{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/988 Esas 2023/1322  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/988 <br>KARAR NO\t: 2023/1322<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:03/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/457 Esas  2020/593 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI <br>\t\t<br>DAVA\t:  Tanıma ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ\t: 27/08/2019<br>KARAR TARİHİ\t:   05/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:   05/10/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasına ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle  davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı  vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... şirketinin Umman Sultanlığı ticaret siciline kayıtlı olduğunu, müvekkili ile ... arasında imzalanan 17/05/2013 tarihli sözleşmeyle başta Katar ve Umman olmak üzere körfez ülkeleri için Havelsanın üreteceği simülatör projelerinin pazarlanması ve tanıtımı konusunda ...'ın satış temsilcisi ve bu işteki danışmanı olarak belirlendiğini, son ödemeye ait 259.652,35 USD’nin ödenmediğini ve sözleşmenin 11.maddesi gereğince Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesine (ICC) başvurulduğunu, yargılama sonunda, 03/06/2019 tarih ve CASE No.23574/AYZ numaralı kararın İngilizce aslının Kadıköy 32.Noterliğinin 09/08/2019 tarih ve 25602 yevmiye numaralı ile onaylandığını iddia ederek bu kararın MÖHUH 60 ve devamı maddeleri ile Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; MÖHUH 48.madde gereğince davacının teminat yatırması gerektiğini, kararın tenfiz için MÖHUH 50 ve devamı maddeleri gereğince aranan koşulları bulundurmadığını, söz konusu kararın kesinleştiğine ve icra edilebilir olduğuna ilişkin tahkim yeri olan İsviçre makamlarından alınmış bir şerh bulunmadığını, müvekkilinin, iddia ve savunma haklarının kısıtlandığını, önemli usul hataları yapıldığını, savunma hakkının kısıtlanmasının kamu düzenine ilişkin olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; \tdosyaya ibraz edilen karardan ve belgelerden davalının temsil edilmiş olduğu, tenfizi istenilen mahkeme kurulların 35(6) maddesi uyarınca verilmekle kesinleştiği, tanıma ve tenfize konu uyuşmazlığa ilişkin kararın taraflar arasındaki ticarî ilişkiden kaynaklanan alacak iddiasına ilişkin olduğu, karar içeriği yönünden de Türk kamu düzenine aykırı bir hususun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkim şartı veya anlaşmasının aslının veya usulüne göre onaylanmış sureti ile hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya usulüne göre onanmış örneğinin birlikte dava dilekçesinin eki olarak sunulması gerekirken bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, bu doğrultuda mahkemece 03/09/2019 tarihli  tensip tutanağı’nın 11. maddesi ile, “dava dilekçesi ekinde örneği bulunan, ICC Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 03/06/2019 tarihli, 23574/AYZ dava numaralı kararın kesinleşme şerhi ile birlikte, apostilli aslını, sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine” şeklinde karar verilmiş olmakla birlikte davacı Şirketin kendisine verilen kesin süre içerisinde kesinleşme şerhini ve apostilli aslını sunmadığı gibi, 14 Ekim 2019 ve 13 Kasım 2019 tarihli dilekçeleri ile ICC Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin 03/06/2019 tarihli, 23574/AYZ dava numaralı kararına ilişkin ICC tarafından düzenlenen Sertifika’yı (Certificate) kesinleşme şerhi olarak sunduğunu, söz konusu Sertifika’nın, hakem kararına icra kabiliyeti kazandıran bir kesinleşme şerhi olmadığını, söz konusu Sertifika tenfize konu yabancı hakem kararına ait bir kesinleşme şerhi olma niteliği taşımadığı gibi, davacı Şirket’in iddia ettiği gibi resmi niteliği haiz bir belge de olmadığını, söz konusu belgenin MÖHUK’un ilgili hükümlerinde yer alan şartları hiçbir şekilde karşılamadığını, bu durumda, davacı Şirket’in kesinleşmiş ve icra edilebilir bir hakem kararını kendisine verilen kesin süre içerisinde mahkemeye sunmadığı ve davanın tenfiz şartlarının oluşmadığında  davanın reddi gerekmekte iken kabulüne karar verilmesinin  hatalı olduğunu, bunun yanı sıra, Sayın Mahkeme huzurunda tenfizi talep edilen tahkim kararı kapsamında yapılan yargılama çerçevesinde Müvekkil Şirket’in iddia ve savunma hakkı birçok kereler kısıtlandığını ve önemli usul hataları yapıldığını, tahkim sürecinde İsviçre’nin Zürih şehrinde yapılan duruşmada, duruşma sonrasında herhangi bir dilekçe veya talep sunulmayacağı, sadece hakem tarafından duruşma sırasında verilen soruların cevaplanacağı ve bunların akabinde tahkim sürecinin kapatılacağı konusunda karar oluşturulmasına rağmen, tahkim sürecinde hakem tarafından verilen soruların cevaplanması akabinde, davacı Şirketin,  kendilerince sunulan cevaplara ilişkin olarak tekrar beyanda bulunmak için talepte bulunduğunu, davacı Şirket’in bu talebine müvekkil Şirket tarafından söz konusu talebin usule aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz edildiğini, ve hakemden davacı Şirket’in söz konusu kararının reddinin talep edildiğini, müvekkil Şirket’in söz konusu açıklamalarına rağmen, davacı Şirket’in haksız, usule ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden söz konusu talebi hakem tarafından kabul edilerek davacı Şirkete beyanda bulunma hakkı tanındığını, hukuki dinlenme haklarının ihlal edildiğini, açıklanan ihlale ek olarak benzer şekilde; davacı Şirket tarafından tahkim yargılaması sırasında sunulmuş olan dava dilekçesinde ve diğer hiçbir dilekçede davacı Şirket’in müvekkil Şirket’ten olan faiz talebine ilişkin herhangi bir rakam ya da oran verilmemiş olmasına, yargılama (dilekçeler ve duruşma) aşamasında hakem tarafından bu konuda davacı Şirket'ten her hangi bir açıklama istenmemiş olmasına (hatta duruşma sonrası taraflarca cevaplanması istenen sorular içerisinde dahi yer almamasına) rağmen, tahkim sürecinin kapatılması sonrasında hakem tarafından gönderilen 15 Mayıs 2019 tarihli elektronik posta mesajında tahkim sürecini bir konuya ilişkin olarak tekrar açtığını ve davacı Şirket’in faiz talebini 23 Mayıs 2019 tarihine kadar iletmesini talep ettiğini, bu talep ve tahkim sürecinin bu şekilde yönetilmesinin açık bir şekilde tahkim usulüne aykırı olduğunu, tahkim süreci kapatıldıktan sonra davacı Şirket’in yeni bir talepte bulunmasına müsaade etme ve bu talep çerçevesinde karar oluşturma tahkim kuralları ve adil yargılama hakkı çerçevesinde kabul edilebilir olmadığını, bu çerçevede değerlendirildiğinde, yukarıda açıklanmış olan ihlalin de söz konusu kararın tenfizine engel teşkil eden çok net bir husus olduğunu, bu çerçevede, temel usul hukuku prensiplerine aykırılık Türk kamu düzeninin ihlâli sonucunu da doğurduğunu ve adil yargılama hakkının ihlalini teşkil ettiğini, bu yönüyle de Sayın Mahkeme huzurunda tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının tanınması-tenfizinin  mümkün olmadığını bildirerek bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi istemine  ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı tarafından davalı aleyhine Uluslararası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi (ICC) tarafından verilen 03/06/2019 tarih ve CASE No.23574/AYZ numaralı kararının tenfizi talep edilmiştir.<br>\tDavalı vekili, davacının, MÖHUH 48.madde gereğince teminat yatırması gerektiğini, kararın tenfiz için gerekli koşulları bulundurmadığını, kararın kesinleştiğine ve icra edilebilir olduğuna ilişkin tahkim yeri olan İsviçre makamlarından alınmış bir şerh bulunmadığını, müvekkilinin, iddia ve savunma haklarının kısıtlandığını ve önemli usul hataları yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. <br>\t5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 60-63. maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının  tanınması ve tenfizi düzenlenmiştir. Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalar kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda adı geçen kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu olmakla birlikte, “Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi” 08.05.1991 tarih ve 3731 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olduğundan ve yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde, bu sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanması gerekli olduğundan, MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarının alanı oldukça daralmıştır. Bununla beraber, Türkiye’nin New York Sözleşmesine taraf olduğu 08.05.1991 tarihinden itibaren ve bugün itibariyle, bu sözleşmeye taraf olmayan bir devlet ülkesinde verilen ve yerli olmayan hakem kararları, MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarıdır. (Banu Şit, Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, Ankara 2005, sh.194)  <br>\tÖte yandan 21.06.2001 tarihinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 05.07.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin  taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nın uygulanması zorunludur. 05.07.2001 tarihinden itibaren yasa kapsamına giren uyuşmazlıklarda MTK uygulanacaktır. (“Yabancılık Unsuru Kavramı ve ICC Tahkimi” Prof. Dr. Ziya Akıncı, 6.4.2004 Milletlerarası Tahkim Semineri, Ankara 6.4.2004 sh.39.) Tahkim şartını içeren sözleşme tarihinin, MTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce olması halinde ise uyuşmazlığın söz konusu kanun kapsamına girmediği kabul edilmektedir.(Yargıtay HGK. 08.02.2012 tarih, 2011/13-658 E. 2012/47 K.) <br>\tYukarda açıklanan mevzuat hükümlerinin yürürlük tarihleri ve kapsamları dikkate alındığında dava konusu olayda, tenfizi talep edilen hakem kararı taraflar arasındaki 30/04/2013 tarihli sözleşmeye ilişkin olup, New York Sözleşmesine taraf olan İsviçre'de verilmiş olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. <br>\tTaraflar arasında 30/04/2013 tarihinde imzalanan “Temsilcilik Sözleşmesi”nin 11. maddesinde “.... Taraflar arasında işbu Anlaşma'nın (veya herhangi bir hükmünün) mevcudiyeti, geçerliliği, yorumlanması, ifası ve/veya feshi ile bağlantılı olarak veya bundan kaynaklanan ve Tarafların kendi aralalarında  30 (otuz) takvim günü içinde çözemedikleri her türlü  ihtilaf, Milletlerarası Ticaret Odası'nın Tahkim ve Uzlaşma Kurallarına uygun olarak nihai çözüme  kavuşturulacaktır. Tahkim oturumları, İsviçre'nin Zürih kentinde ingilizce lisanında yapılacaktır\" düzenlemesi ve 10.maddesinde ise işbu sözleşmenin  İsviçre  maddi hukukuna göre yorumlanacağı ve ona tabi olacağı düzenlemesi mevcuttur. <br>\tYabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi usul ve şartlar 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu ve  “Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesinde  düzenlenmiş olup  bu yasal düzenlemeler gereği  yabancı bir hakem kararının ülkemizde tenfizine karar verilebilmesi için aşağıdakki şartların bir arada olması gerekmektedir. <br>a-) Tenfizi İstenen Kararın Yabancı Hakem Kararı Olması<br>b-) Hakem Kararının Kesinleşmesi ve İcra Kabiliyeti Kazanması veya Taraflar İçin Bağlayıcı Olması (İptal Edilmemiş Olması veya İcranın Geri Bırakılmamış Olması)<br>c-) Taraflar arasında   Tahkim anlaşmasının bulunması<br>d)-Aleyhine Karar Verilen Tarafın Hakem Tayininden veya Tahkim Yargılamasından Haberdar Edilmesi<br>e-) Uyuşmazlığın Tahkime Elverişli Bulunması<br>f-) Hakem Kararının Tenfiz Devletinin Kamu Düzenine Aykırı Olmaması<br>\t\t   Açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanan  alacağın ödenmemesinden  kaynaklı alacak davası olduğu, uyuşmazlığın  mevcut hali ile tahkime elverişli olduğu, tahkim kararının tenfizinin ülkemiz kamu düzenine  aykırılık teşkil etmediği,  taraflar arasında imzalanan 30/04/2013 tarihli  sözleşmede Tahkim maddesinin ayrıca ve açıkça  düzenlendiği görülmüştür. <br>\t\t\t\t\tDosyada yabancı hakem kararının aslı ve onaylı suret tercümesi mevcut olup hükmün kesinleştiğine dair belgeler de mevcuttur. <br>\t\t\t\tYine tenfizi istenen Hakem kararının incelenmesinde; tahkim yargılaması boyunca davalı tarafın dava dilekçesinde belirtiği adrese  kurye ve posta yoluyla yine şirket  mail adreslerine  tebligat yapıldığı, yargılamadan haberdar edildiği  görülmüştür. <br> \t\t\t\t\t\tHer ne kadar davalı şirket savunma haklarının sınırlandırıldığını, temel usul hukuku prensiplerine aykırı hareket edildiğini iddia etmiş ise de; Sözleşmede yer alan tahkim şartında tahkim yargılanmasına ilişkin tebligatların şekline ilişkin bir hüküm bulunmamakta olup tahkim yeri İsviçre olarak belirlendiğinden İsviçre Tahkim Kanunu hükümlerine göre tebliğ yapılmasına ve İsviçre Hukuk Usulünün uygulanmasına  bir engel bulunmamaktadır.(19. H.D 2018/3424 Esas  2020/568\tKarar  20/02/2020 tarihli emsal içtihadı) Bu nedenle davalının bu yöndeki  istinaf itirazları yerinde görülmemiştir<br>\tTüm bu nedenlerle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya ve dosya kapsamına aykırılık bulunmadığı, davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, dolayısıyla istinaf edilen kararın usul ve esas yönlerinden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı  HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Yapılan yargılama giderlerinin yatıran taraf üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/10/2023<br><br><br>  Başkan- ...                 Üye - ...\tÜye - ...             Zabıt Katibi-...<br> ...             ...          ...              ...<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"076c33f991c9d0e2","SID":"ffafa2a426782c13"}}