{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1212 Esas<br>KARAR NO: 2023/1074<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 04/09/2023<br>NUMARASI: 2023/549 Esas<br>DAVA: MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 30.08.2023-02.09.2023 tarihleri arasında gerçekleştirilecek ... Fuarı için katılımcı sözleşmesi akdedilmiş ise de müvekkiline ait işyerinde 24.08.2023 tarihinde meydana gelen yangın sebebiyle müvekkilinin, davalı tarafından düzenlenecek fuarda sergileyebileceği herhangi bir ürünü bulunmadığından sözleşme konusu edimin imkansızlaştığını, bu nedenle müvekkilinin, fuara katılamayacağını, müvekkili tarafından davalıya fuara katılıma istinaden senet verildiğini belirterek davanın kabulü ile, müvekkilinin 16.01.2023 düzenleme tarihli ve 31.08.2023 vade tarihli 51.476,00 TL bedelli senet yönünden, TBK'nun 136. maddesi kapsamında ifa imkansızlığı sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve senede yönelik 3. kişileri kapsayacak şekilde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 32. maddesi gereğince, yetkili mahkeme ve icra dairelerinin Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Daireleri olarak belirlenmesi sebebiyle Mahkemenin yetkisiz olduğunu, somut olayda davacının fuar katılım bedeli olarak verildiğini iddia ettiği senedin müvekkili tarafından herhangi bir işleme konu edilememesinden ötürü davacının davasında hukuki yararının olmadığını, zorunlu olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafından, ifa imkansızlığı sebebi ile fuara katılım sağlamayacağına yönelik usulüne uygun bir ihtar ve herhangi bir bilgi gönderilmediğini, sözleşme gereğince müvekkili tarafından fuar ediminin ifasının gerçekleştirilmiş olduğunu, iddia edildiği gibi ürünlerin zayi olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, gerekli adli soruşturma yapılarak ve dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporu ile bu hususun görüleceğini, davacının şirket olması nedeniyle basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğinden hareketle Fuar Katılım Sözleşmesi ve bunun özelinde 2. madde hükmü uyarınca davacının, sözlemeden dönme ve bedelin iadesini talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece Mahkemesi 04/09/2023 tarihli ara kararı ile; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafın ifa imkansızlığı sebebiyle borcunun sona erdiği ve senedin bedelsiz kaldığı iddiasına ilişkin uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delillere göre yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı gerekçesiyle senede yönelik 3. kişileri kapsayacak şekilde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararı yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığından bahisle verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, işbu dava konusu senedin icrai işlemlere geçilip ödenmesi halinde müvekkilinin, ödemiş olduğu bedeli geri almasının mümkün olamayacağını, sözleşme konusu edimin yangın sebebiyle imkansızlaştığını, mezkur icra takiplerinin önlenmesi için ivedilikle tedbir taleplerinin bulunduğunu, sağlanmadığından ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, müvekkili tarafından verilen senedin, fuara katılıma istinaden olduğunu, müvekkilinin, işbu senede istinaden haciz tehdidi altında ticari hayatını idame ettiremediğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşme ilişkisine istinaden verildiği iddia edilen senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup aynı zamanda söz konusu senedin, 3. kişileri kapsayacak şekilde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" ve yine Kanunun 390/3 maddesi \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükümlerini içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarında biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi).İcra İflas Kanununun 72. maddesinin üst başlığı \"menfi tespit ve istirdat davaları\" olup 72/1. fıkrasında, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabileceği belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu maddenin 2. ve 3. fıkralarında ise, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak borçlunun, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, düzenleme tarihi 16/01/2023, vade tarihi 31/08/2023 olan, keşidecesinin davacı, lehdarının ise davalı şirket olduğu 51.476,00 TL bedelli senet menfi tespit talebine konu edilmiş olup söz konusu senedin icra takibine konu edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı, açtığı dava ile birlikte senedin, 3. kişileri kapsayacak şekilde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, İİK'nun 72. maddesi kapsamında böyle bir ihtiyati tedbir öngörülmediğinden talebin HMK'nun 389. vd. maddeleri ile genel hükümler uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Öncelikle 3. kişileri de kapsayacak şekilde bir tedbir kararı verilmesinin, iyiniyetli 3. kişilerin haklarına halel getireceği şüphesizdir. Bu anlamda bir tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Davacı, senedi elinde bulunduran 3. kişinin iyiniyetli olmadığı iddiasında bulunuyorsa da, bu ancak ayrı bir yargılamanın konusu olabilecektir. Dolayasıyla bu kişiye yönelik bir tedbir talebi de ancak o yargılamada ileri sürülüp değerlendirilebilecektir. Öte yandan 3. kişi dışında, bizzat davalının söz konusu senedi tahsil etmek için takibe konu etmesi halinde de, davacının İİK'nun 72/2,3 fıkralarında belirtilen yasal imkanlardan faydalanma hakkının bulunduğu izahtan varestedir. Bu nedenle davacının istinaf başvurusunda haklı olduğu söylenemez. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/549 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 04/09/2023 tarihli ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22c3bc27f88399d4","SID":"fb8a42dd3d8c14a1"}}