{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/721 - 2023/623<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/721 <br>KARAR NO\t: 2023/623<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/03/2018<br>NUMARASI\t\t: 2016/633 Esas 2018/248 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br><br>KARAR TARİHİ\t: 05/10/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03/11/2023<br><br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.11.2021 tarihli, 2021/9856 Esas, 2022/13840 karar sayılı bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 10.04.2016 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı dava dışı ...'in idaresindeki aracın seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek HMK'nın 107. maddesi gereğince şimdilik 30.000,00 TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiş, yargılama aşamasında geçici işgöremezlik tazminatı talebini 30.737,90 TL'ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 253.028,77 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, davalının sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, geçici işgöremezlik ve tedavi giderinden SGK’nın sorumlu olduğunu, SGK tarafından yapılan ödeme varsa tenzili gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile davacının yaralanmasına sebep olduğu, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maluliyet oranının ve sürekli işgöremezliğe ilişkin hesaplamanın hükme esas alındığı, bu sebeplerle davacı tarafın sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Poliçe Genel Şartlarının A.5.b bendi uyarınca geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici işgöremezlik dönemi içerisinde bakım ihtiyacı nedeniyle oluşan bakıcı giderinin poliçe teminat kapsamında olmadığı, bu zararlardan sigorta şirketinin sorumluluğunun ortadan kalktığı gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, 253,028,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; geçici iş göremezlik zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde ; poliçe vadesinin 21.01.2016- 2017 olduğunu, kazanın 10.04.2016 tarihinde meydana geldiğini, 26.04.2016 tarihli Torba Kanun ile genel şartların uygulanması gerektiğinin netlik kazandığını, genel şartlara göre Özürlülük Ölçütüne göre maluliyetin tespiti için İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26 HUKUK DAİRESİNİN 05/06/2020 TARİH 2020/596 E- 2020/664 K. SAYILI KARARI;<br>Dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonunda; Trafik Sigortası Genel Şartlarının 01.06.2015 tarihinde değiştirilip, tazminatın diğer yasal düzenlemeler yanında bu genel şartlara göre hesaplanacağına ilişkin 2918 sayılı yasanın 90. maddesinde yapılan değişikliğin ise 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği, değişen yeni genel şartların yürürlük maddesi olan C.11. Maddesi gereğince \"yeni genel şartların ancak bu tarihten sonra düzenlenecek poliçeler dolayısı ile uygulanabileceği\" öngörülmüş ise de, genel şartlara atıfta bulunan 2918 sayılı yasanın 90. maddesinde yapılan değişikliğin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle kazanın gerçekleştiği ve poliçenin düzenlendiği tarih itibari ile genel şartlara atıfta bulunan yasa değişikliği yürürlükte olmadığından uygulanamayacağı, dava konusu kazanın 10.04.2016 tarihinde meydana gelmesi, davalıya trafik sigortalı araca ilişkin ZMSS poliçesinin 21.01.2016 tarihinde düzenlenmesi nedeniyle somut uyuşmazlık için yeni trafik sigortası genel şartlarının uygulanma yerinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebeleri yerinde görülmediğinden esastan reddine, davacının istinaf sebeplerinin ise geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurularak sürekli işgöremezlik sebebiyle 253,028,77 TL, geçici işgöremezlik sebebiyle 30.737,90 olmak üzere toplam 283.766,67 maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, 09.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. <br>YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN 03.11.2022 TARİHLİ, 2021/9856 E- 2022/13840 K. SAYILI BOZMA İLAMI <br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonunda; \"davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 10.04.2016 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerektiği, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i,01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması, hükme esas alınan 13.11.2017 tarihli Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %46,2 oranında sürekli maluliyetinin olduğu tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki anılan raporda kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak rapor tanziminde 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleme yapılmadığı, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ölçülerine göre, rapor alınması gerektiği\" belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>Yargıtay bozma ilamı üzerine dairemiz tarafından yapılan açık yargılama sonunda; <br> Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesi tarafından davacının %46,2 maluliyet oranına göre belirlenen sürekli iş görmezlik tazminatının kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatının reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan başvuru üzerine yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve geçici iş göremezlik tazminatının da davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş, karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. <br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda kararın davacının hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınması gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.<br>Dava konusu olay 10.04.2016 tarihinde meydana gelmiş, davalı tarafından kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 21.01.2016 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ tarafından düzenlenmiştir.<br>Yargıtay bozma ilamında olay tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin yürürlükte olduğu belirtilerek buna göre maluliyetin belirlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de; <br>1-Olay tarihi olan 10.04.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK.nın 90. Maddesinde \"Maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.\"düzenlemesi mevcuttur. KTK.nın 90. Maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK.nın 55. Maddesinde ise “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.”denilmiş, yine TBK.nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. Maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” denilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin kanuni düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir.<br>Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK.nın 90.maddesi gereğince haksız fiilden kaynaklanan tazminatın belirlenmesinde somut kanuni düzenlemeler olmadığından Yargıtay haksız fiil ve iş kazası ile ilgili dairelerinin içtihatları ile tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler belirlenmiştir. KTK.nın 90. Maddesinini atfıyla Türk Borçlar Kanununun Bedensel zarar başlıklı 54.maddesinde Bedensel zararlar özellikle şunlardır:<br>1. Tedavi giderleri.<br>2. Kazanç kaybı.<br>3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.<br>4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. olarak belirlenmiştir.<br>Madde metninde belirtildiği şekilde haksız eylem sonucu bedensel zarara uğrayan kişinin çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları zarar verenlerden tazminini isteyebilir. Ancak çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinin belirlenmesi ile ilgili Türk Borçlar Kanununda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.<br>Yerleşik Yargıtay uygulamasında çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplara ilişkin zararın varlığı ve oranın belirlenmesinde, 11.10.2008 tarihinden önceki kazalarda Sağlık İşlemleri Tüzüğü ve ekindeki cetvelin esas alınması gerektiği, 11.10.2008 tarihinden sonra meydana gelen kazalarda Sağlık İşlemleri Tüzüğü yürürlükten kalktığından, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. <br>Aynı dönemlerde, 06.02.1998 tarihinden itibaren Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve bu yönetmeliği değiştiren 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik de yürürlükte bulunmaktadır. <br>Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 11.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar başlıklı 1. Maddesinde “ Bu Yönetmeliğin amacı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre sigortalı sayılanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarının çalışma gücü veya meslekte kazanma gücü kayıp oranlarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmiş, yönetmeliğin \"çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti\" ile ilgili tüm hükümler Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmış olup çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin hükümleri yürürlükte bulunmaktadır. <br>Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yönetmeliğinin uygulanması bakımından iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü tarafından çıkartılan 2013/34 Sayılı Genelgede de \"5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na dayalı olarak yürürlükte olan “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmış olup, 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik ile birlikte; 2011/49 sayılı Genelge çerçevesinde iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin hususlar devam etmekte olup, çalışma gücü kaybı tespitine ilişkin hususlar yeniden düzenlemiştir.\" denilerek maluliyet oranının tespitinden uygulana gelen iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin olarak yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olduğu belirtilerek, bu çerçevede uygulamanın \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre yapılmasının gerekliliği açıklanmıştır. Yine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü de 17.09.2015 tarihli 2015/23 Sayılı Genelgesinde, iş kazası ve meslek hastalığının rapor düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşları tarafından \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre düzenleneceği belirtilmiştir. Bu nedenlerle 01.09.2013 tarihinden sonrası içinde \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin\" iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin düzenlemelerin yapıldığı maddeleri hali hazırda yürürlükte bulunmaktadır. <br>Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Meslekte kazanma gücü azalma oranının hesaplanması başlıklı 23.maddesinde yönetmeliğin eki olan A Cetveli listelerinde yazılı arızalardan birinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağı hesaplanmasında; A Cetvelindeki vücudun çeşitli bölgelerine veya sistemlerine göre hazırlanmış olan 14 arıza listesinden sigortalının arızası bulunur. Bu arızanın solundaki arıza sıra numarası ile sağındaki arıza ağırlık ölçüsü bir tarafa kaydedilir. B cetveli listelerinde önce sigortalının iş kolu, sonra bu iş kolu içindeki meslek veya iş çeşidi bulunur. Bunun karşısındaki meslek grup numarası da bir yere yazılır. Sigortalının meslek veya iş çeşidi bu listelerde bulunmadığı takdirde meslek veya işinin benzeri veya en yakını esas alınır. Sürekli iş göremezlik simgesini gösteren C cetvelinin arızaya uygun tablosunun sütundaki arıza sıra numarası ile satırdaki meslek grup numarasının kesiştiği noktadaki sürekli iş göremezlik simgesi bulunarak bir tarafa kaydedilir. Tespit edilen bu meslekte kazanma gücü azalmasının sigortalının yaşına uygun oranını bulmak için E cetvelinden yararlanılır. Birden fazla sistemi ilgilendiren sekel bulgu varsa, Balthazard Formülü kullanılarak birleştirilir ve bu şekilde zarar görenin maluliyeti belirleneceği belirtilmiştir. <br>Buna göre kısaca zarar görenin maluliyetinin belirlenmesinde o olaya ilişkin yaralanmalara ve arazlar belirlenerek, zarar görenin mesleği, çalıştığı iş koluna ve yaşına göre değerlendirme yapılarak rapor düzenlenir.<br>Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ve Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılarak en son 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup yönetmeliğin Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Başlıklı 1. Maddesinde “Bu Yönetmelik; özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.” denilmektedir. \tKapsam başlıklı 2. Maddesinde ise “Bu Yönetmelik, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsar.” denilerek yönetmeliğin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ile Sağlık Bakanı tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.<br>Madde metninden de anlaşıldığı üzere Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik özürlülere sağlanan haklardan yaralanmak üzere düzenlenmiştir.<br>Ayrıca yönetmeliğin 6. Maddesinde de Özürlü sağlık kurulunun teşkili düzenlenmiş olup Özürlü sağlık kurulunun, iç hastalıkları, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, genel cerrahi veya ortopedi, nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşacağı, Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumunda, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin bulunması halinde, bu uzmanın özürlü sağlık kurulunda yer alması zorunlu olduğu, 7. Maddesinde ise Yetkili sağlık kurumları düzenlenmiş, özürlü sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye yetkili sağlık kurumlarını ve hakem hastanelerinin Sağlık Bakanlığının belirleyerek internet sitesinde yayımlayacağı, yetkili olmayan sağlık kurumları ile özürlü sağlık kurulunu teşkil edemeyen sağlık kurumlarının verdiği sağlık kurulu raporları değerlendirilmeye alınmayacağı belirtilmiş, olmakla özürlü raporlarını düzenlemeye Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hastanelerin yetkili olduğu belirtilmiştir. <br>Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinde kişinin mesleği ve iş kolunun herhangi bir önemi olmayıp kişinin genel özür oranı, hastalıkları dikkate alınarak yönetmelikte belirtilen hastaneler tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle de iş gücü kaybını belirlemeye uygun olmaması, nedeniyle Yargıtay ilgili daireleri tarafından aynı tarihte yürürlükte olmasına rağmen uygulanması kabul edilmemiştir<br>Açıklanan yönetmelik hükümleri, olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. Maddesi, TBK.nın 55, 51 ve 54. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde haksız eylemden zarar gören kişinin beden gücünün belli oranda yitirilmesi durumunda, kişi, yaşıtlarına oranla daha fazla güç ve efor harcamak durumundadır. Bu fazla güç kaybı yüzünden haksız eylemden zarar gören kişinin tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Talep edilecek bu tazminatın belirlenmesi için kişinin daha fazla efor sarf edip sarfetmeyeceği, maluliyetin kazancına etkisi olup olmadığının değerlendirilebilmesi için kişinin yaptığı iş önem kazanmaktadır. Doktrinde kabul edilen görüşe göre bir kişinin maluliyetinin kişinin kazancına etkisinin belirlenmesinde zarar görenin mesleği önem kazanmakta olup kişinin parmağının kopması halinde piyano sanatçısı veya katip olması halinde mahrum kaldığı kazancı ile öğretmen yada inşaat işçisi olması halinde kazanç kaybının aynı olmayacağı aşikardır. Bu durumda meslekleri farklı olan kişilerin maluliyet oranının da mesleği dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Maluliyet yada sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesinde asıl olan zarar görenin yaptığı işe göre kaza nedeniyle meydana gelen iş gücü kaybıdır, özür oranı değildir. Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşleri Yönetmeliği yürürlükte bulunduğu sürece iş göremezlik oranının Yargıtay’ın iş Daireleri ve haksız fiil daireleri tarafından uygulanmakta olan ve SGK tarafından iş kazalarında maluliyetin belirlenmesinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin aynı kurallara göre belirlenmesi gereklidir. <br>\tBu hale göre zarar gören kişinin yaralanması ve maluliyeti arasında illiyet bağı kurularak meslek grup numarası cetvelleri ile maluliyet oranı belirlenen Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi yerine Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek hastanelerden alınması gereken olay ile illiyetinin kurulması yönünden eksik hükümler içeren genel özür oranın belirlendiği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin kabul edilmesi zarar görenler aleyhine durum yaratacağı şüphesizdir.<br>2- Yargıtay tarafından iş daireleri ve haksız fiil daireleri tarafından kabul edilen SGK tarafından çıkarılmış olan Sağlık İşlemeleri Tüzüğü ve Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulamasından dönülmesinin gerekçesi olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik diye açıklanmış olsa da aynı tarihte Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve malulen emekliliğin düzenlendiği Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir.<br>3-Davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamına göre sorumluluğunun belirlenmesi halinde ise, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5.c Maddesinde, \"Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.<br>Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınır. Tazminat ödemesinde, ilgili sağlık hizmet sunucularınca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine aittir. Sigortacı söz konusu rapor hakkında ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamaları bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlüdür.\" denilmiştir.<br>Her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında sürekli sakatlık oranının belirlenmesinde sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuatını uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de olay tarihinde yürürlükte bulunan KTK.nın 90. Maddesinde tazminatın zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine ilişkin atıf bulunmamaktadır. Olay ve poliçe tarihinden sonra yürürlüğe giren 2918 sayılı KTK.nın 90.maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışına bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. <br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre davacının zararının ve zararın kapsamının zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre değil 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerektiğinden zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şatlarının uygulanması da mümkün değildir.<br>4-Dava konusu olaydan sonra 26.04.2016 tarihinde yapılan değişiklik ile 2918 sayılı KTK.nın Tazminat ve giderlerin ödenmesi başlıklı 99. Maddesinde “ – Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar”. Şeklindeki sigorta şirketinin temerrüdünü düzenleyen madde de zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapılmakta olup zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında EK-6 bölümünde sigorta şirketine başvuruda istenen belgeler belirtilmiş bedeni zararlarda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun da sigorta şirketine ibrazı gerektiği belirtilmiş ise de olay tarihinde yürürlükte olan KTK.nın 99. maddesinde sigortaya başvuru sırasında ibrazı gereken belgeler belirtilmediği gibi yapılan değişiklik olay tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olup maddede sigorta şirketinin temerrüdünün düzenlendiği, mahkemelerin maluliyeti belirlemesinde uygulanacak kanun hükmü olmadığından bu maddeye dayanılması da mümkün görülmemiştir.<br>5-Dava konusu zarardan müteselsil sorumlu olan işleten sürücü ve sigorta şirketi yönünden yapılan değerlendirmede; Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK.dan alan haksız fiillerdir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” denilmiştir, aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. Maddesinde Zarar verenlerin birden fazla olması halinde “ Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. Maddesinde “ Dış ilişkide, Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. Madde de ise “- Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” Düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163 Maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. <br>Başka bir deyişle zarar neden olan aracın işleteni, 2918 sayılı KTK.nın 85. Maddesi gereğince, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, KTK.nın 91 ve devamı maddeleri gereğince, araç sürücüsü ise TBK.nın 49. Maddesi gereğince zarar görene karşı müteselsilen sorumludur.<br>Dava konusu olay tarihinden sonra yürürlüğe giren KTK.nın 90. Maddesinde kaza tarihindeki düzenlemede \"Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır\" denilerek, zararın ne şekilde belirleneceği belirtilmiş ve \"gerçek zarardan\" sigorta limiti ile sınırlı olarak sorumlu olan sigorta yönünden ayrım yapılmayarak, işleten ve sürücü ile farklı hesaplama yöntemi ve zarar belirleme yöntemi kanunda getirilmemiştir. <br>Kaza tarihinden sonra KTK'nın 90. Maddesinde 6704 Sayılı yapılan 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile \"Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.\" denilerek, sigortanın sorumluluğun belirlenmesinde, zarar görene karşı müteselsil sorumlu olan işletenin ve sürücüsünün sorumluluğunun belirlenmesinde esas olan ilkelerden ayrılarak sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlemesi açısından, işleten ve sürücüsünün sebep olduğu \"gerçek zarar\" belirlenmesine ilişkin TBK ve Yargıtay tarafından benimsenen ilkelerin yerine \"Genel Şartlarda\" kabul edilen hesaplama ve zarar belirlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir. Böylece sigortanın sorumluluğunda işletenin zararlarından sorumlu olacağı teminat miktarı ile sınırlama yanında, TBK ve Yargıtay içtihatları ile belirlenen \"Gerçek Zarar\" hesabına ilişkin hükümlere bağlı kalmaksızın, idareye tazminat hesaplama yöntemini belirleme yetkisi verilmiştir. <br>Ancak, 6704 Sayılı Yasa ile yapılan düzenlemelerin iptali hususunda Anayasa Mahkemesine açılan iptal davasında da, Anayasa Mahkemesi 2019/40 Esas 2020/40 Karar Sayılı Karar Tarihi 17/7/2020 kararında \"Kanunun 90. Maddesinin Birinci Cümlesinin '„.bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..,” İbaresi, İkinci Cümlesinde Yer Alan “...ve genel şartlarda... ” İbaresi ve 92. Maddesinin (i) Bendi\" başlığı altında Anayasa Aykırılık Sorunun incelemesinde bu duruma dikkat çekilerek \"Bu çerçevede 6098 sayılı Kanuna göre zarar olarak nitelendirilmeyen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmesi hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı farklılaşacaktır. Bu itibarla sigorta şirketinin, işletenin sorumlu olduğu tazminatı aşan miktarda tazminat sorumluluğu dahi söz konusu olabilecektir. Bu durum, sigorta şirketi bakımından fakirleşmeye, zarar gören üçüncü kişi bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecektir. 6098 sayılı Kanuna göre zarar olarak nitelendirilen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmemiş olması hâlinde de işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı yine farklı olacaktır. Bu durumun ise gerçek zararın karşılanmamasına yol açacağı, dolayısıyla işleten ile zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı açıktır. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir.\" denilerek, ilgili düzenlemelerin iptalinde, somut değerlendirmelerini ortaya koyarak, gerçek zarardan sigorta teminat limiti ile sorumlu olan sigortanın sorumlu olduğu zararın belirlenmesinde, sürücü ve işletenin sorumlu olduğu yöntemden faklı bir değerlendirme yoluna gidilemeyeceği kabul edilmiştir. Başka bir deyişle haksız fiil sonucu ortaya çıkan zararın tek olduğu zarar sorumlusuna göre zarar miktarının belirlenemeyeceği belirtilmiştir. <br>Zorunlu Sorumluluk Sigortasının sorumluluk sınırları kanun ile belirlenmiş olup, Kanunla belirlenen sorumluluk Genel Şartlar ile daraltılamayacağı gibi, Kanun ile belirlenen ve \"gerçek zarar\" hesabında benimsenen yöntemden ayrık bir düzenleme de getirilemez. Bu durum bedensel zararlarda, maluliyetin belirlenmesi açısından alınacak raporları da kapsar. Kısaca sürücü ve işletenin sorumluluğu açısından, alınması gereken maluliyet raporu hangi niteliğe sahip ise sigortanın sorumluluğu açısından da aynı niteliğe sahip olmalıdır. Daha da somutlaştırmak gerekir ise; sürücü ve işletenin sorumluluğu \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" ile belirlendiği bir durumda Genel Şartlarda sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesinde \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre sorumlu olacağı kararlaştırılamaz. Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde de açıklanan sigortanın sorumlu olduğu zararın belirlenmesinde, \"gerçek zarar\" kriterinden uzaklaşılacağı aşikardır. <br>6- Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanması ile ilgili Danıştay’a yapılan başvuru üzerine Danıştay 8. Dairesinin 20/03/2020 tarih ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapan ve tazminatın belirlenmesinde idareye tanınan yetkilere ilişkin olarak yürütmenin durdurulması talepli iptal başvurusunda 2020/6095 E. Sayılı 26/01/2021 tarihli yürütmenin durdurulması kararında da, \"gerçek zarar\" ve Anayasa Mahkemesi kararına vurgu yapılarak, tazminat hesaplanmasına bir kısım maddelerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, her ne kadar yürütmenin durdurulması kararı somut olay tarihinden sonra yürürlüğe giren hükümlere ilişkin ve olayda uygulanma imkanı yok ise de, Genel Şartlarda yapılan düzenlemeye, AYM'nin iptal kararından sonra bakış açısını yansıtmaktadır. <br>Somut olayda her ne kadar davalının sorumluluğuna ilişkin poliçe 01.06.2015 tarihli ZMMS Genel Şartlarından sonra düzenlenmiş ise de, kaza tarihinin AYM tarafından iptal edilen tazminat hesaplanmasında sigortanın sorumluluğunun genel şartlara göre belirleneceğine ilişkin düzenlemeden önce olduğu gibi söz konusu düzenlemenin de AYM tarafından iptal edilmiş olmasına göre gerçek zararın belirlenmesinde sigorta yönünden zarar sorumluları sürücü ve işletenden farklı bir yöntem getirilmesi kaza tarihinde yürürlükte bulunan KTK'nın 90. maddesine göre mümkün değildir.<br>Açıklanan tüm bu huşular birlikte değerlendirildiğinde mahkemece \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" çerçevesinde maluliyet raporu alarak davanın esası hakkında karar vermiştir. Kaza tarihinde \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kanuni düzenleme olmayıp, Genel Şartların ikincil norm olmasına göre genel şartlardaki düzenleme Kanuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğinden raporun \"Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre rapor alınması yerindedir. Bu hale göre zarar gören kişinin yaralanması ve maluliyeti arasında illiyet bağı kurularak meslek grup numarası cetvelleri ile maluliyet oranı belirlenen Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi yerine sağlık bakanlığı tarafından belirlenecek hastanelerden alınması gereken olay ile illiyetinin kurulması yönünden eksik hükümler içeren genel özür oranın belirlendiği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin kabul edilmesi zarar görenler aleyhine durum yaratacağı ve olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK.nın 90, 92 ve 99.maddeleri ile TBK.nın 54.maddesinde belirtilen çalışma gücünün Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olması nedeniyle Dairemizin 05.06.2020 tarih ve 2020/596 Esas, 2020/664 karar sayılı kararında belirtildiği üzere  DİRENİLMESİNE karar vermek gerekmiştir.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar'' denilmiştir, aynı kanunun 91. maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı 98. maddenin başlığı Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi olarak düzenlenmiş ve trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, sözkonusu madde kapsamında kalan belgeli ve resmi ya da özel sağlık kuruluşlarından alınan tedavi giderlerinden sorumludur. <br>\tYukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGKnın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden mahkemece geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmemiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş  davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin geçici işgöremezlik tazminatına karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının  HMK.nın 353/1.b-2 maddesi gereğince düzeltilerek, yeniden esas hakkında karar verilmesine dair Dairemizin  05.06.2020 tarih ve 2020/596 Esas, 2020/664 karar sayılı kararında belirtildiği üzere  DİRENİLMESİNE karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>I-Dairemizin 05.06.2020 tarih ve 2020/596 Esas, 2020/664 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, <br>1-Davanın kabulüne, sürekli iş göremezlik sebebiyle 253.028,77 TL, geçici işgöremezlik sebebiyle 30.737,90 TL olmak üzere toplam 283.766,67 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 09.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 19.384,10 TL olduğundan peşin alınan 969,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.414,89 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 28.313,67 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan 672,50 TL TL posta ve bilirkişi masrafı, 1.004,71 TL harç toplamı olmak üzere toplam 1.675,24 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,<br>II-İSTİNAF HARÇ VE GİDERLERİ YÖNÜNDEN: <br>1-Davacıdan peşin olarak alınan 35,90 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t<br>2-Davacı tarafından istinaf gider avansı yatırılmadığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan 23,25 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, <br>4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalıdan alınması gereken 19.384,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından başvuru sırasında peşin alınan 4.321,09 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.063,01 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazineye irat kaydına,<br>5-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurma harcı peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 150,00 TL istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde adı geçen davalıya iadesine, <br>7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>8-Kararın usulüne uygun olarak taraf vekillerine tebliğine,<br>Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK.nın 362/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZİ KABİL OLMAK ÜZERE oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/10/2023 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye  <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19efc9f82c8054dc","SID":"e13bb5cf81b9a583"}}