{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/310 <br>KARAR NO: 2023/1616<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/10/2020<br>NUMARASI: 2018/873 Esas - 2020/511 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2023<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; takip konusu alacaktan dolayı müvekkilince düzenlenen fatura davalı şirkete teslim edilmiş olup faturaya itiraz edilmediğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye itiraz edilmediğini, müvekkili şirket tarafından fatura bedellerinin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, düzenlenen faturaların ticari defterlere kaydedildiğini ve vergi dairesine gerekli beyannamelerin de verildiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile takibin asıl alacak miktarı olan 82.600-TL yönünden devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu yapılan faturalardan dolayı müvekkili şirketin davacıya borcunun bulunmadığını, zira faturalarda yazılı malların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, yine kesilen faturaların ilgili vergi dairelerine verilmesi ve usulüne uygun açılış ve kapanışı yapılmış ticari defterlere işlenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı şirketçe davalı şirket adına 22.09.2008 tarihli 45.553,90-TL bedelli ve 23.09.2008 tarihli 37.046,10-TL bedelli olmak üzere toplam tutarı 82.600-TL olan 2 adet fatura düzenlendiği, davacının bu faturaları ticari defterlerinde davalı adına borç olarak kaydettiği ve davacının ticari defterlerinde bu faturalara ilişkin olarak davalı şirketten yapılmış bir tahsilat kaydına rastlanılmadığı, faturalar içeriği malların davalı şirkete teslimini kanıtlamaya elverişli dayanak sevk irsaliyelerinin dosyaya sunulmadığı, ancak davalının 2008/Eylül ayına ait BA formları ile faturaları KDV hariç 70.000-TL olarak vergi dairesine beyan ettiği, dosyada mübrez Mecidiyeköy Vergi Dairesi tarafından davalı şirkete gönderilen 27.06.2013 tarihli yazıda; \"bilgisayar kayıtlarının tetkikinden 2008 döneminde sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği tespit edilen aşağıda dönemi, vergi numaraları ve unvanları belirtilen mükelleflerden mal/hizmet alışlarınız olduğu görülmüştür. Söz konusu mükelleften yaptığınız mal/hizmet alışlarından dolayı ... Seri No'lu KDV Genel Tebliğinin özel esaslar bölümüne göre işlem yapılacağı\" bildirilmiş olup, ilgili yazıda sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen mükellefin davacı ... şirketi olduğu ve ilgili dönemin 2008 dönemi olduğunun belirtildiği, davalı şirketin dosyaya sunduğu 2008 eylül dönemi düzeltme katma değer vergisi beyannamesinin 24.07.2013 tarihinde düzenlenerek tahakkuk ettirildiği, beyannamede düzeltme nedeni olarak ise; \"27.06.2013 tarihli ... sayılı yazıya istinaden 2008 dönemi tespit edilmiş olan ... firmasından 2 adet faturanın bulunduğu, 2008/09 beyannamesinden söz konusu kayıtların çıkarıldığı\"nın belirtildiği, düzeltme beyannamesi verilmesi sonucunda davalı şirkete 12.600-TL KDV ve 12.442,50-TL gecikme faizi tahakkuk ettirildiği, vergi dairesinin tarhiyatlarına karşı İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 2014/900, 901, 902 esas sayılı dosyalarıyla İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin 201/2490, 2491, 2492, 2493 esas sayılı dosyalarında açılan davalarda, vergi dairesi tarhiyatlarının iptaline karar verildiği ve verilen bu kararların Danıştayca onanarak kesinleştiği,dava konusu iki adet faturanın başlangıçta davalı defterlerine kaydedildiği,faturaları vergi dairesine bildirim yapmak suretiyle faturalara konu malları teslim almış sayıldığı,mal teslim almayan davalının faturaları deftere kaydetmesinin mantığı olmayıp, davacının fatura bedelleri kadar alacaklı olduğu gerekçesiyle,davalının takibe yönelik itirazının iptaline, takibin 82.600-TL asıl alacağa avans faizi işletilerek devamına, koşulları olmadığından tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; fatura konusu malların teslim edilmediğini, müvekkilince sehven vergi dairesine bildirim yapılmasının teslim şartının gerçekleşmesi olarak kabul edildiğini, ancak bilirkişi raporunda sadece BA formu düzenlenmesi yeterli olmayıp bunun malların teslimini göstermediğinin belirtildiğini, fatura tek başına ispat aracı olmayıp faturada yazılı malların teslim edildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, ayrıca vergi tekniği raporunda belirtildiği üzere davacı şirketin faal olmayıp faturaların sahte olduğunu, ayrıca raporda şirket hakkında 30.11.2010 tarihinde terk işlemi yapıldığının belirtildiğini, bu nedenle davacı şirketin dava ehliyetinin bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE: Fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır. Somut olayda; davacı tarafından düzenlenmiş olan 22.09.2008 tarihli 45.553,90-TL bedelli ve 23.09.2008 tarihli 37.046,10-TL bedelli olmak üzere toplam tutarı 82.600-TL olan 2 adet faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı, faturalar davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı şirketçe mahkemece yapılan ihtara rağmen ticari defterlerin inceleme için ibraz edilmediği, davacı tarafça sunulan 22.09.2008 ve 23.09.2008 tarihli irsaliyelerde teslim alan imzasının bulunduğu, davalı tarafından yasal süresinde faturalara itiraz edilmediği, ayrıca her iki faturanın KDV hariç toplam 70.000-TL olarak davalı tarafından düzenlenen BA formuyla vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, fatura konusu malların teslim edilmediği, faturaların sahte olduğu ileri sürülmüştür. Bu hususta dosyaya sunulan Mecidiyeköy Vergi Dairesi tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenen 27.06.2013 tarihli yazı ile 2008 döneminde sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği tespit edilen mükellef ... firmasından mal alışlarının görüldüğü belirtilerek, bu nedenle davalı şirket hakkında ilgili tebliğ gereği işlem yapılacağının bildirildiği, bunun üzerine davalı şirket tarafından 2008 Eylül dönemi için davacı şirketten olan mal ve hizmet alışlarına istinaden düzeltme beyannamesi verildiği, yine davacı şirket hakkında 2008/1-12 dönemlerine ait sahte fatura düzenlediği gerekçesiyle 13.04.2013 tarihli vergi inceleme raporuna dayalı olarak vergi dairesince vergi ziyaı cezalı KDV tahakkuk ettirilerek ihbarname düzenlendiği, davacı şirket tarafından söz konusu tarhiyatların iptali istemiyle İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 2014/901 esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda tarhiyatın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ilgili ihbarnamelerin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay 3. Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı şirket hakkında düzenlenen 13.04.2013 tarihli vergi tekniği raporunda; davacı şirketin 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin vergi incelemesi sonucunda, şirketin sahte belge düzenlemek amacıyla tesis ettirilen bir mükellef olduğu, kuruluşundan itibaren düzenlediği tüm faturaların gerçek bir mal veya hizmete dayanmayan sahte faturalar olduğu tespitine yer verilmiştir.Davalı da faturaların sahte olduğu bildirimi üzerine vergi dairesine düzeltme beyannamesi vermiş olması nedeniyle davacının davalıya mal teslimi yaptığını somut olayın özelliklerine göre usulen kanıtlaması gerekmektedir. Davacı mal bedeline  hak kazandığını kanıtlamadığı halde ;faturanın davalının ticari defterlerine kayıt edilmesi nedeniyle davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.(Yargıtay 19 HD nin 2018/3737 esas 2020/715  karar sayılı ilamı yine davalının bir başka şirket ile görülen davasına ilişkindir.) Vergi mahkemesince yeterli araştırma yapılmadan KDV ve gecikme zammı tahakkuk ettirilmesi ,davacı şirket temsilcisi adına tahakkuk yapılması gerekçesiyle vergi cezaları kaldırılmış olsa da Vergi Müfettişinin davacı şirketin ticari faaliyeti olmadığına ilişkin tesbitini ortadan kaldırmamaktadır.  Bu durumda takip dayanağı faturaların gerçek bir mal teslimine dayanmadığı anlaşılmış olmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın kaldırılarak yeniden hüküm verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2020 Tarih 2018/873 Esas - 2020/511 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın REDDİNE, koşulları olmadığından icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine \"İlk derece yargılmasına ilişkin olarak;\"Alınması gerekli 269,85-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 719,10-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 449,25-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"Davalı tarafından yatırılan 1.410,60-TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 31,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a8b14823fc5b570","SID":"d66f4976d26d9979"}}