{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1197 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1562<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/353 Esas 2023/303 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Konkordatonun Feshi<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2019/2 E. 2020/731 K. sayılı ilam ile 10.12.2020 tarihinde davacı yanın konkordato talebinin tasdikine karar verildiğini, yargılama sırasında firmanın projesinin kabul edilmediğini ve firmanın davasının reddinin talep edildiğini, mahkeme kararından alınan  paragrafta görüleceği üzere davacı Banka alacağının mahkeme kararında 685.376,69 Euro olarak yer aldığını,  konkordato tasdik sürecinde de firmanın talebi ve komiser ...'in bilgisi dahilinde kredi borcunun Euro üzerinden yapılandırılmış olup, 01.03.2021 tarihi itibarı ile firmanın güncel kredi borcunun 611.186,04.-Euro ve 14.751,49 TL ve ... firmasına olan kefalet borcunun da 30.855,77.-Euro olduğunu, mahkemenin konkordato tasdik kararı sonrasında firmanın ödemelerini kendi talep ve ısrarı ve komiser bilgisi dahilinde yapılan yapılandırma uyarınca değil, mahkemenin tasdik karar doğrultusunda yapacağını bildirdiğini ancak tasdik kararına göre 685.376,69.-Euro ve Banka kayıtlarına göre ise yapılandırma ve ödeme sonrası 611.186,04.-Euro olmasına karşın ekte örneği sunulu 20.01.2021 tarihli dilekçe ile borcunun 3.610.621,86.-TL olduğunu ifade ettiğini ve bu rakamı 36 eşit taksitte ödeyeceğini bildirdiğini, kendisine verilen 28.01.2021 tarihli cevapta, borcun 3.610.621.-TL olmadığı ve güncel bakiyesinin yazıldığını ancak yine de kendince kabul ettiği borcunu 36 eşit taksitte ödemesi için ödeme yapacağı İBAN nolarının bildirildiğini, ekte sunulu 05.02.20219 tarihli dilekçeleri ile alacaklarının 685.376,69.-Euro olarak bildirildiğini ve mahkeme kararında da bu şekilde yer almış olmasına rağmen hem Banka kayıtları hem de mahkeme kararı ile uyuşmayan 3.610.621.-TL'nin 36 eşit taksitte ödenmesinin açıkça konkordato projesine aykırı olduğunu, bu nedenle firmanın bu talebinin yasaya aykırı olup konkordato kararının davacı Banka yönünden feshinin gerektiğini ancak tüm hakları saklı kalmak kaydı ile 28.01.2021 tarihinde firmaya kendince kabul ettiği 3.610.621.-TL'nin 36 eşit taksitte ödenmesi için gerekli hesap numaraları bildirilmişse de firma konkordato tasdikinden beri 1 taksit bile ödemediğini , firmanın konkordato tasdikinden beri 3 ay geçmiş olmakla, bu sürede 3 taksit ödemiş olması gerekmesine rağmen bir taksit bile ödeyerek konkordato hükümlerini yerine getirmede temerrüde düştüğünü, İİK 308/e maddesi, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebileceğinin düzenlendiğini, ilgili madde gereğince mahkememiz konkordato kararında davacı Banka hakkındaki şartları yerine getirmeyen şirket hakkındaki konkordatonun feshini talep ettiklerini belirtmiş , konkordatonun davacı Banka yönünden feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki beyanlarının hiçbiri bahis konusu olan konkordato davasının içeriğiyle ve dahi konkordatoya ilişkin yasal düzenlemelerle bağdaşmadığını, bu nedenle  davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 Esas, 2020/ 731 Karar sayılı ilamına dayalı olarak açılmış ve davacının konkordatonun feshi davası da davalının ilama uygun davranmamasına dayalı olarak açıldığını  ancak belirtilen ilamın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/ 214 Esas, 2021/ 474 Karar sayılı ve 18.03.2021 tarihli ilamı ile kaldırıldığını, kaldırma sebebi olarak istinaf mahkemesince; emredici kanun hükmüne aykırı şekilde duruşma gününün sadece Resmi Portal'da ilan ettirilip, Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapılmamasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali olacağı belirtilerek, tasdik yargılamasının duruşma gün ve saatinin İİK'nun 304.maddesi yollaması ile İİK'nun 288/2.maddesi gereğince usulüne uygun olarak ilan edilerek alacaklıların müracaatının sağlanması yönünden dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiğini, bu doğrultuda yasaya uygun şekilde ilanlarını tamamlayan mahkemenin tasdik yargılamasını yasaya uygun şekilde ilan ettirerek; 2021/ 313 Esas, 2021/ 497 Karar sayılı ve 27.05.2021 tarihli kararı ile yeniden konkordatonun tasdikine karar verdiğini, davacı yanın işbu davaya konu yasal dayanağının istinaf mahkemesi kararıyla kaldırılması sonucunda verilmiş yeni bir ilam bulunduğuna göre, kaldırılan ilama dayalı olarak konkordatonun feshi davasının devam ettirilmesi davanın konusuz kalması nedeniyle hukuken mümkün olmadığını, açıklanan nedenle , davanın da öncelikle konusu kalmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, gerek İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 Esas, 2020/ 731 Karar sayılı ve 10.12.2020 tarihli ilamında, gerekse de istinafın kaldırma kararı sonrası tesis edilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/ 313 Esas, 2021/ 497 Karar sayılı ve 27.05.2021 tarihli ilamında; davacı yanın alacağı hiçbir zaman Euro cinsinden tespit edilip de, davacının konkordato kapsamında alacaklarını Euro olarak alacağı yönünde bir tespit olmadığını zaten böyle bir tespitin olmasının yasal hükümler gereğince mümkün olmadığını, zira  konkordatoya tabi yabancı para alacaklarının Türk lirasına çevrilerek alacak kaydının yapılması gerektiğini, eğer alacaklı bildirimini yabancı para üzerinden yapmışsa komiserin bunu Türk lirasına çevirerek kayıt etmesi zorunlu olduğunu, konkordato sürecinde yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesinin asıl nedeni alacak miktarının ve devamında çoğunluk nisabının doğru bir şekilde hesaplanabilmesi olduğunu, bir diğer nedeninin ise Konkordatoya tabi alacaklarda Eşitlik İlkesi ve Komiserin Alacaklar Arasında Eşit İşlem Yapma Yükümlülüğü olduğunu, tüm alacaklılar için ortak tarih olarak İİK. M. 299’da bildirmesi üzerine alacaklılar toplantısında bu alacaklar esas alınarak sunulacak olan ödeme planına taraflarca kabul iradesinin sunulup sunulmayacağı belli olurken, yabancı para alacaklılarının, konkordatonun tasdik edildiği veya tahsilatların yapıldığı anki kur oranına göre alacağının artacak olması hakkaniyete ve eşitlik ilkesine aykırı ve bir nevi diğer alacaklar sabit kalırken, gibi bir etki yarattığını, kaldı ki yabancı para alacaklarına faiz yürütülmesinin davalı şirket tarafından sunulan konkordato talebinde “Adi ve dövize bağlı tüm borçların faizsiz olarak hiçbir iskonto talep edilmeden ödeneceği” hususu açıkça belirtiltiğini, konkordatonun temel amacının tüm alacaklıların eşit bir biçimde işlem görerek alacağından yoksun kalmaması olduğu göz önüne alındığında dünya genelinde görülen salgın hastalık ve ülkemizin son 1 yıldır içinde bulundu zor dönem itibariyle döviz kurundaki aşırı artışın dövize bağlı olmayan diğer alacaklılar ve davalı şirket aleyhine mağduriyetlere yol açacağının kabulü gerektiğini, davacının konkordatoya yönelik davada davalı şirketten alacağının 685.376,69 Euro olduğunu bildirmişse de, davacı yanın bu beyanının tasdik kararına işlenmesi sadece davacı yanın bu şekilde beyan verdiğini açıklamak amaçlı olduğunu, yoksa konkordato yargılamasını yürüten mahkemenin hiçbir zaman davacı yan alacağını kesin olarak 685.376,69 Euro'dur demediğini ve konkordato rojesinde de bu meblağ esas alınacaktır şeklinde bir belirlemede de asla bulunmadığını, davacının dayanak yaptığı ilamın özet kısmındaki bir beyan tespitini sanki mahkemece alacak bedeli tam olarak hükme bağlanmış gibi yansıtmanın dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını ve yargılamada da  mahkemeyi yanıltmaya matuf bir hareket olduğu muhakkak dikkate alınması gerektiğini, davacının alacağını Euro cinsinden belirtmesi karşısında görevin konkordato komiserine kaldığını ve davacı alacağı o dönemki kur oranına göre konkordato komiseri tarafından hesaplandığını, 08.01.2020 tarihli alacaklılar toplantısına da katılmamış olan davacının konkordato komiserinin nihai komiser raporunda da söz edildiği üzere davalı şirketten toplamda 3.610.621.86 TL alacağı olduğunu ve alacaklılar toplantısına katılmayarak komiser tarafından hesaplanan alacağına kayıtsız kalmıs olan davacının nihai komiser raporunda tespit edilen alacak tutarına itiraz etme hakkını zaten kaybettiğini, davacı tarafından tasdik yargılamasından önce mahkemeye herhangi bir itiraz dilekçesi de sunulmadığını, bu takdirde ... A.Ş.'nin kanun yoluna başvurma hakkı olmadığı gibi, alacağının Euro cinsinden olması gerektiğine dayanarak huzurdaki davada olduğu gibi konkordatonun feshini talep etmesinin de mümkün olmadığını, özellikle  istinaf mahkemesinin kaldırma kararından sonra verilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/ 214 Esas, 2021/ 474 Karar sayılı ve 18.03.2021 tarihli ilamının 15. Sayfasının sonundan başlayarak, davacı yanın aksine mahkemeye dilekçe verip de komiser raporuna alacağının yabancı para cinsinden hesaplanması gerektiği yönünde itiraz eden bir kısım müdahiller yönünden mahkemenin ” ...bunun yanında alacaklı ... AŞ.ile alacaklı ... San. Ve Tic.AŞ. nin alacaklarının yabancı para cinsinden olduğu , söz konusu alacakların konkordato komiseri tarafından TL cinsine çevrilerek alacak miktarının hesaplanması gerektiği, söz konusu hesaplamanın da İİK 299.  Maddesinde belirtilen ilan tarihinden itibaren 15 günlük alacak kayıt süresinin son günü itibariyle yapılabileceğini, ilanın 22/04/2019 tarihinde yapıldığını, 15 günlük sürenin 08/05/2019 tarihi itibariyle dolduğu , 08/05/2019 tarihi itibariyle USD efektif alış kurunun 6.1432 TL Euro efektif alış kurunun 6.8790 T L olduğu , söz konusu kur ile hesaplama yapıldığında alacaklı ... AŞ. tarafından talep edilen 1 04.422,32 TL nin, alacaklı ... San, Ve Tic.AŞ. tarafından tale edilen 1.161.928,87-TL nin çekişmeli alacak olarak kabulünün gerektiği...”” şeklinde tespitte bulunduğunu, böylece konkordato yargılamasını yapan mahkemenin, konkordato kapsamındaki yabancı para borçlarının Türk Lirasına çevrilmesinin zorunlu olduğunu ve bunun da hangi tarihteki kur esas alınarak yapıldığını esasen en son verdiği kararına dahi işlemiş durumda olduğunu, davacının davalı şirketin talebi ve konkordato komiserinin bilgisi dahilinde kredi borcunun yapılandırıldığını ve 01.03.2021 tarihi itibariyle firmanın güncel kredi borcunun 611.186,04 Euro, 14.751,49 TL ve ... firmasına olan kefaletten doğan borcu olarak 30.855,77 Euro olduğunu ileri sürmüşse de, bu beyanın da gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesine ek olarak sunulan 20.01.2021 ve 01.02.2021 tarihli davalı şirkete ait yazılardan da görüleceği üzere; konkordato komiserinin Nihai Komiser Raporunda davacı yan alacağı olarak belirtilen meblağın 36 ayda eşit taksitler halinde  davacıya özellikle ilettiğini, aynı yazılarda davalı şirket tarafından davacının davalıya ait çeklerden gelen tahsilatları ve bloke edilen diğer ödemeleri uhdesinde tutmasının suç teşkil ettiğini, kendilerine ödeme yapılabilmesi için uhdelerindeki davalı şirkete ait meblağın ne kadar olduğunun netleştirilmesi gerektiğini, bu netleşme sonrasında konkordato gereğince borç yapılandırma protokolü yapılacağını, uhdelerinde bulunan 582.000 TL bedeline ulaşılıncaya kadar davacının konkordatoya dayalı olarak taksit ödemesi yapılmayacağını ve taksit bedellerinin davacının haksız şekilde uhdesinde tuttuğu 582.000 TL'den de mahsup edileceğini açıkça belirttiğini, anlaşıldığı üzere, davalı şirketin baştan beri tasdik edilen konkordato projesinin sınırları dahilinde hareket ettiğini ve bu doğrultuda yapacağı ödemeleri netleştirmek adına yine konkordato projesi kapsamında bir borç yapılandırma protokolü yapılması gerektiğini vurguladığını ancak davacının davalı adına uhdesinde tuttuğu çek bedellerini ödememekte ve dahi davalıya tam olarak ne miktarda uhdesinde para bulundurduğunu açıklamamakta ısrar etmesi karşısında davacı ile bir borç yapılandırma protokolü yapmanın mümkün olmadığını, davacının en başından beri iyiniyete ve dürüstlük kuralına tamamen aykırı hareket ettiği gibi sanki konkordato tasdik kararını bertaraf edecek bir borç yapılandırma protokolü yapılmışçasına davaya beyanda bulunduğunu, davacı yanın dava dilekçesine ek olarak sunduğu ve davalı şirkete gönderdiğini iddia ettiği 28.01.2021 tarihli dilekçesinde dahi yapılandırıldığı iddia edilen bedellerin dava dilekçesine yazılandan farklı gösterilmiş olup; davacının açıkça kendi beyanları ile bile çeliştiğini, bu itibarla davacının somut olayın gerçekleriyle, taraf beyanlarıyla ve dahi dürüstlükle bağdaşmayan beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, davacı ile davalı şirket arasında başlayan ihtarlaşma sürecinde de, davalını tutumunun her zaman aynı olduğunu , davalının her zaman için konkordato tasdik kararına uygun bir çerçevede ödeme yapacağını ve fakat bankanın uhdesinde bulunan bedellerin taksit ödemelerinden düşülmesi gerektiğini özellikle vurguladığını, bunun ispatına yönelik davacıya ve kendilerine ait ihtarnameleri sunduklarını, davacıya tasdik edilen konkordato projesi kapsamında bu zamana kadar ödeme yapılmamış olmasının sebebinin davacı uhdesinde bulunan 582.000 TL davalıya ait paranın bulunması olduğunu, hatta davacının uhdesinde bulunan bu bedelin konkordatonun tasdikinden sonra konkordatoya uyulup uyulmadığını denetlemek üzere hazırlanan 01.04.2021 tarihli denetim kayyımı raporunda da belirtildiğini, davacıya konkordato projesi kapsamında aylık ödenecek taksit tutarının 100.295,05 TL olduğunu, huzurdaki davanın ikame tarihi itibariyle,  aylık taksit tutarlarının toplamı da davacı yönünden 582.000 TL'ye ulaşmadığını, bu sebeple konkordatoya ilişkin taksit ödemeleri yapılır iken çek bedellerini uhdesinde tutan ve iadesinden haksız bir biçimde imtina eden bankanın taksit ödemesi, uhdesinde tuttuğu bedellerden kesilmek üzere yapılmadığını, bu noktada kötü niyetle davranan tarafın davalı şirket olmayıp davacı bankanın bizzat kendisi olduğunu ve konkordatonun feshi talebinde tamamen haksız olup, hiçbir hukuki yararı da bulunmadığını, haksız ve hukuki yarardan yoksun şekilde açılmış olan davanın öncelikle konusuz kaldığı dikkate alınarak reddine, mahkemede aksi kanaat hasıl olur ise her halükarda esastan reddine karar verilmesi istemli işbu cevap dilekçesini sunma zorunluluğumuz doğduğunu belirtmiş , haksız ve hukuki yarardan yoksun şekilde açılmış olan davanın öncelikle konusuz kaldığı dikkate alınarak reddine, mahkemede aksi kanaat hasıl olur ise her halükarda esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br> MAHKEMECE:<br> \"...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça Mahkememizin 2021/313 Esas 2021/497 Karar sayılı dosyası kapsamında tasdik edilen konkordato projesi doğrultusunda davacı tarafa gerekli ödemelerin yapılmadığından bahisle konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar verilmesine yönelik olarak  davalı hakkında dava açıldığı, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi  tarafından Mahkememizin 2021/313 Esas 2021/497 Karar sayılı dosyasında konkordato davası açıldığı, Mahkememizce 27/05/2021 tarihinde davacı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun İİK 306. Maddesi gereğince  tasdikine , davacı borçlunun konkordatoya tabi adi  borçlarının tamamını ilk taksidi 2021 yılı Ocak ayından başlamak üzere  36 ayda  eşit taksit halinde  ödemesine,2021 yılı 5. Ayına ait taksidin ödemesinin ertelenerek 2021 yılı 5. Ayına ait ödemenin 37. Taksit olarak yapılmasına karar verildiği, kararın 19/10/2022 tarihinde kesinleştiği , davacı tarafça dava dilekçesinde dava tarihi itibariyle davalının 3 taksit ödemesini yerine getirmediğinin belirtildiği ancak alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda da belirtildiği  üzere dava dilekçesinde bahsi geçen 3 takside yönelik ödemenin davacı ... A.Ş. nin hesaplarında yer alan 355.577,63 TL üzerine konulan blokenin kaldırılarak, 23.03.2021 tarihinde 308.000,00 TL nin konkordato kapsamı borçların tahsilinde kullanıldığı ve tasdik edilen  konkordato projesi kapsamındaki  ilk 3 taksitin bankada blokede duran firma hesabından tahsil edildiği, dava tarihi itibariyle davalının davacıya konkordato projesi kapsamında ödemeleri yerine getirdiği ve dava tarihi itibariyle davacı yönünden ödenmeyen taksidin bulunmadığı  bu husus göz önüne alındığında davacı taraf lehine konkordatonun kısmen feshine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiştir.   \" gerekçesi ile; <br>\"1-Davanın REDDİNE ,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı-borçlunun müvekkili bankadan kredi kullandığını, kredi borcunu ödemeden konkordato istemli dava açtığını ve tüm itirazlara rağmen konkordato talebinin 10.12.2020 tarihinde İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 2019/2 E. ve 2020/731 K. sayılı ilamı ile tasdik edildiğini, banka alacağının mahkeme kararında 685.376,69 Euro olarak yer aldığını, mahkeme kararında alacaklarının 685.736,69.-Euro olarak yer almasına rağmen davalı-borçlunun hem banka kayıtları ile örtüşmeyen 3.610.621,86.-TL üzerinden ödemeye başladığını, hem de banka alacağının çok altındaki bu rakamı da eksik ödemiş olduğu için konkordato feshi istemli bu davayı açtıklarını, yerel mahkemece bilirkişi incelemesinin yaptırıldığını, raporda davalı-borçlunun eksik ödeme yaptığının tespit edilmiş olmasına rağmen davalarının red edildiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:    konkordatonun feshi istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince 2019/2 esas, 2020/731 karar sayılı karar ile davalı şirket hakkındaki konkordatonun tasdikine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce 18/03/2021 tarih  2021/214 esas,  2021/474 karar sayılı karar ile ; ilanların yapılmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, dosyamız davacısının da Dairemiz kaldırma kararından sonra 06/04/2021 tarihinde iş bu konkordatonun feshi davasını açtığı, dava dilekçesinde  2019/2 esas, 2020/731 karar sayılı konkordatonun feshinin talep edildiği, dolaysıyla davacının feshini talep ettiği konkordatonun tasdikine ilişkin kararın Dairemizce kaldırılmasına karar verilmekle ortada feshedilecek bir konkordato tasdikinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince  27/05/2021 tarih 2021/313 Esas 2021/497 Karar sayılı karar ile davalı hakkındaki konkordatonun tasdikine karar verildiği, verilen kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. <br>Her ne kadar davacı vekilince 2021/313 Esas sayılı dosyanın 2019/2 esas sayılı dosyanın devamı niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de; bunun kabulü mümkün değildir . Şöyle ki; iş bu konkordatonun feshi davasının dayanağı 2019/2 esas  2020/731 karar sayılı konkordatonun tasdiki kararıdır. Bu karar istinaf incelemesi sonucu kaldırılmakla artık feshi istenebilecek bir konkordato tasdik kararı yoktur. Mahkemece verilen  27/05/2021 tarih 2021/313 Esas 2021/497 Karar yeni bir tasdik kararıdır. Ancak bu karara karşı karardan sonra konkordatonun feshi davası açılabilir. <br>Tüm bu bilgiler ışığında; her ne kadar ilk derece mahkemesince davanın esası yönünden inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Çünkü davaya dayanak yaptığı konkordatonun tasdiki kararı artık mevcut değildir. Kaldı ki davacı iş bu davayı, davaya dayanak yaptığı tasdik kararı Dairemizce kaldırıldıktan sonra yeni tasdik kararı verilmeden açmıştır.   <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacının iş bu davayı açmakta  hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından istinaf isteminin bu yönden kabulü ile, farklı gerekçeyle davanın usulden reddine ilişkin HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2023 Tarih ve 2021/353 esas, 2023/303 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, <br>2-Davacı vekilinin yatırdığı 492,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama gideri bulunmadığından, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>1-Davacının davasının hukuki yarar yokluğundan HMK nın  114/1-h ve 115/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL'nin istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL'nin davacıdan alınarak  hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,  <br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2023  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98377a75f2cdf018","SID":"09ea4ae25d3e5d0b"}}