{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/612 <br>KARAR NO: 2023/1784<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 24/11/2022<br>NUMARASI: 2015/1463 Esas - 2022/805 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sürücü ile davalıların sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücüsü ve ... plakalı aracın dava dışı sürücüsünün karıştığı trafik kazası nedeniyle %38 oranında malül kaldığını, müvekkilinin acil serviste çalışan  pratisyen hekim olduğunu, trafik kazası nedeniyle geçirdiği ameliyatlar  neticesinde omurgasında ve ayağında oluşan kalıcı arızalar sebebiyle hekimlik mesleğini yapmakta zorlandığını, müvekkilinin uzayan tedavi sürecindeki tedavi giderleri, bu güne kadar mahrum kaldığı kazanç kaybı ile kazanın neden olduğu vücudundaki kalıcı arıza nedeniyle  uğrayacağı maddi kayıpların tazmini için ... plakalı araç maliki şirket ile sürücüsü ..., ... plakalı araç sürücüsü ... ve aracın maliki ... ile aracı zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalayan ... Sigorta A.Ş. hakkında İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/826 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, ... plakalı aracın ZMSS poliçesinin davalı ... Sigorta Şirketi, kasko poliçesinin ise davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini belirterek 174.000,00 TL maddi zararına istinaden poliçe teminat limitlerinin tamamı olan 150.000,00 TL'nin davalı ... Sigorta Şirketi'nden, 24.000,00 TL'nin ise davalı ... Sigorta A.Ş.' den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dolaylı zarar olarak nitelendirilen kazanç kaybı taleplerinin teminat dışı olduğunu, sigortalı araca atfı kabil bir kusur bulunmadığını, tarafların kusur oranı ile davacının müterafik kusurunun tespiti, kaza ile illiyeti bulunan fiziki ve sürekli maluliyet oranının tespiti için kazazedenin ATK'ya sevk edilmek suretiyle ilgili ihtisas dairesi nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz taleplerinin  haksız olduğunu belirterek davanın reddine  karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. cevap dilekçesinde özetle: davacı vekilinin talebinin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek, davanın reddine, aksi halde sürekli iş göremezlik ile ilgili maddi tazminat talebi bakımından hesaplama yapılarak hüküm tesis edilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulüne,150.000,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; davalı ... Sigorta Şirketi'nden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,  24.000,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; davalı ... Sigorta A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu talepler zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç ile davacı yanın yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığını, ceza dosyası kapsamında davacı yanın sigortalı araçtan akan yağ birikintisine girdiğinde bariyerlere çarpması esnasında yaralanmadığının açıkça tespit edildiğini, mahkemece zarar ile olay arasında illiyet bağı değerlendirilmeden ayrıca kusura ve hesaplamaya ilişkin ayrıca bir rapor düzenlenmeden hüküm kurulduğunu, dosyada bahsi geçen İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/826 Esas - 2016/177 Karar sayılı dosyasında müvekkili şirketin taraf olmadığını, müvekkili şirket yönünden kesinleşen herhangi bir karar bulunmadığını, her ne kadar davacılar tarafından bakıcı gideri talep edilmişse de maluliyetin niteliği gereği bakıcıya muhtaç olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sürekli iş  göremezlik durumu ile bakıcıya muhtaç olma halinin farklı hukuki durumlar olduğunu, geçici iş göremezlik döneminin, nitelik itibariyle geçmiş dönem olduğunu, üstelik, kişi bakıcı tutulmayarak aile bireylerince bakılmışsa, bu durumda Türk Medeni Kanunu hükümleri gereği aile bireyinin bakım ve gözetiminin ahlaki bir görev niteliği taşıdığından Yargıtay yerleşik kararları gereği ya bu taleplerin reddi gerektiğini yahut bu taleplerden bu nedenle en az %50 indirim yapılması gerekeceğini, mahkemece hükmedilen tedavi giderinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, ayrıca zarara uğrayan ...'ın  dava konusu kaza neticesinde zararın artmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,  kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkili şirkete karşı tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren hüküm kurulmasının dayanaksız ve isabetsiz olduğunu ayrıca davacı yanın zararının esasen kazaya sebebiyet  veren ve davacı yanın yaralanmasına neden olan araç sigortası tarafından tanzim edilip edilmediğinin de araştırılması gerekirken kurulan eksik hükmün hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 23/10/2009 tarihinde ... plakalı aracın yola yağ akıtması nedeniyle zeminin kayganlaştığı, zeminin kayganlaşmasından dolayı davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kayarak korkuluklara çarptığı, davacının kazadan sonra aracından indiği sırada ... plakalı aracın davacıya çarptığı ve yaralanmasına neden olduğu, eldeki davada ... plakalı aracın ZMSS poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta Şirketi ve İMMS poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş.'den davacının yaralanması nedeni ile oluşan maluliyeti nedeniyle maddi  tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Kazaya karışan ... plakalı aracın maliki ..., sürücüsü ..., ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş., ... plakalı aracın  sürücüsü ...,  maliki ... Dış Tic. A.Ş.,  ZMSS sigortacısı davalı ... Sigorta Şirketi olduğu, İMMS poliçesinin ise davalı ... Sigorta A.Ş.  tarafından düzenlendiği görülmektedir. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan  23/10/2009 tarihi ile dava tarihi olan  07/12/2015 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin  zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Dava konusu kaza ile ilgili İstanbul  Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/34 Esas,  2013/120 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; katılan sanık ...,  sanık ..., sanık ... hakkında 23/10/2009 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan kamu davası açıldığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin  kusur raporunda, sanık ...'ın olayda asli kusurlu, sanık ...'un tali kusurlu, katılan sanık ...'ın ise kusursuz olduklarının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporunun oluşa uygun ve hükme yeterli kabul edildiği, katılan  sanık ...'ın beraatine, sanık ... ve sanık ...'un cezalandırılmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin \"hukuka aykırılığını\" ve \"illiyet bağının varlığını\" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince  sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın  kesinleştiği kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre (... Olay günü sanık ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka nolu araç ile seyir halinde  iken olay yerine geldiğinde aracının arıza yapması üzerine durarak aracından indiği, bu sırada arkadan gelen ... isimli şahsın  aracını yolun sağına yanaştırarak sanık ...'a yardım etmek için aracında bulunan arkadaşı mağdur ... ile birlikte sanık ...'ın aracının yanına gittiği sırada aynı yolda aynı istikamete ... plaka nolu araçla seyir halinde olan katılan sanık ...'ın yolda sanık ...'a ait duran aracı görünce  frene bastığı ancak sanık ...'ın aracından yola akan yağ birikintisine girmesi nedeniyle kaymaya başladığı,direksiyon hakimiyetini kaybederek önce bariyerlere arkasından da sanık ...'e ait ... plaka nolu araca çarpıp durduğu, bu arada sanık ... ve mağdur ...'un  yardım için katılan sanık ...'ın aracının yanına gidip ...'ın aracından çıkmasına yardım ederlerken,yine aynı yolda aynı istikamette seyreden müşteki sanık ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka nolu araçla olay yerine geldiğinde arızalı aracı görüp fren yapması sonucu  yağ birikintisine girip direksiyon hakimiyetini kaybettiği önce bariyerlere sonrada katılan sanık ... ve mağdur ...'a  çarparak durduğu, ...olayda  sanık ...'ın arıza nedeni ile aracının durduğu şerit yolunun özelliği ve aracından sızan yağın arkadan gelen araç sürücüleri için tehlike ortamı yaratacağını öngörüp dörtlü ikaz lambalarını yakmakla birlikte aracın arka tarafına ve belirli bir uzaklığa diğer araç sürücülerinin 150 metre mesafeden görebileceği şekilde reflektör ve ışık cihazı koymayıp trafiğin seyir güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedeniyle müşteki sanık ...'un da ön ileri hareket alanını yeterince kontrol altına almadan seyrini kontrollü bir şekilde sürdürmeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kusurlu oldukları)  göre sigortalı aracın yağ sızdırması ve sızan yağın bütün yolu kaplaması nedeniyle yolun kayganlaşarak davacı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile gerçekleştiği şeklinde kurulan  illiyet bağına dair maddi olgunun kesinleşmiş olması ve   kusur oranı bakımından olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan  kusur raporu ile uyumlu kusuru raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin  illiyet bağına,  sigortalı araç sürücüsünün tazminattan sorumlu olmadığına ve kusura ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve geçici bakıcı giderine ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. ve  2021/10351  K.,  2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükmedilen tazminat geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı olup  tedavi giderlerine hükmedilmediğinden  tedavi giderlerine; dosya kapsamı ve olayın oluş şekline davalının kayan aracının durduğu esnada başka bir aracın çarpması ile yaralandığı,  bu halde  müterafik  kusurundan bahsedilemeyeceği gibi  davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediğinden müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Dava ... plakalı aracın sürücüsünün haksız eylemi nedeniyle, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması ve sakatlanması sonucu maluliyetine bağlı olarak bilinen/işleyen ve bilinmeyen işleyecek aktif dönem ile pasif dönemdeki uğradığı meslekte kazanç kaybı zararına ilişkindir. Sigorta şirketlerinin sigortaladıkları araçların sürücüsü nedeniyle meydana gelen zararlardan temerrüt tarihi itibarıyla, eğer sigorta şirketine yapılmış yasal bir müracaat yok ise en geç dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte sorumlulukları bulunmaktadır. Mahkemece dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece aynı olay nedeni ile İstanbul Anadolu\t6. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2011/826 Esas - 2016/177 Karar sayılı dosyasında davacı hakkında maluliyet rapor ile yetinilerek karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2011/826 Esas - 2016/177 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;  Davacı ...'ın  21/10/2011 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle kazaya karışan  ... plakalı aracın maliki ...,  sürücüsü ...,  ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş., ... plakalı araç maliki şirket ile sürücüsü ...  ve ... Dış Tic. A.Ş.'yi temsilen İflas İdare Memuru Kadıköy ... İcra  Müdürlüğü  aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtığı, yargılama sırasında davacının yaralanması nedeniyle ATK 3. İhtisas Kurulundan alınan raporda davacının %38 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve olay tarihinden itibaren iyileşme sürecinin 9 aya kadar uzayabileceği ve bu süre içinde mesleki faaliyetini icra edemeyeceğinin bildirilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Her ne kadar maluliyet raporu başka bir dava dosyasından alınmış ise de kuvvetli delil niteliğindedir.  Alınan raporun kaza tarihindeki Yönetmelik hükümlerine göre yaralanan şahısta muayene edilerek  hazırlanmış olması nedeniyle  gerekçeli ve yeterli olması ve usul ekonomisi ilkesi nazara alındığında bu rapor ile yetinilerek ayrıca maluliyet raporu alınmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.Ne var ki davalının hukuki dinlenilme hakkı kapsamında İlk Derece Mahkemesince denetime açık şekilde hesaplama içeren aktüerya raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/826 Esas sayılı dosyasında hükmedilen tazminat miktarına atıf yapan ve hesaplama içermeyen yetersiz aktüerya raporu esas alınarak karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 16/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5806d82ed43ceaa3","SID":"2c62778b1d3b27fa"}}