{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1849 Esas<br>KARAR NO: 2023/1233<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2018<br>NUMARASI: 2015/1164 E. - 2018/1210 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının miras bırakanı ... - ... İnşaat ile 06/05/2011 tarihinde ... numaralı Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, borçlu ...' ın daha sonra vefat etmiş olduğunu, borçlular tarafından sözleşmede belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle müteveffanın kanuni mirasçıları olan ... ve ...'a Beyoğlu ... Noterliğinin 26/07/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile mevcut yasal borcun ödenmesinin bildirildiğini, ancak sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçluların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla neticeten davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesi…” talebinde bulunduğu görülmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının söz konusu sözleşmeyi fesih ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu nedenle yasal sonuçlarının doğmasının da mümkün olmadığını, iki müvekkiline yapılan tebliğlerinde usulsüz olduğunu, müvekkilleri tarafından tüm ödemelerin gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının alacaklı olduğunun iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın icra takibinde talep etttiği faiz oranlarının fahiş olduğunu, yasal faiz oranının %9, avans faiz oranının ise %10,5 olduğunu, davacının talep ettiği faiz oranının ise %30 olduğu bu oranın talebinin mümkün olamayacağını beyanla neticeten davanın reddine, davacı alacağından %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderle ile ücreti vekaletin davacı aleyhine bırakılmasına karar verilmesi.” talebinde bulunulduğu görülmektedir.  <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KABULÜ İLE; Davalıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 53.038,45 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin icra takibindeki talep gibi devamına, Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 10.607,69-TL' nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,  \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tahkikat aşamasının bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiğine ilişkin davet gerçekleştirilmediğini, Usulsüz tebligat itirazlarının değerlendirilmediğini, Davalı müvekkillerce dosya borcu ödemesi gerçekleştirilmiş ve  İzmir ... Noterliği'nin 06/05/2011 tarih ve ... yevmiye numarasıyla tanzim edilen finansal kiralama sözleşmesine ilişkin olarak açılan dosya İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası yaptığımız ödemeler sonucunda 20/02/2015 tarihinde infaz olduğunu, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiğini, bu ödemelere ilişkin değerlendirme yapılmadığını  mahkemece taraflar arasında imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesinin 47.maddesi uyarınca delil sözleşmesi yapıldığı ve davalı müvekkillerin murisi tarafından kiralayanın ticari defterlerinin kesin delil olarak kabul edildiği gerekçesiyle ticari defter incelenmesi talebin reddedildiğini, sözleşme hükümleri hususunda davalı müvekkillere müzakere şansı tanınmadığını imzalanan sözleşmenin  tip sözleşme olduğunu,  sözleşmenin aleyhe hükümlerinin, genel işlem koşulu kabul edilerek aleyhe hükümlerin geçerli olmadığının kabulü ile 47.maddenin geçerli olmadığı, bu sebeple müvekkillerin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi tarafından yapılan inceleme yalnızca davacı tarafın ticari defterlerin incelenmesi suretiyle gerçekleştirilmiş olup işbu ticari defterlerin tek başına kesin delil olarak kullanılması mümkün olmadığını, davalı müvekkile ait ticari defterler incelenmemiş olup davalı  müvekkilin ticari defterlerinin de incelenmesi sureti ile her iki şirkete ait ticari defterlerin birbirlerini destekler nitelikte olduklarının anlaşılması halinde delil olarak kullanılabileceğini, mahkemece hükmedilen %20 icra inkar tazminatına itiraz ettiklerini, Müvekkillerin itirazında haklı olup mahkemece eksik inceleme neticesinde verilen işbu karar hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilin şirket ile davalıların miras bırakanı ... arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesine konu kira bedellerinin ödenmemesi sebebiyle kiracı müteveffanın şahıs şirketi ile birlikte davalılara dosyada mübrez 26/07/2013 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini,  davalıların ihtarname tarihi itibariyle kanuni ikametgah adreslerine tebliğe çıkarıldığını,  davalılar vekili tarafından kötü niyetle ihtarnamenin tebliğ olmadığı iddia olunmadığını, bu iddialar haksız ve hukuka aykırı olmakla kabul edilemeyeceğini, davalılar ihtarnameye itiraz etmemiş ve verilen sürede ödeme yapmadığını, bilirkişi de raporunda davalıların borcun tamamını ödediğine dair iddialarını kanıtlayacak nitelikte dosyaya herhangi bir belge sunulmadığını belirttiğini, davalılar vekilinin finansal kiralama sözleşmesinin genel işlem koşulu niteliği taşıdığı gerekçesiyle delil sözleşmesi başlıklı 47. maddesinin geçerli olmadığını ileri sürmüşse de finansal kiralama sözleşmesi imzalanmadan önce kiracıya bilgilendirme formu verilmiş olup bilgilendirme formu kiracı tarafından okunup imzalandığını,  Bu form ile kiracı sözleşme hakkında bilgi sahibi olduğunu ve sözleşmenin bir örneğinin kendisine verildiğini kabul ettiğini, Aksinin ispatına ilişkin dosyaya davalılar tarafından herhangi bir delil sunulmadığını, sözleşme, iki taraflı bir hukuki işlem olup sözleşme maddeleri üzerinde tarafların anlaşması durumunda taraflarca imzalandığını, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan  alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Öncelikle usule ilişkin istinaf sebebi incelenmiştir: Davalılar vekili  mahkemece HMK 184-186 .maddesi hükümlerine aykırı olarak yargılamanın sonlandırıldığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. HMK 186. maddesind “ Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.  Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150. madde hükmü saklıdır.” düzenlemesi yapılmıştır. HMK'nin 184. maddesi hükmü gereğince, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için taraflara söz verilip tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra, tüm taraflara sözlü yargılama için duruşmanın başka bir güne bırakılmasını isteyip istemediklerinin sorulması, talep halinde başka bir gün tayin edilmesi; başka bir duruşma gününü istememeleri halinde sözlü yargılama aşamasına geçilerek aynı Kanunun 186. maddesi gereğince taraflara sözlü yargılama yoluyla beyanda bulunma hakkı verilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi emredici usul kurallarıdır. Eldeki dosyanın  21.12.2018 tarihli  son celsesinde , mahkemece  tahkikatın tamamlandığı sözlü yargılamaya geçildiğinin tefhim edildiği, tarafların sözlü yargılama için süre taleplerinin olup olmadığının sorulduğu, tarafların süre talep etmedikleri, esas hakkında son sözleri sorularak nihai karar verildiği ,  bu haliyle yukarıda açıklanan usul hükümlerine uygun şekilde yargılamanın sonlandırıldığı, davalılar  vekilinin  istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyasında; alacaklı  davacı tarafından, borçlu davalılar  aleyhine asıl alacak ve ferileri toplamı 53.038,45 TL alacağın tahsili için 30/04/2015 tarihinde ilamsız  takibe geçildiği, ödeme emrinin borçlulara  09/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların  süresi içersinde borca itiraz ettiği, eldeki davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı  anlaşılmıştır. Takibin dayanağının davalıların miras bırakanı ... - ... İnşaat ile davacı arasında 06/05/2011 tarihinde akdedilmiş olan ... numaralı Düzenleme Şeklinde Finansal Kiralama Sözleşmesi olduğu, sözleşmenin tarafı olan ...' ın vefat etmiş olması nedeniyle murisin yasal mirasçıları olan davalılara keşide edilen  Beyoğlu ... Noterliğinin 26/07/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile , ihtarname tarihi itibariyle gecikmiş borç toplamı temerrüt faizi ve protesto masrafları hariç 37.383,68.-TL olduğu, iş bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde tutarın ödenmesi, aksi halde  sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildiği görülmektedir. İhtarnamenin  davalılardan ...'a :\"...30/07/2013 tarihinde, muhatabın gösterilen adresine gidildiği adres kapalı olduğu, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup tebliğ imkansızlığı nedeniyle tebliğat T.K. 21/2 madde gereğince ... mahallesi muhtarı ...' e 30/07/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırılarak en yakın komşu, kapıcı veya yöneticiye haber verilmiş...\" şeklinde olduğu görülmektedir. İhtarnamenin davalılardan ...'na :\"...31/07/2013 tarihinde muhatabın gösterilen adresinde sürekli çalışan ... imzasına şerhi ile tebliğ  \" edilmiş olduğu görülmektedir. Davalılar  vekili söz konusu ihtarnamenin tebliğinin  usulsüz olduğu  iddiasında bulunmuştur. Tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır (Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2014 gün ve 2013/12-1372 Esas, 2014/1065 Karar sayılı kararı). Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi tebligat yapılmasını isteyen kişi tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre çıkarılacaktır. Muhatabın sadece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi halinde doğrudan doğruya Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bilakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2. maddeye göre tebligat yapılacağı önemle vurgulanmıştır. Öncelikle, normal bir tebligat çıkartılarak Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sitemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamaz.7201 sayılı Tebligat Yasasının   17. maddesine göre,  - Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.  Yine aynı yasanın 20 maddesine göre,  - 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. Muhatap tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilir. Görüldüğü üzere, tebligat hükümleri tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir.  Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp,  bunu bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hâkim tarafından denetlenebilir. Bu itibarla; Yönetmeliğin 30/1. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, şayet imzadan çekinmeleri halinde bu husus da belirtilerek; muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”,  Tebligat Kanunu’nun 20 . maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir.  Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hâkimin denetimini sağlayacaktır. Sonuç olarak Kanun'un  17. maddelerine göre yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti ve tevsiki , yine, muhatap ile muhatap adına tebligatın yapılacağı kimsenin hizmetçi/daimi çalışan olması gerekir. Somut olayda mahkemece davalı tarafın sözleşmenin  feshi ve temerrüt sonucunu doğuran ihtarnamesinin davalılara usulüne uygun tebliğ edilmediğine yönelik savunmaları üzerinde durulmamış, bu konuda sadece bilirkişi raporunda yazılanlar gerekçede aynen tekrar edilmekle yetinilmiştir.  Her bir davalı yönünden ayrı değerlendirme yapılarak ihtarnamenin hukuken usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği gerekçelendirilmemiş,  ihtarnamenin usule uygun tebliğ edildiğinin kabulünün hangi gerekçeye dayandırıldığı gösterilmemiştir. Savunma olarak ileri sürülen tebligat usulsüzlüğünün değerlendirilmemesi ve gerekçe gösterilmemesi ise, 6100 Sayılı HMK.nın 27. Maddesinde düzenlenen ve Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan , davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları,  bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içeren Hukuki Dinlenilme Hakkının ihlali niteliğindedir. İhtarnamenin her bir davalıya  usule uygun tebliğ edilip edilmediği uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerekli esaslı bir delil ve hukuki sorun olduğu ,bu konuda yukarıda açıklanan hukuki düzenleme ve ilkeler gözetilmek suretiyle  inceleme yapılarak ;  somut, denetime elverişli şekilde gerekçe gösterilerek karar verilmesi gerektiği, mahkemenin kabulüne göre de;  ayrıca hükme esas alınan raporun yeterli olmadığı,  borca, faize ve ferilerine itiraz olduğu, takipte talep edilen temerrüt faizi hesabı konusunda raporda açıklama bulunmadığı, istinafa konu edilen kararda  yasal ve yeterli gerekçe gösterilmediğinden esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının  HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2018 tarih, 2015/1164 E. 2018/1210 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ccde0d13d86bc7c","SID":"4ed08e1771658b9a"}}