{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/308 <br>KARAR NO: 2023/1617<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2020<br>NUMARASI: 2018/731 Esas - 2020/790 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2023 <br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında geçmişe dayalı cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, iş bu cari ilişki nedeniyle davalının, müvekkili şirkete 245.999,98-TL bakiye borcunun bulunduğunu, davalıya yapılan ihtarın sonuçsuz kalması üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibini başlatıldığını, davalının borcu ödemediği gibi icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağını, davacı da takipte cari hesap sözleşmesine dayandığından, takibin bu nedenle iptalinin gerektiğini, davacının, iddia ettiği alacağın varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğunu ve alacağın dayanağını somut belgeye dayalı olarak açıklaması gerektiğini, ancak davacı tarafça takipte ve davada somut bir belge sunulmadığını, ayrıca alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin yazılı olmayan cari hesap ilişkisine dayandığı, her iki tarafın defter ve kayıtları incelendiğinde; tarafların cari hesapları arasındaki farkı oluşturan, davalı kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında yer almayan ... Sirkeci Şubesine ait, ... no'lu 30/05/2014 keşide tarihli 250.000-TL bedelli çekin, davalı tarafından davacı tarafa verildiği, davacının bu çeki dava dışı ...'e ciro ettiği, 06/06/2014 tarihinde çek bedelinin ... hesabına virman yapılarak ödendiği, bu şekilde çek bedelinin davacı tarafından tahsil edildiği, çekin başka bir alacak borç ilişkisine istinaden verildiğine dair bir delilin dosyada bulunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında da bu yönde bir belgenin bulunmadığı, davacının davalıdan alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca alacaklı bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olan davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilerek, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; müvekkili şirket muhasebecisi ile davalı şirket muhasebecisi arasındaki yazışmalara göre, davalı ekstrelerine 2015 yılında girilen fazla 475.000-TL çek kaydı olduğunun açıkça belirtildiğini, 10.10.2017 tarihi itibariyle davalı kayıtlarında 30.05.2014 tarihli 250.000-TL bedelli çek kaydının bulunmadığını, bu çek kaydının inceleme günü de davalının defter kayıtlarında bulunmadığını, müvekkilinin 11.09.2017 ve 25.09.2017 tarihli cari çıkışlarla alacaklı hale geldiğini, ancak incelemeden sonra taraflar arasındaki farklı bir alışveriş kayıtlarında bulunan çekin, davalı tarafından kayda girilerek alacaklı hale getirildiğini, oysa çekin cari hesaba girilen kayıtlarla ilgili olmadığını, davanın ret gerekçesinin de bu çeke dayalı olduğunu, davalı defterleri usulüne uygun tutulmadığından sahibi lehine delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalı defterlerinde, müvekkili kaydında bulunmayan dört adet dayanaksız ve bir adet ise çeke dayalı kayıt bulunduğunu, davalının çek kaydının yasal delil ibraz süreleri geçtikten sonra ibrazı nedeniyle hükme esas alınamayacağını, ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının haksız olması yeterli olmayıp ayrıca kötü niyetin varlığının da ispatlanması gerektiğini, takip tarihi itibariyle müvekkilinin kendi defter kayıtlarına göre alacaklı olduğunu, davalının inceleme günü sonrasında çeki kayıtlarına almasının müvekkilinin kötü niyetine dayanak yapılamayacağını, bu nedenle müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.     <br>GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında kumaş satışına dayalı açık hesap ilişkisi bulunmakta olup, bu hususta yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından bakiye 245.999,98-TL alacak istemiyle davalı hakkında ilamsız takip başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine açılan işbu davada mahkemece, tarafların cari hesapları arasındaki farkı oluşturan, davalı kayıtlarında yer alan ancak davacı kayıtlarında bulunmayan 30/05/2014 keşide tarihli 250.000-TL bedelli çekin, davalı tarafından davacı tarafa verildiği, davacının bu çeki dava dışı ... ciro ettiği, 06/06/2014 tarihinde çek bedelinin bu kişiye ödendiği, bu ödeme nedeniyle davacının davalıdan alacaklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; tarafların ticari defter kayıtları usulüne uygun tutulmuş olup sahibi lehine delil vasfını haiz oldukları, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 245.999,98-TL alacaklı, davalının ticari defterlerine göre ise davacıdan 25.000,02-TL alacaklı olduğu, dolayısıyla tarafların ticari defterleri arasında toplam 271.000-TL tutarında bir fark bulunduğu, bu farkın 25.000-TL'lik kısmının davalı kayıtlarında 10.01.2016 ve 02.01.2017 tarihli virman kayıtlarından kaynaklanmakta olup dayanağının bulunmadığı, 4.000,02-TL'lik davalı kayıtlarında yer alan 31.12.2014 tarihli 3.999,93-TL ve 0,69-TL'lik kayıtların davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, ancak bu virman kayıtlarının da dayanağının bulunmadığı, 250.000-TL'lik farkın ise davalı kayıtlarında yer alan 31.05.2014 tarihindeki 250.000-TL’lik çek çıkış kaydının davacı defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı, davalı tarafından keşide edilen söz konusu çekin lehtarının davacı olup davacı tarafından dava dışı ... ciro edildiği ve çek bedelinin bu kişi tarafından tahsil edildiği, çek bedelinin tahsil edildiğinin kabulü halinde davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu haliyle tarafların ticari defterleri arasındaki mutabakatsızlık, esasen davalının keşide etmiş olduğu 250.000-TL tutarlı çekin davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklanmaktadır. Çekin lehtarı davacı olup, davacı çeki dava dışı kişiye ciro etmiş ve çek bedeli de bu kişi tarafından tahsil edilmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup, davalının keşide ettiği çekin davacı tarafından üçüncü kişiye ciro edilip bedelinin de tahsil edilmesiyle, çek bedelinin ödeme kabul edilerek davalının borcuna mahsubu gerekmektedir. Bu ödeme sonucunda ise davalının bakiye borcu kalmamıştır. Davacı tarafça, çekin başka bir ticari ilişkiye istinaden verildiği ileri sürülmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca davacı tarafça, çekin sonradan davalının ticari defterlerine kaydedildiği, yasal süresinde ibraz edilmediği ileri sürülmüştür. Ancak alacağın tamamen veya kısmen ortadan kalkması sonucunu doğuran, borcu ortadan kaldıran, borcu sona erdiren belgenin yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün olup, bu sebepler iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değildir (Yargıtay 11. HD'nin 2016/2960 esas 2017/1925 karar sayılı ilamı da aynı yöndedir). Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. İİK'nın 67. maddesi, \"Davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir\" hükmünü haizdir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın, dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda davalının keşide ettiği çekin davacı tarafından üçüncü kişiye ciro edilerek bedelinin de tahsil edildiği, bu ödeme sonucunda ise davalının bakiye borcunun kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda alacaklı olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde takip başlatan davacı, takipte kötü niyetli kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemece davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.23/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1eceef47a42990be","SID":"86a43ebf3972ae93"}}