{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1038 Esas<br>KARAR NO: 2023/1082<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/05/2023<br>NUMARASI: 2023/75 Esas, 2023/322 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında iş yeri sigortası sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin poliçe vadesi, 09.01.2020 - 09.01.2021 tarihini kapsadığını, müvekkilin bakkal ve şarküteri olarak işlettiği ... Market' te 21/08/2020 tarihinde çıkan yangın neticesinde markette yer alan emtialar, demirbaşlar ve diğer malların büyük çoğunluğu hasar görmüş ve kullanılamayacak hale geldiğini, gerçekleşen yangının müvekkili tarafından yasal süresi içinde davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, işbu durum üzerine davalı şirket, zararların tazminine yönelik yangın poliçesi kapsamında müvekkile 261.363,25 TL tutarında ödeme yaptığını, bunun neticesinde müvekkile ibraname imzalattığını, müvekkilinin söz konusu ödemenin uğradığı zarara nazaran çok düşük olduğunu, maddi zararının karşılanmadığını, ödenen tutarın poliçe limitlerinin çok altında olduğunu, davalı şirkete söz konusu taleplerine ilişkin başvuruda bulunmuş ise de herhangi bir sonuç alamadığını ve davalı şirket tarafından başkaca herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin zor durumda kalması, edimler arasında aşırı oransızlık meydana gelmesine neden olduğunu ... Markette meydana gelen yangın sonucunda ortaya çıkan zarar ile ibranamede belirtilen bedel arasında açıkça bir oransızlık bulunduğunu, bu oransızlığın müvekkilinin yangın nedeniyle yaşadığı mağduriyet nedeniyle gerçekleştiğini, arabuluculuk görüşmelerinden anlaşma sağlanamadığını, müvekkil ile imzalatılan ibranamenin geçersizliğinin tespit edilmesine, 21/08/2020 tarihli yangın nedeniyle oluşan hasarların tespiti ile işbu hasarlarla ilgili poliçede yer alan ana teminat ve ek teminatlara ilişkin bakiye tazminat bedeli olarak şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça işbu belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu dosyaya konu edilen hasar tarihi dikkate alındığında 21.08.2020 olduğu görüldüğünü, davacı tarafın söz konusu yangın sebebi ile davalı müvekkili şirkete başvurmuş olduğunu, ancak davalı müvekkilinin yapmış olduğu eksik ödeme sebebi ile işbu davanın açılmış olduğuna ilişkin beyanları dikkate alındığında davacının hasarı öğrenmesi ile zamanaşımı süresi başlamakla birlikte işbu davanın 30.01.2023 tarihinde açılmış olduğu ve iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bunun yanında ilgili kanun hükümleri uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan alacaklara ilişkin de iki yıllık zamanaşımı süresinin mevcut olduğunu, tüm dosya kapsamında alınan ekspertiz raporu ve ifade tutanakları incelendiğinde, yangının sigortalının husumetli olduğu yeğeninin kastı ile gerçekleştirildiği açık olduğunu, müvekkil sigorta şirketi tarafından davacıya (ihtiraz-i kayıt olmaksızın) mutabakatlı olarak 261.363,25 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını belirterek davanın usulden, zamanaşımından ve esastan reddine karar verilmesin talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi; davacıya ait işyerinde 21/08/2020 tarihinde yangın çıktığı, davalı sigorta tarafından taraflar arasındaki İşyerim Sigorta Poliçesi kapsamında 02/12/2020 tarihinde ödeme yapıldığı, tarafların aynı tarihte dava konusu ibranameyi imzalandığı, ibranamede herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmadığı, davanın 30/01/2023 tarihinde açıldığı, dava açılmadan önce de 23/12/2022 tarihinde arabulucuya başvuru yapıldığı, eldeki davanın açılış tarihi ve arabulucuya başvuru tarihi ile ödeme tarihleri dikkate alındığında davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı yine davacı tarafın zor durumda kalması sebebiyle gabin hükümlerine dayandığı, ibranamenin 02/12/2020 tarihinde imzalandığı eldeki davanın ise yaklaşık olarak 3 yıl sonra açıldığı dikkate alındınında TBK 28/2. Maddesindeki hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığı, davanın aynı zamanda hak düşürücü süre sebebiyle reddi de gerektiği belirtilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar, yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu uyuşmazlıkta zamanaşımın söz konusu olmadığını, ilk derece Mahkemesinin eksik ve hatalı inceleme yaparak TTK 1420.maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresini yargılamada hükme esas aldığını, davaya konu uyuşmazlıkta zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, müvekkilinin ıztırar halinin ibranamenin imzalanmasıyla sonlanmadığı için gabin hususundaki zamanaşımı süresinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bahsedildiği gibi ibranamenin imzalanmasıyla başladığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı sigorta tazminatı ödenmesi istemine ilişkindir.Davacı, gerçek zararının daha fazla olduğunu ve eksik ödeme yapıldığını, ibranamenin zor durumda kalınması nedeniyle imzalandığını ileri sürmüş, davalı ise, zamanaşımı itirazında bulunarak sigortalıya zarar bedelinin ödendiğini, davacının kendilerini ibra ettiğini savunmuştur. Mahkemece, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup HMK’nın 297/2. ve 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3006 Esas 2022/5241 Karar Sayılı ilamı). Somut olayda, Mahkeme gerekçesinde davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı yine davacı tarafın zor durumda kalması sebebiyle gabin hükümlerine dayandığı, ibranamenin 02/12/2020 tarihinde imzalandığı eldeki davanın ise yaklaşık olarak 3 yıl sonra açıldığı dikkate alındınında TBK 28/2. Maddesindeki hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığı, davanın aynı zamanda hak düşürücü süre sebebiyle reddi de gerektiği belirtilerek zamanaşımı süresi ve hak düşürücü sürenin tartışıldığı ve sonuç olarak davanın zamanaşımı nedeniyle  reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde gerekçe kendi içerisinde çelişkili olduğu gibi ayrıca hüküm ile arasında çelişki yaratıldığı da anlaşılmakla,  HMK'nın 298/2 maddesinde belirtildiği üzere gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağından söz konusu madde hükmüne aykırı şekilde tesis edilen karar usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,2- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/75 Esas, 2023/322 Karar sayılı ve 23/05/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE4-İstinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin, mahkemece yeniden kurulacak hükümde DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1a-4.bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f33fe4d74ba072c8","SID":"0086a302dcf9aba1"}}