{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tBURSA<br>3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t: 2022/213<br>KARAR NO: 2023/972<br><br><br>BAŞKAN\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI \t: ... -TC Kimlik no- ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [16549-45566-....] UETS<br><br>DAVALI \t: ... -  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - [16158-51961-...] UETS<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 01/11/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 03/11/2023<br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>DAVA                        :  Davacı  vekili  dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in ... Tarım Makinaları Aletleri Ambalaj Nakliye Yedek Parça İmalat San Tic Ltd Şti'nin, halihazırda, ortaklarından olduğunu, müvekkilinin beyanında “şirketin bir aile şirketi vasfında olduğunu, şirkete ortak olmasına rağmen şirketin idaresi ile ilgili olarak yeterince bilgilendirilmediğini, bazı genel kurullara dahi davet edilmediğini, hatta yokluğunda yapılan genel kurullarda genel kurul evrakları ile diğer lazım gelen evrakların başkalarına imzalatıldığını (bu kişiler aleyhine yapacağı suç duyuruları ile dava hak   kararların şimdilik saklı tuttuğunu) şirketin aile şirketi olması sebebiyle güven hissiyle dolu olduğunu ve bu hisle hareket ettiğini, ancak en büyük hisseye sahip olan abisi ...'in kendisini her şeyden bilinçli olarak uzak tutuğunu, şirketin sevk ve idaresi hususunda yorum yapacak kadar bilgisinin bulunmadığını ve bu yönde yeteri bilgi paylaşımının yapılmadığını, şirkete temsil ve ilzama yetkili olan ...'in yasa ve ana sözleşmeyi aşındıracak şekilde yetkiye sahip olduğunu, şirkete alınacak ya da satılacak  araç edevat ve demir başları ve sairler  için, hiçbir yönetim kurulu kararını almaksızın ve buna hacet duymaksızın inisiyatif kullandığını, bazı menkul malların nereye taşındığından haberinin olmadığını, şirketin kazancı ile hiçbir karar almaksızın kendisinin adına ya da yakınlarının adına gayrı menkuller aldığını, keza şirketin kuruluşundan ya da hissedarı olduğu tarihten beri kar payının dağıtılmadığını (1-2 yıl küçük bir miktarlar şeklinde dağıtım yapılmıştır.), yedek akçelerin nasıl kullanıldığın bilmediğini, ödenmemiş sermayenin olup olmadığını öğrenemediğini, genel kurul ve yönetim kurul kararlarının çoğunlukla nasıl alındığından haberi olmadığını,” özetle beyan ettiğini, davacı müvekkilinin; ''...İznik Noterliğinin 15.07.2014 ve 00639 yevmiye numarası ile onaylı  30.06.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan karar uyarınca şirket ortaklarına kar payının dağıtılması yönünde karar alınmasına rağmen şirket kuruluşundan bu yana, bir iki yıl dağıtılan küçük meblağlı kar payı dışında kar payının dağıtılmadığını...” beyan ettiğini, davalı şirket kayıtları üzerinde yapılacak tetkikte gerek iş bu kararda ve gerekse daha sonra alınan bu yöndeki kararlarda, ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca karar verildiği halde müvekkiline kar payı dağıtılmadığı görüleceğini, bilineceği üzere, limited şirket ortağı; mâli, yönetim  ve koruyucu haklar sahip olduğunu, ortağın sahip olduğu mâli haklar; kâr payı alma hakkı, rüçhan hakkı, hazırlık dönemi faizi, tasfiye payı alma ve ayrılma akçesi talep haklarıdır. Bu sebeple, davacının kâr payının tespiti ile tahsilini talep ettiklerini, zira davalı taraf, zararların telafi edilebileceği yönünde davacıyı yanılttığını, davacının davalı yanın “zararları telafi edebilecekleri” yönündeki beyanlarına inandığı için  daha büyük bir beklenti içine girdiğini, davalı tarafın sürekli iyimser açıklamalarının davacıyı yanılttığı ve bunun süreklilik kazandığı görülmekte olduğunu, bu sebeple yasal haklarını bu güne kadar kullanmadığını, müvekkilinin anlatımından anlaşılacağı üzere, müvekkilinin yedek akçelerin nasıl ayrıldığı, bunların dağıtılması gerekip gerekmediği hususunda da bilgi sahibi olmadığını, şirketin esas sözleşmesinde ayrıca yedek akçe ayrılmasına dair düzenleme bulunmadığını, şirketin uzun yıllar kâr payını çoğunu dağıtmayıp şirket bünyesinde tutmasının davacıların müktesep hakkını ihlal edip etmediğini, genel kurulda ifade edilen devam eden şirket yatırımları sebebiyle şirketin uzun ve kısa vadeli kredi borçlarının bulunup bulunmadığını, şirketin yatırım giderlerini nasıl karşıladığını, geçmiş dönem kârlarının da şirket yatırımlarında kullanılıp kullanılmadığını, mecburi temettü dışında kalan kısım için cüzi kâr dağıtım kararı alınarak kalan kârın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığını, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağını, dağıtılması öngörülen kâr payı dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli kâr payı dağıtılmasının temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, böylelikle,  davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından davalı şirketin ne oranda kâr payı dağıtması gerektiğinin de tespit edilmesi gerektiğini, bir genel kurul kararı şekil ve usul bakımından geçerli olmakla beraber, konusu itibariyle BK m. 19 ve 20 hükümlerine aykırı ise geçersiz olduğunu, yani hukuken hiç bir hüküm ifade etmeyeceğini, buna göre bir genel kurul kararı konusu bakımından, kamu düzenine, emredici hükümlere, ahlâk ve adaba, kişilik haklarına aykırı veya konusu bakımından imkânsız ise, geçersiz olduğunu, yok sayılan karar veya geçersiz (batıl) bir karar arasında hukukî sonuç bakımından hiç bir fark  olmadığını , hukukî açıdan her ikisinin de sonucunun aynı olduğunu, keza mahkemenin, genel kurul kararının batıl olduğunu açtıkları iş bu davayla öğrenmiş bulunduğunu, yargısal içtihatlara göre, bu andan itibaren yargıç, artık bu kararın batıl veya yok olduğunu re’sen dikkate alarak buna uygun karar vermesi gerektiğini, mahkemenin davacının davayı tavsifiyle de bağlı olmadığını, teknik olarak geçersizliğin ileri sürülmesinin bir def’i değil, itiraz olduğunu, sonuç olarak, davalı tarafın davacı ile olan ilişkisinde standart dışı davranmış olup, standart  metotları kullanmadığının açık olduğunu, dolayısıyla, davalı yanın davacıya zaman zaman kar payı adı altında küçük ödemeler yapması ve karşılığında belge almış olmasının bu eksikliği telafi etmediği/ edemeyeceğinin açık olduğunu, davalının (büyük pay sahibi abi ...) gerek başlangıçtaki ve devamındaki yanıltıcı beyanları ve gerekse SEVK VE İDARE yönündeki açıklamalarının doğruluğunu araştırma potansiyeli olmadığı gibi zaten davacı bu bilgi birikime  de sahip  olmadığını, dolayısıyla, davacının, bir aile şirketi konumunda olan davalının bilgisine güvenemeyeceği gibi bir lükse sahip olmadığını, ancak, bilgi sahibi (davalı) olan kişi bu bilgileri doğru aktarma sorumluluğu altında olduğunu, bu aynı zamanda bir yükümlülük olduğunu, davalı yanın buna aykırı davrandığının açık olduğunu, davalı tarafın davacıya yönelik sözlü beyanları da göz ardı edilemeyeceğini, bu sözlü beyanların etkili olduğu açık olduğunu, hasılı davalı tarafın gerek mevzuata aykırı davranması ve gerekse yanıltıcı beyanlarda bulunmuş olmasının hukuken önemli olduğunu, zira, davalı yanın bu tutumunun tüm bilgileri şüpheli hale getirdiğini, bu sebeple iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu belirterek davalı şirketin Yeni Camii Mahallesi, Beyaz Sk. No:6, İznik/Bursa adresindeki merkezine keşfin icrasıyla, uzman bilirkişi marifetiyle şirket defterleri ve muhasebe kayıtları üzerinde gerekli incelemenin yapılmasını; kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ile davalı şirketin kuruluşundan bu güne, ortaklara  dağıtması gereken kar payının belirlenmesini, davacı müvekkilimizin hissesine düşen kar payının tespitini, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000.00 (ikibin) Tl nin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, hisse oranına muacceliyet tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, mecburi temettü dışında kalan kârın yedek akçeye ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı, kâr dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığının ve şimdiye kadar şirketin yedek akçe olarak ayırdığı bedelin ne kadar olduğunun ve biriken bu meblağın ortaklara dağıtılması gerekip gerekmediğinin tespitine, 08.11.2002 tarihinden bu güne kadar, davacı şirketin aldığı genel kurul kararlarının celbi ile, bu kararlardaki imzaların müvekkilimizin el ürünü olup olmadığının, yaptırılacak imza incelemesi ile  tespitine, bu imzaların müvekkilimize ait olmaması halinde, iş bu genel kurul kararlarının  TTK'nın aradığı usullere uyulmadan alınması ve şirketin temel yapısını bozacak nitelikte bulunması  sebebiyle, yoklukla, butlanla malul olan kararların iptaline, imza taklidi yapan ve yaptıranlar hakkında açacağımız dava haklarımızın saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile vekil ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP                      :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kâr payı dağıtımı konusunda yetkili organın genel kurul olduğunu,  TTK md. 616/1.e uyarınca kâr payı dağıtım yetkisi, genel kurulun devredilmez  yetkileri arasında olduğunu,  diğer bir ifade ile, bir *nispi müktesep hak” olan kâr payına ilişkin limited şirket ortağının sahip olduğu hak, genel kurulda kâr dağıtılmasına karar verilmesi ile alacak hakkına dönüşmekte olduğunu, davacının huzurdaki davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacı vekiline  dava ikame edilmeden önce 24.01.2022 tarihinde davacının imzası bulunan tüm müvekkil şirket Genel Kurul Kararları tevdi edilmiş olup, davacının hükümsüzlük talebine konu müvekkil şirket kararlarını tek tek tespit edebilecek durumda olduğunu, fakat buna rağmen davacı tarafın dava dilekçesinde bu husustaki talebini somutlaştıramadığı gibi, buna dayanak bir delil de sunmadığını,  6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesi davacıdan iddia ve ispat arasındaki bağlantının açıkça kurulmasını emretmekte olup, ancak davacı HMK'nın ilgili hükmü gereğini yerine getirmediğini davasını somutlaştırmadığını, müvekkilinin devamla “ dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, elinde sadece, hazır olmadığı halde, imzası başkaları tarafından taklit edilerek alındığını, 29.11.2012 tarih ve 2012/2 nolu karar bulunduğunu, bunun dışında, elinde şimdilik mevcut başak bir karar olmadığını,..” beyan etmekte olduğunu, ifadeleri ile davasını HMK'ya uygun hale getirmeyen  davacının  davasının usul yönünden reddi gerektiğini, dava ikame edilmeden önce 14.02.2022 ve 24.01.2022 tarihlerinde gönderdikleri  iki adet e-postada, davacının imzaladığı Genel Kurul Kararları'nın bulunmasına rağmen, bu içerikte bir beyan verilmesinin HMK Madde 29'da düzenlenen dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne de aykırılık teşkil etmekte olduğunu,  dosyaya  ibraz edilen  Genel Kurul Kararları ile banka dekontlarından da görüleceği üzere, müvekkil şirket kar elde ettikçe, ortaklarına kar dağıtımı hususunda düzenli olarak karar aldığını  ve  kar dağıtımlarını gerçekleştirdiğini, davacının “muaccel' kar payı alacağı bulunmadığını belirterek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,  mesnetsiz ve dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili Av. ... ...'nın 30/10/2023 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini,  yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirdiği anlaşıldı. <br>Davalılar  vekilinin de  30/10/2023 tarihli dilekçesi ile davacının davadan feragat etmesi ile herhangi bir suretle vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.<br> Dosyanın incelenmesinde, davadan feragat eden davacı vekili Av. ... ...'nın vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldı.<br>6100 sayılı HMK'nın 307. ve devamı maddeleri uyarınca feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan, kayıtsız ve şartsız hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran ve davaya son veren tek taraflı bir taraf işlemidir. <br>Bu nedenlerle; mahkememizce vaki feragat nedeni ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>HÜKÜM:  Yukarıda açıklanan nedenlerle, <br>1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 269,85.-TL harçtan peşin yatırılan 80,70.-TL harcın mahsubu ile bakiye  189,15.-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, <br>3-7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.560,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>4-Taraflarca yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca  taraflara İADESİNE,<br> Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/11/2023<br><br><br><br>Başkan ...<br>  e-imza <br>Üye ...<br>  e-imza <br>Üye ...<br>  e-imza <br>Katip ...<br>  e-imza <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d5f766a7d8ac31d","SID":"b51b4b66db0971af"}}