{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1338 <br>KARAR NO: 2023/1134<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/09/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/252 Esas (Derdest)<br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen kararın   ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; ileride telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi için bandrolsüz ürünlerin satışına devam edebilmesi söz konusu olduğundan bu halde de müvekkili derneğin üyelerinin haklarının etkin himayesi imkanının ortadan kalkması sonucu doğacağından TTK 61 hükmü çerçevesinde; davalıların bandrolsüz ve faturasız ürünlerinin satışının durdurulması ve bandrollerin kopyalanmasının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesi ara kararında, \"Bilindiği üzere HMK, geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü haizdir. Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından\" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. Uyuşmazlık konusunun dava sırasında el değiştirmesi veya çekişmeli şeyin telef olması ya da hasara uğraması bu duruma örnek teşkil edebilecektir. Bu hâllerde taraflardan biri davayı kazansa da ilk hâlde uyuşmazlık konusu başkasına devredildiğinden hakkını elde edemeyecek; diğer hâlde ise hakkına tam olarak ulaşamayacaktır. Yukarıda anılan madde uyarınca gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde de ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Bu hallerde davanın açılmasından hüküm verilinceye kadar geçecek zaman zarfında daha ziyade bir düzenleme veya eda amaçlı ihtiyati tedbir kararı alınarak taraflardan biri (veya her iki taraf) için doğabilecek bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın engellenmesi amaçlanır.(Araş. Gör. Dr. Cengiz Serhat Konuralp (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 225-274, 2013) http://...gov.tr/... İhtiyati tedbir talep eden, esasa ilişkin bir hakkın sahibi olmalıdır, yani zarar tehlikesi kanuna aykırı bir yöntemin, bir haksız fiilin sonucu olmalıdır. Talep sahibi, bir hakkının ihlâl edildiğini veya ihlâl edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gerçeğe yakın şekilde ortaya koymalıdır. Her ihtiyati tedbir bir anlamda belli bir ivedilik gerektirir; diğer bir deyişle, talep sahibi, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmalıdır. İvedilik kavramı kendi içinde dereceler içerir ve olayın ve durumun özelliklerine göre değerlendirilir. Genel olarak denebilir ki, esas hakkında önyargı içermeyen geçici bir çözümün geciktirilmesinin taraflardan birinin menfaatlerini tehlikeye koyduğu her durumda ivedilik mevcuttur. İhtiyati tedbir, zorlukla telafi edilebilecek bir zararın meydana gelmesini önlemeye yöneliktir. Burada zarar maddi olabileceği gibi, manevi bir zarar da olabilir. Bu bağlamda, tedbirin hedeflenen amacı elde etmeye elverişli olması ve bu amacın gerçekleşmesi için gerekli olması, yani söz konusu amacı elde etmek için vazgeçilmez olması lazımdır; ayrıca tedbir amaçla orantılı olmalı, aynı amacı sağlayacak daha yumuşak tedbirler varsa, her zaman bunlar tercih edilmelidir.(Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan / Selçuk Öztek) Davalı vekili her ne kadar 08/09/2023 tarihli dilekçesi ile yeniden ihtiyati tedbir talep etmiş ise de  ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, ancak dosyaya sunulan talebe dayanak dernek ana tüzüğü, TRT Mali Denetçi Raporu, Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden celp edilen belgeler, bir kısım e -faturalar ve adi yazılı belgelerden iddiasını yaklaşık olarak ispatlayamadığı bu hali ile HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ... A.Ş.'nin ..., ... ve ... markalı televizyonların ithalatçısı - üreticisi olduğunu, davalı ... A.Ş.'nin ise bu marka televizyonların faturalarını kesen satıcı olduğunu, davalılardan ... A.Ş.'nin unvan değişikliğine gitmeden önceki unvanı ... A.Ş. olduğunu, bu hususun 18/10/2022 tarihli, ... numaralı Ticaret Sicil Gazetesi ilanıyla sabit olduğunu, davalılar televizyonları bandrolsüz olarak sattıkları gibi bu ürünlerin bir kısmının da faturasız satmakta olduklarını, davalıların hem haksız fiil hem de haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle müvekkili dernek üyelerinin uğradığı ve uğrayacağı zararları göz önünde bulundurarak bandrolsüz ürünlerin satışına devam edilmesinin söz konusu olduğunu, bu halde müvekkili derneğin üyelerinin haklarının etkin himayesi imkanının ortadan kalkması sonucunun doğacağını, yerel mahkemeden ileride telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi için TTK 61 hükmü çerçevesinde davalıların bandrolsüz ve faturasız ürünlerinin satışının durdurulması ve bandrollerin kopyalanmasının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, dosyanın geldiği aşamada gerek kendilerince sunulan deliller ve gerekse de dosyaya celp edilen müzekkere cevapları ile davanın esası yönünden kendimizi yaklaşık olarak ispat ölçüsünü aşar derecede ispat ettiklerinin aşikar olduğunu, dolayısıyla sunulan delillere ek olarak dosyaya celp olunan müzekkere cevaplarından da görüleceği üzere ihtiyati tedbir talepleri açısından gerekli koşulların oluştuğunu, kendilerince bir kez daha ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, bu taleplerinin de yerel mahkeme tarafından işbu istinaf başvurusuna konu ihtiyati tedbir istemine ilişkin ara karar ile tekrar reddedildiğini, dosyaya celp olunan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı'nın 02/12/2022 tarihli, ... sayılı raporu ile davalıların hukuka aykırı ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerini tüm açıklığıyla ortaya koyduğunu, raporda 21 şehirde çeşitli zincir mağazalarda ve sadece bulunduğu şehirde faaliyet gösteren iş yerlerine gidildiğinde 1805 adet televizyonun bandrolsüz bir şekilde satıldığının tespit edildiğini, bu fiili denetime ilişkin tutanak tutulduğunu, bunun üzerine 03/06/2023 tarihinde TRT Mali Denetçileri diğer davalı ... A.Ş. ile aynı adresi paylaşan ... A.Ş.'nin adresine giderek burada birtakım tespitlerde bulunulduğunu, TRT tarafından tespit edilen usulsüzlüğün vergi kaçırma olarak nitelendirildiğini, kurum tarafından ihbarda bulunulduğunu, İstanbul Vergi Kaçakçılığı 3-Denetim Daire Başkanlığı nezdinde soruşturmanın da açıldığının gelen cevabi yazılardan da anlaşılacağını, davalının dava konusu eylemleri ile haksız rekabet ortamı yaratarak piyasa koşullarına zarar vermekte olduğunu, verilecek ihtiyati tedbir kararı ve bu kararın uygulanması ile davalının haksız rekabet yaratan ve dernek üyesi şirketlere verilen zararı önlemeye yardımcı olacağını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin 12/09/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davalıların bandrolsüz ve faturasız ürünlerinin satışının durdurulması ve bandrollerin kopyalanmasının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talebinin kabulünün mümkün olamayacağını, dosyadaki deliller ve yargılamanın geldiği aşamada davacının talebi doğrultusunda tedbir kararı vermenin orantılılık ve ölçülülük ilkelerine aykırılık sonucunu doğuracağını, yerel mahkemece toplanan deliller doğrultusunda tedbir talebi vermenin yerinde olmadığının isabetli bir karar olduğunu, müvekkillerinin davacının iddia ettiği üzere faturasız satışının bulunduğuna dair bağımsız denetim raporunda ve vergi incelemelerinde bir tespit bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar davanın esası yönünden kendilerini yaklaşık olarak ispat ölçüsünü aşar derecede ispat ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını gerekçelendiren tek bir somut delilin ileri süremediğini, davacı tarafın müvekkillerinin hukuka aykırı bir işlemde bulunuyormuş gibi bir izlenim yaratılmasına dair çabalarının mevcut olduğunu, oysa ihtiyati tedbir talebinin sebebinin ve konusunun davanın esasına ilişkin iddialarla birebir örtüşür şekilde sunulmaması ve tedbir kararının gerektirdiği acele koruma tedbirlerine özgü sebeplere dayanması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini, yerel mahkemenin 12/09/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın onanmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, derdest haksız rekabetin tespiti, önlenmesi davası içinde TTK'nın 61 ve  HMK'nın 389 ve devamı  maddeleri uyarınca ihtiyati tedbire ilişkindir. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş;  ara kararına karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince açılmış  haksız rekabet davasıdır. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1. maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme,  mevcut durumun olduğu gibi korunmasına,  56. maddenin  birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü  gibi haksız rekabet sonucu oluşan  maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve  yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır.Buna göre bu tür davalarda talep edilebilecek ihtiyati tedbir talepleri öncelikle TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389/1. maddesi ise, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir.Aynı yasanın 390/3. maddesi, ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.TTK 61. maddesi kapsamında ihtiyati tedbir verilebilmesi için HMK 389 ve devamı özellikle HMK 390/3.maddesinde tanımlanan \"davanın esası bakımından haklılık\" olgusunun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı aleyhine TTK 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi  talepli dava  açıldığı, davalıların üretip satışa sundukları bir kısım televizyonların TRT bandrolsüz  olarak mal satışının davacı dernek üyeleri yönünden ileride giderilmesi imkansız veya güç zararların doğmasına sebebiyet verebileceği, bu bağlamda davalı hakkında TRT mali denetçi raporunda yapılan tespitler de dikkate alındığında davacı tarafın bandrolsüz satışların önlenmesine ilişkin  tedbir talebi yönünden yaklaşık ispatın bulunduğu, dosyadaki mevcut deliller ile diğer tedbir talepleri yönünden ise yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla bandrolsüz satışların durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken bu yönden talebin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. İhtiyati tedbir talep eden haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve 3. Kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel  zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta  ihtiyati tedbirin 100.000,00 TL  teminat mukabilinde  verilmesi takdir edilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece ihtiyati tedbir isteminin tümden reddine ilişkin 12/09/2023 tarihli ara karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ihtiyati tedbir  talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesinin 12/09/2023 tarihli ara  kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin 6100 sayılı HMK'nın 389 vd.  maddeleri ile 6102 sayılı TTK  61. maddesi gereğince takdiren 100.000,00 TL (Yüzbin Türk lirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ilk derece mahkemesine ibrazı şartıyla kabulü ile; Davalıların üretim ve satışını yaptıkları ..., ... ve ... marka TRT bandrolsüz televizyonların satışlarının DURDURULMASINA, Davalının diğer ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE, 2-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 3-İhtiyati tedbir kararının uygulanması, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmediği takdirde, tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının İHTARINA, 4-Kanuni süresi içerisinde kararın uygulanmasının talep edilmesi ve takdir edilen teminatın ilk derece mahkemesine yatırılması veya teminat mektubu sunulması halinde tedbir kararının uygulanması bakımından davacı tarafça bildirilecek tedbire konu ürünlerin bulunduğu yer icra dairelerinin görevli kılınmasına, 5-Davacı Dernekçe yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b52fea228abfd95","SID":"b3eed2d4a913788c"}}