{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/2123 Esas<br>KARAR NO: 2023/1404<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2021<br>NUMARASI: 2020/30 2021/159<br>DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz<br>KARAR TARİHİ: 05/10/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARINDA ÖZETLE:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin \"...\" markasıyla 1989 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, kurulduğu günden bu yana ... Mah. ... Sk. No:.. Bakırköy/İSTANBUL adresinde tek şube olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin \"...\" ibaresini, 2007 yılında TPMK nezdinde 43. sınıf ve ... başvuru numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkilinin şirket kalitesini ve markasını korumak amacıyla franchise ve yeni şube gibi karşı işlere dahil olmadığını, ancak hal böyle iken davalı şirketin, \"...\" markasını içeren tescilli marka ile karıştırılma ihtimali oldukça yüksek olan \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini ve söz konusu markayı, müvekkili adına tescilli olan \"...\" markasının tescil kapsamına giren hizmetlerde kullanıldığının tespit edildiğini, davalı şirkete ihlallerini sonlandırması amacıyla noter aracılığıyla 18/09/2019 tarihinde ihtarname keşide ettiklerini, ancak davalı eylemlerinin son bulmadığını, bunun üzerine davalı yanın haksız fiillerinin tespiti amacıyla Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/125 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını ve  söz konusu markanın, hak sahibi olan müvekkilinin izni olmaksızın davalı tarafından kullanılmasının, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkiline ait markaya tecavüzün tespitini, men'ini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı davaya cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçesi sunmuştur.Davalı şirket yetkilisi duruşmadaki beyanları ile, kendi kullanımlarının 1987 yılından bu yana aynı şekilde olduğunu, şirketlerinin de 1997 yılında kurulduğunu, markayı ... olarak kullandığını, marka tescilini de yaptırdığını ve tesciline uygun olarak işletmesini devam ettirdiğini beyan ederek, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:\"...Dosya kapsamı deliller ve ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin 1997 yılında \" ... ŞİRKETİ\" unvanı ile  kurulduğu, davalı tarafça kuruluşundan beri unvanının çekirdek unsuru olan \"...\" markası ile faaliyette bulunulduğu ve bilahare aynı ibarenin  ... tescil numaralı \"...+ŞEKİL\" esas unsurlu marka olarak  25/08/2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. SMK'nun yürürlüğünden beri Yüksek Yargıtay içtihatlarıyla uzun süre sessiz kalma halinde TMK'nun 2. maddesi uyarınca dava hakkının yitirileceği kabul edilmiştir. SMK'nun 25/6 maddesi ile de \" marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.\" Olayımızda da davacı ve davalıya ait işletmeler yakın mevkilerde olup, ayrıca davalı adına marka tescili yapılmış olup, bundan davacının haberdar olmadığının kabulü mümkün değildir. Kaldı ki davalı tarafça daha önce davacının aynı taleple 19/03/2001 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesine dava açılıp feragat edildiği bildirilerek dava dilekçesi ibraz edilmiş ancak bütün uğraşlara rağmen dava dosyası tespit edilememiştir. Bu itibarla davacının davasının sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedeniyle reddi gerekir. Ayrıca davacı markası tescil edildiği  emtia sınıfı itibariyle zayıf marka niteliğinde olup, davalının markasının \"...\" şeklinde olması karşısında, kullanılan yiyecek içecek sağlama hizmetleri sınıfının niteliği de nazara alındığında iltibas tehlikesinin dahi bulunduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. Bu itibarla davacının davasının reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Bilirkişi raporuna göre karar verilmemiş olmasının yerinde olmadığını, raporun iddiaları doğrultusunda olduğunu, raporda  \" ...\" ibaresinin davalı tarafından markasal açıdan ilk olarak hangi tarihte kullanıldığına ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığından, sessiz kalma sureti ile hak kaybı oluşup oluşmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağının \"belirtildiğini, Davalının herhangi bir hakkının doğmadığı net olarak tespit edilmiş olduğunu,  Davalının ... ibresini markasal olarak kullandığı tarih markanın ilk tescil edildiği tarih esas alınarak hesaplansa dahi Davacının yasal süresi içerisinde harekete geçtiği görüleceğini, Davalının ... markasını 25.08.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, Davacının ise 18.10.2019 tarihinde davalıya ihtarname keşide ederek 27.01.2020 tarihinde işbu davayı açtığını, davanın süresinde açıldığını, davalı yanın ticaret unvanında ...  ibaresinin yer alması nedeni ile markalsa kullanımın bilinmesi gerektiğinden söz edilemeyeceğini,  şirket ünvanı \"...\" olsa bile farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler olabileceğini, davanın unvana değil markasal haklara dayalı olduğunu, Davacının 19.03.2001 tarihinde \"Asliye Ticaret Mahkemesi\"ne dava açtığı ancak davanın reddedildiğine dair İstanbul Adliyesi'nde yapılan araştırma sonucu böyle bir dava olmadığı tespit edildiğini, tahmine göre karar verilemeyeceğini, Feragat edildiği iddia edilen davanın davalının ileri sürdüğü bir  iddia olduğunu, mahkemenin dosyadaki belgelere göre karar vermesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İNCELEME\t-Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre; ... tescil numaralı \"...\" esas unsurlu markanın, 24/12/20*7 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı şirket yetkilisi adına tescilli olduğu, ... tescil numaralı \"...+ŞEKİL\" esas unsurlu markanın 25/08/2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.-Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/125 Değişik iş sayılı dosyasında, bilirkişi marifetiyle yerinde delil tespiti yapılması sonucu hazırlanan raporda sonuç olarak, \"Tespite konu işyerinin ... Mah. ... Sokak ... Blok No:... D.... Esenyurt adresinde yer aldığı, işyerinin gıda üzerine faaliyet göstermekte olduğu, dosyaya ibraz edilen TPMK belgesinde marka adının \"...\" nice sınıfının 43 başvuru numarasının ... olarak belirtildiği, şekil sütununda farklı yazı karakterleri ve puntolarda yazılı \"...\",\"...\" ibarelerinin yer aldığının görüldüğü, \"...\" markasının afiş ve broşürler, ambalajlar, sair iş ürünleri gibi maddi olan ve olmayan duran işletme varlıkları üzerinde kullanılıp kullanılmadığı ile ilgili olarak, söz konusu ibarelerin kullanıldığı iş ürünleri, işletme varlıklarının raporda gösterildiği\" belirtmiştir. - 06/01/2021  tarihli bilirkişi raporunda ise sonuç olarak, Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/125 D.İş dosyasında yer alan bilirkişi incelemesi ile ... Mahallesi ... Sok. ... Blok No:... D.... Esenyurt adresinde \"...\" ibarelerinin kullanıldığının tespit edildiği, ilgili tespit dosyasında vergi levhası tespit edilmemiş olmakla birlikte, davalı yanın tespit işlemi yapılan işyerinin kendisine ait olmadığına ilişkin bir beyanı bulunmadığı, söz konusu adrese yapılan tebligatların davalı şirket çalışanları tarafından teslim alındığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, tespite konu adresle davalı yanın faaliyet gösterdiğinin değerlendirilebileceği, SMK'nın 155. maddesi gereğince davalı yanın 26.08.2015 başvuru tarihli ... sayılı marka tescilini önceki tarihli hak sahiplerinin açmış olduğu davada savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, kaldı ki davalı yanın tespit olunan kullanımlarının ilgili marka tescilinden uzaklaşmış olduğunun görüldüğü, davalı yanın ...San.ve Tic.Ltd.Şti şeklindeki ticaret unvanını 09/01/1997 yılından itibaren İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ettirdiği anlaşılmakla birlikte, davalı yanın ticaret unvanının çekirdek unsuru olan \"...“ ibaresini markasal olarak kullandığı, ticaret unvanı kaydının ticaret unvanı sahibine markasal kullanım hakkı sağlamadığı, davalı yanın davacı yan marka tescillerinden önce \"...'’ ibaresini ticaret unvanı dışında markasal olarak kullandığına ve önceye davalı markasal hak sahihi olduğuna ilişkin bir belgeyi dosyaya sunmadığı, tespit dosyasında yer alan kullanımların davacının lisans hakkı sahibi olduğu ... sayılı ve ... sayılı markalar ile benzer olduğu ve benzer hizmetlerde kullanıma konu edildiği vc davacı yanın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil edeceği belirtilmiştir. 24/05/2021 havale tarihli ek raporda sonuç olarak, \"...\" ibaresinin davalı tarafından markasal açıdan ilk olarak hangi tarihte kullanıldığına ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığından, sessiz kalma sureti ile hak kaybı oluşup oluşmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağı, dosya münderecatında var olan evrak üzerinden davacı yanın uzun süre sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığından bahsedilemeyeceği, kök raporumuzda yer verilen görüşlerini değiştirir herhangi bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalının markasal kullanımlarının \"...\" ibareli markasına tecavüz oluşturduğunu iddia etmiş, davalı yan ise 1997'den beri ... markasını kullandığını ileri sürmüştür. Davalı şirketin 1997 yılında \"... ŞİRKETİ\" unvanı ile  kurulduğu anlaşılmaktadır. Ticaret unvanının tescili yahut unvan kullanımı tek başına markasal hak vermeyecek ise de; davalının uzun yıllardır markanın aynı şekilde kullanıldığını savunarak delil olarak davacı şirket yetkilisi tarafından aynı iddia ile davalı aleyhine Asliye Ticaret mahkemesine açılan 19/03/2001 tarihli dava dilekçesinin imzalı örneğini sunduğu, tarafların aynı sektörde olduğu da dikkate alındığında mevcut delil durumuna göre sessiz kalma yolu ila hak kaybının koşulları oluştuğu gerekçesi ile davanın reddi yerinde görülmüş davacının istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 269,85-TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3811e7328659c5d5","SID":"d63e70b521824d3e"}}