{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1328 <br>KARAR NO: 2023/1721<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 29/12/2020<br>NUMARASI: 2016/478 Esas - 2020/734 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı Sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınmış olan ... plaka sayılı araçta 1.29 promil alkollü vaziyette olan dava dışı sürücü ... 'ın sevk vc idaresinde iken karıştığı tek taraflı yaralamalı trafik kazası neticesinde araçta  yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak kalıcı şekilde sakatlandığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davacının meslekte kazanma gücü kaybı zararı için şimdilik 200 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ile yol yemek refakatçi giderleri vs. sağlık giderleri için 200 TL  ve geçici bakım gideri için 200 TL olmak üzere şimdilik 600 TL tutarındaki tazminatın olay tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  kazaya ilişkin açılan ... nolu hasar dosyası nezdinde davacıya maluliyetinden dolayı 04.03.2014 tarihinde 47.495 TL tazminatın ödendiğini, yine Sigorta Tahkim Kuruluna yapılan başvuru neticesinde tahkim kurulunun 2014/E.2597.27 Es. Sayılı kararı gereğince fark olarak hesap edilen 37.926.43 TL tazminat tutarının 24.10.2014 tarihinde davacıya ödendiğini bu surette davacıya yapılan tazminat ödemesinin toplamda 85.421.43 TL olduğunu ayrıca davacıya 04.03.2014 tarihinde ödenen 47.495 TL'den dolayı davacının alacağı kalmadığına dair ibraname verdiğini ve 2918 sayılı 111/2. maddesinde ön görülen 2 yıllık süre geçmiş olduğundan ibranamenin geçersiz sayılamayacağını davacının bu nedenle tazminat istemeye hakkı kalmadığını, tazminata hükmedilecekse hatır taşımasının varlığı dikkate alınarak tazminat miktarında indirime gidilmesi ve faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibari ile yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; Davacının bakıcı 12.456,72 TL, geçici iş göremezlik tazminatı 1.828,54 TL, sürekli iş göremezlik 265.686,21 TL üzerinden toplam 279.971,47 TL üzerinden davacının müterafik kusurlu olduğu kanaatine varıldığından tazminat miktarından %20 müterafik kusur indirimi yapılarak indirilen miktar dikkate alınarak davacının 223.977,17 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 04/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (Davalının sorumluluğunun kalan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), Fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın Karayolları Trafik Kanunu'nun 111.maddesi gereği hatalı olup davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava tarihinin 19.04.2016 olup ibraname tarihinin ise 24.02.2014 olduğunun gerekçeli kararda belirtilmesine rağmen 2 yıllık zamanaşımı hesabında çok açık bir şekilde hataya düşülerek yanlış bir karar verildiğini, bakiye teminat limiti belirtilerek bu tutar  üzerinden karar verilmemesinin de kararın icrası yönünden belirsizlik oluşturduğunu, davanın, sadece müvekkili şirkete karşı açılmış olup başka bir davalı ya da davalılar bulunmadığından ve bakiye poliçe teminat limiti tespit edilebilir olduğundan kararın, bakiye poliçe teminat limiti belirtilerek hüküm kurulması gerektiğini, karara esas alınan gelir yönünden de itiraz ettiklerini, davacının, hem emniyet kemeri takmaması hem sigortalı sürücü ...'ın alkollü olduğunu bile bile aracına binmesi hem de hatır taşıması bulunmasına rağmen sadece %20 müterafik kusur indirimi yapılmasının da hatalı olduğunu, maluliyet oranının ATK  3. İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen rapora göre belirlenmesi gerektiğini, maluliyet oranının, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği dikkate alınarak düzenlenmesi gerekirken Çalışma ve Meslekten Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği'nin dikkate alınmasının da hatalı olduğunu, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatından sorumlu olmadığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda davacının 09/01/2013 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonucu yaralanması nedeni ile davalı sigorta şirketine yaptığı başvuru neticesinde 24/02/2014 tarihinde %32 sürekli maluliyet oranı üzerinden, CSO-1980 yaşam tablosu ve %3 teknik faiz üzerinden %40 oranında hatır ve müterafik kusur indirimi uygularak, hesaplanan 47.495,00 TL davacıya ödendiği, davacının sigorta şirketinden hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, kayıtsız şartsız gayri kabili rücu olarak ibra ettiğine ilişkin \"Tazminat Makbuzu ve İbraname\" başlıklı belgenin davacı asil tarafından imzalandığı görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-i). Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir ( HMK m.115/2). HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Konuya ilişkin Yargıtay  HGK'nun  2019/(7)9-759  Esas ve  2021/1663  Karar sayılı kararında \" Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı).  Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir.\" açıklamasına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından 09/01/2013  tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeni ile yaralanması nedeni ile  maluliyet  tazmini konusunda davalı sigorta şirketine yapılan başvuru nedeni yapılan ödemenin yetersizliğine dayanarak Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakeme başvuruda bulunulduğu Uyuşmazlık Hakem tarafından 24/09/2014 tarih 2014/E.2597.27 Es. Sayılı kararı gereğince davacının geliri asgari ücretten kabul edilerek, PMF Yaşam Tablosu ve progresif rant formülüne göre,  %32 maluliyet oranı, %40 oranında hatır ve müterafik kusur indirimi uygulanarak, ibranameye esas ödemenin hesaplanmasında kullanılan formülün hatalı olduğu, yetersiz olduğu belirtilerek  32.917,48 TL sürekli maluliyet tazminata hükmedildiği, bu karara karşı davacının hatır indirimi uygulanması yönünden itiraz edildiği, itirazın Hakem Heyeti'nin 27/10/2014 tarih 2014/İ-756 Karar sayılı karar ile reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından açılan eldeki davada ise  09/01/2013  tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeni ile yaralanması nedeni ile meslekte kazanma gücü kaybı zararı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ile yol yemek refakatçi giderleri vs. sağlık giderleri  ve geçici bakım gideri  talep edilmiştir. Bu durumda 09/01/2013 tarihinde gerçekleşen aynı kaza nedeniyle maluliyet tazminatı yönünden  Uyuşmazlık Hakem tarafından 24/09/2014 tarih 2014/E.2597.27 Es. Sayılı kararı gereğince karar verilmiş olup dosya kapsamından verilen bu karara karşı İtiraz Hakem Heyetine  yapılan itirazın da  reddine karar verilmiş olmasına, eldeki davadaki maluliyet tazminat talebi ile ile ile Uyuşmazlık Hakem tarafından 24/09/2014 tarih 2014/E.2597.27 Es. Sayılı kararı  kararına konu başvuruda aynı vakıalara dayanılmış olmasına, davanın taraflarının ve konusunun  aynı olmasına göre  hükmün  HMK'nın 303/1. maddesi gereğince de maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince maluliyet tazminatına ilişkin talebinin kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında maluliyet tazminatı yönünden kesin hüküm oluşturan   Uyuşmazlık Hakem  24/09/2014 tarih, 2014/E.2597.27 K. sayılı kararında %20 oranında hatır indirimi uygulandığından mahkemece  taşımanın hatır taşıması kapsamında olduğu kabulü ile hesaplanan maddi tazminattan  %20 hatır taşıması   indirimi yapılmamış olması da doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan 06/12/2018 tarihli maluliyet raporunda  kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre davacının yaralanmasının kaza ile illiyet bağı değerlendirilerek %32 oranında sürekli iş göremezliği, 12 aya kadar geçici iş göremezlik durumu olduğu, geçici işgöremezlik durumu süresince başkasının bakımına muhtaç olma durumunun olduğu belirtilmiştir.  Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacının gelir durumunun asgari ücret  olarak, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve prograsif rant formülüne göre, hesaplama yapıldığı, sigortanın ve SGK 'nın ödediği miktarların mahsup edildiği görülmektedir.  Tazminat hesabının davacının gelirinin asgari ücret esas alınarak yapılması nedeni ile bu yöne değinen istinaf talebi yerinde değildir.  Bir olayda birden fazla müterafik kusur hali olsa dahi ancak bir kez ve %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılabilir. Bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre % 20  oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatı belirlenmiş olduğundan aksi yöndeki davalı istinaf talebi yerinde değildir.  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312  E. ve 2022/3685 K. sayılı  kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre \"trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", geçici 1. maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin  2021/6911  E. ve  2021/10351  K.,  2021/5305  E. ve 2021/7685  K. sayılı kararları) Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 225.000,00 TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 225.000,00 TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. Bu açıklamalara göre  davalı vekilinin, müvekkili şirket aleyhine hükmedilen tedavi giderlerinin ve bakıcı giderinin sakatlık teminatının içerisinde olduğunu, sakatlık teminat limitinin sona erdiğine ve  hükmün hatalı olduğuna ilişkin istinaf  itirazı yerinde değildir. Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen  kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; Davacının bakıcı gideri 12.456,72 TL, geçici iş göremezlik tazminatı 1.828,54 TL toplamı olan 14.285,26 TL üzerinden davacının müterafik kusurlu olduğu kanaatine varıldığından tazminat miktarından %20 müterafik kusur indirimi  ve %20 hatır indirimi yapılarak indirilen miktar dikkate alınarak 9.142,56 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 04/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (Davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), Davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kesin hüküm nedeni REDDİNE, Fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Alınması gereken 624,52 TL karar ve ilam harcın peşin ödenen 31,40 TL peşin harç ile 904,00 TL tamamlama harcı toplamı 935,40 TL'nin mahsubu ile bakiye harcın kararın kesinleşmesine müteakip davacıya iadesine, 3-Kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.142,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Red edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan  9.142,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya verilmesine,5-Davacı tarafça yapılmış, 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 904,00 TL Tamamlama harcı olarak toplam 971,10 TL harç gideri ile tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 1.857,85 TL masraf  ve 1.473,00 TL Adli Tıp Fatura bedeli olmak üzere toplam 4.301,95 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 231,39 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 61,85 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb1f6076dc1a17a6","SID":"d12be2e36acceab2"}}