{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1726 <br>KARAR NO: 2023/1737<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/03/2020<br>NUMARASI: 2018/538 Esas - 2020/203 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/11/2016 tarihinde, davalıya ZMM poliçesi ile sigortalı ... plakalı kamyonet  ile müvekkili davacının sürücüsü  olduğu ... plakalı  kamyonetin çarpışması sonucunda meydana gelen çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde  davalıya trafik sigortalı aracın asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak yasal süre içinde cevap verilmediğini ileri sürerek  fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla  şimdilik  sürekli iş göremezliği nedeniyle 100,00-TL ve geçici iş göremezliği nedeniyle  200,00- TL  maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 22.01.2020 tarihli dilekçesi ile   talebini  toplam 56.930,74-TL  olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın maluliyet zararını ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''...  Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18/10/2019 tarihli rapor uyarınca kazanın meydana gelmesinde davacının %20 oranında  tali, karşı araç sürücüsünün ise  %80 oranında asli kusurlu olduğu,  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 24/04/2018 tarihli maluliyet raporunda; davacının beden gücü (maluliyet) kayıp oranının % 9 olduğu ve iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacının 6 aylık tıbbi şifa süresine göre isteyebileceği geçici iş görmezlik tazminatının 7.009,25-TL olduğu, SGK tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı, davacının çalışma gücünden %9 oranında eksilme meydana gelmesi sebebiyle hesaplanan maddi zarar tutarının ise 49.921,49-TL olduğu; belirlenen bu tazminat oranlarında davacının %20 oranındaki kusuru gözetilerek gerekli indirimlerin yapıldığı, tazminatın trafik sigortası poliçesi limitleri içinde kaldığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmek gerektiği '' gerekçesiyle, Davanın kabulü ile; 56.930,74-TL'nin temerrüt tarihi olan 25/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf nedenleri: Davalı vekili; maluliyet raporunu kabul etmediklerini, davacının maluliyet tespitinin   Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanıp belirlemesi gerektiğini,  davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla  kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerini kullandığının belirtilmediğini,  bu nedenle  tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini  belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan  cismani zarar nedeniyle  maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, kaza tarihi olan 17/11/2016 itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliği yürürlükte olup, yetkisizlik kararı veren  Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/739 Esas sayılı dosyasında aldırılan ve  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan 24/04/2018 tarihli raporda, davacının maluliyet oranının hangi yönetmeliğe göre belirlendiğinin açıkça belirtilmediği, sadece %9 oranında çalışma ve meslekte  kazanma gücünden kaybettiği ve tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun  tespitinin yapıldığı görülmüştür. Davalı tarafça bu rapora hem içerik yönünden hem de kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığından bahisle itiraz edilmiştir.O  halde, yerel mahkemece  yukarıda açıklanan ilkelere göre kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre, davacının tüm tedavi evrakları değerlendirilerek  davacının maluliyet oranının belirlenmesi yönünde ATK'dan yada Üniversite Hastanelerinden yeterli, taraf ve yargı denetime açık ve ayrıntılı  rapor alınması ve  sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin  2023/298 Esas, 2023/8312  Karar sayılı ilamı) Bu itibarla, davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın HMK 353/ 1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, istinaf istemine konu  olan ve başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi  kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı  tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE, 4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c277bfaa0a666fd2","SID":"921ed03339634101"}}