{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1622 <br>KARAR NO: 2023/1703  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2023<br>NUMARASI: 2021/347 E. 2023/141 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 19/10/2023\t\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 02/03/2023 tarih ve 2021/347 E - 2023/141  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;   davacı ile davalı arasında, davacının yüklenicisi olduğu  ...  İlçesi ...  Derslik ... Yapım İşi için malzeme tedarik sözleşmesinin yapıldığını, taraflar arasındaki  ...  tarih ve  ... onaylı teklif formuna istinaden davalının satışını yapmak için taahhüt ettiği ve davacı tarafından  ... 'a ait ...  keşide tarihli ...  nolu, ... keşide tarihli ...  nolu, ...  tarihli ...  nolu her biri 50.000,00 TL olmak üzere üç adet çek ile toplam da 150.000,00 TL'lik ödeme yapıldığını, davalı şirketin 23.10.2018 tarihi itibariyle 22.540,50 UST + KDV tutarında toplam da 150.000,00 TL KDV Dahil olarak teklif formundaki bedeli teklif tarihindeki dolar kuru üzerinden Türk Lirası olarak çek keşide edilmesi karşılığında teklif formunda sayılan ürünlerin teslimi için taahhütte bulunmasına rağmen bu taahhüdünü tam olarak ifa etmediğini, üç adet çeki keşide ederek davalıya vermesine rağmen, davalının taahhüdünün belli bir kısmını yerine getirdikten sonra, davacının konkordato talebinde bulunduğu gerekçesiyle ifasını yerine getirmediğini, temerrüte düştüğünü, davacının yüklenicisi olduğu ve davalı şirketle malzeme tedariki konusunda anlaşılan inşaatına, davalı tarafından sadece 11.746,94 USD + KDV teslim edildiğini, 10.956,56 USD + KDV değerindeki ürünün teslim edilmediğini, bu durumun davalıya Kayseri 6.Noterliğinin ...  tarih ve ...  yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, davalı tarafından olumlu bir yanıt verilmemesi üzerine davacı tarafından 29.01.2019 tarihli dilekçe ile Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/115 D.İş dosyası ile delil tespiti isteminde bulunulduğunu, söz konusu dosya ile yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde  ...  havale tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafından teslim edilmeyen ürünlerin bedelinin hesaplandığını, davacının Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/848 Esas sayılı dosyası ile konkordato talep ettiğini, davalı şirketin alacağının da bu projeye dahil olduğundan, elinde bulundurduğu çekle hakkında konkordato mahkemesinin ödememe tedbirinin olduğunu, davalının elinde bulundurduğu çekleri davacıya iade ederek proje kapsamında alacağına kavuşmasının gerektiğini, davalının taahhüt ettiği ürünleri teslim etmediği gibi, çekleri de iade etmediğini, davalı şirketin davacı ile yaptığı sözleşmeyi ihlal ettiğini, taahhüdünü yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, davalı tarafından anılan malzemelerin verilmemesi üzerine davacı şirketin, ihale sağlayıcı tarafından gecikme cezası ile karşılaştığını,davacının başka bir tedarikçiden daha yüksek bedelle ürün almak zorunda kaldığını, böylece bir kez daha zararının doğduğunu beyan ederek, davalının edimi ifa bedelinin hesaplanarak, davalının alacak miktarı ile davacının borçlu olmadığı miktarın belirlenmesine, davacı tarafından keşide edilerek davalıya verilen çeklerin taraflarına iadesine, davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle doğan zararın fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının söz konusu çeklerin ödendiğinden bahsettiğini,çeklerin halen ödenmediğini, çekler dışında davalı firmaya hiçbir şekilde yargılamaya konu sözleşme ya da teklif ile ilgili ödemeni yapılmadığını, davacı tarafına davalı şirket tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden 11.746,94 USD + KDV tutarının teslim edildiğini ileri sürdüğünü, davalı şirket tarafından 104.185,32 TL (sözleşme tutarındaki kur esas alındığında 18.119 USD) tutarında ürünün teslim edildiğini, davalı şirketin davacı tarafa teklifte bulunduğu tarihteki 23.10.2018 (1 USD=5,75 TL) olduğunu, teklif tarihindeki kur esas alınarak davacı tarafından davalı şirkete 3 adet çek keşide edildiğini, söz konusu çeklerin halen ödenmemiş olduğundan, dolar kurundaki ve malzeme fiyatlarındaki artışın göz önüne alındığında davalının zararının her geçen gün arttığını, davalı şirketin davacıya bir takım ürünlerin tesliminin gerçekleştirdiğini, davalı yükümlülüğünden yaklaşık 2/3'sini yerine getirdiğini, kendisin vaat edilen ödemelerin hiçbirini alamadığını, davalının kendisine vaat edilen ödemelerin yapılmaması üzerine mal göndermeye devam etmesinin ticari teamüle aykırı bir düşen durum olduğunu, davacı tarafın konkordato talebinde bulunduğunda davalının anında bu durumdan haberdar olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendi ediminin büyük çoğunluğunu yerine getirdiğini, kendisine hiçbir ödeme yapılmayınca da ürün teslimini bıraktığını, davacının sözleşmeden doğan borçlarını,konkordato başvurusundan önce de eksiksiz biçimde yerine getirmediğinden dolayı ürün teslimini durdurduğunu, davalı şirketin zararının dolar kuru ve malzeme fiyatlarındaki artış nedeniyle günümüze kadar katlandığını, zarara uğrayan davacının olmadığını, davalı şirket olduğunu, davacı tarafın çeklerin iadesi ve tazminat talebinin yersiz olduğunu, esas zarar uğrayan ve mağdur olanın davalı şirket olduğunu, davacı şirketin sözleşmeden doğan ödeme borcunu yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep  etmiştir.      <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sözleşme uyarınca tarafların edimlerini karşılıklı olarak ifa etmeleri gerektiği, davalı tarafından edimin kısmen ifa edildiği, kısmen ifa edilmeyen edim yükümlülüğü bakımından davalının karşı taraftan edimin ifasını beklemekte haklı olduğu, zira çeklerin sözleşme tarihinden sonraki tarihlere ve yaklaşık birer ay ara ile keşide tarihi verilmesi suretiyle bir nevi çeklere vade kazandırılarak davalıya verildiği, davalının düzenlediği faturaların tarihleri göz önüne alındığında, çeklerin vade tarihlerinden önce davalının fatura düzenlediği, fatura konusu malların usulüne uygun sevk irsaliyeleri ile davacıya teslim edildiği, davacının hukuki işlemlerine konkordato sürecinde nezaret eden konkordato komiserlerinin altında imzası bulunan görüşme tutanağına göre toplam 104.185,32-TL tutarında malın davacıya teslim edildiği sabit olup, bu tutarın davalının ticari defterlerindeki alacak tutarı ile birebir uyumlu olduğu, vadeleri yahut ibraz müddeti gelen çeklerin kısım kısım davacıtarafından ödenmesi gerektiği, karşı tarafın edimini kısmen dahi olsa yerine getirmediği bir noktada davalıdan kendisine düşen edim yükümlülüğünün tamamını ifa etmesinin beklenemeyeceği, davacının çekle ödemeyi taahhüt ettiği sözleşme bedelinin kısmen dahi olsa ödeme yapmaması nedeniyle davalının mal tedarikini durdurmasının ticari hayatın gereklerinden olduğu, davacının konkordato talebi kapsamında mahkemece geçici mühlet ve kesin mühlet kararı verilmesinin tek başına davalının edim yükümlülüklerinin kalan kısmını yerine getirmekten kaçınması noktasında bir gerekçe oluşturmadığı ancak kısmen de olsa, karşı edimin yerine getirilmesinin davacıdan beklenmesinin ticari hayatın sürat ve güven kuralları gereği olduğu, vadesi gelen çeklerle ilgili sözleşmesel ilişkinin devam ettirilebilmesi ve davalıdan  mal tedarikinin sürdürülmesi bakımından ödeme yapılmasına konkordato komiser heyetinin gözetim ve nezareti altında devam edilmesinde yasal bir engel bulunmadığı, kaldı ki bu hususta geçici mühlet ve kesin mühlet kararı veren mahkemeden talepte bulunulabileceği gözetildiğinde, davacının verilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde olmadığı gibi mal tedarikinde yaşanan kesinti nedeniyle uğranılan zararlardan davalı tarafın sorumlu tutulmasının ve bu suretle davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat isteminde (davacının dava dilekçesindeki ilk talebi) bulunamayacağı gibi dava dilekçesindeki talep sonucunun açık bir şekilde gösterilmesi maksadıyla sunduğu dilekçedeki talebine göre verilen çeklerden bağımsız, sözleşmeye dayalı menfi tespit isteminin (davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminin) yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacının borçlu olmadığının tespiti ( menfi tespit) ve dava konusu çeklerin iadesi taleplerinin ayrı ayrı reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinden özetle; İlk Derece Mahkemesi tamamen eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile haklı davamızın reddine karar vermiş olup, anılan kararın bir an evvel hukuk düzeninden kaldırılması gerektiğini, bu kısma ilk derece mahkemesi'nin gerekçesini aynen alıntıladıklarını, ilk derece mahkemesi'nin gerekçe de detaylı ve ayrıntılı yazıldı gibi görünen kısmın anlattığı tek temel, önce müvekkil davacının temerrüde düşmesi olduğunu, oysa gerçekte durum böyle olmayıp, davalının temerrütte olduğunun açıkça sabit olduğunu, hatta davalının salt müvekkil davacının konkordato başvurusu yapması nedeniyle mal tedarikinden vazgeçtiğinin sabit olduğunu, \" ... Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sözleşme uyarınca tarafların edimlerini karşılıklı olarak ifa etmeleri gerektiği, davalı tarafından edimin kısmen ifa edildiği, kısmen ifa edilmeyen edim yükümlülüğü bakımından davalının karşı taraftan edimin ifasını beklemekte haklı olduğu, zira çeklerin sözleşme tarihinden sonraki tarihlere ve yaklaşık birer ay ara ile keşide tarihi verilmesi suretiyle bir nevi çeklere vade kazandırılarak davalıya verildiği, davalının düzenlediği faturaların tarihleri göz önüne alındığında, çeklerin vade tarihlerinden önce davalının fatura düzenlediği, fatura konusu malların usulüne uygun sevk irsaliyeleri ile davacıya teslim edildiği, davacının hukuki işlemlerine konkordato sürecinde nezaret eden konkordato komiserlerinin altında imzası bulunan görüşme tutanağına göre toplam 104.185,32-TL tutarında malın davacıya teslim edildiği sabit olup, bu tutarın davalının ticari defterlerindeki alacak tutarı ile birebir uyumlu olduğu, vadeleri yahut ibraz müddeti gelen çeklerin kısım kısım davacı tarafından ödenmesi gerektiği, karşı tarafın edimini kısmen dahi olsa yerine getirmediği bir noktada davalıdan kendisine düşen edim yükümlülüğünün tamamını ifa etmesinin beklenemeyeceği, davacının çekle ödemeyi taahhüt ettiği sözleşme bedelinin kısmen dahi olsa ödeme yapmaması nedeniyle davalının mal tedarikini durdurmasının ticari hayatın gereklerinden olduğu, davacının konkordato talebi kapsamında mahkemece geçici mühlet ve kesin mühlet kararı verilmesinin tek başına davalının edim yükümlülüklerinin kalan kısmını yerine getirmekten kaçınması noktasında bir gerekçe oluşturmadığı ancak kısmen de olsa, karşı edimin yerine getirilmesinin davacıdan beklenmesinin ticari hayatın sürat ve güven kuralları gereği olduğu, vadesi gelen çeklerle ilgili sözleşmesel ilişkinin devam ettirilebilmesi ve davalıdanmal tedarikinin sürdürülmesi bakımından ödeme yapılmasına konkordato komiser heyetinin gözetim ve nezareti altında devam edilmesinde yasal bir engel bulunmadığı, kaldı ki bu hususta geçici mühlet ve kesin mühlet kararı veren mahkemeden talepte bulunulabileceği gözetildiğinde, davacının verilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde olmadığı gibi mal tedarikinde yaşanan kesinti nedeniyle uğranılan zararlardan davalı tarafın sorumlu tutulmasının ve bu suretle davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat isteminde (davacının dava dilekçesindeki ilk talebi) bulunamayacağı gibi dava dilekçesindeki talep sonucunun açık bir şekilde gösterilmesi maksadıyla sunduğu dilekçedeki talebine göre verilen çeklerden bağımsız, sözleşmeye dayalı menfi tespit isteminin (davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminin) yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş ... \" Sayın İlk Derece Mahkemesi, \" davalının düzenlediği faturaların tarihleri göz önüne alındığında, çeklerin vade tarihlerinden önce davalının fatura düzenlediği,\" ni ifade etmiştir. Görüldüğü üzere Sayın Mahkeme, faturaların tarihlerinin çeklerin vade tarihlerinden çok önce olduğunu tespit etmiştir. Yani bu durumda teslim edilen mallara ilişkin bedel tahsil edilemediğinden tedarikin durdurulduğundan bahsedilemeyecek, tam aksine davalının, dava dilekçemizde; \"Davalı şirket de müvekkil davacının konkordato talebinde bulunduğu gerekçesiyle haksız ve yersiz olarak taahhüt ettiği ürünlerin kalan kısmını teslim etmemiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun \"Kesin mühletin sözleşmeler bakımından sonuçları\" başlıklı 296. Maddesi; \"Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.\"  hükmünün verildiğini, fakat davalı şirket salt müvekkil davacının konkordato talebinde bulunduğu gerekçesiyle taahhüt ettiği ürünleri teslim etmeyerek müvekkil davacının zarara uğramasına sebep olduğunu, belirtilen haksız ve kanuna aykırı şekilde tedariki durdurduğunun sabit olduğunu, Bu hususa bir diğer kanıt ise dava dilekçesi ekinde sunulan müvekkil davacı şirket tarafından davalıya gönderilen Kayseri 6. Noterliği'nin  ...  tarih ve ...  yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarihinde yani ilk vadesi gelecek olan çekten (31/01/2019) en az bir ay önce bildirildiğini, yine ilk derece mahkemesi \"vadeleri yahut ibraz müddeti gelen çeklerin kısım kısım davacı tarafından ödenmesi gerektiği, karşı tarafın edimini kısmen dahi olsa yerine getirmediği bir noktada davalıdan kendisine düşen edim yükümlülüğünün tamamını ifa etmesinin beklenemeyeceği, davacının çekle ödemeyi taahhüt ettiği sözleşme bedelinin kısmen dahi olsa ödeme yapmaması nedeniyle davalının mal tedarikini durdurmasının ticari hayatın gereklerinden olduğu,\" vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen çekler nedeniyle mal tedarikinin durdurulmasının ticari hayatın gereklerinden olduğunu vurguladığını, sayın mahkemenin bu değerlendirmesi genel anlamda doğru olsa da dava konusu olan somut olayla hiçbir ilgisi olmadığını, belirtildiği üzere davalı firma ödeme yapılmadığı gerekçesiyle değil, konkordato talebinde bulunulduğu için tedariki durdurduğunu, tedariğe devam etmesi kendisine ... tarihli çeklerle hatırlatılmasına rağmen vadesi 31/01/2019 da gelecek olan çekin ödenmediğinden bahsedilmesi mümkün olmadığını, özellikle \"davacının konkordato talebi kapsamında mahkemece geçici mühlet ve kesin mühlet kararı verilmesinin tek başına davalının edim yükümlülüklerinin kalan kısmını yerine getirmekten kaçınması noktasında bir gerekçe oluşturmadığı ancak kısmen de olsa, karşı edimin yerine getirilmesinin davacıdan beklenmesinin ticari hayatın sürat ve güven kuralları gereği olduğu, vadesi gelen çeklerle ilgili sözleşmesel ilişkinin devam ettirilebilmesi ve davalıdanmal tedarikinin sürdürülmesi bakımından ödeme yapılmasına konkordato komiser heyetinin gözetim ve nezareti altında devam edilmesinde yasal bir engel bulunmadığı, kaldı ki bu hususta geçici mühlet ve kesin mühlet kararı veren mahkemeden talepte bulunulabileceği gözetildiğinde, davacının verilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi yerinde olmadığı gibi mal tedarikinde yaşanan kesinti nedeniyle uğranılan zararlardan davalı tarafın sorumlu tutulmasının ve bu suretle davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat isteminde (davacının dava dilekçesindeki ilk talebi) bulunamayacağı gibi dava dilekçesindeki talep sonucunun açık bir şekilde gösterilmesi maksadıyla sunduğu dilekçedeki talebine göre verilen çeklerden bağımsız, sözleşmeye dayalı menfi tespit isteminin (davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminin) yerinde olmadığı\" bu kısımdaki değerlendirme ne tarafça ne de müvekkil şirket tarafından anlaşılmadığını, ilk derece mahkemesi konkordato projesine \"çekişmeli alacak\" olarak eklenen bir borcun ödenmesinin müvekkil davacının iradesinde olduğu yönünde değerlendirme de bulunduğunu, taraflar belirtilen sözleşmeyi, müvekkil davacı konkordato başvurusunda bulunmadan  önce yaptığını, bu kapsamda müvekkil davacı çek teslim ettiğini, karşı taraftan da mal tedariki beklediğini, ancak daha sonra konkordato başvurusunda bulunmak zorunda kalan müvekkil davacı, davalının temerrüdü ile karşılaştığını, davalının tedariğe devam etmesi için şifahi olarak uyardığını bu yetmeyince ihtarname göndermişse de davalı mal tedariğini durdurduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesi'nin konkordato komiseri gözetiminde, ilgili mahkemeden izin alarak ödeme yapılabileceği değerlendirmesi son derece hatalı olduğunu, sayın mahkeme, davalının mal tedarik etmemesi nedeniyle, sorumlu tutulamayacağı bu sebeple müvekkil davacının doğan zarara ilişkin davalıdan istemde bulunamayacağı değerlendirmesi de hatalı olduğunu, zira dosya kapsamında inceleme yapan bilirkişiler, müvekkil davacı ile davalı arasında yapılan mal tedarik sözleşmesindeki bedellerin o zamanki piyasa perakende satış fiyatlarından bile düşük olduğunu tespit ettiğini, davalının tamamen haksız ve hatta kanuna aykırı olarak, teslim etmediği ürünlerin yerine başka bir firmadan çok daha yüksek bedellere tedarik yapıldığını, bu zarardan da davalı firmanın sorumlu olduğunu, fakat ilk derece mahkemesi eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi'nce verilen davanın topyekün reddine ilişkin karar eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesi olduğu kadar, bu hüküm fer'ileri de eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde oluşturduğunu, hükmün (2) nolu bendinde alınması gerekli harç 179,90 TL olarak (maktu) belirlenmiş, ancak aynı hükmün (4) nolu bendinde 23.650,00 TL vekalet ücretine (nispi) hükmedildiğini, mahkemenin yalnızca hüküm kısmında belirttiği gerekçe kısmında, gerekçesini belirtmediği ve fakat kesinlikle hatalı olan bu kararları da usul, yasa ve yargısal içtihatlara aykırı olup, anılan kararın tamamen kaldırılması gerektiğini, anlatılan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmak zorunluluğu doğduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarih ve 2021/347 Esas, 2023/141 sayılı kararının kaldırılarak; davanın kabulünü, yeniden yargılama yapılmasının mümkün olmaması halinde, dosyanın karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından ... tarih ve ...  onaylı 22.540,50 USD Doları bedelli (kdv hariç) teklif formuna istinaden davalıya 22.540,50 Dolar karşılığı ( 1$=5,7 TL)   ... 'a ait ...  keşide tarihli  ...  nolu 50.000 TL meblağlı , ... keşide tarihli ... nolu 50.000 TL meblağlı, ...  tarihli ... nolu her biri 50.000,00 TL  meblağlı 3 adet çek verildiği davalı tarafından davacıya 13.11.2018 19.11.2018 20.11.2018 tarihlerinde 104.185,32 TL'lik fatura düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık davacı tarafça sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle 22.540,50 dolar karşılığı verilen 150.000  Türk Lirası  değerindeki çeklerden dolayı davacının sorumluluğunun devam edip etmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Davaya konu çeklerin davalı tarafından dava dışı ... A.Ş 'ye ciro edildikleri, ciranta tarafından çeklerin muhatap bankaya ibraz edildikleri, muhatap banka tarafından davacı şirket  hakkında görülen konkordato davası nedeniyle hamile  ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.Kayseri 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/848 Esas 2020/231 Karar sayılı ilamı incelendiğinde: Davacı tarafından 23.11.2018 tarihinde konkordato talebinde bulunulduğu mahkemece yapılan yargılama sonucu 30.03.2020 tarihinde konkordato talebinin kabulü ile verilen tüm tedbir kararlarının 30.03.2020 tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verildiği,  kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemezin  21.01.2021 tarih  2020/1079 Esas 2021/118  karar sayılı ilamıyla istinaf taleplerinin reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin  13.10.2021 tarih  2021/1469  Esas  2021/843 Karar sayılı ilamıyla kararın onanmasına karar verildiği   görülmüştür.6102 sayılı TTK  795. Maddesinde  Çekin görüldüğünde ödeneceği Buna aykırı herhangi bir kaydın yazılmamış hükmünde olduğunu,  Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çekin, ibraz günü ödeneceği düzenlenmiştir.İKK  308/a maddesinde Konkordatonun, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle geleceği, Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle geleceğinin de kararlaştırılabileceği; bu takdirde mühletin etkilerinin, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar devam edeceği, bağlayıcı hâle gelen konkordatonun, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburi olacağı düzenlenmiştir.Sözleşme tarihi ... olup sözleşme uyarınca bankaya ibraz edilen  çeklerin keşide tarihi 31.01.2019,  28.02.2019, 31.03.2019 tarihi olarak belirtilmiştir.Bu durumda çekler hakkında  verilen ödememe kararının 30.03.2020 tarihi itibari ile kaldırıldığının kubülü gerekmekte olunup davalı bankaya yazılan 16.02.2022 tarihli müzekkere  cevabında  çeklerin ödendiğine dair bir bilgiye yer verilmediği görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun)  97 nci maddesinde yer alan \"Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekirDavacının davalıdan 11.746,94 Dolarlık malzeme teslim  aldığını kabul etmiş olup bu hususta Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/115 Değişik işi dosyasındaki raporu dosyaya delil olarak sunmuştur.Davacının   sözleşmeye konu borçların ifası amacıyla davalıya keşide ettiği çeklerin davalı tarafından dava dışı 3. Kişiye ciro edilmelerine rağmen çeklerin  ciranta tarafından  tahsil edilemedikleri, keşideci konumunda bulunan davacının çekler nedeniyle  çekleri elinde bulunduran cirantaya yada davalıya başka surette  ödeme yaptığına dair bir iddianın bulunmaması  karşısında  davacının aslı edimini yerine getirmediği  sabit olup  davanın reddi  yönündeki kararı usul ve yasaya uygundur.  <br>Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 02/03/2023 tarih ve 2021/347 E - 2023/141  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,    <br> 2-Alınması gerekli olan 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davacı tarafından peşin yatırılmış 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan  89,95 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına, <br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 19/10/2023<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b92c064fc21f0e43","SID":"a651903334eeea9a"}}