{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/1327 <br>KARAR NO: 2023/1720<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 02/02/2021<br>NUMARASI: 2020/737 Esas - 2021/69 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/09/2012 günü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Muş ili Malazgirt ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde seyir halinde iken müvekkiline çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 10 TL maddi tazminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili sigorta şirketine 21/10/2020 tarihinde başvuruda bulunduğunu, ancak 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içerisinde başvurunun yapılmaması sebebiyle öncelikle davanın zamanışımı yönünden reddine karar verilmesini, müvekkilinin sigorta poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyetin tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı  vekili 19/04/2021 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ... şirketine 22.10.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, 14.12.2020 tarihinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının imzalandığını, davanın 14.12.2020 tarihinde açıldığını, kanunun amir hükmü gereği arabulucuğa başvuru tarihi olan 03.12.2020 ile son tutanağın düzenlendiği an 14.12.2020 tarihine kadar zamanaşımı süresi işlemeyeceğini ayrıca coronavirüs salgını nedeniyle 13.03.2020 ile 15.06.2020 tarihleri arasında tüm sürelerin durduğunu, arada bulunan yaklaşık 93 günlük sürenin 15.06.2020 tarihinden sonraya eklendiğinde dosyanın zamanaşımına uğramadığını, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiğini, akabinde sigorta şirketine başvurudan itibaren en geç 15 gün içinde başvuruya yazılı cevap verilmemesi veya talebin karşılanamayacağı cevabı verilmesi üzerine dava açılması veya tahkim yoluna gidilebileceğinin belirtilmiş olduğunu, söz konusu dosyada kanunda bu düzenleme yer almasaydı sigorta şirketine başvurulmadan ve 15 gün beklemeden doğrudan sigorta şirketine dava açılacağını ayrıca arabulucuğa başvuru da dava şartı olduğundan arabuluculuk görüşmelerinin bitmesinin beklenildiğini ve dosyada anlaşamama tutanağının düzenlendiği gün iş bu davanın açıldığını, dosyada talep hakkının halen devam ettiğini,  dosyanın zamanaşımına uğramamış olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacı  vekili 26/05/2021 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın süresi içerisinde istinaf edildiğini, ancak yerel mahkemenin 20.05.2021 tarihinde kurmuş olduğu ek kararla, davanın miktar itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle istinaf talebinin reddedildiğini, davanın belirsiz olarak ikame edildiğini, belirsiz alacak davalarında davanın tümüyle reddedilmesi durumunda, davanın kesinlik sınırı altında kaldığından bahisle davacı yönünden kesin olarak karar kurulmasının yasaya aykırı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.HMK'nın 93.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak tazminat davası açtığına göre, mahkemece \"Davacı vekilinin istinaf talebinin süre yönünden ve kararın kesin olması sebebiyle reddine\" dair verilen ek karar  doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin  istinaf başvurusu incelenmiştir.Dosya kapsamından, 24/09/2012 tarihinde yaya olan davacıya davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı aracın çarpması ile yaralandığı, davacının bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden  itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.”  hükmünü haizdir.  2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanunu göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Eldeki uyuşmazlıkta tazminata konu trafik kazası 24/09/2012 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 14/12/2020 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.  Durma süresi olan 95 günün, zamanşaşımın son günü olan  24/09/2020 tarihine eklenmesi halinde 14/12/2020 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde olmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2324  E. - 2022/15206 K., 2021/13827 E.- 2022/10766 K.  sayılı kararları). Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8aa4bd682de8e8af","SID":"c6b97b086d069d7c"}}