{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1029 <br>KARAR NO: 2023/3248<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2020<br>NUMARASI: 2017/211 Esas - 2020/668 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket tarafından müvekkili hakkında Siirt İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası dosyasından icra takibinin başlatıldığını ve çalışanlara yapılan tebligat müvekkili şirket yetkililerine haber verilmediği için yasal süresinde icra takibine itiraz edilemediğini, bunun üzerine ilamsız icra takibinin kesinleştiğini, yapılan icra takibi ile ilgili olarak borcu ödemek zorunda kaldıklarını, davalı şirket dava dilekçesinde sunulan fatura ile 5.972,99 TL taahhütten cayma bedelini talep ettiklerini, müvekkilinin çalışanlarından ödeme yapıldığını ve dekontun da dosyaya sunulduğunu, davalı şirket kötü niyetli olarak, tahsil ettiği cayma bedelini 21/06/2016 tarihinde Siirt İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasından icra takibine bıraktığını ve müvekkiline ait ... plakalı otobüsü, Kurban Bayramı arifesinde en yoğun olduğu zamanda Muş' tan İstanbul ' a sefer için tüm koltukları dolu iken Muş Otogarı' nda bağlatarak Yeddimin otoparkına çektirildiğini,  Kurban Bayramı arifesinde olunması ve okulların açılması sebebi ile otogarların en yoğun olduğu dönemde otobüsü yediemin otoparkında yatar halde bırakmamak için müvekkili şirket Siirt İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına istinaden dosyada vekil Av. ... ' ın ... T.A.O hesabına 8.200,00 TL ödeme yaptığını ve otobüs üzerindeki trafikten men kararının kaldırıldığını, bu olaydan dolayı müvekkilinin menfi zarara uğradığını, açıklanan sebeplerle davalarının kabulü ile mükerrer ödemek zorunda kaldıkları 8.200,00 TL ' nin ödeme gününden itibaren ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, davalı alacaklının ödenmiş para borcunu yeniden tahsil amacı ile icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğundan davalı aleyhine 8.200,00 TL ' nin %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, trafikten men edilerek bağlanan otobüsün yerine ikame otobüs tedarik edip bu otobüse verilen 5.000,00 TL koltuk bedeli için müvekkilinin uğradığı 5.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini, yaşanan haksız icra, haciz ve trafikten men olayları içerisinde müvekkili şirketin itibarının düşürülmesi, saygınlık ve güvenirliğinin zarara uğraması ve ticari unvanının gerek yolcular nazarında gerek bankalar nezdinde uğradığı hasar ve küçük düşürülmenin tazmin edilmesi adına 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan iş bu dava neticesinde müvekkili şirket ile yapmış oldukları araştırmalar neticesinde davacının taleplerinde haklı olduğunu ve bu sebeple kendisinden mükerrer tahsilat yapılan bedelin ödeneceğini bildirdiğini, ancak davacı tarafından haciz tehdidi altında kalmaları sebebiyle yolcuların başka otobüs firmasına aktarılmasından ötürü ödenmiş olan 5.000,00 TL'nin davalı müvekkilinden talep edilmesinin kabulü taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, zira  Siirt İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine davacı tarafından yedi günlük itiraz süresinde itiraz edilmiş olsa idi zaten davacının haciz tehdidi altında kalması mümkün olmayacağını, ayrıca davacı itibarının sarsıldığını iddia ederek, bu sebeple yaşadığı manevi ezalar karşılığında 20.000,00 TL tutarında manevi tazminat talep etmekte olduğunu, davacının itibarının sarsıldığına ilişkin iddiası yasal dayanaktan yoksun olup kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan sebeplerle davacının mükerrer ödeme yapmasına ilişkin kendilerine bu bedelin ödeneceğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun maddi-manevi tazminat taleplerinin reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Davacı 5.000,00 TL 'ye otobüs kiralamak zorunda kaldığını belirtmiş buna ilişkin faturayı dosyaya ibraz etmiş, ancak mahkememizce davacı ve otobüs kiraladığını beyan ettiği şirket defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığını belirtmiştir. Tek başına fatura alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı gibi, faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olmaması da bu hizmetin alınmadığını kanıtlamaya yeterli olmasa da, davacı ... plakalı aracının yakalanması sebebi ile otobüs kiralamak zorunda kaldığını ve maddi zarara uğradığını ispat edememiştir. Bu sebeple ispat edilemeyen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat talebine gelince; şartlar oluştuğunda da hakkında haksız haciz yapılan kişinin manevi tazminat talep etmesi mümkündür. Manevi tazminat için gerekli şartlar Yargıtay içtihatlarında kötüniyet ve ağır kusur olarak belirlenmiştir (\"Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir.\" Yargıtay 4. H.D. 30/04/2019 tarih, 2018/4267 K. 2019/2509 K. Benzer Kararlar: Yargıtay 4. H.D. 25/01/2018 tarih, 2016/4736 K. 2018/444 K.). Diğer yandan, davacının haksız haciz sebebiyle bir zarara uğraması da gerekmektedir. Davalının tacir olduğu da göz önüne alındığında, tahsil ettiği bedel için icra takibi yapmakta ağır kusurlu olduğu açıktır. Davalının icra takibinde kötü niyetli olduğu davacı tarafından ispat edilmelidir. Davalı vekili cevap dilekçesinde takibin sehven yapıldığını belirtip , mükerrer ödenen bedeli iadeye  hazır olduklarını belirtmiştir. Davalı takibin sehven başlatıldığını beyan etmiş, davacı tarafından takibin kötü niyetli olarak başlatıldığı ispat edilememiş, davacının lehine  manevi tazminat hükmedilmesi içi  gereken  şartlar oluşmamıştır. Davacının şartları oluşmayan talebinin reddine karar verilmiştir.  2004 sayılı İİK.’nun 72. maddesi gereğince borçlu olmadığı parayı icra baskısı altında  ödeyen kişi   paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde genel hükümler çerçevesinde ödediği bedelin iadesini talep edebilir. Eldeki dava 1 yıllık hak düşürücü süre açılmış olup,  davacı yanın istirdadını talep ettiği bedeli daha önce ödediği ve haciz baskısı ile tekrar ödemek zorunda kaldığı tüm dosya kapsamı ile sabit olup, mükerrer tahsilat davalınında kabulündedir. Yapılan bu açıklamalar gereği davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilmiş,...1-)Davanın KISMEN  KABUL KISMEN REDDİ  İLE; 2-)Davacının istirdat talebinin KABULÜ İLE; 8.200,00 TL'nin ödeme tarihi olan 06.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana ÖDENMESİNE 3-)Davacının maddi tazminat ve manevi tazminat talebinin REDDİNE,...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Haksız icra takibi ve haciz işlemlerinden dolayı müvekkilinin 5.000,00 TL maddi zarara uğradığını, manevi tazminat şartlarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi, manevi tazminat ve istirdat istemine ilişkindir. 29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.390,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davacının istinaf talebine konu reddedilen miktar 5.000,00 TL olup, miktar itibariyle kesin karar olduğundan, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Manevi tazminat  yönünden yapılan incelemede; Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur.  Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde takibin sehven yapıldığını, mükerrer ödenen bedeli iadeye hazır olduklarını belirtmesine göre dava  konusu olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir.Buna göre maddi tazminat talebine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın  kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE, 2- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarih, 2017/211 Esas 2020/668 Karar sayılı manevi tazminat kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 189,15‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,  4- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddc6d8a62a052f60","SID":"da69b365a9bb76d7"}}