{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/672 Esas<br>KARAR NO: 2023/1111<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/11/2019<br>NUMARASI: 2016/341 Esas, 2019/1070 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin, medikal tıbbi cihaz ve aletler konusunda faaliyet gösteren bir şirket olup Cerrahi El Aletleri ürünleri alanında da 2014 yılına kadar farklı firmaların yanı sıra davalı şirketin bayiliğini yaptığını, davalının Denizli’de bulunan Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ... ihale numaralı Cerrahi El Aletleri Alımı ihalesine katılacak olmasından ötürü, Ege bölgesi ve Denizli hastaneleri nezdinde referans ve ticari itibarı çok yüksek olan davacı şirketin ihaleye hazırlık süreci içinde kendisine danışmanlık, tanıtım ve ihale hazırlık sürecinin takibi konularında hizmet vermesini talep ettiğini, davalının davacı şirketin verdiği hizmetin katkısı ile söz konusu ihaleyi kazandığını, davacı ile davalı arasındaki bu ticari ilişki süreci sonunda, davacı tarafından 03.12.2015 tarihli ... no.lu KDV dahil 472.000,00 TL bedelli, içeriği hizmet bedelinden oluşan bir adet e-faturanın davalıya keşide edildiğini, davalının bu faturaya herhangi bir itirazda bulunmadan kayıtlarına intikal ettirdiğini, faturayı kabul ettiğini, davalının davacı nezdindeki cari hesap kaydında bu fatura öncesinde 13.892,27 TL alacağının bulunduğunu, davalının bu alacağını söz konusu fatura bedelinden mahsup edildiğinde, 03.12.2015 tarihli itibari ile davalının davacıya 458.107,73 TL borcu kaldığını, davacı tarafından bu alacağın tahsiline yönelik olarak Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine de itiraz ederek takibin durduğunu, açılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ve taleplerini kabul etmediğini, davacı ile müvekkil arasında davaya konu hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını, davalının davacıdan davaya konu bir iş veya hizmet istemediğini, müvekkile teslim edilmiş bir iş veya hizmet olmadığını, yüksek tutarlı bir komisyon faturasının hiçbir izahı ve hukuki dayanağının olmadığını, alacak iddiasında bulunan davacı tarafın öncelikle, yazılı bir sözleşme ibraz etmek suretiyle akdi ilişkinin varlığını, faturaların müvekkil şirkete tebliğ edildiğinin ve en önemlisi faturaya konu mal ya da hizmetin müvekkil şirkete sunulduğunun ispatının gerektiğini, davanın reddini kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ihale evraklarında davacının danışmanlık yaptığına ilişkin bir kayıt bulunmamakta ise de, dava konusu faturanın davalı tarafından yasal süre içerisinde itiraz edilmemesi, davalı defterlerine kaydedilmesi, vergi dairesine bildirilmiş olması fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu ve hizmetin davacı tarafından yerine getirildiği sonucunu doğurduğunu, kaldı ki yetkili kişi olmasa da mutabakat belgesinin davalı adına hareket ettiği anlaşılan kişi tarafından imzalanması da mahkemece varılan sonucu desteklediğini, bu nedenlerle davacı tarafın açmış olduğu davanın kabulü ile Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına ve İİK nun 67/2 maddesi gereğince alacağın likit olması itirazın haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Yerel Mahkemece mutabakat formunu imzalayan kişinin davalı şirket çalışanı olup olmadığı hususu araştırılmadığını, yalnızca davacının sunduğu sosyal medya kayıtları esas alınarak karar verildiğini, sosyal medyadaki bilgilerin doğru olup olmadığı tespit edilmediği, davacı tarafın kendisi bu kişiyi yaratmış olduğunu, bu kişinin çalışan, yetkili veya var olan birisinin olduğunun tespit edilmediği, kendi yarattığı delil ile davayı kazanmış olması hukuken kabul edilemeyeceğini, yerel mahkeme kararında dosyada ikinci bir heyetten alınan ve savunmaları ispat eden 26.08.2019 tarihli heyet bilirkişi raporuna hiçbir şekilde değinilmeden karar verildiğini, 26.08.2019 tarihli heyet raporu haklılık ve savunmaları destekler nitelikte olduğunu, bu rapora göre dava reddedilmesi gerekirken sadece defterlerde kayıtlı olmasıyla müvekkilin borçlu olduğu kararı verilmesi hukuken hatalı olduğunu, davacı kötüniyetle müvekkil şirket sahibinin ölümünden menfaat sağlayarak, kötü niyetle Müvekkil defterlerine faturasının işlenmesini sağladığını, Davacı, Davalı ile arasında ihale sözleşmesinde danışmanlık yapılması için dava dilekçesi ve diğer beyanlarında var olduğunu söylediği sözleşmeyi ispat edemediğini, yazılı olmayan sözleşmeye dayalı fatura alacaklarında faturanın muhataba teslim edilmesi, faturaya itiraz edilmemesi hususları önem taşımadığını, davacı tarafından sözleşmenin varlığı ve sözleşme konusu edimin ifa edildiği olgusunun ispatı gerektiğini, davacı tarafından davaya dayanak faturaya konu hizmeti sağladığına dair dosyaya herhangi bir delil ibraz edemediğini, davanın reddi gerektiğini, yerel Mahkemenin vermiş olduğu karar hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel mahkeme bilirkişi heyet raporunu yokmuş gibi gerekçeli kararda hiç bahsetmeden sadece muhasebe kayıtlarında fatura var diye; Müvekkil ile alakası olmayan kim olduğu belli olmayan birinin sözde mutabakatına bakarak davayı kabul etmesi ve aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmetmesi yerinde bir karar olmadığını, ihale bedeli 1.980.000-TL iken bu tutarın %20'sinden fazla olan 472.000-TL'lik bir hizmet faturası ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Müvekkilin ihale bedelini 3.kişi hastaneden tahsil etmeden davacının sözde alacağını talep etmesi halinde müvekkile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi de adaletli olmadığını, istinaf incelemesi neticesinde mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. İstinafa konu uyuşmazlık, taraflar arasında sözlü danışmanlık sözleşmesi bulunup bulunmadığı, danışmanlık sözleşmesi var ise davacı tarafından davalıya hizmetin sunulup sunulmadığı, takibe konu faturadan davalının sorumlu olup olmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... İcra sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından borçlu ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye yönelik 458.107,73-TL asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Somut olayda davacı, icra takibine konu faturanın konusunu teşkil eden ihale işlemlerindeki danışmanlık hizmetinin yerine getirildiğini ileri sürmüş, davalı ise akdi ilişkiyi ve borcu inkâr etmiş, davacı taraftan danışmanlık hizmetini almadığını iddia etmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının, hizmetin yerine getirildiğinin ve faturanın davalıya teslim edildiğinin ispat yükü davacı taraftadır. 26.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalı tarafa ait 2015-2016 yılı ticaret defterlerinin usule uygun olduğu TTK hükümlerine göre kendi lehinde delil olabileceği, davacı tarafa ait 2015-2016 yılı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalı taraftan 458.107,73-TL alacaklı olduğu, davalı tarafa ait 2015-2016 yılı ticari defter kayıtlarına göre, davalının davacıya 458.107,70-TL borçlu olduğu, davaya konu faturanın BA-BS beyannameleri ile taraflarca karşılıklı olarak vergi idaresine beyan edildiği tespit edilmiştir. 11.10.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler taraflarına ait ticari defter kayıtlarının incelendiği, dava konusu ihale hazırlık açıklaması ile düzenlenmiş 400.000,00-TL+% 18 KDV 72.000,00-TL= 472.000,00-TL faturanın tarafların ticari defter kayıtlarında olduğu, ticari defter kayıtlarına göre davacının davalı taraftan 458.107,73-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalı adına 03.12.2015 tarihinde düzenlenen e-faturaya davalı tarafın 07.03.2016 tarihinde yani 94 gün sonra iade faturası düzenlediği, söz konusu iade faturasının davacı tarafından kabul edilmediği, taraflar arasında dava konusu fatura dışında da ticari ilişkinin mevcut olduğu, faturaya ilişkin tüm yasal bildirimlerin (BA-BS-KDV beyannamelerine konu edildiği) taraflar tarafından vergi idaresine yapıldığının tespit edildiği, TTK 21/2 maddesine göre faturanın içeriği kabul edildiğine göre ihale süreci hazırlık bedeli olarak hazırlanan 400.000,00-TL tutarlı faturanın yapılan ihale miktarı ile uyumlu olup olmadığının irdelenmesi konusunun Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. 05.07.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacı ve davalı tarafın 2015 ve 2016 yılları ticari defterlerinin lehlerine delil niteliği bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 458.107,70-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 458.107,70-TL borçlu olduğu, taraf ticari defterlerinin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 458.107,70-TL alacaklı olduğu yönünde mali yönden birbiri ile uyumlu olduğu, ancak heyetin teknik bilirkişi üyesi tarafından; dosya içerisinde davacının davalıdan alacaklı olduğuna ilişkin e- faturadan ve ticari defter kayıtlarından başkaca belge bulunmadığı, davacının davalıya verdiği hizmeti açıkça belgelendirmediğinin değerlendirildiği, takip konusu fatura alacağından kalan 458.107,70-TL tutarındaki alacağın davacı ispatına muhtaç olduğu yönünde görüş bildirilmiş, bilirkişi heyetinde ayrık rapor sunan mali müşavir bilirkişi raporunda; davalının yüksek montanlı olduğunu iddia ettiği e- faturaya, 07.03.2016 tarihine kadar 96 gün itiraz etmediğini, söz konusu faturanın 2015 yılında yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde gider gösterilerek davalı gelirinden mahsup edildiği, yine KDV miktarının da mahsuba konu edildiğini, davalı tarafından 472.000,00-TL tutarında faturaya itiraz edilmemiş olmasının hizmetin verilmesi anlamına gelmez ise de, faturanın davalı defterine kaydedilmesi ve yasal süre içinde davalı tarafından itirazı edilmemiş olması, fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu sonucunu doğuracağı, bu durumda davalının iş bu fatura miktarında borçlu olacağından davacının alacağının ispata muhtaç olduğu şeklindeki heyet görüşüne katılmadığını bildirmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen ve taraf defterlerinde mevcut olan asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır. 222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, 3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir.Somut davada, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve birbirine uyumlu olduğu, bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Dava konusu alacağa esas olan fatura her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu gibi, taraflar ilgili vergi dairesine fatura dönemine dair BS ve BA formlarını ibraz etmişlerdir. Davalı tarafın, ticari defterlerde faturanın varlığının davayı ve davacının iddia ettiği bedeli hak ettiği ve hukuken alabilmesini ispat etmeye yeterli olmadığına, davacı tarafın müvekkili şirket içindeki vefat sebebiyle var olan durumdan faydalanarak ve şirketi yanılgıya düşürerek,  olağan ticari ilişkiye bağlı bir fatura gibi belgeli e- fatura ile yolladığına, iade faturasının varlığının müvekkili şirketin yetkilisinin ölümünden doğan şirketin yönetim ve işleyiş zafiyetinden faydalanma gayesini ispat ettiğine dair savunmaları, 6102 sayılı TTK‘nın 18/2. fıkrasında yer verilen, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir düzenlemesine ve ilgili mevzuat hükümlerine göre uygun görülmemiştir. Diğer taraftan, yukarıda belirtildiği üzere, taraf şirketlerinin usulüne uygun olduğu, ticari defter ve kayıtlarında dava konusu fatura mevcut olduğu ve her iki tarafın da ilgili dönemde Vergi Dairesine gerekli formları ibraz ettiği anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davacı taraf, takip konusu cari hesap alacağının varlığını ispat etmişken, davalı tarafın  savunmasında ileri sürdüğü iddialarını ispat ettiğinin kabulü mümkün olmamıştır.Her ne kadar davalı vekilince mutabakat formunu imzalayan kişinin davalı şirket şirket çalışanı olmadığı ileri sürülerek bu kişi araştırılmadan karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, taraf ticari defterlerinin, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 458.107,70-TL alacaklı olduğu yönünde mali yönden birbiri ile uyumlu olması, davaya konu faturanın BA-BS beyannameleri ile taraflarca karşılıklı olarak vergi dairesine beyan edilmesi, taraflara ilişkin BA ve BS formlarının ticari defter ve kayıtların dayanağı niteliğinde olması karşısında davalının bu yöndeki savunmasının sonuca etkili olmadığı ve davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu fatura alacağı yönünden iddialarını ispat ettiği, davalı tarafından borçlu olmadığına veya borcu ödediğine dair dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil de sunmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı taraf istinaf dilekçesinde, davacının vermiş olduğunu iddia ettiği hizmetin üzerinden 1 sene geçtikten sonra fatura düzenlemesinin Vergi Usul Kanununa aykırı olduğu ve faturanın hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiğini ileri sürmüş ise de fatura düzenlenmesi vergi hukukunu ilgilendiren bir husus olup davalının bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.Yine davalı vekilince, müvekkilinin iade faturası kesmesinin, hizmeti almadığını, hizmetin eksik ve ayıplı olduğunun ispatı olduğunu ileri sürmüş ise de davalının, dava ve takibe dayanak faturaya yasal sürede itiraz etmediği, fatura içeriğinin kesinleştiği, bu kapsamda davalı tarafından uzun süre sonra düzenlenen iade faturasının sonuca etkisinin bulunmadığı, faturanın davalının ticari defterlerine de kaydedilmiş ve BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilmiş olduğu dikkate alındığında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan, takip konusu alacak faturaya dayanan bu anlamda borçlu tarafından likit ve bilinen bir alacak olduğundan kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden İİK 67. maddesi gereğince davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/341 Esas, 2019/1070 Karar sayılı ve 14/11/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL  harcın peşin olarak yatırılan 7.823,33 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.553,48 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.26/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"48e93400da11b2b6","SID":"fef0da4752354d35"}}