{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1008 Esas<br>KARAR NO: 2023/1582 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2014/1409 Esas - 2020/390 Karar<br>TARİHİ: 30/12/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ  : 19/10/2023<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin ... numaralı sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan sigortalı ... A.Ş. tarafından Fransa'da yerleşik ... isimli şirketten 31.03.2013 tarih ve ... fatura numaralı 89 kap oto aksamı emtianın, ... isimli nakliyeci firmaya ait ... plaka numaralı aracın ...isimli şirkete ait ... isimli ... gemisine yüklenerek Fransa-Türkiye arasında nakliyesi esnasında maddi hasara uğradığını, emtiaların sigortalısının Bursa'da yerleşik fabrikasına getirildiğinde plastik ve metal kaplar içerisinde bulunan muhtelif oto aksamının yoğun paslı vaziyette olduğuna ilişkin tutanaklar düzenlendiği, müvekkili şirket tarafından yapılan ekspertiz raporunda ve geminin ... olan ... firması tarafından yapılan gümüş nitrat testlerinin tamamında emtialarda deniz suyunun tespit edildiğini, taşıma işlerinin borçlu şirketler tarafından üstlenildiğini, TTK'nın 1178. maddesi uyarınca taşıyanın yüke özen göstermekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğe aykırı davranılması nedeniyle yükte meydana gelen zarardan, yükün sigortalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edilmemesi nedeniyle davalı taşıyıcıların sorumluluklarının bulunduğunu, müvekkili şirket sigortalısı tarafından hasar sonrası ihbar yapılmasına müteakip yaptırılan ekspertiz raporunda hasar miktarının 242.577,00 Euro olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından ekspertiz raporunda belirtilen 242.577,00 Euro'nun 09.09.2013 tarihinde ödeyerek TTK'nın 1472. Sigortalısının haklarına halef olduğunu, davalı borçlular aleyhine sigortalısına ödenen 242.577,00 Euro'dan poliçede belirtilen 45.000,00 Euro'yu muafiyet tenzili ile 197.577,00 Euro rücu alacaklarının ödeme tarihi olan 09.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili istemiyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalı borçlular tarafından borca itiraz edilerek takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından sunulan belgelerin tercüman vasıtası ile çevirilerine yer verilmediğini, TTK'nın 1188. maddesi uyarınca emtianın zıyai ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkının bir yıl içerisinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceğini, hasar ihbarının 25.02.2013 tarihinde yapıldığını, icra takibinin ise 06.03.2014 tarihinde başlatıldığını, yargı yolunun 25.02.2014 tarihinde sona erdiğini, davacının bu tarihten sonra başvuru yaptığını, bu nedenle davanın hak düşürücü süre dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşıyan sıfatıyla hareket eden müvekkili şirketin ihtilaf konusu taşıma faaliyetini layıkıyla yerine getirdiğini ve iddia olunan zararın müvekkilinin sorumluluk sahasında ve ihmali sonucunda oluşmadığını, sörvey raporunun müvekkili şirketinin sorumlu olmadığını ispatladığını, treylere ait mührün gemiden tahliye edilerek aracın yerleşkesine ulaştığı zaman sağlam ve orijinal olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle otomobil parçalarının ıslak vaziyette yükleme limanında kamyonun treylerine ve bu şekilde ... gemisine yüklendiğini, TTK madde 1186 uyarınca sorumluluğun 59.333,63 Özel Çekme Hakkı ile sınırlı olduğunu, müvekkili aleyhine hükmedilecek tazminatın her halükarda kusuru oranında olması gerektiğini ve müşterek müteselsil sorumluluk hükümlerinin davacı vekili tarafından talep edilmemiş olması nedeniyle dava konusu ihtilaf bakımından uygulanmaması gerektiğini beyanla davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine ve esastan da davanın reddi ile ihtilaf konusu miktarın tümü ve reddedilen kısmının %20 sinden az olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin ... adına izafeten herhangi bir tebligatı alma yetkisinin bulunmadığını, sözleşmelerin tarafının ... olduğu ve şirketin yasal adresinin Polonya olduğunu ve şirketin acentesi olmadığını, iki şirketin farklı tüzel kişiler olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin adresinin Bursa olduğunu, bu nedenle takibe yaptıkları yetki itirazının tekrarladıklarını, davaya konu edilen ve hasara sebebiyet verdiği belirtilen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete ait olmadığını, davaya konu edilen Emtia Abonman Sigorta Sözleşmesi ile müvekkili şirketin hiçbir ilgisinin bulunmadığı, nakliye sırasında hasarlandığı iddia edilen emtiaya ilişkin taşıma sözleşmesine müvekkilinin taraf olmadığını, rücuen tazminat miktarının neye göre hesaplandığının anlaşılamadığını, CMR mad 30 uyarınca süresinde ihbar ve yetkili mercilere yapılmış bir tespit olmadığını, CMR md. 32 uyarınca talebin 1 yılda zamanaşımına uğradığını beyanla davanın yetki, husumet ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/12/2020 tarih ve 2014/1409 Esas - 2020/390 Karar sayılı kararında;\"Dava, gemi ile taşınan emtianın hasarlanmasından dolayı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalılara rücu edilmesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Dosya kapsamından, davacı ... şirketinin sigortalısı ... A.Ş'nin  deniz ve karayolu ile taşınacak olan mallarını nakliyat abonman blok poliçe tahtında 01/04/2012 / 2013 tarihleri arası dönem için enstitü yük klozları uyarınca nakliye rizikolarına karşı sigortaladığı, dava konusu olan 89 kap otomotiv parçasının Fransa'dan Türkiye'ye kara/deniz yolu ile taşınması sırasında hasarlanmasından dolayı davacının sigortalısına sigorta tazminatı ödediği belirli olup, TTK'nun 1472.maddesi uyarınca davacı ödediği tazminat miktarınca sigortalısının haklarına halef olduğundan, halefiyet hükümleri gereğince işbu dava yönünden de aktif husumet ehliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.Davacı ... şirketi tarafından davalılara karşı taşıyan sıfatıyla, taşıyıcının kusur ve sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre husumet yöneltilmiş olup, davalılar ... ve ... vekili tarafından bu şirketlerin acente olduğundan bahisle husumet itirazında bulunulmuştur.Davacının sigortalısı adına düzenlenen 11/02/2013 tarihli  ... nolu navlun faturasında, faturayı düzenleyenin ... şirketi olduğu, faturanın altında irtibat bürosu yada acente sıfatı ile birçok firmanın isim ve adreslerinin gösterildiği, dosyamız davalıları olan ... şirketlerinin de burada yer aldıkları, öte yandan CMR yük senedinde taşıyıcı olarak ... şirketinin gösterildiği, davalı ise ... şirketi tarafından düzenlenen 10/02/2013 tarihli konişmentoda yükleyici- gönderilen- ihbar olunan kısmında ... yer aldığı anlaşıldığından tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşımada uluslararası kara taşıyıcısı, yani CMR taşıyıcısının ... olduğu, dava dilekçesinde kara nakliyecisi olarak gösterilen davalılar ... ile ... Ltd Şirketlerinin ise taşıyıcı firmanın yani ...'un acentesi konumunda oldukları, TTK'nun 105.maddesine göre acenteye karşı doğrudan husumet yöneltilmesi mümkün olamayacağından işbu davada ... ile ... Ltd Şirketinin husumet ehliyetlerinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Öte yandan davalı ... bakımından dosyaya ibraz edilen 10/02/2013 tarihli konişmentonun incelenmesinden dava konusu sigortalı emtianın yüklü bulunduğu 1174WX74 plakalı aracın '...\" isimli ... gemisine yüklenerek deniz yolu ile taşımasının gerçekleştirildiği, konişmentonun ... acentesi tarafından imzalanıp  mühürlendiği  belirli olduğundan bu davalının taşımanın deniz yolu ayağını gerçekleştiren taşıyan sıfatı ile pasif dava ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiştir. TTK'nun 1188 maddesinde eşyanın ziya veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı için 1 yıl içerisinde yargı yoluna başvurulacağı, bu sürenin taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemiş ise,  teslim edilmesi gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hükmü kabul edilmiştir. Anılan yasa maddesinde ön görülen 1 yıllık dava açma süresi hak düşürücü  süre niteliğinde olduğundan Mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Somut olaya konu taşıma nitelik olarak \"kapıdan kapıya\" taşıma şeklinde gerçekleştiğinden buna göre yükün teslim yerinin geminin tahliye edildiği yer değil, yükün zilyetliğinin taşıyıcı ve alıcının ortak iradeleri ile teslim edildiği yani devredildiği yer olacağı kabul edilmelidir. Bu değerlendirmeye göre yükün teslim edildiği yer alıcının yani sigortalının Bursa daki fabrikası olup gerek ekspertiz raporundaki bilgiler gerekse ... tarafından düzenlenen teslim tutanaklarına göre eşyanın 16/02/2013 tarihinde ... tesislerinde alıcısına teslim edildiği saptanmıştır. İcra takip dosyasına göre davacı tarafından 17/02/2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı belirli olduğundan icra takibinin TTK'nun 1188.maddesine göre süresinde olduğu kabul edilmelidir. Öte yandan, yükün teslim yerinin gemiden tahliye edildiği tarih olan 14/02/2013 olduğu kabul edildiği durumda dahi, 1 yıllık süre 15/02/2014 tarihinde dolmakta olup bu tarih Cumartesi gününe denk gelmektedir. Bu durumda, HMK'nun 93.maddesine göre 1 yıllık süre, takip eden ilk iş günü çalışma saati bitiminde sona ereceğinden, 1 yıllık hakdüşürücü sürenin sona erdiği tarih 18/02/2014 tarihidir. İcra takibi ise 17/02/2014 tarihinde başlatılmış olduğundan takibin süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.Davalı ...eşyanın deniz taşıması kısmını gerçekleşmiş olduğundan bu davalının sorumluluğunun TTK'da yer alan deniz taşımasına ilişkin hükümlere göre tespit edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, davacının sigortalısına ait olan otomotiv parçası türü emtiaların 10/02/2013 tarihli konişmento tahtında \"...\" isimli ... gemisi ile Fransa'dan Türkiye'ye kapalı dorse içerisinde geminin güvertesine yerleştirilerek taşındığı dosya kapsamına göre belirli olup, davacı tarafça iddia edilen yük hasarından dolayı taşıyıcının kusur ve sorumluluğunun tespiti açısından konusunda uzman bilirkişi kurullarından raporlar alınmıştır. TTK'nun 1151.maddesinde taşıyanın eşyayı ancak yükleten ile arasındaki anlaşmaya veya ticari teamüle uygunsa yada mevzuat gereği zorunlu ise güvertede taşıyabileceği, taşıyanın eşyanın güvertede taşınması veya taşınabileceği hususunda yükleyen ile anlaşma yaptığı takdirde deniz taşıma senedine bu yolda yazılı bir kaydın düşülmesi gerektiği hükmü düzenlenmiştir.Eldeki dosyada deniz taşımasına ilişkin konişmentoda yükün güvertede taşınacağına ilişkin bir kayıt yer almamaktadır. Bu durumda ... taşımasında treyler üzerinde dorse ile taşınacak yükün güvertede taşınması ile ilgili ticari bir teamülün olup olmadığına bakılmalıdır. Bu konuya ilişkin olarak bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmelerin yapıldığı görülmekte olup, önceki raporlar arasındaki mübayenetin giderildiği 05/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda ... gemilerinde \"açık güverte\" yük alanı olarak kabul edildiğinden güverteye dorse ve treylerin yerleştirilmesinin mutat bir uygulama olduğu, dava konusu yükün de bu anlamda güvertede taşınmaya elverişli olduğu, dolayısıyla yüklü aracın ... güvertesinde taşınmasının teamüllere uygun sayılacağı yönünde kanaat bildirildiğinden mahkememizce söz konusu bilirkişi raporundaki değerlendirilmeye itibar edilerek yükün geminin güvertesinden taşınmasından dolayı davalı ... AŞ'ye  kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.Buna karşın dosyadaki bilgilere göre yükün bulunduğu dorsenin güverte baş taraf ve alabandaya yakın yere yerleştirildiği belirli olup, burada denizden gelen serpintiler ve dalgalar nedeni ile eşyanın deniz suyuna maruz kaldığı, ıslanmanın deniz suyundan meydana geldiğinin yapılan gümüş nitrat testi sonucunda ortaya konulduğu saptanmıştır.Ekspertiz raporundaki bilgilere göre emtianın yüklü olduğu dorsenin branda ile kaplı olduğu ve gözle görülebilir bir hasarın olmadığı anlaşılmakta ise de, 29/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda açık güvertede en dış sınırda iskele tarafa yerleştirilen dorsenin ve içindeki eşyanın taşımanın yapıldığı kış mevsiminde Ege Denizini geçişi sırasında kırılan dalgalar ve oluşan ağır deniz serpintileri sebebi ile branda birleşim yerlerindeki boşluklardan ve surveyince tespit edilemeyen deliklerden sızan deniz suyu ile emtianın ıslanmış olabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bu durumda yükün ... gemisi ile taşınırken güvertede taşınması teamüllere uygun olsa da, güverteye araç yüklemesi ve istifi yapılırken gemi kaptanının mevsim koşullarını da dikkate alarak geminin seyrettiği Ege Denizinde karşılaşılabilecek sert hava ve deniz koşullarını gözönünde bulundurarak dava konusu olan üstü branda kaplı dorseyi iskele tarafta en dış sınıra park etmek yerine buraya tümü ile kapalı dorseleri yerleştirip branda kaplı yada tenteli dorseleri de orta kesimlere yerleştirmesi şeklinde yükleme planı yapması gerekirken buna uygun güverte yüklemesi yapılmamış olduğundan meydana gelen hasardan davalı ... AŞ'nin TTK'nun 1178.maddesi gereğince sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ekspertiz raporunda Bursa'daki fabrikaya getirilen kapalı dorsenin tahliyesi için kapakları açıldığında plastik ve metal kaplar içerisinde bulunan muhtelif oto aksamının yoğun paslı vaziyette olduğunun tespit edildiği belirtilmektedir. Dosya kapsamına göre emtianın bulunduğu aracın 11/03/2013 tarihinde ... gemisine yüklendiği geminin aynı gün yekleme limanından ayrıldığı, 14/03/2013 tarihinde gemiden tahliye edilen aracın 16/03/2013 tarihinde alıcının Bursa'da bulunan fabrikasına ulaştığı belirlidir. Taşıma sırasında deniz suyu ile ıslandığı tespit edilen emtialarda, 11/03/2013 ile 16/03/2013 arası 5 günlük sürede ekspertiz raporunda belirtilen yoğun bir paslanmanın meydana gelip gelmeyeceğinin teknik açıdan mümkün olup olmadığı saptanmalıdır. Bu konunun ayrıntısı ile ele alındığı, otomotiv ve yedek parça uzmanı ile makine mühendislerinin de yer aldığı son bilirkişi raporundaki değerlendirmelere göre; hasarlandığı iddia edilen emtialar otomobillerin mekanik aksamlarında kullanılan onlarca yıl hertürlü hava koşullarına, kışın karayollarına dökülen tuza dahi maruz kalacak parçalar olduğundan 3 günlük deniz taşıması sırasında deniz suyuna ve nemli havaya maruz kalmaları sonucunda kullanılamaz hale gelmeleri beklenen bir durum değildir. Öte yandan, malın alıcısına tesliminden sonra ıslak ve paslı olduğu gerekçesi ile 16-18-22/02/2013 tarihli tutanak formları düzenlenerek kontrol servisi yetkilileri tarafından \"paslı kullanılamaz durumda\" açıklaması ile imzalanarak reddedildiği belirli olup, ekspertiz raporu ile emtiaya ilişkin siyah-beyaz çekilmiş fotoğraflar, iddia edilen paslanmanın cinsi ve etkisini anlamaya yardımcı olacak nitelikte değildir. Ayrıca, ... firmasının Kalite Müdürünün \"Red\" görüşünü izah edecek, şirketin kalite yönetim sistemindeki prosedürler bu konuda uygulanan ulusal ve uluslararası standartlar ile paslı malın reddedilme kriterleri ve haklı sebepleri davacı tarafça dosyaya sunulamamıştır.Dava dosyasına, malın zayi olduğunun delili olarak yalnızca 15 adet imha tutanağı ibraz edilmiş olup, sözkonusu tutanaklar şirketin güvenlik sorumlusu tarafından imza edilmiştir. Malın teslim alınmasında şirketin kalite yönetim sistemindeki formlar kullanıldığı halde, imha tutanakları standart kalite yönetim sisteminde olması gereken imha prosedürlerinin, talimat ve formlarının dışında tanzim edilmiş alelade bir evrak niteliğindedir. Öte yandan, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yüzlerce otomobil parçasının imhasının sadece güvenlik görevlisinin yetki, gözetim ve sorumluluğunda yapılacak bir işlem olmadığı da kabul edilmelidir. Tüm bu değerlendirmeler neticesinde, dava dosyasında taşınan malın ne kadarının deniz suyuna maruz kaldığı, ne kadar malda paslanma meydana geldiği, paslanmanın derecesi ile eşyaya etkisi, eşyayı kullanılmaz hale getirip getirmediği hususlarının açıklığa kavuşturulması için davacı tarafça yeterli delil sunulmadığından, iddia edilen zararın varlığı ve miktarı konusunda mahkememizde yeterli kanaat oluşmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davanın husumet açısından reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın 2 numaralı davalılar .... Şti. ile .... açısından pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı olup işbu kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu taşımaya ilişkin düzenlenen CMR belgesinin somut olayda taşımanın kim tarafından üstlenildiğini gösterir esas deliller arasında yer aldığını, işbu CMR belgesi incelendiğinde, ilgili belgenin 17 numaralı bölümünde davalı ... nun kaşesinin bulunduğunun görüleceğini;CMR belgesinin 17 numara kodlu bölümü incelendiğinde ilgili bölümün ''diğer taşıyıcılar ''(...) için düzenlenmiş olduğunun ortada olduğunu, somut olayda davalı ... ilgili bölümden anlaşıldığı üzere taşıyıcı konumunda olup oluşan hasardan sorumlu olduğundan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Dava konusu navlun faturasından ... Şirketinin ... isimli şirketin acentesi olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle Yerel Mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, davalı acenteye karşı işbu davada, dava konusu emtiaların taşıma işlemini üstlenen davalı şirketin acentesi olması nedeni ile izafeten, yine taşıma işleminde de bizzat rol almış olması nedeniyle de asaleten husumet yöneltildiğini, davalının dava konusu olaya ilişkin olarak delil listesi ekinde sunulmuş olan navlun faturasından da taşımaya aracılık etmiş olduğu hususunun görüldüğünü, dava konusu sigortalı emtiaların taşınması işlemini üstlenen dosyaya sundukları navlun faturasına göre ... isimli firma olduğunu, söz konusu navlun faturasında ... Ltd. Şti'nin de unvanının bulunduğunu; ...'nun Türkiye'deki acentesinin internet sitesindeki bilgilere göre de ... Ltd. Şti. olduğunu, tüm bu hususların ... Ltd. Şti.'nin taşıyıcı firmanın acentesi ve dava konusu hasarın gerçekleştiği taşımaya aracılık etmiş olduğunu ispatladığını,Her ne kadar Yerel mahkemece bilirkişi raporlarında ...'nun taşıma ile ilgisi olmadığı belirtilmişse de CMR senedi incelendiğinde söz konusu firmanın CMR senedinde kaşesinin bulunduğunun açık ve net bir şekilde görüleceğini, her iki firma birbiriyle bağlantılı firmalar olup bilirkişi raporunda bu durumun kabul edildiğini, ... isim öbeğinin ... kısaltmasının açılımı olduğunun belirtildiğini, işbu durumun Mahkemece aldırılan 27.06.2018 tarihli raporda değerlendirilmek suretiyle davacı ... Şti'nin dava konusu taşıma işlemini üstlenen şirketin acentesi olduğundan dolayı davalıya husumet yöneltilebileceğinin tespit edildiğini, tüm bu sebeplerle davanın 2 numaralı davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olup ilgili kararın kaldırılması gerektiğini;Davanın ... açısından ispatlanamaması sebebiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece her ne kadar 1 numaralı davalı ....'nin oluşan hasardan sorumlu olduğuna yönelik tespitte bulunulsa da, ...açısından dava konusu hasarın ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olup ilgili kararın hukuka aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini;Yerel mahkemece yapılan yargılamada aldırılan bilirkişi raporlarında dava konusu hasara uğrayan parçaların ne kadarının hasara uğramış olduğu ve emtiaların imha edildiğinin kanıtlanamamasından bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemece sunulan bilirkişi raporlarına atıf yapılarak malın zayi olduğuna ilişkin delil olarak yalnızca 15 adet imha tutanağının sunulduğunu, söz konusu tutanakların şirketin güvenlik sorumlusu tarafından imza edildiğini, malın teslim alınmasında şirketin kalite yönetim sistemindeki formlar kullanıldığı halde, imha tutanaklarının standart kalite yönetim sisteminde olması gereken imha prosedürlerinin, talimat ve formlarının dışında tanzim edilmiş alelade bir evrak niteliğinde olduğunu, öte yandan, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yüzlerce otomobil parçasının imhasının sadece güvenlik görevlisinin yetki gözetim ve sorumluluğunda yapılacak bir işlem olmadığının da kabul edilmesi gerektiğini, gerekçeleri ile malların zayi olduğunun kanıtlanamadığı ve imha tutanaklarının ispata delil teşkil etmeyeceğinin belirtildiğini, dava konusu hasarın ispat edilemediği tespiti eksik incelemeye dayanmakta olup deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece malların hasara uğradığına ilişkin yalnızca imha tutanaklarının sunulduğu belirtilmişse de işbu tespitin hatalı olduğunu;Somut olayda deliller arasında yer alan eksper raporunun, sigortalı şirketin kalite yönetim servisi tarafından malların paslanma sureti ile zayi olduğunu gösteren açık tespit tutanakları ve sigortalı tarafından ilgili malların imha edildiğine dair imha tutanakları ile malların deniz taşıması esnasında uğradığı deniz suyu sebebiyle paslandığının ve zayi olduğunun kanıtlandığını, Mahkemece deliller arasında yer alan ekspertiz raporundaki tespit dikkate alınmaksızın malların zayi olduğunun ispatlanamadığı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, deliller arasında sunulmuş olan 03/05/2013 tarihli ekspertiz raporunda; \"Mallar üzerinde yapılan gümüş nitrat testlerinin tamamında deniz suyunun bulunduğu, eksper raporunda detaylı olarak belirtilen ve ... firması kalite yönetim servisi tarafından reddedilen malların deniz yolu ile taşınması esnasında araç brandasından deniz suyunun içine girmesi neticesinde hasara uğradığının\" açıkça tespit edildiğini,İşbu açık tespitlere rağmen Yerel mahkemece aldırılan raporlarda ürünler üzerinde deniz suyu sebebiyle uğranan zarar miktarının ispatlanamadığı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, eksper raporunda detaylı olarak belirtilen malların genel itibari ile otomobil yedek parçaları olup araç içerisinde kullanılan malların deniz suyuna maruz kalması sebebiyle tamamen kullanılamaz hale geldiğinin açık olduğunu, bu noktada Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin tamamı hatalı olup, otomobil parçası olarak kullanılan ve bazı parçaları itibariyle elektronik aksam içeren malların deniz suyuna maruz kalması durumunda tamamen zayi olmayacağı tespitlerinin açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu;Deliller arasında sunulmuş olan sigortalı şirketin kalite yönetim servisi tarafından düzenlenmiş olan kalite kontrol belgelerinde taşınan mallara ilişkin olarak hangi referans aralığında ne kadar malın kullanılamaz olduğunun tespit edildiğini, işbu tespitin dayanak alınarak kullanılamaz durumda olan malların imhasına karar verildiğini, işbu durum ortada iken Yerel mahkemece aldırılan ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporundaki tespitlerden yola çıkılarak malların ne kadarının hasara uğradığının ispat edilemediği hususunun açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilgili kalite kontrol belgesi incelendiğinde gelen tüm malların zayi olmadığının kullanılabilir olanların üzerlerinin silinmek suretiyle kabul edildiğinin açık olduğunu;Yerel Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda kalite yönetim servisi tarafından teslim alınan malların ne sebeple reddedildiğinin detaylı olarak belirtilmediği, bu sebeple oluşan hasarın ispatlanamadığına kanaat getirilmişse de işbu tespitin hatalı olduğunu, dava konusu taşınan mallar öncelikle otomobil yedek parçası ve otomobil üretiminde kullanılan elektronik aksam içeren malzemeler olup deliller arasında yer alan eksper raporunda açıkça tespit edildiği üzere deniz suyuna maruz kaldığını, işbu durumun davalı ...tarafından sunulan ekspertiz raporunda da açıkça tespit edildiğini, bu sebeple malların otomobil yedek parçası olması dikkate alındığında deniz suyunun mallar üzerinde hasar bırakmayacağı kanaatinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sigortalı şirketin kalite yönetim servisi tarafından hasarlı olunan tüm mallar gösterilmiş olup işbu durumun deliller arasında yer alan tutanaklarda sabit olduğunu, işbu durumu tespit eden tutanakların ekte Dairemize sunulduğunu;Dava konusu taşınan malların kullanılamaz olan durumda olanları kalite yönetim servisi tarafından düzenlenen ret görüşlü tutanaklardan sonra imha edilmiş olup, işbu imhaya ilişkin tutanakların şirketin yetkili kişileri tarafından malların referans numaralarının ayrı ayrı gösterilmek sureti ile düzenlendiğini, imha tutanakları incelendiğinde kalite yönetim servisi tarafından düzenlenen ret tutanakları çerçevesinde teslim alınan mallardan paslanmak ve ıslanmak sureti ile zarar gören malların tamamının imha edildiğinin görüldüğünü, tüm bu deliller dosyada mevcut iken eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verildiğini, deliller arasında yer alan eksper raporunun, kalite yönetim servisi tututanakları ve imha tutanakları olmasına rağmen, eksper raporunda belirlenen hasar miktarının ne üzerinden yapıldığı açıklanmak üzere Yerel mahkemece taraflarına süre verildiğini, ilgili ara kararı müteakip taraflarınca Mahkemeye sunulan 02.06.2019 tarihli beyan dilekçesinde eksper rarorundaki hasar miktarının yukarıda bahsedilen kalite yönetim servisi tutanakları ve imha tutanaklarında kullanılamaz olarak bahsedilen ve referans numaraları ve sayı adetleri gösterilen malların faturalarına denk gelen tutar olduğunun Mahkemenin bilgisine sunulduğunu, Yerel mahkemeye sunulan 02/06/2019 tarihli beyan dilekçesinde; 2 farklı faturada yer alan ve zarar gören emtianın toplam bedelinin 234.466,91 Euro +10.110,00 Euro = 244.577,91 Euro olduğunu, her iki faturanın orijinal dilinde ve Türkçe çeviri olarak 02.12.2014 tarihli dilekçe ekinde sunulduğunu, fatura kapsamında yer alan tüm emtiaların mahiyeti, adedi ve fiyatları ile açıkça yazılı olduğunu, yukarıda sözü edilen parçalardan ... nolu faturada yer alıp da hasar gören emtia (1, 3, 4 ve12 numara haricinde) ile ... nolu faturada yer alan emtianın tamamının imha edildiğini, bu hususta tutanakların deliller arasında mevcut olup dilekçe ekinde yeniden sunulduğunu, hasarlı emtianın diğer kısmının sovtaja sokulduğunu, sovtaj bedelinin 2000 Euro olduğunu, buna göre müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin; Toplam zarar miktarı : 244.577,91 Euro - Sovtaj bedeli : 12.000,00 Euro- Muafiyet tenzili : 45.000,00 Euro= 197.577,00 Euro olduğunu bildirdiklerini, işbu beyan dilekçesinde hasar gelen parçalarda oluşan zararın eksper raporunda nasıl belirtildiği ve ne üzerinden dava değerinin belirlendiği hususu detaylı olarak belirtilmiş olup Mahkemece işbu beyanları dikkate alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1409 E.- 2020/390 K. sayılı ve 30.12.2020 tarihli kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, uluslararası kara ve deniz yolu ile taşınan emtianın, taşıma sırasında hasara uğradığı ve hasar bedelinin sigortalıya ödendiğinden bahisle, ödenen tazminatın sigorta şirketi tarafından taşıyan oldukları iddiası ile davalı şirketlerden rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, ... A.Ş. tarafından Fransa'da yerleşik şirketten satın alınan emtianın nakliyat abonman blok poliçesi ile sigortalandığını ve emtianın sigortalı şirkete teslimi ile yapılan kontrolde bir kısmında yoğun pas olduğunun tespit edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonrası hasar bedelinin sigortalı şirkete ödendiğini, emtianın Fransa'dan Türkiye'ye davalılar tarafından taşındığını beyan ederek hasarın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalılarca yapılan itirazın iptalini talep etmiş, davalı ... Şirketi, kendisinin ... Şirketi'nin acentesi olmadığını, taşıma konusu işle bir ilgisinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, davalı ...., davanın hak düşürücü süreye uğradığını, iddia edilen zararın kendi sahasında ve sorumluluğunda meydana gelmediğini, sorumluluk varsa bile özel çekme hakkı ile sınırlı olduğunu, müşterek ve müteselsil sorumluluk talep edilmediğinden ancak kusuru oranında sorumluluğuna hükmedilebileceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara  karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Her ne kadar davacı tarafından taşımanın ... tarafından gerçekleştirildiği, davalı ...Limited Şirketi'nin de bu şirketin acentesi olması sebebiyle ona izafeten, ayrıca fiili olarak taşımaya katılması sebebiyle aseleten zarardan sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de; dosya kapsamında taşımaya ilişkin dava dışı sigortalı ile davalılar arasında yapılmış yazılı bir taşıma sözleşmesi bulunmamakta olup, mübrez CMR senedi ve konişmentoda taşıyıcı olarak dava dışı ... Şirketi'nin yer aldığı, navlun faturasının da adı geçen şirket tarafından ve emtianın Fransa'dan Bursa'ya kadar tüm taşıma işi için düzenlendiği, kara ve deniz taşımasının tamamının bu şirket tarafından üstlenildiği, yalnızca CMR senedinde kaşesinin yer alması, ...'nun dava konusu taşımayı gerçekleştiren şirket olduğunu ispat etmeyeceği gibi, yalnızca navlun faturasının altında Türkiye'deki başvuru ofisi olarak adının yer almasının da davalı ... Şirketi'nin fiilen taşıma işine dahil olduğunu ispat etmeyeceği, ayrıca davalı ... Şirketi'nin, ...'nun acentesi olduğunu ispata yarar delil de bulunmadığı ve davacı tarafından adı geçen davalı şirketin taşımayı üstlenen dava dışı ... Şirketi'nin acentesi olduğu da iddia edilmemiş olduğundan, Mahkemece bu davalı yönünden izafeten ve aseleten açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece, dava konusu edilen hasarın nasıl oluştuğu, davalı ...  A.Ş.'nin zarardan sorumlu olup olmadığı ve zararın miktarının tespiti hususunda üç ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, raporlar arasında çelişki bulunması gerekçesi ile dosya, yeniden oluşturulan 5 kişilik bilirkişi heyetine sevk edilerek 04.03.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmış ve gerekçeli kararda bu raporun, daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiğinden bahisle, içerdiği tespitlerin hükme esas alındığı (gerekçeli kararın 6. sayfası 4. Paragraf), ... taşımasında treyler üzerinde dorse ile taşınacak yükün güvertede taşınmasının teamüllere uygun olduğu ve bu nedenle dava konusu yükün geminin güvertesinde taşınmış olması sebebiyle davalı ....'ye sorumluluk atfedilemeyeceğinin kabul edildiği açıklandıktan sonra bu kez, 29.08.2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere yer verilmek suretiyle, gemi kaptanının yükü güverteye yüklerken mevsim koşullarını dikkate alarak ve geminin seyrettiği Ege Denizi'nde karşılaşabileceği sert hava ve deniz koşullarını göz önünde bulundurarak dorseyi güvertenin orta kısımlarına yerleştirmesi gerekirken yerleştirmemesi ve uygun güverte yüklemesi yapılmamış olması sebebiyle davalının, TTK'nın 1178. maddesi uyarınca zarardan sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmış ise de; HMK'nın 266. maddesi uyarınca Mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada Mahkemece hasarın oluşumu, yükün deniz taşımacılığındaki teamüle uygun taşınıp taşınmadığı konusunun teknik bir konu olması sebebiyle bilirkişi raporu alınmasına karar verilerek, birden fazla heyetten rapor alındıktan sonra, bu raporlar arasında oluşan çelişkiyi gidermek üzere alınan 04.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığı veya eksik kısımlar içerdiği ya da taraf vekillerinin itirazlarının haklı olduğunun anlaşılması halinde yapılacak iş ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor almak iken, bu yönde bir rapor alınmadan ve gerekçede 04.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı açıklanmasına rağmen geçersiz sayılan 29.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle, teknik bir konu olan yüklemenin ne şekilde yapılması gerektiğine dair, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer almayan, kendi yorumuna göre karar verilmesi ve davalının yüklemeyi hatalı yaptığından bahisle zarardan sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Dava konusu taşımanın Fransa-Bursa arası gerçekleştirildiği ve dava dışı ... Şirketi'nin taşımanın tamamını üstlenen taşıyıcı olduğu, deniz yolu ile taşımanın ise davalı ... Şirketi tarafından gerçekleştirildiği, sigortalı emtianın kara yolu ile taşındığı dorse içerisinde mühürlü şekilde gemiye yüklendiği, yükleme sırasında dorseden boşaltma işlemi yapılmadığı, konişmentoda dorsenin kapalı alanda taşınacağına dair bir kayıt olmadığı gibi dava dışı ... Şirketi tarafından davalıya bu yönde bir talimat verildiğine dair delilin de bulunmadığı, 04.03.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda; \"... gemilerinde açık güvertenin yük alanı olduğu, bu gemilerin açık güverteye tır/treyler yüklemek üzere inşa edildikleri, açık güverteye dorse yüklemenin mutad bir yükleme şekli ve ... gemilerinin açık güvertelerinin denizden 15 metre yüksekte olduğu, açık güvertede her yerin dalgaların serpintisi ile oluşabilecek ıslanmaya açık olduğu, dosyada taşıma sırasında olağanüstü hava koşulları ile karşılaşıldığına dair bir hava raporunun ve ıslanmanın nasıl ve ne kadar olduğuna dair açık bir delilin bulunmadığı ve davalının ... gemisine yükleme ve istifi yanlış yaptığına dair bir sonuca gidilemeyeceği\"nin tespit edildiği, ayrıca raporda dorse üzerine serili brandaların dorsenin kenarlarını da örtecek şekilde kapalı ve branda tokalarından tel ile gerilmiş olarak sıkıca kapatılmış olduğu tespitine de yer verildiği, ekspertiz ve sörvey raporlarında emtianın içerisinde bulunan dorse ve brandası ile ilgili bir inceleme ve açık bir tespitin yer almadığı, TTK'nın 1178. maddesi uyarınca taşıyanın, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğu, eşyanın zıyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olduğunun düzenlendiği, bu minvalde davalı ...Şirketi'nin sigortalı emtianın içerisine bulunduğu dorsenin yüklenmesi ve taşınması konusunda kusurlu olduğu ve hasarın oluşmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermediği ispat edilemediğinden TTK'nın 1178. maddesi uyarınca sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu nedenle davanın davalı ... yönünden zararın ispat edilememesi sebebiyle değil, açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu usulen kabul edilerek Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, Dairemizce esas hakkında yeniden açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 30/12/2020 tarih ve 2014/1409 Esas - 2020/390 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davalılar ... Ltd. Şti. ile .... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan dolayı, dava şartı yokluğu nedeni ile reddine,3-Davalı .... hakkında açılan davanın reddine,4-Koşulları oluşmadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Dairemiz karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85TL maktu karar harcının, davacı tarafından yatırılan 8.395,80 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 8.125,75‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı ...tarafından sarf edildiği anlaşılan 77,5‬0 TL posta/tebligat giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,8-Davalılar ... Ltd. Şti. tarafından sarf edildiği anlaşılan 28,00 TL posta/tebligat giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,9-Davalı ...kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/ 2024 yılı AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 103.321,43 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 10-Davalılar ...Ltd. Şti. kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan 2023/ 2024 yılı AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,11-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 12-Harçlar Kanunu uyarınca istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 37,10 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam 199,2‬0 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,    Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37ee57e87905fdc3","SID":"e9bd60474669b0d5"}}