{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1543 <br>KARAR NO: 2023/1378<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/534 <br>KARAR NO: 2023/440<br>KARAR TARİHİ: 11/05/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 04/10/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketine \"Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi\" ile sigortalı olan dava dışı ... Tic. A.Ş. kullanımındaki sigortalı mahalde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde zarar oluştuğunu, dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği sigortalı mahallin bulunduğu deponun güvenlik hizmetlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, bu nedenle davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, hasar bedelinin sigortalıya ödenmesi nedeniyle, alacağın tahsili için davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe borçlu şirket tarafından haksız ve dayanaksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... Sistemleri San. A.Ş. arasında güvenlik sözleşmesi mevcut olup, sigortalı ... Müh. Ve Tic. A.Ş. ile müvekkili şirket arasında özel güvenlik hizmetine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, ... A.Ş. ile imzalanan özel güvenlik hizmeti sağlanmasına ilişkin sözleşmelerinde sigortalı ... A.Ş. ile ... A.Ş'nin birlikte faaliyet göstermelerinden dolayı ... A.Ş.'nin de müvekkilince korunacağını gösteren bir ifade yer almadığını, müvekkil şirket bu davada taraf olamayacağından husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin hırsızlık olayında bir kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından ... A.Ş.'ye sunulan 07/12/2012 tarihinde risk değerlendirme raporunda güvenlik zafiyeti meydana gelmemesi için görüş ve önerilerin, alınması gereken önlemlerin bildirdiğini ancak risk değerlendirme raporundaki tedbirlerin dava dışı ... tarafından yerine getirilmediğini, bu sebeple müvekkili şirkete kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını, ... A.Ş. tarafından güvenlik personel sayısının arttırılmadığını belirterek davanın öncelikle husumetten reddini aksi halde esastan reddini ve % 20 az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2018 tarihli 2016/262 E. 2018/830 K. sayılı  kararı ile; \"...hırsızlık olayının davacının poliçe teminatı kapsamında bulunmadığı ve davacının dava dışı sigortalısına bu kapsamda yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi olduğu anlaşıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir. Dairemizin 18/09/2018 tarihli 2020/753 E. 2022/700 K. sayılı kararı ile; \"...ödeme belgesinin ve poliçe kitapçığının davacı tarafça dosyaya ibraz edilmesi, öncelikle davacının isteminin TTK'nın 1472.maddesi kapsamında değerlendirilmesi, ödemenin hatır ödemesi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi halinde ise bu kez davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre talep hakkı bulunduğu gözetilerek dosya kapsamında yer alan temlikname nazara alınıp, TBK 183.vd maddeleri uyarınca iddia ve savunma doğrultusunda inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden...\" davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair hüküm tesis edilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/05/2023 tarihli 2022/534 E. 2023/440 K. sayılı  kararı ile; \"...17/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda poliçe kitapçığında \"açık alan muhteviyat hırsızlık hasarlarının\" açıkça teminat dışı bırakıldığı, bu sebeple davaya konu olayın teminat kapsamında olmadığı sonucuna varıldığı, ayrıca hırsızlık sigortası genel şartlarının bu sonucu değiştirecek bir düzenleme içermediği anlaşılmıştır ancak Hasarın teminat dışı kaldığının tespiti halinde ise talep alacağın temliki hükümleri uyarınca değerlendirilme yapılması gerektiği, bu doğrultuda TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet şartları gerçekleşmeyecek ise de, sigortacı tarafından aynı zamanda alacağın temlik alınması durumunda TBK'nın 183 vd maddelerinde düzenlenen \"alacağın devri\" hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede davacının sigortalısına hasar kapsamında yaptığı ödemeye ilişkin dekontu dosyaya ibraz ettiği, sigorta şirketi tarafından dosyaya ibraz edilen bila tarihli \"Mutabakatname & İbraname\" başlıklı belgede sigortalı ... Ticaret A.Ş.'nin meydana gelen hasar olayı nedeniyle sigorta şirketinden 35.240,30 TL hasar ödemesi alarak ödenen tazminat miktarı kadar ferileri için sigorta şirketini ibra ettiği, 3.kişilere karşı olan talep ve dava haklarının tazminat miktarı kadar kısmını sigorta şirketine ödenen tutar kadarınca devir ve temlik ettiği, dolayısıyla davacının alacağının temliki hükümleri kapsamında davaya konu hasar bedeline davalıdan talep edebileceği kusur oranlarının belirlenmesine yönelik mahkememizce aldırılan 20/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda 35.240,30 TL zarar bedelinin kadri maruf olduğu, davalı güvenlik şirketinin meydana gelen olayda %40 oranında kusurlu olduğu, davalının kusuruna denk gelen hasar bedelinin 14.000,96 TL olduğu anlaşıldığından, davanın bu miktar bakımından kabulüne, alacak yargılamayla belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine...\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalının basiretli tacir olup bu yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle %100 kusurlu olduğu, bu nedenle davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken % 40 oranında kusurlu olduğu yönündeki tespitle kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı ile müvekkili arasında bir sözleşme olmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdiğini, risklerin bildirildiğini, hasarın teminat dışı kaldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.\tDava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında oluşan hasar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemenin rücuan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile dava dışı sigortalı ... Ticaret A.Ş. arasında 03/03/2014-2015 tarihlerini kapsayan, ... poliçe numaralı  Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. İşyerinde meydana gelen hırsızlık (bahçede makaraya sarılı halde bulunan bakır kabloların kesilerek çalınması) olayı nedeniyle davacı şirket tarafından sigortalısına 24/07/2015 tarihinde 35.240,30 TL ödeme yapıldığına dair ödeme belgesi dosyaya ibraz edilmiştir.Sigorta şirketi tarafından dosyaya ibraz edilen bila tarihli \"Mutabakatname & İbraname\" başlıklı belgede sigortalı ... Ticaret A.Ş.'nin meydana gelen hasar olayı nedeniyle sigorta şirketinden 35.240,30 TL hasar ödemesi alarak ödenen tazminat miktarı kadar ferileri için sigorta şirketini ibra ettiği, ileride sorumluluk/kusur oranlarında bir değişiklik olduğu takdirde sigorta şirketinin istirdat haklarının saklı olduğu, 3.kişilere karşı olan talep ve dava haklarının tazminat miktarı kadar kısmını sigorta şirketine ödenen tutar kadarınca devir ve temlik ettiği belirtilmiş, belge sigortalı ... Ticaret A.Ş. tarafından kaşe basılarak imzalanmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafından 35.240,30 TL asıl alacak, 830,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.070,30 TL alacağın asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle 28/10/2015 tarihinde başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emri 03/11/2015 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş ve davalı tarafça süresinde itiraz üzerine, duran takibe ilişkin İİK 67.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde eldeki dava açılmıştır. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Ekspertiz raporu incelendiğinde; ekspertiz talep tarihinin 09/03/2015 olduğu anlaşılmakla, sigortalı beyanında hırsızlığa konu kablodan en son 06/02/2015 tarihinde kendilerince 50 cm kesim yapıldığı, o tarihte herhangi bir eksiklik olmadığı, 18/02/2015 tarihinde bir proje için kabloya ihtiyaç duyulduğu zaman kablodaki eksikliğin farkedildiği, bu nedenle hırsızlık olayının 06/02/2015-18/02/2015 tarihleri arasında meydana geldiği ifade edilmiştir. Sigortalı şirket mali işler müdürünün polis merkezine verdiği 06/03/2015 tarihli şikayetinde \"depoya sığmayan bir kısım bakır kabloların bahçeye konulduğunu, 18/02/2015 tarihinde işyerinde çalışan yetkililerin bahçede bulunan bakır kablonun kesilmiş olduğunu fark ettikleri, bu beyan üzerine işyerine gittiğinde yaklaşık 900 metrenin kesilerek çalındığını tespit ettiklerini ve bahçe telleri kesilerek çıkıldığını düşündüklerini\" beyan etmiştir. Aynı tarihli (06/03/2015) polis görgü tespit tutanağında kablonun sarılı olduğu makara hizasından tel örgünün orta kısmından yaklaşık 50X50 cm genişliğinde tel örgünün kesildiği tespit edilmiştir. Eksper tarafından 06/02/2015-18/02/2015 tarihleri arasındaki tüm kamera kayıtlarının incelendiği, depo önünde paletler üzerinde bulunan muhtelif emtia nedeniyle kablo makarasının görülemediği, ayrıca fabrika sahası aydınlatmalarının bir kısmının çalışmaması nedeniyle de görüntülerin oldukça karanlık olduğu, alanda 2 güvenlik görevlisi bulunduğu, güvenlik görevlilerinin 1 saat arayla fabrika sahası içerisinde kontrole çıkığı, güvenlik görevlileri ile yapılan görüşmede depo önünde bulunan klima üniteleri nedeniyle ünitelerin arkasında bulunan kablo makarasının görülemediği ve kameraya yansımaması nedeniyle hırsızlığın fark edilemediğinin belirtildiği, eksper tarafından yapılan incelemede de bu beyanın doğrulandığı, sigortalı ile faaliyet gösteren ... Sistemleri San. A.Ş. ile güvenlik şirketi arasında güvenlik sözleşmesinin mevcut olduğu, hasar depo önündeki açık alanda meydana geldiği için teminat kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesinin sigorta şirketine ait olacağı, ödenmesi halinde davalı güvenlik şirketine rücu edilebileceği, hasar miktarının ise 35.240,30 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece güvenlik uzmanı, makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan raporda; Davalı ile ...AŞ arasında imzalanan sözleşmenin 01/01/2015-2016 tarihleri arasında geçerli olduğu, 2.maddesi Tanımlar başlığı altında Site 5-paragrafında “İşverenin konuçlandığı sınırları önceden belirlenmiş kapalı ve açık alanları,” 6. Paragrafında ise “Bina ve Tesis; İşverenin kullandığı veya üçüncü şahıslara kullanım hakkı verdiği, her türlü meskun mahalli,” şeklinde tanımlandığı ve güvenlik şirketi çalışanlarınca bahse konu alanın görev alanı olarak belirlendiği, 2 güvenlik görevlisinin gündüz, 2 güvenlik görevlisinin gece, 2 güvenlik görevlisinin ise vardiya değişiminde görevlendirildikleri, 20.000 m2'lik bir alan ve kapı girişinde 1 güvenlik görevlisi bulundurulduğu dikkate alındığında diğer güvenlik görevlisinin mahalli özenle korumasının hayatın olağan akışı ile örtüşmeyeceği, güvenlik personelinin zorunlu ihtiyaçları da bulunduğundan görev yerinde ayrılmak zorunluluğun doğacağı, zira güvenlik şirketi tarafından oluşturulan 07/12/2012 tarihli risk değerlendirme raporunda 2 kişilik güvenlik görevlisinin yetersiz kalacağının, bahçedeki tel örgülerin yetersiz olduğundan bahsedildiği, ayrıca Kocaeli Valiliğince verilen özel güvenlik izin belgesinde alanın 8 güvenlik personeli ile korunmasına karar verildiği, bu nedenlerle personel sayısının yetersiz olduğu, güvenlik şirketinin risk analiz raporu ile ... A.Ş. yetkililerini uyarmasına rağmen tesisi çevreleyen tel örgülerin iyileştirilmediği, tesisin mevcut kamera durumları, monte edildikleri yerler, görüş alanları, çözünürlükleri (IP kameralar) yükseklikleri ile diğer fiziki engellerin ve güvenlik personeli sayısı ile ilgili alınması gerekli ve tavsiyelerin gözardı edildiği bu bağlamda belirtilen güvenlik tedbirlerinin ... A.Ş. tarafından yeterli şekilde alınmadığı, her ne kadar dava dışı sigortalı yetkileri makaranın büyük olması nedeniyle depoya sığmadığını beyan etmekte iseler de, makaranın bulunduğu açık alanda geniş bir demir kafes yapılarak bakır kablonun sarılı olduğu makarayı da kafesin içine alarak kilit altında tutulması ve bahsedilen kafese kamera ve pır dedektörü (harekete bağlı sensör) ile alarm verecek dış sirenin güvenlik noktasına bağlatılması ile koruma altına alınmasının gerektiği yani sigortalı şirketin kendisine ait kıymetin özenle koruma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, güvenlik sözleşmesinin tarafı olan dava dışı ... A.Ş.'nin açıklanan nedenlerle %40 oranında kusurlu olduğu, davalı güvenlik şirketinin bu risklere rağmen alanda sağlıklı bir koruma hizmetinin sunulamayacağı ve bu şartlar devam ettiği takdirde sözleşmenin tek yanlı olarak fesih edileceği hususunda bir ihtarda bulunmadan riski bile bile göreve devam ettiği belirlendiğinden %40 oranında kusurlu olduğu, sigortalının ise maddi değeri yüksek olan bakır kabloyu özenle saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, hırsızlık olayının gerçekleşmesini kolaylaştırması nedeniyle %20 oranında kusurlu olduğu, poliçede hırsızlık teminatının mevcut olduğu ve poliçe kitapçığından bahsedildiği ancak bu kitapçığın dosya kapsamında bulunmaması nedeniyle celbi gerektiği, poliçede riziko adresi başlığı altında \"bina yapı tarzının betonarme/çelik olarak gösterildiği, teminatın bina için verildiği, hırsızlık olayının açık alanda meydana geldiği bu nedenle poliçe teminatı dışında kaldığı ancak poliçe kitapçığının celbi sonrasında özel şartların tetkiki ile nihai görüş verilebileceği, sigortalı şirket talep haklarını davacı sigorta şirketine temlik etmiş ise de davacı TTK 1472.maddesi uyarınca kanuni halef sıfatına dayandığı, TBK 183.maddesindeki akdi halef sıfatına dayanmadığı için bu konunun incelenemeyeceği ancak mahkemece aksi kanaat halinde hasar miktarı olan 35.240,00 TL'nin %40'ına tekabül eden 14.096,00 TL yönünden sorumlu olacağı, takip tarihinden önce davalıya gönderilen rücu yazısının tebliğ şerhi olmadığından TBK 117.maddesi uyarınca temerrüde düşürülmeden faiz istenemeyeceğinden takip öncesi işlemiş faiz talep edemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir. Poliçe incelendiğinde, \"açıkta ve sundurma altındaki muhteviyat sel, su baskını, fırtına ve kar ağırlığı teminatları dışındadır\" ibaresi yer almasına rağmen hırsızlık yönünden teminat dışı kaldığına ilişkin bir ibare yer almamaktadır. Kaldırma kararının ardından davacı tarafça \"poliçe kitapçığı\" dosyaya sunulmuştur.Poliçe Kitapçığı'nın 5. sayfasında yer alan \"Tanımlar İşyeri Binasının Tanım Ve Kapsamı\" başlığı altında; \"Tüm duvarları, taban ve tavanları; beton, taş, tuğla gibi yanmaz malzeme ile yapılmış tam kâgir olarak tanımlanan işyeri binası ve bu binayı tamamlayan sabit kıymetler ile tam kâgir garaj ve bahçıvan evi gibi eklentiler, duvarlar, temeller, samıçlar, sabit yüzme ve süs havuzları bu tanım kapsamındadır. Rıhtım, teras, iskele ve bina dışındaki heykel gibi kıymetler bu kapsam dışındadır. Kat Mülkiyeti mevzuatına tabi işyeri binalarının ortak kısımları da yukarıdaki tanımlamalar çerçevesinde bina kapsamına girer. Bina sigorta konusu, poliçede, bedeli ve alınması gereken prim ile birlikte belirtilmedikçe poliçe teminatına girmez. Tenteler, güneşlikler, güneş panelleri, pergoleler, radyo ve televizyon antenleri, çanak antenler ve onların tesisat ve direkleri, klima cihazı dış üniteleri; Dolu, Kar Ağırlığı, Sel / Su Baskını ve Hırsızlık risklerine karşı teminat kapsamı dışındadır.\", Poliçe Kitapçığı'nın 5. sayfasında yer alan \"Muhteviyatın Tanım Ve Kapsamı\" başlığı altında; \"Aşağıda tanımı yapılan sigortalıya ait eşyalar; Yukarıda tanımlanan işyeri binası içinde bulunan ve sigortalıya ait olup sigortalının iştigal konusuna giren makine, demirbaş, emtea, malzeme, dekorasyon ve çalışanlara ait eşyalar muhteviyat kapsamındadır. Kasa muhteviyatı, bu kapsam dışındadır. Açıkta ve sundurma altında bulunan her tür muhteviyat / makine / demirbaş / emtea; Dolu, Fırtına, Kar Ağırlığı, Sel / Su Baskını ve Hırsızlık risklerine karşı teminat kapsamı dışındadır. Ancak sigortalı kiracı ise; tenteler, güneşlikler, güneş panelleri, pergoleler, radyo ve televizyon antenleri, çanak antenler ve onların tesisat ve direkleri, klima cihazı dış üniteleri, tabelalar sigortalı tarafından yaptırılmış olmaları ve bedelleri Boya Badana Sabit Dekorasyon teminatı bedeline eklenmiş olmaları halinde Fırtına teminatı kapsamındadır.\" hükümleri yer almaktadır. Poliçe kitapçığında yer alan tanımlamalar çerçevesinde açıkta bırakılan eşyanın hırsızlık teminatı kapsamı dışında olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda sigorta şirketi tarafından, sigortalısına yapılan ödeme hatır ödemesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/11/2020 tarihli 2018/17-156 E. 2020/868 K. sayılı ilamı; \"...19. Öğretide sigortacının halefiyeti; “zarar gören sıfatı ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü şahsa karşı herhangi bir hukuki sebebe binaen tazminat alacağına sahip ise, bu hakkın ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi hali” olarak tanımlanmaktadır (Omağ, M. K.: Türk Hukukunda Sigortacının Kanuni Halefiyeti, İstanbul, 2011, s. 53; Ulaş, I.: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara, 2012, s. 224; Kender, R.: Türkiye’de Hususi Sigorta   Hukuku, İstanbul, 2017, s.371). 20. 6762 sayılı TTK’da halefiyetin tanımına yer verilmemekle, 1301. maddesinde; “Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukukan sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vaki zarardan dolayı üçüncü şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Sigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden haklarını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan kısmından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza eder.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. 21. Sigortacının 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinde düzenlenen yasal halefiyet ilkesine bağlı olarak üçüncü kişiden istemde bulunulabilmesi için yalnızca sigorta bedelinin ödenmesi yeterli değildir. Halefiyete dayalı olarak rücu davasının açılabilmesi için sigortacı ile sigortalayan arasında geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının geçerli olan sigorta ilişkisi nedeniyle sigortalayana ödeme yapması, sigortalısının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekmektedir. Eş söyleyişle; 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi gereğince sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra zarar sorumlularına rücu edebilir. Bunun dışında kalan hâllerde yapılan ödemelerden dolayı sigorta şirketinin poliçe ilişkisine dayanılarak rücu davası açması mümkün değildir. 22.  Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumu ise öğreti ve uygulamada “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır. 23. Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz. Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesinden değil, 818 sayılı BK’nın 162 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava ret olunmayarak, genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır (Ulaş, s. 264).  Tüm bu hususlar mahkemece resen araştırılmalıdır. 24. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dosyada mevcut 15.07.2009 tarihli ibraname içeriğinden, dava dışı sigorta ettirenin 141.155,00TL tazminat karşılığında dava konusu hırsızlık nedeniyle uğradığı zarara ilişkin üçüncü kişilere karşı talep ve dava haklarını, ödenen tazminat kadar davacı sigorta şirketine devrettiği görülmüştür.  Eş söyleyişle davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen ibranamede  davacı şirket, zarar ile ilgili olarak sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarını temlik almış, sigortalı davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nın 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. Bu durumda davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de  talep hakkı bulunduğu kuşkusuzdur.\" Hasarın teminat dışı kaldığı tespit edildiğinden davacının talebi, alacağın temliki hükümleri uyarınca değerlendirilmelidir. Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ödeme yapıp sigortalının olay nedeni ile 3. kişilere karşı olan talep ve dava haklarını dosya içerisinde mevcut ibra ve temlik belgesiyle temlik almıştır. Başka bir anlatımla, dava dışı sigorta ettiren, olayla ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 183. ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirkete temlik etmiştir. Bu durum karşısında davacının sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre de talep hakkı bulunmaktadır. Davacı vekilinin istinaf talebi incelendiğinde; Bilirkişi raporunda; meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle davalı güvenlik şirketi tarafından risk analizi yapılarak, ... A.Ş.'ye bildirildiği, personel sayısının yetersiz olduğu, tesisi çevreleyen tel örgülerin iyileştirilmediği, mevcut kameraların bulundukları yerler, görüş alanları, çözünürlüklerinin yeterli olmadığı buna rağmen gerekli güvenlik tedbirleri ... A.Ş. tarafından alınmadığı için %40 oranında kusurlu olduğu, davalı şirketin mevcut riskleri ve sağlıklı bir koruma hizmeti sunulamayacağını bilmesine rağmen önlemlerin alınması için bir ihtar göndermediği, mevcut risklere rağmen göreve devam ettiğinden %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Sigortalının ise makaranın bulunduğu açık alanda geniş bir demir kafes yaptırarak, bakır kablonun sarılı olduğu makarayı da kafesin içine alarak kilit altında tutması, kamera ve pır dedektörü gibi güvenlik önlemleri alması gerekirken bu önlemleri almadığı için % 20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Yapılan açıklamalar ve kusur tespiti dosya kapsamı ile uyumlu olup olay nedeniyle davalı dışında sigortalının ve dava dışı ... A.Ş.'nin de kusurunun bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin kusur oranına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi incelendiğinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2. maddesinde \"Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\", aynı yasanın \"Parasal sınırların artırılması\" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, \"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.\" hükümleri yer almaktadır. İstinaf incelemesine konu kararın verildiği tarih 11/05/2023, kısmen kabule konu miktar 14.096,00 TL'dir. Karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 17.830,00 TL olarak belirlendiğinden, bu miktarın altında kalan kararın, verildiği tarih itibariyle davalı yönünden kesin olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Açıklanan yasal düzenlemeler gereğince, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle davalı yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararında kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 240,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 29,13 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, 8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e4e64e7eaaee7c1","SID":"855a0184a321af6b"}}