{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1329 Esas<br>KARAR NO: 2023/1648<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/07/2023<br>NUMARASI: 2023/123E, 2023/505K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 07/11/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin, davalı tarafın Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu’na konu ettiği  huzurdaki davaya konu edilen işbu çek nedeniyle İcra Ceza Mahkemesinde yargılandıklarını ve cezalandırılmalarına karar verildiğini,  ceza yargılanmasına konu edilen bu çekin dava dışı “... A.Ş.” unvanlı şirket tarafından keşide edildiği iddiasına dayandığı, davalı tarafça, anılan dava dosyasında; dava dışı bu şirket tarafından davaya konu çekin keşide edildiği belirtilmiş ve iddia edilmiş ise de müvekkillerinin anılan çekin keşide edildiğinden bilgileri olmadığı gibi, dava konusu iş bu çek altında yer alan imzaların da müvekkillerine  ait olmadığını, imzaları müvekkillerine ait olmayan işbu çekin karşılıksız çıkmasından dolayı müvekkillerinin gerek malen ve gerekse cezai manada sorumlu tutulması hem mevzuat hem de yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca söz konusu olmadığını beyanla; Fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüyle, davaya konu;  ...’ın Üsküdar Şubesinden verilme, ... Çek numaralı, 24.01.2021 keşide tarihli 537.000,00-TL bedelli ve ... bank Üsküdar/İstanbul şubesine ait ... seri nolu, 31/01/2021 keşide tarihli, 305.170,00TL çekteki imzaların ve dolayısıyla çekin sahteliğinin tespiti ile bu çek sebebiyle müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığına ve borçlu olunmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığını, Müvekkil şirket ile davacıların ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş (Eski unvanı ... Anonim Şirketi) arasında 10.08.2020 tarihinde \"Eskalasyonlu Hazır Beton Sözleşmesi\" imzalandığını, taraflar arasında imzalanan  hazır beton sözleşmesinin imza tarihinde davacılar, dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi konumunda olan kişilerden olup davacı ... 'un ilgili sözleşmeyi garantör sıfatı ile  imzaladığını, İmzalanan bu sözleşme sonrası müvekkil şirket tarafından davacıların ortağı ve yetkilisi oldukları şirketin yaptığı inşaatlara hazır beton tedarik edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde oluşan cari hesap borçları karşılığında müvekkil şirket tarafından fatura kesilmiş olup bu faturalara istinaden davacıların ortağı ve yetkilisi oldukları dava dışı şirket tarafından da müvekkil şirkete kambiyo senetlerinin verildiğini, verilen kambiyo senetleri incelendiğinde görüleceği üzere imzaların davacılara ait olup senetlerin verildiği tarihte her iki davacı da şirket yetkilisi olduklarını, aynı imzaları taşıyan kambiyo senetleri karşılığında bir dönem düzenli olarak ödeme yapıldığını, bu ödemeler yapılırken davacıların herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi herhangi bir dava da açmadıklarını, İlerleyen süreçte verilen kambiyo senetleri hakkında ödemeler yapılmamaya başlanmış olup bunun neticesinde müvekkil şirket tarafından aşağıdaki icra takipleri başlatıldığını ve dava dışı şirket tarafından aşağıdaki şikayet davaları açıldığını, icra takiplerinin davacılara karşı değil yetkilisi ve ortağı oldukları dava dışı şirkete karşı açıldığını,  İcra takiplerine karşı açılan şikayet davalarının da  dava dışı şirket tarafından açıldığı ve  her iki davada da imzanın sahteliği iddiasında bulunulduğu,  her iki davada da red kararı verilmiş olup kararların kesinleştiğini, ilgili icra takipleri davacılar adına açılmadığından davacıların bu icra takiplerine konu çeklerden kaynaklı olarak borçlu olmadıklarının tespiti için menfi tespit davası açma ehliyetlerinin bulunmadığını dava konusu çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davacılar aleyhine cezaya hükmedildiğini, davacı ...'un dava konusu çekler yönünden borçlu olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, davacı ...'un; müvekkil şirketin ödenmeyen cari hesap alacağından sorumlu olduğunu, Dava konusu çeklerin müvekkili şirketin çalışanı tarafından, dava dışı şirketin işyerine gidilmesi akabinde dava dışı şirketin muhasebe çalışanı ... tarafından müvekkil şirket çalışanına teslim edildiğini,  dava konusu çeklerdeki imzanın davacı ...'a ait olmadığının bir an için varsayılırsa,  davacının ticari ilişkinin kaynağı olan hazır beton tedarik sözleşmesini garantör sıfatı ile kendisinin imzalamış olması ve sözleşmedeki garantör sıfatı imzası dolayısıyla alacak yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğundan davacı dava dışı şirketin borcundan dolayı müvekkil şirkete karşı borçlu olduğunu beyanla; davanın öncelikle usulden bunun mümkün olmaması halinde esastan reddine, Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, Davacının kötü niyetle hareket etmesinden dolayı dava konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"..Somut olayda; davaya konu edilen çeklerin dava dışı ...AŞ tarafından keşide edildiği, davacıların keşideci şirketin keşide tarihinde yetkilisi oldukları, davacı asillerin çek keşidecisi olmadığı, çek üzerinde şahsi sorumluluklarını gerektirir bir imza,yazı vs olmadığı, davalı tarafından dava konusu çekler sebebiyle davacılar değil dava dışı keşideci şirket ... AŞ borçlu olarak gösterilerek takip başlatıldığı, davacılar aleyhine takip de başlatılmadığı,  TTK'daki şirketler ve kambiyo hukuku düzenlemeleri uyarınca şirket kaşesi ya da şirket ismi  üzerine atılan imzanın şirketi bağlayacağı, davacıların şahsi sorumluluğu ve borçlu sıfatı bulunmadığı, İİK 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açmak için davacıların davacı  olma (aktif dava) ehliyeti mevcut değildir.  İstanbul BAM 16. HD.  2022/1432 Esas, 2022/1525 Karar Sayılı,  İstanbul BAM 13. HD.  2020/1721 Esas, 2022/1857 Karar Sayılı,  İstanbul BAM 44. HD.  2022/1311 Esas, 2022/1280 Karar Sayılı kararları da aynı doğrultudadır. Hal böyle olunca davacıların davasının aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine\" yönünde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkillerinin hukuki yararı olduğunu, kararın  yerinde olmadığını,  davalı tarafça karşılıksız çek keşide etme suçundan şikayetçi olunduğunu,  İstanbul Anadolu 25. İcra Ceza Mahkemesinin 2021/45 Esas, 2022/82 Karar numaralı dosyasında müvekkillerinin cezalandırılmalarına dair karar verildiğini, ancak  müvekkillerinin anılan çeklerin keşide edildiğinden bilgileri olmadığı gibi, dava konusu iş bu çekler altında yer alan imzalar da müvekkillerine ait olmadığını, İmzaları Müvekkillerine ait olmayan işbu çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı müvekkillerinin gerek malen ve gerekse cezai manada sorumlu tutulmasının hem mevzuat hem de yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında mümkün olmadığını, bu nedenle davada hukuki yarar olduğunu, borçlunun hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilip, bu hukuki durumunun tereddüt içerisinde kalması ve açılacak dava ile verilecek karar sonucunda bu tehdidin ortadan kalma ihtimalinin bulunması halinde ‘hukuki yarar’ın mevcut olduğu kabul edilmekte olduğunu, müvekkillerinin ciddi tehdit altında olmakla dava açtıklarını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için icra takibinin müvekkillerine yöneltilmemesi sebebiyle hukuki yarar olmadığı düşünülse dahi; davalı şirketin şikayeti sebebiyle müvekkillerimizin gerek cezai gerekse mali yükümlülük altına girme tehlikesi altında olduğu mevcut durumda, borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla menfi tespit davası açmakta hukuki yararları olduğunun kabulü gerektiğini, İstanbul Anadolu 25. İcra Ceza Mahkemesinin 2021/45 Esas, 2022/82 Karar numaralı dosyasında müvekkillerin imza itirazları bulunmasına karşın, mahkemece, çeke yönelik menfi tespit davası veya imzaya yönelik davalar açılıp açılmadığı sorulmuş ise de beyanlara ve de imza itirazlarına rağmen; bu yönde herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın doğrudan karar verildiğini, Hem icra takibi hem İstanbul Anadolu 25. İcra Ceza Mahkemesinin anılan dosyası ve de çeklerden kaynaklı olarak da mali sorumluluk tehdidi altında bulunulduğunu, Hukuki yarar yönünden farklı mahkemeler nezdinde farklı kararlar bulunduğunu,  bu durumun adil yargılanma ve hak arama hürriyetleri ihlal ettiğini,  İcra mahkemesinin bilirkişi incelemesi yaptırmadan ve şeklen gerçekleştirdiği yargılama ile karar verdiğini, dava dışı şirket adına işbu davaları açmasını beklemesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı şirketteki yetkisini ve şirket ortaklığını devrettiğini,  davanın, dava dışı şirket tarafından ikame edilmesi gerektiğinden bahisle ret kararı verilmesinin de müvekkillerinin adil yargılanma hakkı ile ve dava hakkının ihlal edildiğini gösterdiğini, kararın kaldırılarak, itiraz ve talepler doğrultusunda, mali ve cezai sorumluluk altında bulunan müvekkillerinin dava konusu çekten kaynaklı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu çeklerin keşidecisi, dava dışı şirket olup davalı ise çeklerin hamili olan takip alacaklısıdır. Davacıların çeklerde şahsi imzalarının bulunmadığı, çeklerde dava dışı şirkete atfen tek imza olduğu, iş bu çekler nedeni ile kendileri aleyhine kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığı yönünde bir iddia ya da belge bulunmadığı (dava dilekçesinde delil olarak yer verilen İstanbul Anadolu .. İcra Dairesi'nin ... e sayılı dosyasında takip borçluları arasında davacı asillerin yer almadığı) dikkate alındığında davacıların çekte borçlu sıfatları bulunmadığından ilk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,  3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da347d7d55e1f673","SID":"3e4246f2065cc300"}}