{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/105 Esas 2023/1407  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/105<br>KARAR NO\t\t: 2023/1407<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>ÜYE\t\t: ... \t      ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 14/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/2 Esas 2021/484 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Şirket Yöneticisinin Azli<br>DAVA TARİHİ\t: 04/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 18/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 18/10/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı .... San. Ltd. Şti.'ne davalı ...'nun şirket müdürü olarak şirketi süresiz münferit imza temsilinin tescil ve ilan olunduğunu, şirket merkezinin kuruluş aşamasında ...'da olduğunu, davalının, diğer kurucu ortağın hissesini devretmesi sonucunda 05.12.2018'de şirketin tek ortağı konumuna geldiğini ve şirket unvanının .... Ltd. Şti. olarak değiştirilmesi ile şirket ana sözleşmesinin tadil tasarısı 07.12.2018 tarihinde ticaret sicile tescil edilerek, Ticaret Sicil Gazetesinin 12.12.2018 gün ve 9722 sayısında ilan edildiğini, söz konusu şirketin \"...\" markasının sahibi olup, franchise sistemiyle çalıştığını, müvekkilinin Ankara 68. Noterliği’nin 11.12.2018 tarihli ve 13418 no ile yapılan “Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi” ile söz konusu şirketin %5 hissesini, 500.000,00 TL karşılığında devraldığını, şirketin merkezi, Ankara'ya taşınarak Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne 429785 sicil numarasında tescil edildiğini, davalının adı geçen şirketin %50 hissedarı olmasının yanısıra, halen şirketin süresiz, münferit imza yetkisini haiz şirket müdürü olduğunu, müvekkili, şirket hissesini devraldığında davalının ortaklara düzenli olarak kar dağıtımı yapacağını taahhüt ettiğini ve bu hususun müvekkili dahil tüm ortaklar tarafından da kabul edildiğini, buna karşın şirket müdürü olan davalının Eylül-2019'dan itibaren ortaklara kâr payı ödemesini durdurduğunu ve ortaklara bilgi vermeyi de reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin 30.09.2019 tarihinde elektronik posta aracılığıyla \"01.01.2019 ile 31.08.2019 arasındaki şirket banka kayıtlarının, şirketin şubelerden  alacaklarının, tüm şirket borçlarının bildirilmesini\" talep ettiğini, söz konusu elektronik postaya davalı ... tarafından, “....com” adresinden 1 Ekim 2019 tarihinde “Şirket yönetim kurulu olağanüstü bir karar almadığı için olağan genel kurulun hesap dönemini takip eden ertesi yılın Haziran ayı sonuna kadar yapılması zorunludur. Malumunuz şirketler hesap dönemini kapatıp, ertesi yılın ilk dört ayı hesaplarını maliyeye bildirmek ve geriye kalan karın dağıtımı konusunda yönetim kurulu genel kuruldan yetki almak zorundadır. Alınan kararlara göre yönetimler, kar dağıtımı yapacak ise kanuni yedek akçeleri ayırdıktan sonra % 15 stopaj kesintisi yapıp ödemeleri yapmakla sorumludur.” şeklinde cevap verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 31.10.2019 tarihli ihtarname keşide ederek bilgi talep ettiğini ancak söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini, ödenmeyen kar paylarının ödenmesi için arabulucuya başvurulduğunu anlaşmaya varılamadığını, şirket genel kurulunun da halen yapılmadığını, şirket kasasında 922.178,57 TL olduğu belirtilmesine karşın, şirket hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğu, bunlar sebebiyle şirket hesaplarının haczedildiğini, şirketin ticari itibarının sarsıldığını, ortaklara kâr dağıtılmayacağını açıklayan davalının, şirket ortaklarından ...'e ait şubeye şirket tarafından temin edilen malzeme bedelini tahsil etmemek suretiyle ...'e, üstü örtülü biçimde ortaklık payı ödeyerek  ortaklar arasında eşit muamele yükümlülüğünü ihlal ettiğinin öğrenildiğini, davalının kendisi adına ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı, \"... ...\" unvanlı bir şahıs şirketinin bulunduğunun ayrıca öğrenildiğini, müvekkilinin ortağı ve davalının müdürü olduğu şirket ile aynı alanda ticari faaliyette bulunduğu isminden de açıkça anlaşılan söz konusu şirketin varlığının davalının şirket müdürü olarak rekabet yasağını açıkça ihlali mahiyetinde olduğunu belirterek müvekkilinin ortağı bulunduğu .... Ltd. Şti.'nin müdürü olan davalının, TTK'nun 630/2 maddesi uyarınca anılan şirketi yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılarak azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini,şirket tescilli '...' markası ile, kurucusu ve yöneticisi olan müvekkilin fedakar çalışmaları ve iyi yönetimi sayesinde ülke çapında hali hazırda 28 şubede faaliyet göstermeye devam ettiğini, davacının müvekkil hakkında ileri sürülen mesnetsiz iddialar dava dilekçesinden de net bir şekilde anlaşılacağı üzere ispattan uzak olduğunu, iddialar kanunun aradığı derecede yeterli delil ile desteklenmediğinden, bahsi geçen iddialar davanın kabulü için asla sebep oluşturacak mahiyette olmadığını, davacı tarafın Ankara 68. Noterliği'nin 11/12/2018 Tarihli 13418 No'lu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile  ... Şirketi'nin %5 hissesini 500.000,00 TL karşılığında devraldığından bahsedilse de bu rakamın somut gerçeklik ile alakası olmadığını, müvekkil davalının 2.500,00 TL karşılığı 5 adet payını davacı ...'na devrettiğini, bu kadar fahiş bir bedel ödendiği iddiasında olan davacı tarafın mutlaka bahsettiği bu bedelin ispatını yazılı olarak yapması gerektiğini, kâr dağıtımı için öncelikle yıllık bilançonun kesinleşmesi ve bu kesinleşen bilanço neticesinde net dönem kârının tespit edilmesi gerektiğini, şirket açısından bu şartın sağlanamadığını, kar üzerinde tasarruf etmeye yetkili organın genel kurul olduğunu, kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale geleceğini, ... Ltd.Şti.'nin olağan genel kurulunun, şirketin hesap dönemini takip eden ertesi yılın Haziran ayı sonuna kadar yapılıp, bu hususta yasal kesintileri yaptıktan sonra kar dağıtımı konusunda karar almadığını, müvekkilin, hisse devri yapıldıktan sonra şirketin... adresinde yaptırdığı inşaatın yatırım bedelini ortaklardan talep ettiğini, şirketin kar payını artırmak, ticari faaliyetlerini devam ettirebilmek, amaçlarını gerçekleştirebilmek adına yatırımlar yapmasının olağan bir durum olduğunu, müvekkilinin kanuni yükümlülükleri doğrultusunda yatırımlar yapması asla kişisel hesapların birbirine karıştığı anlamına gelmediğini,  tüm dünyayı etkisi altına alan, ülkemizde de birçok alanda oldukça tesirli etkiler yaratan pandemi süreci müvekkilinin müdürü olduğu şirkette genel kurul toplantısı yapılmasına bir engel teşkil ettiğini, şirkete ait 28 şubenin aylardır kapalı olduğunu, genel kurul toplantısı talebinin mantıklı olmadığını,  müvekkilinin basiretli bir iş insanı olduğunu, ticari faaliyetlerin özellikle bu zor dönemlerde ayakta kalabilmesi için, ortaklardan olan alacakların tahsili noktasında öncelikle başvurulması gereken yolun icra takibi başlatmak olmadığını, zira bayilerin hukuki anlamda zor duruma düşmesi, maddi açıdan zarara uğraması dolaylı olarak şirket zararına sebebiyet vereceğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; azil sebepleri yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmede; kar payı dağıtmadığı, bunun müdürün azli için haklı sebep teşkil ettiği iddiası yönünden, şirket genel kurulunda kar payı dağıtım yönünde bir karar alınmamış olduğundan bu sebeple azil isteğinin haklı sebep oluşturmadığı, genel kurulu toplantıya çağırmadığı iddiası yönünden, Ticaret Bakanlığı'nca Ülkemizin de içinde bulunduğu \"pandemi\" nedeniyle 20/03/2020 tarihli şirketlerin genel kurul toplantılarına ilişkin ertelenmenin tavsiye edildiği, bu durum da gözetildiğinde toplantı yapılmamasının ağır ihlal olarak değerlendirilemeyeceği, bu sebeple azil isteğinin haklı sebep oluşturmadığı, bilgi alma hakkının kullandırılmaması iddiası yönünden, bilgi alma ve inceleme hakkının TTK'nın 614. maddesinde düzenlendiği, dava konusu olayda davacının inceleme hakkını kullanmak amacıyla yaptığı ihtarın cevapsız bırakılması karşısında bilgi alınma ve inceleme hakkının haksız yere engellenmesi bakımından ortağın istemi üzerine açılacak davada mahkemece bu hususta karar verilebileceği, bu sebeple azil isteğinin haklı sebep oluşturmadığı, eşit işlem ilkesine aykırı davranıldığı iddiasına yönelik, bu iddia ile ilgili olarak defterlerde açıkça bir kayda rastlanmadığı ancak; limited şirket müdürünün görevini yürütürken TTK'nın 623 ve 626 maddelerine uygun davranması gerektiği, müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağı hükümlerini ihlali halinde azlinin talep edilebileceği, davalının tarafların ortağı olduğu şirket müdürü olup, dava dışı aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şahıs şirketi kurarak işlettiği, özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı ihlali koşullarının oluştuğu, bu koşulun oluşması halinin tek başına azil için haklı sebep sayılacağı, tüm dosya kapsamı itibariyle TTK'nın 630/2 maddesindeki haklı sebeplerin oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne,  davalının .... Ltd. Şti.'nin müdürlüğünden azline karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\t... İşletmesi'nin 2016/46264 Sayı ile ... adlı iş yerinin ise 2014/104573 Sayı ile marka tescillerinin yapıldığını, ...'un 32 şubeye sahip bir franchising işletmesinin sahibi olduğunu, marka tescillerinin 07/12/2018 tarihinden önce müvekkili ...'na ait iken şirketleşme yoluna gidilmesi ve kurucusu ve yetkilisi ve ortağı olduğu ... ... Şirketi'ne marka haklarını devrettiğini, devirden itibaren de bir çok işletmeci ile franchising sözleşmesi imzalandığını, bilirkişiler tarafından haksız rekabet yasağına aykırı davranıldığı tespitinin hatalı olduğunu, ...'nun ... isimli işletmesini Ticaret Müdürlüğüne 13/04/2015 tarih ve 16772 / 23026 sicil numarasıyla kaydettirdiğini, dava konusu  ... ... Şirketi'nin ise 07/12/2018 tarihinde yeni unvan alarak ticaret hayatına girmesiyle birlikte faaliyetlerine adı geçen şirket ile müvekkilinin devam ettiğini, marka kullanımları da dahil olmak üzere tüm işletmelerin bu şirkete devredildiğini, dolayısıyla ... ... Şirketi'nden evvelki faaliyetlerin elbette ki ... ... Şirketi'ne karşı haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, <br>\tMüvekkili ...'nun ... isimli şirketin faaliyetlerine son verdiğini, ... veya başka bir yerde dava konusu ... ... Şirketi dışında lokantacılık işi yapmadığını, aynı faaliyet alanında müvekkilinin şahıs şirketiyle gelir getirici bir faaliyete girişmesinin söz konusu olmadığını, bilirkişinin çelişki içerisine düştüğünü, ... markasının ... ... Şirketi'nde olduğunu, şirketin merkezinin Ankara ili olduğunu, haksız rekabete sebebiyet verdiği iddia edilen ... ... isimli işletme üzerinde hiçbir şekilde işletmenin bayilerine veya başka bir firmaya herhangi bir fatura kesilmediğini veya ticari faaliyette bulunulmadığını, dosyada bunu ispatlar delil de bulunmadığını, müvekkilinin kendi adıyla yaptığı faaliyetin şirket faaliyeti kapsamında olan Pide Lahmacun işletmesi olmadığını, ...'da ki işletmenin şirkete ucuz et tedariki yapmak amacıyla varlığını devam ettirdiğini, haksız rekabet bir yana davaya konu edilen ... ... Şirketi'ne destek olma anlamında bayilerce doğru ürün kullanımının sağlanması, işletmelerde ki esas ham madde olan et  tedariğinin de piyasa koşullarının oldukça altında et tedariki sağlanmak dışında hiçbir şekilde ticari faaliyetinin olmadığını, sırf müvekkilinin kendi adıyla bir işletmeye sahip olmasının asla haksız rekabet yasağına aykırı davranıldığını göstermeyeceğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini ve ayrıca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kar payı dağıtımı talebinin reddi kararının hatalı olduğunu, kar payı alma haklarının doğmadığı yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını, şirketin 2019 ve 2020 yılı genel kurullarının halen yapılmadığını, ayrıca şirket ortaklarından ...'e ait şubenin ... ...Limited Şirketi adına kayıtlı olup, ... ... Şirketi adına geçen şirketten hali hazırda alacaklarının bulunduğunun ticari defter ve kayıtlarda yer aldığını, ortak sıfatıyla defter ve kayıtlar inceleme hakkının kullandırılmamasından kaynaklı taleplerin yine azil sebebi olduğunu, bu taleplerin azil sebebi olarak görülmemesinin hatalı olduğunu, kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini  ve ayrıca davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; dava dışı .... Ltd. Şti.'nin  müdürü olan davalının haklı nedenle görevden azli istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>\t13/04/2015 tarih ve 8789 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin incelenmesinde; ... ... Ticaret unvanlı işletmenin iş adresinin ..., sermayesinin 20.000,00 TL, meşgalesinin lokantacılık faaliyeti olduğu,<br>\t 12/12/2018 sayılı 9722 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin incelenmesinde; ...Şirketi'nin 07/12/2018 tarihinde sicilde tescil ve ilan edildiği, iş yeri merkezinin ..., şirket hissedarlarının ... olduğu, 28/01/2019 tarihli ilana göre iş yeri merkezinin Ankara iline taşındığı anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yanca, açılan davada ortağı olduğu şirketin müdürü olan davalının, şirket müdürlük görevinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmediği, kar payı dağıtmadığı, genel kurulu toplantıya çağırmadığı, bilgi alma hakkını kullandırmadığı, davalı müdürün işlemlerinin davacı için çekilmez hal aldığı, eşit işlem ilkesine aykırı davrandığı, şirket konusu ile aynı faaliyet alanında bulunan şirket kurduğu, özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiası ile müdürlükten azlini talep ve dava etmiştir. <br>\tMali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporda özetle; davalı müdürün 13/04/2015 tarihinde ticaret sicilde tescil ve ilan edilen ... ... adıyla lokantacılık faaliyeti yürüttüğünü, ...Şirketi'nin ise 2019 yılına kadar ... Ticaret Siciline kayıtlı olarak davalı müdürün işletmesinin dava konusu şirketle aynı işletme konusunda çalıştığını, şirketin merkezinin Şubat 2019 tarihinde Ankara'ya taşındığını, şirketin franchising yöntemiyle faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden yapılan araştırmada dava konusu şirketin ... ve ... markalarıyla ...'da 3 lokantada franchising verildiğini ve faaliyetini yürüttüğünün anlaşıldığını, davalı müdürün şirketin merkezinin Ankara'ya taşınmış olmasına rağmen rekabet yasağını ihlal ettiğinin anlaşıldığını, diğer azil sebebi olarak gösterilen kar payı dağıtımı yönünden ise, şirketin genel kurulunca kar payı dağıtımı yönünden herhangi bir karar alınmadığından kar payı hakkı doğmadığını, müdürün azli için haklı sebep teşkil etmeyeceğini, şirketin genel kurulunun yapılmamasının Covid-19 sürecine denk geldiğini, Ticaret Bakanlığının genel kurul toplantılarının ertelenmesini tavsiye ettiğini, Bakanlığın alınan tavsiyesinin uyulmasının azil sebebi sayılıp sayılmayacağının mahkemenin takdirinde olduğunu, dava konusu olayda davacının inceleme hakkını kullanmak amacıyla çektiği ihtarın bir kereliğine cevapsız bırakıldığını, sürekli olarak engellenme durumunun bulunmadığını, davalı müdürün işlemlerinin davalı şirket ortağı açısından çekilmez bir hal aldığı iddiası yönünden ise ispatlanması halinde ortaklıktan çıkma ya da haklı nedenle fesih sebebi olduğunu, şirketin mali yönden yapılan incelenmesinde 2019 döneminde kasa hesabında 994.038,13 TL, 2020 döneminde 2.238.205,18 TL  nakit paranın mevcut olduğunu, 2019 döneminde 588.500,00 TL , 2020 döneminde ise 868.333,97  TL  borç kaydının mevcut olduğunu, kasada yüksek nakit para mevcut iken 320 ve 321 hesaplarında görülen borçların ödenmemiş olmasının şirketin özen yükümlülüğüne aykırı yönetildiği şeklinde değerlendirildiğini, davalının şirket ortaklarından ...'e ait şubeye şirket tarafından temin edilen malzeme bedelini tahsil etmemek suretiyle ...'e üstü örtülü biçimde ortaklık payı ödeyerek ortaklar arasında eşit muamele yükümlülüğü ihlal edildiği iddia edilmiş ise de, buna ilişkin defterlerde açıkça bir kayda rastlanmadığı belirtilmiştir.\t<br>\tTTK'nın 630. maddesi gereğince; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı, görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklı olacağı düzenlenmiştir.<br>\t Bilindiği üzere limited şirketlerde karın dağıtımına ilişkin esasların 6102 sayılı TTK'nın 608 ve devamı maddelerinde düzenlendiği,  TTK'nın 608. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortakların, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri  oranda,  yıllık  bilançoda  gösterilen net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabileceği, kâr payı dağıtımının ancak kanun ve şirket ana sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe kâr payının esas sermaye payının itibari değerine oranla hesaplanacağı, bir sermaye ortaklığı sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kâr dağıtılabileceği, kârın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosunun, TTK'nın 616. maddesi hükmüne göre, genel kurulun kararı ile kesinleşeceği, buna göre, kârın dağıtımına genel kurulun karar verebileceği, mahkemece, genel kurulun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemeyeceği, kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisinin genel kurula ait olup, bu yetkinin başka bir organa devredilemeyeceği gibi genel kurulun, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kuralın buyurucu nitelikte olduğu, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamayacağı açıktır. <br>\tAçıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı kâr payı alacağı bulunduğu ve kâr payının dağıtılmadığından bahisle davalı müdürün azlini talep etmiş ise de, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyetinin raporunda da açıklandığı üzere davalı limited şirketin genel kurulunca kâr payı dağıtımına yönelik herhangi bir karar alınmadığı gibi, davacı<br> tarafından diğer ortağada kâr payı ödendiği yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, ayrıca  davacının dava dışı şirketin genel kurul gündemine kâr payının dağıtılması yönünde herhangi bir çağrı veya başvurunun yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin de dosyaya kazandırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre limited şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olması, kendiliğinden limited şirket ortağının kâr payı talep etme yetkisi vermeyecek olup, şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde genel kurulca bir karar alınması gerekmektedir. Somut olayda ise, bu yönde alınmış herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı anlaşıldığından davacı yanın bu talebe yönelik azil isteminin reddine ilişkin  ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur (Emsal Mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2018 tarih ve 2016/14687 esas 2018/7407 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/12/2015 tarih ve 2015/902 esas 2015/13883 karar sayılı içtihatları). <br>\tÖte yandan, davacı yanca, davalı müdürün genel kurulu toplantıya çağırmadığı iddiası ile azli gerektiği iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Ticaret Bakanlığınca bütün dünyada etkili olan Covid-19 Pandemisi nedeniyle 20/03/2020 tarihli şirketlerin genel kurul toplantılarının ertelenmesinin tavsiye edildiği, bu nedenle tavsiye kararı gözetildiğinde dava dışı şirketin genel kurul toplantılarının yapılmamasının davalı müdür yönünden ağır ihlal olarak değerlendirilmesinin söz konusu olamayacağından buna yönelik azil istemi de yerinde değildir. <br>\tDiğer yandan, davalı müdürün davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullandırmadığından bahisle azli gerektiği iddia edilmiş ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusu olayda davacının inceleme hakkını kullanmak amacıyla yaptığı ihtarın cevapsız bırakılması karşısında bilgi alınma ve inceleme hakkının haksız yere engellenmesi bakımından ortağın istemi üzerine açılacak davada mahkemece bu hususta karar verilebileceğinden bu nedene dayalı azil istemi de yerinde görülmemiştir. <br>\tAyrıca, davalı müdürün eşit işlem ilkesine aykırı davrandığı iddia edilmiş ise de, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre bu iddia ile ilgili olarak defterlerde açıkça bir kayda rastlanmadığı belirtilmiş olmakla bu iddiadan kaynaklı olarak azil isteminin reddi kararı da usul ve yasaya uygundur. <br>\tDavalı şirket müdürünün görevini yürütürken TTK'nın 623. ve 626. maddelerine uygun davranmadığı iddiasına gelince; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağı hükümlerini ihlali halinde azlinin talep edilebileceği, davalı ve davacının ortağı oldukları şirketin müdürlüğünü davalının yerine getirdiği, tarafların ortak olduğu şirketin ... markası adı altında faaliyet yürüttüğü, davalı müdürün ortağı olduğu dava dışı şirket dışında aynı iş kolunda ortağı olduğu şirketin genel kurulundan herhangi bir izin alınmadan ... ilinde şahıs şirketi kurmak suretiyle faaliyet yürüttüğü ve işlettiği, tarafların ortak olduğu şirketin bilirkişi raporuna göre ... ilinde üç ayrı şubesinin bulunduğu, bu hale göre davalı müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı hareket ettiği, bu durumun da davalı müdürün  dava dışı şirketten azli için haklı sebep sayılacağı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince TTK'nın 630/2 maddesindeki haklı sebeplerin oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne, davalının .... Ltd. Şti. müdürlüğünden azline yönelik kararı usul ve yasaya uygundur. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 150,25‬ TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalıdan alınması gerekli olan 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/10/2023<br><br><br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                   Üye - ...\t                     Zabıt Katibi -...<br>...              ...           ...   ...<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"840edf5264bdc95e","SID":"ed4a49595565bae6"}}