{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2287 <br>KARAR NO: 2023/1899<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/06/2022<br>NUMARASI: 2019/786 Esas 2022/531 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 12.11.2019<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH: 06.11.2023<br>YAZILDIĞI TARİH: 06.11.2023<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/786 Esas 2022/531 Karar sayılı kararı davalılar  ...  ve ...  vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...  Anonim Şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan davalı ... 'nun maliki ve işleteni olduğu, davalı ... 'in sürücüsü olduğu ...  plakalı aracın, ...  kaza tarihinde müvekki... 'ye çarptığını ve müvekkilinin yaralanmasına neden olduğunu, ...  tarihli kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere davalı sürücü ... 'in kullandığı büyük bir araç olan otobüsü park etmek için geri geri geldiği esnasında görüş mesafesinin darlığı ve aracın büyüklüğü nedeniyle çok dikkatli olması gerektiği halde hiçbir dikkat ve özen göstermeyerek otobüsün arka kısmı ile yaya haldeki müvekkiline çarptığını, çarpmadan sonra dahi davalı sürücünün dikkatsizliğinden dolayı 10 metre daha geri geri ilerlediğini ve ondan sonra ileriye doğru düz hareket ederek durduğunu, müvekkiline çarpmasından sonra 10 metre kadar daha geri geri gidip ondan sonra durmuş olmasının da davalı sürücünün dikkatsizliğinin açık bir ispatı olduğunu, kaza tespit tutanağında geri geri giden davalı sürücünün kullandığı ...  plakalı aracın hızlı olduğu ve sürücünün otobüsün arkasını görmesinin imkansız olduğu ve bu nedenle sürücünün kontrolsüz manevra yaparak kazaya sebebiyet verdiğinin belirtildiğini, otobüsün arkasını görmek mümkün değil iken hızlı bir şekilde geri geri gidilmesinin, arkasından her an bir yayanın ya da başka bir aracın çıkacağının tahmin edilebilir olmasına rağmen bu durumun hiç önemsenmemesinin de davalı sürücü tarafından kazayı önlemek adına hiçbir tedbirin alınmadığının açıkça göstergesi olduğunu, kazanın asıl nedeninin davalı sürücünün eylemlerinin olduğunu, bu tür büyük araçlarda arkayı görecek şekilde şoför önüne kamera konulmasının çok önemli olduğunu ve davalı aracın maliki ve işleteni ile sürücüsü tarafından bu tür kazaların önüne geçebilecek çok basit ve ucuz bir tedbirin dahi önceden alınmadığı için davalıların müvekkili davacının ağır bir şekilde yaralanmasına neden olduğunu beyanla icra yoluyla veya kötü niyetli olarak 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından teminatsız olarak dava neticelenip kesinleşinceye kadar kazaya sebebiyet veren ...  plakalı araca ve işbu aracın kaza sonrasında taşınarak davalı ... 'nun adına kayıtlı olan ... plakaya tescil edildiğinden dolayı işbu ... plakalı araca ve ayrıca davalılar ... ile ...  'in Melikgazi, Kocasinan ve Talas tapu müdürlüklerinde ve UYAP sisteminde adlarına kayıtlı çıkabilecek diğer araçları ile tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasına, eğer bu taleplerinin kabulü mümkün değilse o zaman da ...  plakalı araç ile ... plakalı araca ve ayrıca davalılar ...  ile  ... 'in Melikgazi, Kocasinan ve Talas tapu müdürlüklerinde ve Uyap sisteminde adlarına kayıtlı çıkabilecek diğer araçları ile tapu kayıtlarına davalıdır şerhi konulmasına, maddi tazminata yönelik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın işleten ve araç maliki olan davalı ... ile davalı sürücü  ... 'den 05/12/2018 kaza tarihinden itibaren, diğer davalı  ...  A.Ş.'nden ise hasar dosyasından tespit edilecek temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ve davalı sigorta şirketi poliçe limitleriyle ile sınırlı sorumlu tutularak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ayrıca 100.000,00 TL manevi tazminatın 05/12/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi hariç olarak sadece davalılar işleten ve araç maliki olan  ... ile sürücü  ... 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuru sırasında sunmuş olduğu maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı bir rapor olduğunu, ayrıca başvuran tarafın uyuşmazlık konusu kaza öncesinde ...  tarihinde bir kaza daha geçirmiş olduğunu, müvekkili şirketin sadece dosyaya konu kazadan kaynaklanan arazlardan sorumlu olduğunu, eksik evrakla başvuru yapıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karışan  ...  plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 18/11/2018 - 2019 tarihlerini kapsayan ZMSS ile sigortalı olduğunu, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, maluliyet raporunda tespit edilen arazlar ile kaza arasında illiyet bağı olmadığından dosya kapsamına yeni bir maluliyet raporu düzenlenmesi gerektiğini, şirketin geçici iş göremezlik tazminatın sorumlu olmadığını, ticari avans faizi talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyalarının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzeride bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı husumet, dava şartı yokluğu ilk itirazında bulunduklarını, öncelikle müvekkili açısından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davalı ... 'in müvekkilinin yanında part - time olarak çalışan işçi olduğunu, çalışma saatlerinin haftanın 6 günü saat 07:00-08:00 ve 18:00-19:00 olduğunu,  ... 'in kazayı çalışma saatleri dışında yaptığını, kazanın müvekkiline ait işyerinden uzakta ve müvekkilinin işi ile ilgili olamayan bir zaman ve yerde gerçekleştiğini, müvekkilinin kazada bir kusuru olmadığı gibi diğer davalı ... 'inde davaya konu kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine kusuruyla sebebiyet veren kişinin davacının kendisi olduğunu, ayrıca sadece davacı değil davacının ailesinin de %80 oranında maluliyeti olduğunu belirttikleri davacı üzerinde bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal ettiklerini, müvekkilinin  ... 'i işe alırken adam çalıştıran sıfatıyla üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; kazazede davacı ...  isimli şahsın %80 bedensel ve zihinsel sağlık problemlerinin olduğunu, şahsının ve ailesinin manen çok yıprandığını, ... 'nin çok dikkatli olmaması, yapmış olduğu iş gereği uygun evraklarının olduğunu, aracını park etmek isterken kazanın meydana geldiğini, daha öncede aracı için tayin ettiği park yerinin kaza yeri olduğunu, kazazede ...  isimli şahsın o akşam yalnız olması, dikkatsizce kaldırımı terk ederek taşıt yoluna girmesi, daha önce park etmek için aldığı pozisyonu fark etmeyip geri geri gelen otobüsün gürültülü olmasına rağmen dikkatsiz halleri, dikiz aynasının görünmeyecek kör noktada yürümesi neticesinde kazanın kaçınılmaz olduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; <br>1-Davacının geçici iş göremezlik zararına yönelik maddi tazminat davasının kabulü ile 7.735,86 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...  A.Ş.'nin ZMMS poliçesinin 360.000,00 TL limitli sağlık/tedavi giderleri teminatından karşılanması ve dava tarihi olan 12/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar  ... ve ... 'in ise trafik kaza tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>2-Davacının sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile 506.412,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı  ... A.Ş.'nin ZMMS poliçesinin 360.000,00 TL limitli sakatlık/ölüm teminatından karşılanması, teminat limiti olan 360.000,00 TL'lık kısmı ile sınırlı ve dava tarihi olan 12/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olması, davalılar ...  ve  ... 'in ise 506.412,99 TL'nın tamamından trafik kaza tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 05/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...  ve ... 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacının davalılar  ...  ve ...  hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine dair karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ...  vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı müvekkiline %100 kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu kabulle tanzim edilen ve hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm verildiğini,  kazadan önce de engelli olan ve çalışamayan davacı lehine sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  davacının dava konusu kaza öncesinde maluliyeti sebebiyle herhangi bir gelir getirici işte çalışamadığının sabit olduğunu,  davacının gelir getiren bir meslek sahibi olduğu hususunda dosya kapsamında hiçbir iddia ve beyan da bulunmadığını, davacı da oluşan fonksiyon kaybının dava konusu 2018 tarihli kazanın mı, yoksa 2000 yılında meydana gelen kazanın mı sonucunda oluştuğu hususunun ispatlanamadığını,  maluliyet hususunda gerekli araştırma yapılmadan, çelişkili doktor raporları ve bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.Davalı ...  vekili tarafından süresi içinde verilen istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline işleten sıfatıyla sorumluluk yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını, kazanın meydana gelmesine kusurlu hareketiyle bizzat sebebiyet veren davacının kendisi olduğunu, hatalı kusur raporuna istinaden verilmiş olan işbu karar da hatalı olup, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maluliyeti hatalı hesaplanmış olup, işbu hesaplamaya istinaden verilen mahkeme kararının da hatalı olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat ve aynı kanunun 56.maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/06/2022  tarih 2019/786 Esas 2022/531 Karar sayılı kararı ile trafik kazasından kaynaklı, geçici ve sürekli işgöremezlik zararından oluşan maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ...  vekili ve davalı ...  vekili tarafından  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>A-)Davalı ... Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; <br>Trafik kazası neticesinde zarar meydana gelmesi halinde, zarar görene karşı, aracın sürücüsü kusur sorumluluğu gereğince, aracın işleteni kusursuz sorumluluk gereğince, ZMMS ve İhtiyari Mali Mesuliyet (İMMS) sigorta şirketi ise poliçeden kaynaklı sözleşme sorumluluğu gereğince müteselsilen sorumlu olacaktır. Araç sürücüsü, işleteni, ZMMS ve İMMS arasındaki dava arkadaşlığı zorunlu dava arkadaşlığı olmayıp, ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan, zarar gören, tahsil kabiliyeti en güçlü sorumluya karşı dava ve icra takibi yoluna başvurabileceği gibi sorumluların tamamına karşı da dava ve icra takibi yoluna başvurabilecektir. Zarar görenin, sigortaya başvurma mecburiyeti olmayıp, zararını sürücü ve işletenden talep etme hakkı mevcuttur.Davanın dayanağı olay trafik kazası olup, KTK'nın 88. maddesi gereğince \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Yani işletilen bir aracın neden olduğu kaza sonucu araç sürücüsü, işleten ve sigorta şirketi ve varsa başka sorumlular müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk \"dış ilişkide\" TBK 61. maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”  şeklinde düzenlenmiştir.<br>Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortasının sorumluluğu aynı kanunun 91. maddesi sürücünün sorumluluğu TBK'nın 49. maddesi ve ev başkanın sorumluğu ise TMK'nın 369. maddesidir. İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu  olacağı  ilkesi  benimsenmiş  ise  de, bu  araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.Somut olayda, kazaya neden olan aracın dosya da mevcut trafik kayıt bilgilerinde ...  plaka sayılı aracın 05/12/2018 kaza tarihinde maliki ve işleteni davalı  ... , yine aracın ZMMS  sigortalısı da ...  olup, ...  plaka sayılı aracı sevk ve idare eden davalı  ...  olup, davalı ...  yönünden 2918 sayılı KTK'nın 3.ve 85.maddesi gereği işletenin kusursuz sorumluluğuna dayanıldığı, ... plaka sayılı araç üzerindeki fiili hakimiyetin uzun süreli kira vs. yollarla  başka birisine devredilmediği, ekonomik olarak ondan yararlanmış olduğunun üçüncü kişileri bağlayacak nitelikte ve güçte, aracın tescil kaydını bertaraf edecek derecede dosyaya delil sunulmadığı kanaatine varılmış olup, davalı ...  vekilinin, trafik kazası neticesinde meydana gelen zarardan sorumlu olmadığı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Müteselsil sorumlular arasındaki ilişki ise aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecek, talebini, isterse tüm sorumlulara karşı bir arada tek dava ile isterse ayrı ayrı açacağı davalar ile ileri sürebilecektir.Somut olayda, trafik kazası neticesinde zarar gören davacı yaya olup, davacının ...  plaka sayılı aracın kendisine çarpması ile neticelenen trafik kazasının meydana gelmesinde sürüş kurullarına ilişkin etkin bir kusuru olmadığı gibi zararın artmasına sebebiyet vermiş olan herhangi bir müterafik kusurları da olmadığından, trafik kazası nedeniyle oluşan zararlarının tamamını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi ve 163. maddesi uyarınca, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan ...  plaka sayılı aracın işleteni, sürücüsü ve ZMMS'inin her birisinden, bir kaçından yada yalnızca birisinden talep edebilir, zarar gören davacı bu hususta seçimlik hakka sahip olup, davacıya kusur oranından ya da sorumluluğundan daha fazla ödeme yapan davalı müteselsil ilişkide 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 62. ve 167. maddesi uyarınca şartları varsa rücu edebilecektir. Bu durumda, trafik kazasının meydana gelmesinde kusuru olmayan davacının aktüerya bilirkişisi tarafından tespit edilen maddi tazminatın tamamından müteselsil sorumluluk gereğince, davacıya karşı İşleten konumundaki  ... 'nun, sürücü konumundaki  ... 'in ve ZMMS konumundaki davalı ...  Aş'nin ise poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla müteselsil sorumlu tutulduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava açılmadan önce tarafların sulh olması ve sigorta adına ibraname düzenlenmesi halinde, ibraname tarihi itibariyle hak sahibinin  tazminat alacağı hesaplanacak, hesaplanan bedel hak sahibine sigorta tarafından ödenmiş olan bedelden fazla ise fahiş fark olmadığından, hak sahibinin tazminat alacağı olmadığı, hesaplanan bedel hak sahibine ödenen bedelden az ise ve bu fark da fahiş ise o takdirde bu kez aktüerya rapor tarihi itibariyle hak sahibinin hesaplanan tazminat alacağından, sigorta tarafından hak sahibine dava açılmadan önce ödenmiş olan tazminat rapor tarihi itibariyle güncellenecek ve güncellenen bu bedel, rapor tarihi itibariyle aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen bedelden düşülerek, hak sahibinin fark alacağı tespit edilecektir. Dava açıldıktan sonra 2918 sayılı Yasanın 111. maddesi gereğince ödenen tazminat ile aktüerya raporu ile belirlenen miktar arasında açık nispetsizliğin bulunmasına göre ibraname makbuz niteliğinde olup, belirlenen tazminattan, yapılan ödemenin güncellenmeksizin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 05/06/2012 tarihi 2011/8559 E. 2012/7287 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17.HD'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/5511 E. 2020/5853 K. sayılı ilamı)Somut olayda, davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinde davalı sigorta tarafından 600.000-TL ödendiğine ilişkin beyanda bulunmuştur. Ödeme ve ibra borcu söndüren nedenler olup, ödeme belgesinin sunulması mahkemece savunmanın genişletilmesi şeklinde algılanmayıp Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, hangi aşamada olursa olsun davalı tarafça yapılan ödeme ya da davacı tarafça yapılan ibranın borcu sona erdireceği kanaatiyle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/786 Esas 2022/531 Karar sayılı ilamının davacı tarafça Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...  Esas sayılı dosyasıyla davalılar aleyhine takip başlattığı, Dairemizce Kayseri Genel İcra Dairesi'ne yazılan yazıya verilen 30/10/2023 tarihli yazı cevabında, 30/10/2023 tarihi itibariyle yapılan kapak hesabında 512.229,45 TL henüz ödenmemiş bakiye alacağın olduğu ve bu haliyle borcun tüm ferileriyle sona ermediği ve icra takibinin ayakta olduğu anlaşılmakla, yapılan kısmi ödemelerin borcu söndürmediği ödemelerin 27/06/2022 karar tarihinden sonra yapıldığı, bu durumda ödenen kısmın infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin ödemenin dikkate alınmadığı yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>B-) Davalı ...  vekilinin ve Davalı  ...  vekilinin Ortak İstinaf Başvuru Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede; <br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.Somut olayda,  Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/350 Esas 2020/434 Karar sayılı dosyasında Ankara ATK'dan alınmış olan 30/03/2021 tarihli kusur raporunda, trafik kazasının meydana gelmesinde ...  plaka sayılı otobüs sürücüsü olan davalı ... 'in %100 oranında asli kusurlu, davacı yaya ... 'nin ise kusursuz olduğunun rapor  edildiği; eldeki davaya ilişkin olarak Ankara ATK'dan alınmış olan 22/10/2020 tarihli kusur raporunda ise trafik kazasının meydana gelmesinde ...  plaka sayılı araç sürücüsü davalı ... 'in %100 oranında kusurlu, davacı yayanın ise trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığının rapor edildiği, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, raporun olayın oluş tarzı ve şeklini doğruladığı, raporun hükme esas alınmasının isabetli olduğu kanaatine varılmış olunduğundan, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008  ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne,  01/09/2013 tarihinden itibaren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan maluliyet raporunda; davacının trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanmaya bağlı olarak, davacının dört ay süreyle mutat iş ve gücünden kaldığı, tıbbi şifa süresinin 4(dört) ay olduğu, davacının trafik kazasına bağlı olarak tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %26(yüzdeyirmialtı) olduğunun rapor edildiği; davacı için Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan 14/04/2020 tarihli raporun 05/12/2018 kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan \" Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" kapsamında alınmış olduğu; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan 03/01/2022 tarihli rapordaki sürekli maluliyet oranlarının farklı olmasının sebebinin değişik yönetmelik esas alınarak hesaplama yapılmasından kaynaklandığı, bu itibarla raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, davacıdaki davaya konu maluliyetin trafik kazasından kaynaklanmış olduğu kanaatine varılmış olmakla; davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı ancak kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davalı ...  ve davalı ...  vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-) Davalılar ... ve ... 'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 37.853,90 TL istinaf karar harcından davalılar tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 18.926,96 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 18.926,94 TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-) Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-) İstinaf yargılaması bakımından davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>6-)  Tebliğ işleminin dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay  nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  06/11/2023\t\t\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32113baacf9488da","SID":"eabd58ce6892f48f"}}