{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/948 <br>KARAR NO: 2023/1736<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 15/02/2022<br>NUMARASI: 2019/586 Esas - 2022/123 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin 24.04.2015 tarihinde yaya konumunda iken ... plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında malûl kaldığını, olayla ilgili olarak tutulan trafik tespit tutanağında araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, müvekkilinin malûliyetinin %100 olarak belirlendiğini, maluliyetinin yüksek olması sebebiyle müvekkilinin hayatı boyunca bakıcı tarafından bakılmaya muhtaç olduğunu, bu sebeple bakıcı giderlerinin ödenmesi talebi ile maluliyet raporu ile birlikte 15.03.2019 tarihinde sigorta şirketine başvurulduğunu ancak davalı sigorta şirketinin herhangi bir cevap vermediğini, müvekkilin kaza sonucunda oluşan maluliyeti sebebiyle uğradığı zararın tazmini talebiyle İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını ve dava devam ederken 28.11.2018 tarihli protokol kapsamında 290.000,00-TL maddi tazminat ödendiğinden davadan feragat edildiğini, her ne kadar sulh protokolünde ödenen miktarın bakıcı giderini de kapsadığı belirtilmiş ise de, söz konusu dava dosyası maddi tazminat taleplerine ilişkin olup bakıcı giderini kapsamadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL ile belirlenecek tazminat miktarının 28.11.2018 protokol tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafından belirtilen evraklar ibraz edilmediğinden müvekkil şirketin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirleyebilmesi ve ödeme yapabilmesi mümkün olmadığını, davacının kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan dava ikame etme hakkı bulunmadığını, ... plakalı aracın müvekkil şirkete 26.08.2014-26.08.2015 tarihleri arasında ZMMS (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalısının kusuru oranında olmak üzere ölüm/sakatlık halinde azami 268.000,000 TL ile sınırlı olduğunu, işbu dava öncesinde dava konusu kaza sebebi ile davacı tarafça İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 Esas sayılı dosyasından tazminat davası açıldığını, söz konusu dosyada kaza nedeni ile poliçeden kaynaklı tüm zarar kalemlerine ilişkin olarak uyuşmazlığın sulhen sonuçlandırılması ve 353.896,00 TL'nin belirtilen davacı vekilinin hesabına ödenmesi hususunda müvekkil şirket ile davacı taraf mutabık kalınarak ibraname düzenlendiğini, müvekkil şirketin ibranamede belirtildiği şekilde ödeme yapmak suretiyle poliçe kapsamındaki tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, bakıcı gideri tazmınatına ilişkin tazminatın sürekli sakatlık teminatı kapsamından ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bakıcı gideri tazminatının kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü ile, 179.763,64 TL bakıcı giderinin 26/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine\" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının, tazminat miktarı ve faiz başlangıç tarihi yönünden hukuka aykırı olduğunu,  davalı sigorta şirketi ile, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 E. sayılı dosyasında sulh olmak adına yapılan feragat sözleşmesinin kapsamının, bu dava ile sınırlı olup, sadece maddi tazminat taleplerini kapsadığından, bakıcı gideri alacağına ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığının kabulünün gerektiğini, buna göre, sağlık gideri teminatı ile sakatlık-ölüm teminatı birbirinden bağımsız olup, iki teminatın toplanmak suretiyle, sakatlık teminatı kapsamında yapılan ödemenin güncelleştirilerek, sağlık gideri teminatından mahsup edilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğnu, bir an için sigorta şirketinin yaptığı ödemenin bakıcı giderinden mahsup edilmesinin kabulü halinde, sulh protokolü kapsamında bakıcı giderinin de talep edildiğinin de kabulünün gerektiğini, bu durumda ise davalının temerrüt tarihi sulh protokolü tarihi olan 28.11.2018 tarihi olması gerektiğini, bu bakımdan, bakıcı giderinin ölüm ve sakatlanma teminatı için yapılan ödemeden mahsubu halinde temerrüt tarihinin de ödemenin yapıldığı veya sulh protokolünün imzalandığı tarih olarak kabul  edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davadan feragat, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağından feragat halinde hakkın özünden vazgeçileceği, artık aynı kazadan kaynaklı zararının mahkemeler önünde ileri sürülme imkanının ortadan kalkacağı açık iken yerel mahkemece hukuka aykırı bir karar tesis edildiğini, hükme esas rapora karşı itirazlarda belirtildiği üzere işbu dava öncesinde, dava konusu kaza sebebi ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 E. Sayılı dosyasından tazminat davası açılmış ve işbu davanın feragat ile sonuçlandığını, söz konusu dosyada kaza nedeni ile poliçeden kaynaklı tüm zarar kalemlerine ilişkin olarak uyuşmazlığın sulhen sonuçlandırılması ve 353.896,00-TL'nin belirtilen davacı vekilinin hesabına ödenmesi hususunda müvekkil şirket ile davacı tarafın mutabık kalınarak ibraname düzenlendiğini, ödeme yapıldığına ilişkin EFT banka dekontları ile sulh protokolü ve ibranamenin dosyaya sunulduğunu, anılan sulh protokolünde mutabık kalınan maluliyet kaynaklı... tedavi ve bakıcı giderleri dahil tüm giderler ve ferileri davacı vekilinin banka hesabına ödendiğini, davacının işbu protokol gereğince ... Sigorta A.Ş.yi feragat etmiş bulunduğunu, davacı tarafın bakıcı giderine ilişkin talebini yeni bir dava ile ileri sürülmesinin hem sulh müessesinin amacına aykırıdır hem imzalanan sözleşmenin içeriğine aykırı hareket edilmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ayrıca  davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bakım gideri zararının hatalı hesaplandığını ve yerel mahkemece 26.03.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin haksız ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, bir an için davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda  davacı yanın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, bununla birlikte davacının ıslah ettiği kısım için ise  ıslah tarihinden itibaren faiz başlayabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle sürekli bakıcı gideri tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda davacının 24/04/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni ile geçici ve sürekli maluliyet tazminatı talebi ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 esas sayılı dosyasında açtığı davada,  taraflar arasında 28/11/2018 tarihli Sulh Protokolü- ibraname düzenlenmiştir. Protokolün incelenmesinde İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/635 esas sayılı dosyası ile ilgili olduğu belirtilmiş, devamında açıkça tedavi ve bakım giderleri dahil tüm giderlerin ödendiği, toplam 353.896 TL üzerinde (asıl alacak 290.000) anlaşıldığı belirtilmiştir. Protokolde 290.000 TL'nin ne kadarının geçici, sürekli, tedavi ve bakım gideri olduğu belirtilmemiştir.  6098 sayılı TBK'nın 54.maddesinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar, bedensel zararlar kapsamında sayılmış, ZMSS Genel Şartlarında da sakatlık nedeniyle ayrı, tedavi giderleri nedeniyle ayrı teminatlar verilmiştir. Sakatlık tazminatı hesaplanırken mağdurun meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre elde edeceği gelirdeki azalma hesaplanırken, bakıcı giderleri ise, mağdurun bakımı, hastaneye gidip gelmesi, ilaçları, gerektiğinde sürekli yanı başında bulunması gereken hasta bakıcı-yardımcı maaş ve ücretleridir. Daimi iş gücü kaybı tazminatı ile yaşam boyu bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, yaşam boyu bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.  Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 290.000,00 TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 290.000,00 TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. Mahkemece yargılama sırasında 28/11/2018 tarihli Sulh Protokolüne dayanak hesaplama raporu getirtilmeden, bakıcı gideri için ne kadar ödeme yapıldığı tam olarak tespit edilmeden yapılan tüm ödemenin bakıcı gideri tazminat miktarından mahsup edilmesi ve KTK 111/2 maddesi kapsamında ödemenin yeterli olup olmadığı tartışılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.Kabule göre de ; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna istinaf talep eden davalı vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde hesaplamaya ilişkin itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporunda  hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlenemeyeceğinden hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle  davalı sigorta şirketi vekilinin ıslah tarihinden faiz başlatılmasına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.  Ancak  davacı tarafından  sigorta şirketine eksik belge ile başvuruda bulunulduğundan davalı sigorta şirketi  dava açılmakla  temerrüde düşmüş olacağından İlk Derece Mahkemesince  dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamıştır.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin   2021/13625  E.-  2022/8912 K.  sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"837400831ccad878","SID":"4ad7a7770a98b945"}}