçenin somut dosya içeriği ile uyumlu olması gerekir.<br>Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.(Yargıtay 9.H.D.,10/02/2016 tarih, 2015/34870 Esas,2016/3339 Karar)<br> İlk derece mahkemesinin karar başlığında hata olduğu görülmektedir. Nitekim  eldeki dava, davacı araç sahibi tarafından, davalılar Otokoç Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. ... ve  Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş.'ne karşı yöneltilmiş olmasına rağmen ve gerekçeli karar başlığında davada taraf olarak yer almayan Koç Allianz Sigorta A.Ş'nin gösterilmiş olması doğru bulunmadığı gibi UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrolde dava dışı Allianz Sigorta A.Ş'nin ne şekilde davaya dahil edildiği ya da taraf olarak davaya eklendiği de anlaşılamamıştır. Anılan hususlar kamu düzenine ilişkin olmakla bu yöne değinen taraf istinaf talepleri yerinde görülmüştür.<br>6100 sayılı HMK'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. <br>Buna göre ilk derece mahkemesince somut olayda; davalılardan Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş'ne usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve bu davalı yönünden usulüne uygun olarak ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamaları katedilmeden hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.<br>Öte yandan, İlk derece mahkemesince, Davanın, davalılardan, Otokoç Otomotiv Tic. San. A.Ş.ve Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş. yönünden HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca \"taraf ehliyeti\" dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair hüküm kurulmuş olduğu ve fakat kararın gerekçesinde ise, davaya konu  ... plakalı aracın sigortacısının Allianz Sigorta A.Ş. olduğu, işleteninin ise Ejder Gümrük Müşavirliği Ltd.Şti. olduğu gerekçesi ile anılan davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğinin belirtildiği, bu red gerekçesi davanın pasif taraf sıfatı yokluğundan (husumet) redde ilişkin olduğundan böylece hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki meydana getirilmiş olduğu görülmektedir.<br>Hukuk uygulamamızda \"taraf sıfatı\" ve \"taraf ehliyeti\" kavramları sıkça karşılaştırılarak iki usûli kavram birbiri yerine kullanılmaktadır. Oysa ki taraf sıfatı bir itiraz olup, dava şartı olan ve medeni hakları kullanabilme şartına bağlanan taraf ehliyetinden farklı bir kavramdır. Bu nedenle taraf sıfatı dava şartlarından sonra, işin esasına girilerek değerlendirilebilecek bir konudur.<br>Husumet ya da taraf sıfatı olarak nitelendirilen tarafların davaya konu hak veya hukuki ilişki ile subjektif bağı ve ilişkisisidir. Hukuk Doktrininde, hukuki himaye talep olunan hak veya hukuki ilişki ile taraflar arasında subjektif olarak varlığı zorunlu bağ ve menfaat ilişkisi olarak olarak da izah edilen taraf sıfatı kavramı en basit haliyle bir hakkın korunması talep edebilme veya bir hakkın korunması kendisinden talep edilebilme olgusudur. Bu konu şu soruya verilecek cevap ile belirginleştirilebilecektir. Bir hak herkes tarafından yargı mercilerinde ileri sürülebilir mi veya herkese karşı ileri sürülebilir mi ? Konunun daha iyi açıklığa kavuşturulabilmesi için Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin emsal kararının gerekçesinde: \"....Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu  nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna  göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK'nın 51) Fiil ehiyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için  pasif taraf sıfatından söz edilebilir. <br>Uygulamada, \"sıfat\" yerine \"husumet\" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği  sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. (Yargıtay 23. HD 2015/374 E, 2016/2930 K .sayılı ilamı)<br>Yukarıda yer verilen ilkeler ve kanuni düzenlemeler ışığından bir davada husumet ve taraf teşkili hususlarının öncelikle ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Şu halde mahkemesince yapılması gereken iş, taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın konusu ve talep sonucuna göre yöntemince araştırma yapılıp; uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra oluşacak sonuca göre, gerekçeli karar başlığında hata edilmeden ve gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirmeden bir karar vermekten ibarettir.<br>İlk derece mahkemesinin yaptığı yargılama ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar  dairemizce H.M.K'nun 353/1-a-4 maddesi kapsamında \"diğer dava şartlarına aykırılık bulunması\" ve H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında \"uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması\" olarak nitelendirildiğinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>\t<br>H Ü K Ü M\t    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.01.2022 tarih ve 2020/528 Esas, 2022/74 karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,<br>4-Tarafların istinaf başvurusu için yaptıkları yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, artan  istinaf avansının yatıranlara iadesine,<br>5-Karar tebliği, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09.11.2023<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br>*Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br><br>                *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"87dc98bd64e8fe75","SID":"815434448dc7c7bc"}}