{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2017/77 Esas<br>KARAR NO\t:2023/794<br><br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)<br>DAVA TARİHİ:25/01/2017<br>KARAR TARİHİ:19/10/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 07.12.2007 ile 03.09.2008 tarihleri arasında davalı Banka’dan, 4 adet ticari araç kredisi olmak üzere toplam 170.728,70.-USD (Amerikan Doları)sözleşme bedelli kredi kullanmıştır.  Rekabet Kurulu ;8 Mart 2013 tarihinde,aralarında davalı Bankanın da bulunduğu; 12 Bankanın, 21.08.2007- 22.09.2011 tarihleri arasında, kredi faizlerinin  belirlenmesinde kartel uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu tespit sonucu verilen para cezası kararı Danıştay tarafından da ... karar sayı ile 16.12.2015 tarihinde ; “kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile onanmıştır.  karar verilmiş ve davalı ... ... AŞ aleyhine 12.072.792,00 TL idari karar verilmiştir. Görüldüğü üzere, Rekabet kurulunun bahse konu kararında davalı banka'nın, “mevduat,kredi ve kredi kartı etleri alanında; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğine ara cezası verilmesine Kartel oluşturularak yüksek faiz uygulandığı yargı kararı ile keşinleşen tarihlerde Davalı bankadan  kredi kullanmış olmakla müvekkil şirketin zarar uğramış alduğu açıktır.Davalının da dahil olduğu Bankalar arasında,faizin belirlenmesinde kartel oluşturlmuş olmasa idi kredi maliyetinin çok daha az olabileceği sabittir.  4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde, \"Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa ahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine meçburdur\" ifadesi yer almaktadır. Yine aynı kanunun 58. maddesinde ise \"Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan Zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti şınırlayan teşebbüş ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zu;' ar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar: da dikkâte alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi iizerip €, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.”ifadesi mevcuttur. Söz konusu, maddeler gereği kartel faizi sebebiyle meydana gelen müvekkil şirket zararının tespiti ile belirlenen zararın 3 katının ödetilmesine karar verilmesini sayın mahkemenizden talep etme zorunluluğu doğmuştur. 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında kartel faizi uygulamak suretiyle;bu tarih aralığında; şirketin kullanmış olduğu krediler nedeniyle, müvekkıl şirkete vermiş olduğu zararın belirlenerek,bu zararın 3 katının, ayrıca bu kredilerin kullanımı esnasında müvekkil şirketten âlınan haksız masraf ve komisyonların tamamının, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 6100 sayılı HMK.107. maddesine göre belirlenerek; belirlendiğinde arttırılmak üzere,şimdilik 500,00.-USD”'sinin kredi kullanım tarihinden itibaren işleyecek,yabancı para cinsinden mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte, müvekkil şirkete ödetilmesine ve yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini\" talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarof, (kararın kesinleşmesi, isnat edilen zararı kabul anlamına gelmemekle ve Davacı taraf Rekabet Kurulunun kararı uğradığı zarar arasında bir illiyet bağı da kuramamış olmakla birlikte) henüz Rekabet Kurulunun davaya dayanak teşkil eden kararı yargısal açıdan kesinleşmeden huzurdaki davayı açmıştır. Rekabet Kurumunun bahse konu kararının iptali hususunda Bankamız tarafından açılmış olan iptal davası ilk derece Mahkemesince reddedilmiş, Danıştay tarafından da bu karar onanmıştır. Ancak Bankamız tarafındarı KARAR DÜZELTME kanun yoluna başvurulmuş olup; karar güncel olarak kesinleşmiş değildir. İddiasını ispatlaması gereken davacı taraf, henüz fiilin hukuka aykırılığı kesinleşmeden, müvekkil bankanın kusurlu bir eyleminin mevcut olduğu belirlenmeden ve “söz konusu eylemden kaynaklanan bir zararını” da ispat edememişken bu davayı açmış olması tamamen kötü niyetli olduğunun göstergesidir. Nitekim bu hususta Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.06.2006 gün ve E.2005/3755, K.2006/7408 sayılı kararında; \" 4054 sayılı yasanın 57, ve 58. maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiştir ve de adli yargı gürevlidir. Tazminata karar verebilmek için ilgili anlaşma veya uygulamanın 4054 sayılı yasaya aykırı olup olmadığının saptanması zorunludur ki, bu tespitte de önce RK ve Kurul kararına korşı da Danıştay görevlidir. Bu nedenlerle mahkemece öncelikle davacının bu davadan önce 4054 sayılı yasaya göre RK'ya başvurup vurmadığının araştırılması, başvurmuşsa davalı eylemlerinin4054 sayılı Yasaya aykırılığın tespiti yönünden bu Başvuru neticesini ve kesinleşmesini bekleyerek sonucuna göre karar verilmesi, RK'ya davadan önce başvurulmamışsa eldeki davarın RK'ya başvurulmadan önce dinlenerneyeceği ve henüz dava açma zamanı gelmediği nazara alınarak karar verilmesi gerektiği\" belirtilmiştir. Yargıtay kararı kapsamında huzurdaki davanın erken açılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Rekabet Kurulu'nun müvekkil ... ... A.Ş. yönünden rekabetin kısıtladığı iddiasını düşündüğü eylem iddiası ile vevdığı cezanın dayanağının \"MEVDUAT HİZMETLERİ\" ve  ile ilgili olması ve doğrudan kredi hizmeti ile hiçbir ilişkisinin bulunmaması sebebiyle davarın müvekkil Banka açısından reddini gerektirmektedir. BDDK kayıtlarına göre Türkiye'de faaliyet gösteren 52 adet banka! bulunmaktadır. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için İşbu Kurul kararına konu 12 bankanın birlikte bir eylem içerisinde olduğu ve sektör fiyatlarına etki ettiği düşünülse bile davacının kredi ilişkisi kurabileceği bu 12 banka dışında ihlale/eyleme iştirak etmeyen 40 banka daha sektörde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla davacı geriye kalan bu bankalardan her hangi birisi ile daha uygun koşullarda Bankacılık ilişkisi kurabilme seçeneğine-hakkına sahiptir. Davanın açıldığı tarih itibariyle davacının herhangi bir zararı yoktur. Müvekkil bankanın kesinleşmiş yargı kararına dayanan herhangi bir hukuka aukırı filli yoktur. Davacının uğradığını iddia ettiği zararı ile müvekkil bankanın fiili arasında hiçbir illiyet bağı yoktur. Müvekkil bankanın herhangi bir kusuru da yaktur. İddiasını ispatlamakla yükümlü olan davacının davasını ispot etmesi hem usut hem de esas açısırıdan yasal zorunluluktur. Bu nedenlerle, dava açma hakkının da suiistimati görünümündeki bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullanılmayan krediden kaynaklı faiz tahsil edildiği iddiasına dayalı ödenen  bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. <br>Davalı banka vekili tarafından Rekabet Kurulu  Kurul Kararına karşı ... ... ile ilgili ... İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının açıldığını verilen kararın  Danıştay 13. Dairesine temyiz başvurusunda bulunulduğunu bu kararın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.<br>Talep mahkemece yerinde görülerek kabul edilmiştir.<br>Dava konusu ihtilafa ilişkin ... ... tarafından davacı taraf IBAN  numarasının hesap bilgisi ve 01.12.2007 - 30.09.2011 tarihleri arası hesap hareketleri istenmiş dökümler gönderilerek dosya arasına alınmıştır.<br>Danıştay İdari Dava Daireler Kurlu 2019/2708 esas 2021/1108 kararı ile \"Bu durumda, davalı idare tarafından Türkiye'de faaliyet gösteren 12 bankanın tamamının mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı hizmetlerine ilişkin olarak tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ve ihlale katılan teşebbüslerin söz konusu çerçeve anlaşma veya ortak plandan haberdar olduğunuryeterli seviyede (makul şüphenin ötesinde) bir ispat standardı ile ortaya konulamadığı, bu hususlara ilişkin olarak dava konusu Kurul kararında yer alan tespitlerin gerekli deliller ile desteklenmediği, dolayısıyla davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim, dava konusu Kurul kararının sonuç kısmında soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tamamının mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettikleri sonucuna varılmış ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelediğinde, bazı bankaların sadece tek bir hizmet yönünden ihlâle katıldığı (Örneğin, ... sadece mevduat, ... ise sadece kredi kartı hizmetine ilişkin ihlâle katılmıştır.), bazı bankaların ise bazı hizmetler yönünden hiçbir şekilde ihlâle katılmadığı (Örneğin, kamu bankalarının kredi hizmetine ilişkin ihlâle katıldıklarına yönelik delil bulunmamaktadır.), dolayısıyla 12 bankanın tamamının bütün sektörlerdeki (mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı) ihlâle katıldığından bahsedilemeyeceği görülmekte olup, 12 bankanın tamamının - farklı sektörlere ilişkin olarak farklı bankalar arasında gerçekleşen ihlâllerin tamamından sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Daha açık bir ifade ile, soruşturmaya taraf olan 12 bankanın tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dâhilinde belirli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ortaya konulamadığı açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, ilgili bankalar hakkında ihlâle dâhil oldukları her bir hizmet yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekirken, devam eden tek bir ihlâl yaklaşımı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.\" gerekçesi ile ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br> Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararı hakkında .... İdare Mahkemesi incelemesi neticesinde İDARİ İŞLEMİN İPTALİ yönünde hüküm kurmuştur. Danıştay 13. Dairesi 26.10.2022 tarih, 2022/3029 Esas, 2022/3870 Karar sayılı kararı ile .... İdare Mahkemesi kararını onamıştır.<br>Mahkememizdeki aynı konuda ... esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda \" Rekabet Kurulu'nun davaya dayanak oluşturan kararı, karara konu bankaların 'bireysel (kredi kartları, KMH ,tüketici) kredileri\" ile ilgilidir; inceleme ticari kredileri kapsamamaktadır. Nitekim, yargıya yansıyan çok sayıda uyuşmazlıkta, emsal olarak atfedilen kararların takdiri tümüyle Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere,  \"08/03/2013 tarihli Rekabet Kurulu kararında bankaların uyumlu eylem içinde oldukları tespit edilen (kredilerin) bireysel kredi \" olduğu \"...  tazminat hakkının ve zararın tazmininin haksız fiil sorumluğundan kaynaklandığı, buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacı şirketin 03/06/2009 tarihinde kullandığı taksitli ticari kredi için davalı bankadan talep edebileceği bir alacağının bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine\" karar verildiği görülmektedir. (Bkz https://karararama. yargitay.gov.tr : Y.11.HD'nin 09.06.2022 tarihli2021/455 E.  ,  2022/4679 K.; Y. 11.HD'nin 28.04.2022 tarihli 2020/8414 E.  ,  2022/3556 K. Sy kararları)  Somut uyuşmazlıkta, davalı  Banka'nın, davacıya kullandırdığı ticari kredinin, rekabetçi bir ortamda diğer bankalar tarafından uygulanan ticari kredilerden yüksek olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir örnek bulunmamaktadır. Ancak, olsaydı dahi bu tek başına yeterli olmayacaktı. Çünkü;  bir banka tarafından müşteriye kullandırılan kredinin faiz oranının belirlenmesinde sadece mevduatın/ işletmenin maliyetine ve  ilgili kredinin türüne bakılmaz, aynı zamanda müşterinin banka açısından ne ölçüde yararlı olduğu (örneğin dış ticaret işlemlerini bankadan geçiriyor mu(?), bankadaki vadesiz hesabının süreç içindeki ortalaması nedir(?), kredi kartı ve diğer bankacılık işlemleri bulunuyor mu(?), müşteri ödemelerinde düzenli mi(?) gibi çok sayıda faktör) etkilidir.  Bu açıdan gösterilecek olası örnekte, örneğin ilgili bankadaki konumu ile davacının davalı bankadaki konumunun -yani her bir müşterinin banka için getirisi/ götürüsünün- ayrı ayrı  değerlendirilmesi gerekir. Dosyada ise, davacının  27.10.2011 tarihinde kapatılan kredi için, yaklaşık 6 yıl sonra, davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamıştır. Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığını, ticari kredilerde faizlerin TTK madde 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, davacının yıllık %13,80 faiz oranı ile kullandığı ticari kredi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği\" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.<br>Mahkememizin 14 celsesinde davacı vekiline bilirkişi raporu alınması için ihtaratlı kesin süre verildiği ancak verilen kesin süreye rağmen davacı vekilince bilirkişi ücretinin yatırılmadığı,15 celsede davacı vekilinin mazeret sunmadığı, e duruşma talebinde bulunmadığı, davayı takip etmediği çağrılmakla hazır olmadığı davalı yanca davanın takip edilmesi yönünde beyanda bulunulduğu hep birlikte değerlendirilmekle dosya kapsamında mahkememizin ... esas sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davaya konu kredi sözleşmesinin 4 adet ticari kredi olması nedenleri ile davacının davalı bankanın faizlerinin yüksek olduğunu Rekabet Kurulu kararına göre ifade etmesinin dışında somut bir veri görülememiş, herhangi bir zarar tespiti yapılamamış, bilirkişi raporu aldırılamamış  ayrıca  Rekabet Kurulu'nun (2011-4-91 Esas - 13-13/198-100 Karar sayılı) 08.03.2013 tarihli kararının  ticari kredilere ilişkin olmadığı, ticari kredilerde faizlerin TTK md 8 uyarınca  serbestçe belirlenebileceğini, kullandığı ticari kredi faiz oranı nedeniyle bir zararının tespit edilemediği, mahkememizin ... dosyasında aldırılan denetime elverişli bulunan bilirkişi raporundaki açıklamalar mahkememizce de yerinde görülmüş, bu hususlar dikkate alınarak davacının, davasının sübut bulmadığından reddine, davacının dava açmakta haksız olmadığı yasal dayanağı bulunması ancak dava konusunun yargılamayı gerektirmesi nedeni ile davalının  kötü niyet tazminatı  isteminin  yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacının  davasının SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE <br>1-Davalının  kötü niyet tazminatı  isteminin  yasal koşulları oluşmadığından reddine <br>2-Karar harcı 269,85 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 32,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 237,7‬0 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen ve dava miktarını geçmemek üzere 1.882,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde  davacı tarafa iadesine,<br>Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize  veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1  maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/10/2023<br><br>Katip ...<br> <br> <br>Hakim ...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4c728e4ab259413","SID":"8d701c61ba7a210b"}}