{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1175 Esas<br>KARAR NO: 2023/1592 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/971 Esas -2021/104 Karar<br>TARİHİ: 02/02/2021<br>DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin önceki unvanı ... A.Ş. olup bu unvanı Ticaret Sicil Gazetesi’nin 06.03.2018 gün ve 9530 sayılı nüshasında da belirtildiği üzere ... Tic. A.Ş. olarak değiştirdiğini, taraflar arasında meydana gelen ticari ilişki sebebiyle davalı tarafa 17.04.2017 günlü, ... sıra no.lu irsaliyeli faturaya konu ve toplam bedeli 12.536,41 TL olan ticari ürünleri verdiğini, davalının kendisine verilen ürünleri ve ürünler karşılığı olan irsaliyeli faturayı aldığı ve itiraz etmediği halde fatura bedelini ödemediğinden hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının takiple talep edilen fatura bedelinin 4.462,40 TL’lık kısmını kabul ettiğini, bakiye 8.074,01 TL’lık kısmına, yetkiye ve faizlerine itiraz ettiğini, davalının itirazı sebebiyle takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin 8.074,01 TL asıl alacak ve faizler yönünden devamına, haksız itiraz sebebiyle %20 icra kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, alacaklarına takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi uygulanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı şirketin önceki ünvanı olan … A.Ş. ünvanı altında; .... San. Tic. Ltd. Şti. ile ... San. ve Dış Tic. A.Ş. isimli şirketlerin alacak ve borçlarını temlik ettiğini, müvekkili firmanın bu firmalarla ticari ilişkisi bulunmamakla birlikte sözde alacaklı olan ... isimli firmaya borcu bulunduğunu, haricen yapılan görüşmelerde şirket yetkililerinin, şirket hesaplarında haciz olduğundan bahisle borcun kendi şahsi hesaplarına yatırılmasını istemesi ve müvekkili firmanın bu talebi geri çevirmesi nedeniyle ilerleyen zamanda davacı firmanın .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. no.lu dosyasında icra takibi başlattığını, taraflarına gönderilen ve takibe konu edilen 12.536,41 TL faturanın 4.462,40 TL’si taraflarınca kabul edilmiş olup; geri kalan kısmıyla ilgili olarak 21.09.2017 tarihli, 7.825,22 TL bedelli fatura ile, 25.04.2017 tarihli, 248,79 TL bedelli faturaların taraflarınca düzenlenerek davacı firmaya geri gönderildiğini, davacı tarafın söz konusu faturalara yönelik 8 günlük süre içerisinde itirazda bulunmadığını, dolayısıyla davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer alması gereken faturalarını cari hesaptan mahsup etmeden icra takibine girişmesinin usulen ve muhasebesel anlamda mümkün olmadığını, davacı tarafın, taraflarınca kabul edilmeyen ve kendilerine iade edilen bu faturaları tahsil etmeye çalıştığını, kaldı ki  8.074,01 TL tutarındaki iade faturaları düştükten sonra kalan 4.462,40 TL üzerinden faiz hariç tüm fer’ileri de karşılayacak biçimde icra müdürlüğüne ödeme yapıldığını, davacı tarafın temerrüde düşürmeden borca faiz işletmesinin yasal olmadığını beyanla davanın reddi ile davacı tarafın %20 den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/02/2021 tarih ve 2019/971 Esas -2021/104 Karar sayılı kararında; \"Dava; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacağından kaynaklanan İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı ile davalı arasında  ticari ilişki bulunduğu, buna dayalı olarak davacı tarafından davalıya 17/04/2017 günlü ... sıra numaralı 12.536,41 TL bedelli  irsaliyeli fatura düzenlendiği, davalı tarafça irsaliyeli faturanın ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafın  12.536,41 TL'lik faturanın 4.462,40 TL'si kabul ettiği, geri kalan kısım ile ilgili 21/09/2017 tarihli 7.825,22 TL bedelli  ile 25/04/2017 tarihli 248,79 TL bedelli iade faturası düzenlediği ve iade faturalarını defterlerine işlediği, davacı tarafın defter ve kayıtlarında iade faturalarının bulunmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturanın irsaliyeli fatura olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12 HD'nin 2018/2108 E. 2020/750 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere faturanın irsaliyeli fatura olduğu, davacı tarafın ürünü teslim konusunda fatura ekinde  ayrıca sevk irsaliyesi olma şartı bulunmadığından, davacı takip konusu irsaliyeli fatura içeriği ürün teslimini kanıtladığının kabulü gerektiği, ayrıca  davalının  faturayı ticari defterine kaydetmekle ve bu fatura içeriği ürünleri teslim aldığına  dair karine oluştuğu, aksini ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, her ne kadar davalı ticari defter ve kayıtlarında faturanın iade edildiği ve iade faturaları düzenlendiği anlaşılsa da TTK 21/2 maddesi gereği  süresinde faturayı iade etmediği faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve  iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın  mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği, celbedilen vergi dairesi kayıtlarında tarafların BA/BS bildirimlerinin, iade faturaları dışında birbiriyle uyumlu olduğu, 25.04.2017 tarihli, ... no.lu 248,79 TL’lık fatura içeriğinde, iadeye konu ürünlerin ve miktarlarının belirtildiği, 21.09.2017 tarihli, ... no.lu 7.825,22 TL’lık fatura içeriğinde ise iade ürünlerle ilgili bilgi bulunmadığı, irsaliyeli faturaya konu ürünler ile iade faturalarına konu ürünlerin birbiriyle uyumlu olmadığı, iade faturası ve içeriği ürünlerin davacı şirkete teslimine ilişkin, kargo şirketi tarafından gönderilen yazıda ve ekindeki kargo bilgi ekranında, gönderi içeriğine ilişkin bilgi bulunmadığı, gönderi içeriğinde iade faturası ve ürünlerin davacı tarafa teslim edildiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla  davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edemediği,  bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı davalıdan  bakiye kalan kısımdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen bilirkişi raporlarının da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan (12.536,41 TL-4.462,40  TL= 8.074,01 TL) alacağının bulunduğu sabit olmuştur. Davacı tarafın başlattığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından yapılan itirazın   iptaline, takibin  takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine hükmolunan asıl alacağın %20'si (1.614,80 TL) oranında icra inkar tazminatı yüklenmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \"gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili şirketin davacıya borcunun bulunmadığının sübuta erdiğini, davacı tarafça iade faturalarına karşı itiraz veya faturanın iadesi yoluna gidilmediğini, müvekkilinin gerek bilirkişi raporları gerekse de BA/BS formları doğrultusunda borçlu olmadığı ve uyuşmazlığa konu ürünleri davacı tarafa kargo marifetiyle teslim ettiğinde tereddüt bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 21.09.2017 tarihli-7.825,22 TL bedelli ve 25.04.2017 tarihli-248,79 TL bedelli iade faturaları e-fatura olup, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine, muhatabına ulaşmamasının mümkün olmadığını, bu husus14.01.2021 tarihli bilirkişi raporuyla da sabit olup davacı tarafça süresi içerisinde iade faturasına karşı bir itirazının bulunmadığını, davacının müvekkili şirket tarafından gönderilen ve teknik anlamda karşı tarafa gönderildiğinde tereddüt bulunmayan iade faturalarına itiraz ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin gönderdiği e-faturalara itiraz ettiğine dair bir delil sunamadığını; Yerel mahkemenin davacı tarafın ürünleri teslim aldığına dair açık ikrarına rağmen ürünlerin teslim edilmediği yönünde karar verdiğini, davacı tarafın 01.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinin 4. maddesinde,  iadesi gerçekleştiği iddia edilen ürünlerin teslimi yapılan ürünlerin 2/3'ü kadar olduğunu belirttiğini, 10. maddede belirtilecek hususla açıkça çelişen bu beyanın karşı tarafın kötüniyetini ortaya koymaya yettiğini, müvekkilinin zaten ürünlerin yaklaşık 1/3'ünü iade etmediğini kabul ettiğini, bedellerini takipten sonra ödediğini, bu hususun dahi davacı tarafın kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, diğer bir ifadeyle davacı tarafın iade faturasına itiraz etmeme sebebinin ürünleri teslim almış olmasından kaynaklandığını; Davacının takibin dayanağı ve davanın konusu belgeleri süresinde sunmamış olmasına rağmen, söz konusu belgelerin araştırma ve inceleme konusu yapıldığını, davacının 16.02.2019 tarihli takip talebinin dayanağı yaptığı faturaların HMK'nın 121. maddesi hilafına taraflarına tebliğ edilmediğini, Mahkemece yapılan 07.01.2020 tarihli ön inceleme duruşmasının 5 nolu ara kararının; \"taraflara dava dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için HMK'nın 140/5. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesine, bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceği hususu kendilerine ihtar edildi\" şeklinde olduğunu, ara karar gereği usulüne uygun olarak yapılan ihtara rağmen davacı tarafın söz konusu evrağı Mahkemeye ibraz etmediğini, davacı tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerekmekteyken, tarafların ticari defterlerinde, davacının sözde alacağına dayanak gösterdiği ancak Mahkemeye sunmaktan imtina ettiği delillerin araştırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin, 19.06.2020 tarihli celsenin, 2 nolu ara karar gereğince; \"davacı vekiiline; dava ve icra takibine konu 17/04/2017 tarihli faturaya ilişkin davalı şirkete tebliğ evraklarını sunmak veya bulunduğu yerleri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine (aksi takdirde mevcut delil duruma göre karar verileceğinin ihtarına), duruşma tutanağının tebliği suretiyle ihtaratın yapılmasına\" şeklinde karar verildiğini, söz konusu ara kararın, davacı tarafa usulüne uygun olarak 22.06.2020 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davacı tarafça herhangi bir beyanda bulunulmadığını, hal böyle iken davacı tarafın sunmaktan ısrarla imtina ettiği delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ve tarafların ticari defterlerinde, yalnızca taraflarınca usulüne uygun biçimde sunulan delillerle sınırlı bir inceleme yapılması gerektiğini ancak tarafların ticari defterlerinde, davacının söz ettiği ettiği belgelere yönelik inceleme ve araştırmalar yapıldığını bu doğrultuda bilirkişi raporları hazırlandığını; HMK'nın 25. maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesi gereği yalnızca tarafların iddialarıyla ve iddialarını ispat etmek amacıyla mahkemeye sunduğu delillerle sınırlı bir inceleme yapılabilecekken yukarıda izah edildiği şekilde yargılama yapılmasının usule aykırı olduğundan bahisle Dairemizce kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğini, davacı tarafın teslim aldığı kargo gönderisinden farklı şeyler çıktığını iddia ederek muvafakatleri olmadan iddiasını genişlettiğini, Yerel mahkemece dava dışı kargo şirketine yazılan müzekkere doğrultusunda ürünlerin müvekkili tarafından davacıya 23.09.2017 tarihinde teslim edildiğine ilişkin 06.11.2020 tarihli müzekkere cevabının dosya içerisinde mevcut olduğunu, her ne kadar davacı tarafın iddiasını genişletmesine muvafakat etmeseler de teslim edildiği şüphesiz kargo gönderisinden iadeye konu ürünlerden farklı bir şey çıktığını iddia eden davacının, bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacının bir tacir olup basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu, davacının kargo gönderisini teslim aldıktan 3 yıl sonra, söz konusu kargo gönderisinde iadeye konu ürünlerin bulunmadığını iddia etmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi usulen de mümkün olmadığını, davacı tarafça icra takibi başlatılıncaya kadar müvekkili şirkete herhangi bir ihtarname çekilmediğini, başka bir yolla da ulaşılmadığını, davacı tarafın işlemiş faiz alacağı talebine itirazları hakkında hüküm tesis edilmediğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmemiş olmasına rağmen,  davacı tarafından işlemiş faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın hukuka aykırı işlemiş faiz talebine karşı, gerek borca itiraz dilekçesinde ve 11.12.2019 tarihli davaya cevap dilekçesi başta olmak üzere, sonraki tarihli dilekçelerinde de itirazlarını sunmalarına rağmen, Mahkemenin bu hususta hüküm tesis etmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda takibin, takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına karar verildiğinin belirtildiğini, davacının haksız ve yersiz takibi nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla istinaf talebinin esastan kabulüne, tarafları lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı taleplerine ilişkindir.  Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 17.04.2017 tarihli ve 12.536,41 TL bedelli irsaliyeli fatura dayanak yapılmak suretiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından fatura bedelinin (asıl alacağın) 4.462,40 TL'sinin kabul edildiği, kalan kısım yönünden borca ve tüm işlemiş faiz ile ferilerine itiraz edildiği, takibin bu kısımlar yönünden durduğu, davacının somut dava ile dava değerini 8.074,01 TL olarak bildirmek suretiyle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, davalının takip konusu faturanın itiraz ettikleri kısmına ilişkin ürünleri davacıya iade ve iade faturalarını tebliğ ettiğini beyan ederek davanın reddini savunduğu, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulü ile takibin talep edildiği şartlarla devamına karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre; davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda, davalının usulüne uygun şekilde tutulan ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturanın ve davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan iki adet iade faturasının kayıtlı olduğunun, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 4.462,40 TL alacaklı olduğunun, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda ise davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olmadığının ve davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 12.536,41 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından takip konusu faturanın tebliğ alınmış olduğu, esasen davalının fatura konusu malları teslim aldığını da kabul ettiği ve fakat fatura konusu malların bir kısmının iade edildiğini iddia ettiği, bu kapsamda iddiasını ispat etmesi gerektiği, davalının düzenlediği iade faturalarından 248,79 TL bedelli olanın süresi içerisinde düzenlendiği, bununla birlikte fatura içeriğindeki malların takip konusu faturadaki mallar olmadığı, 7.825,22 TL bedelli faturanın süresinden sonra düzenlendiği, içeriğinde herhangi bir açıklama bulunmadığı, iade edildiği iddia edilen ürünlerin davacıya iade/teslim edildiğine dair somut bir delil sunulmadığı, davacının malların tarafına iade edildiğine dair bir beyanının olmadığı, Mahkemece tarafların dilekçelerinde dayandıkları ve sundukları deliller, ticari defterleri ile takip dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve rapor alındığı, süresinden sonra sunulmuş bir delil olmadığı, sonuç olarak davacının takip tarihi itibariyle davalıdan, takipte kabul edilen asıl alacak miktarının mahsubu ile 8.074,01 TL alacaklı olduğu anlaşılmış olduğundan davalının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil sunulmamış ve dava açılırken yalnızca itiraza uğrayan asıl alacak miktarı dava değeri olarak gösterilmiş olmasına göre Mahkemece 8.074,01 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek faizi ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken, takibin itiraza uğrayan faiz alacağı da dahil olmak üzere aynı şartlarla devamına karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davalının işlemiş faize yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun  KISMEN KABULÜ ile;  İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2021 tarih ve 2019/971 Esas 2021/104 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜ İLE, davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına itirazının asıl alacak 8.074,01 TL yönünden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi (takipte talep edilen faiz oranını aşmamak üzere) ile devamına, 3-Hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan 1.614,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 551,53 TL karar harcından davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 137,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 413,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5 Davacı tarafından sarf edilen 137,89 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 182,29‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen 800,00 TL bilirkişi ücreti ve 178,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 978,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/2024 AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 8.074,01 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 10-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,<br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,13-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b71c9c1001207881","SID":"f1217164a84254be"}}