{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/1435 Esas 2023/  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/1435<br>KARAR NO\t\t: 2023/1347<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 04/07/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/262 Esas 2022/439 Karar <br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br>DAVA\t: Tazminat (Rücuen)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/04/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 11/10/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 11/10/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Şirketi'ne ait ... plakalı aracın müvekkili şirkette kasko poliçesi bulunuğdunu, sigortalı aracın davalının sevk ve idaresinde iken Ankara / Niğde otoyolunda yola aniden çıkan köpeğe çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın kusurunun bulunmadığını, sigortalı araçta oluşan 77.63625 TL'nin dava dışı sigortalıya müvekkili şirketçe ödendiğini, yaptıkları ödemenin otoyolun bakımından sorumlu davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, dava konusu uyuşmazlık yönünden idari yargının mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının sigortalısına ödediği tutarın zarara neden olduğu inancı ile davalıdan rücuen tahsili istemli dava açtığı, davalı olarak yer alan KYG Müdürlüğü hakkında tazminat istemli dava açılmış ise de, davalının ancak hizmet kusuru çerçevesinde sorumluluğunun söz konusu olabileceği, bu sorumluluğa ilişkin davaların ise ancak idari yargı yerinde görülebileceği, mahkememizde açılan dava yönünden öncelikle dava şartları yönünden değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla, yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tAdli yargının görevli olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin yapılan ödemenin müvekkili sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan dava dışı sigortalı ...'a ait ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda gerçekleştiğini, bu bakımdan, söz konusu kaza sonucunda ödenen hasar onarım bedelinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca gerçekleştiğini, mezkur Kanundan kaynaklı sorumluluk davalarının Adli Yargı yolunda görüleceğinin izahtan vareste olduğunu,<br>\tSomut olayla ilgili olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 110. madde hükmü doğrultusunda; mevcut Anayasa Mahkemesi kararı, Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ve Yargıtay kararları ile de yargı yolunun adli yargı yolu olduğuna işaret edildiğini,  davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu belirtilmiştir.<br>\t\t  \tÖte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesi ise “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” şeklindedir.<br>\t\t\tYasama belgeleri ile anılan düzenlemenin gerekçesine bakıldığında, 2918 sayılı Kanun’un uygulanması gereken sorumluluk davalarında bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu karmaşanın adli yargı yerlerinin görevli olduğu belirlenmek suretiyle giderilmek istendiği anlaşılmaktadır. Bahse konu düzenleme, Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önüne taşınmış, Anayasa’nın 2, 125 ve 155. maddeleri bağlamında inceleme yapan mahkeme, düzenlemeyi şu gerekçelerle Anayasa’ya aykırı bulmayarak iptal istemini reddetmiştir. (AYM’nin 26/12/2013 tarihli ve 2013/68-165 E-K sayılı kararı): “Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren     bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması hâlinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir.<br>\t\t\tİtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına, kamu ya da özel araç olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek, söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.”<br>\t\t\tAyrıca, Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesi (UYM) de önüne gelen benzer uyuşmazlıklarda AYM’nin yukarıda yer verilen kararına atıf yaparak benzer sonuca ulaşmıştır. UYM, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesiyle, yargı  yolu  uyuşmazlıklarına  ve  bu  nedenle de yargılamaların uzamasına neden olan anılan Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarında, yeknesaklığı  sağlamak amacıyla ve kamu yararı gözetilerek adli yargı yerlerinin görevli kılındığını,  AYM’nin de bu durumu Anayasa’ya aykırı bulmadığını tespit etmektedir. (UYM’nin 11/04/2016 tarihli ve 2016/163-210 E-K sayılı; 24/09/2018 tarihli ve 2018/530-467 E-K sayılı kararları)<br>\t\t\t2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin gerekçesiyle AYM ve UYM’nin yukarıda yer verilen kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmış, Anayasa’nın 153. maddesinin birinci ve son fıkraları ile 158. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da tüm yargı yerlerinin benzer nitelikte yorum yapması kaçınılmaz hâle gelmiştir.<br>\t\t\tHemen belirtilmelidir ki benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının görünümlerinden olan hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Yukarıda açıklanan gerekçe ve yüksek mahkeme kararları gözetildiğinde somut olayda uyuşmazlığın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklandığı  anlaşılmaktadır. Şu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 24/02/2021 tarih 2020/3951 Esas 2021/790 Karar sayılı ve 18/03/2021 tarih 2019/1107 Esas 2021/1167 Karar sayılı emsal ilamları) gözetilerek mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.<br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;  <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince KABULÜNE, <br>2-Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2022 tarih ve 2022/262 Esas 2022/439 Karar   sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 179,9 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/10/2023<br><br><br><br>Başkan-             Üye -                  Üye -\t                 Zabıt Katibi -<br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afca4e3aacb4b7f3","SID":"5d5feaaf424e094a"}}