{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1424 <br>KARAR NO: 2023/1561<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2019<br>NUMARASI: 2017/463 E. -  2019/992 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 02.03.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalı şirketin, ... Üretim AŞ, ... Üretim AŞ, ... Üretim AŞ'deki tüm hisselerinin 5.800.000,00 USD bedelle ve sözleşmedeki şartlarda davacıya satılmasının davalı tarafından yüklenildiğini, sözleşmenin 2.4. maddesinde, müvekkilinin 1.921.000,00 USD satım bedelini aylık taksitler halinde davalıya ödeyeceği, 2.5. maddesine göre ise kalan 3.130.000,00 USD bedelin, devir alınacak şirketlerin ... Kiralama AŞ ile akdettikleri finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının müvekkili tarafından üstlenilmesiyle ödeneceğinin kararlaştırıldığını; müvekkilince sözleşmenin 2.1. maddesindeki ödeme planına uyularak 03.02.2017 tarihinde 250.000,00 USD tutarlı ilk taksitinin ödenerek finansal kiralama şirketi ile görüşmelere başlanıldığını, ancak finansal kiralama şirketinin borç devir sözleşmesi yapmayı kabul etmediğini, finansal kiralama sözleşmesindeki borçların üstlenilmek suretiyle yapılacak ödemenin gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması ile sözleşmedeki bu düzenlemenin uygulanmasının mümkün olmadığının ihtarnameyle davalıya bildirildiğini, hisseleri devir edilecek şirketlere de aynı bildirimin yapıldığını, bu ödemenin finans şirketine yapılacak uzun vadeli ödemeler olması nedeniyle bu şartlarda pay devir sözleşmesinin yapıldığını, müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan bu durum karşısında müvekkilinin yeni durumu davalı ile devir alınacak şirketlere bildirdiğini, sözleşmenin ifasının, davalının bağlı bulunduğu finansal kiralama şirketinin eylemi ile  imkansız hâle geldiğinin bildirilerek sözleşmenin feshedildiğini ve ödenen 250.000 USD'nin iadesinin 26.04.2017 tarihinde ihtar edildiğini, cevabi ihtarda feshin haksız olduğu ve davalının zararının doğduğunun bildirilerek yapılan ilk taksit ödemesinin iade edilmediğini, oysa müvekkilinin ödemesinden sonra hisse devir sözleşmesinin yapılmadığını, devir edilmeyen hisse nedeniyle davalının zararının oluşamayacağını, sözleşmenin esaslı unsuru olan ödeme planına uyulmamasının davacının değil davalının bağlı ve borçlu olduğu ... Kiralama AŞ'nin kusuru olduğunu, finansal kiralama şirketiyle anlaşma yapılamaması nedeniyle hisse devri sözleşmesindeki ödemeye ilişkin bu koşulun gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığını ileri sürerek, davalıya ödenen  250.000,00 USD karşılığı 900.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin yenilenebilir enerji sektöründe yatırım yaptığını, bu kapsamda hissedarı olduğu şirketler adına güneş enerji santrali kurmak için dava dışı ... AŞ'ye yapılan başvurunun olumlu sonuçlanması üzerine, kurulacak üç adet güneş enerji santrali için çalışmalara başlandığını, kurulacak bu santrallere finansman sağlamak için sözleşme konusu üç adet şirketteki payların davacı şirkete satılmasının kararlaştırıldığını, taraflar arasında pay devri sözleşmesi öncesi yapılan müzakereler neticesinde varılan mutabakat ile 02.03.2017 tarihinde davaya konu çerçeve sözleşmenin imzalandığını, sözleşmenin 2.1. maddesine göre ödenmesi gereken 250.000 USD'nin ödenmesine rağmen, sözleşmenin 2.2. maddesine göre 25.04.2017 tarihinde davacı şirketçe ödenmesi gereken 350.000,00 USD taksitin ödenmediğini, anılan maddede 1.921.000 USD'nin ödeme tablosunda belirlenen 38 taksitle ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin 2.5. maddesinde ise kalan 3.130.000 USD'nin devir edilecek şirketlerin ... Kiralama şirketine olan borçlarının üstlenilmesi ile ödeneceğini, sözleşmenin 2.2. maddesinde belirlenen ödemenin yapılmasından sonra en geç 7 gün içinde payların devir edileceğinin çerçeve sözleşmenin 3.maddesinde belirlendiğini, sözleşmenin 5.maddesinde ise davacının, pay devrinden sonra on gün içinde şirketlerin ... Kiralama sözleşmesindeki yükümülüklerini sona erdirmeyi üstlendiğini, davacının ilk taksiti ödemesine rağmen ikinci taksitin kesin vadede ödenmediğini, temerrüde düşen davacının buna rağmen haksız şekilde 25.04.2017 tarihli ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini, 02.05.2017 tarihli cevabi ihtarda ödenen miktarın sözleşmenin 6.maddesinde belirlenen cezai şart alacağına mahsup edildiğinin bildirildiğini, sözleşmede belirlenen vadenin kesin vade olması nedeniyle davacının temerrüde düştüğünü, sözleşmenin amacının davalı şirket ile ortaklarının dava dışı finansal kiralama sözlemesindeki taahhütlerinin sona erdirilmesi olduğunu, hisseleri davacıya satılan ... AŞ, ... AŞ ve ... AŞ'nin ... Kiralama AŞ ile akdettikleri finansal kiralama sözleşmelerinde kiracı konumunda olduklarını, finansal kiralama şirketlerine borçlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin ya da ortağı ...'ın finansal kiralama sözleşmelerinde borçlu olmayıp müteselsil kefil olduklarını, sözleşmenin 5. maddesinde, hisselerin davacıya devrinin yapılmasının ardından on gün içinde davacı tarafından ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ'nin ve finansal kiralama sözleşmelerinde kefil olan müvekkili ve müvekkili şirketi ortağının kefaletlerinin sona erdirilmesini sağlamakla yükümlü olduğunu, buna göre davacının finansal kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan borcu üstlenmeyip aksine bu şirketlerin hisselerini devraldıktan sonra finansal kiralama sözleşmesinde müvekkilinin müteselsil kefaletinin sona erdirilmesi edimini üstlendiğini ve şirket hisselerini devir aldıktan sonra bu şirketlerde tek hissedar olan davacının finansal kiralama sözleşmesindeki borçlarını ödemeye devam edeceğini, finansal kiralama şirketi ile anlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmesinin haksız olduğunu, davacının ahde vefa ilkesine aykırı davrandığını, davacının temerrüte düşmesi nedeniyle sözleşmenin 6. maddesi gereğince cezai şart ödemekle yükümlü bulunduğunu, davacının müvekkiline yaptığı 250.000,00 USD'lik ödemenin yarısı olan 125.000,00 USD'yi 6. madde kapsamında cezai şart olarak müvekkiline ödemesi gerektiğini, davacının ödediği 250.000,00 USD'nin 125.000,00 USD'nin cezai şart alacağı için mahsup edildiğini bu nedenle 125.000,00 USD'nin isteminin reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı-karşı davacı vekili, karşı dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmeye göre 25.04.2017 tarihinde ödenmesi gereken 350.000,00 USD'nin ödenmemesi nedeniyle davacı-karşı davalının temerrüte düşmesine rağmen sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, müvekkilince gönderilen ihtarnamede feshin kabul edilmediğini, bununla birlikte müspet zarar ve yoksun kalınan kâr payının saklı tutulduğunu, sözleşmede cezai şartla birlikte ayrıca uğranılan zararın da istenebileceğinin kararlaştırıldığını, karşı davalı tarafından hisse alım satım sözleşmesindeki edimin ifa edilmesi hâlinde satım bedeli olan 5.800.000,00 USD'nin müvekkilinin malvarlığına gireceğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin kâr kaybına uğradığını ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL müspet zarar, 1.000,00 TL yoksun kalınan kâr payı olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davacı vekili 24.10.2019 tarihli dilekçesi ile müspet zararın 500.000,00 USD olduğunu, 125.000,00 USD cezai şart ve müspet zarara mahsup edilen 125.000,00 USD'nin düşülmesiyle zararın 375.000,00 USD olduğunu belirterek, karşı dava tarihi olan 15.06.2017 tarihindeki kur üzerinden 375.000,00 USD karşılığı 1.313.587,50 TL alacağın bulunması nedeniyle 1.000,00 TL olarak talep edilen müspet zararını 1.312.587,50 TL arttırılarak toplam 1.313.587,50 TL'ye yükseltmiştir.Davacı- karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı- karşı davacı, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zararını ayrıca yoksun kalınan karı dava konusu yapmıştır. Karşı davacı tarafından, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması halinde sözleşmeye göre elde edeceği satım bedeli ile öz kaynak yaratarak elinde mevcut bulunan projede kullanılacağını, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle bu kaynaktan yoksun kalındığından zararın ortaya çıktığını ileri sürmüş, ayrıca 10/05/2018 tarihli dilekçesiyle ne şekilde zarara uğradığını ayrıntılarıyla açıklamış ve sözleşme feshedildiğinden 22/09/2017 tarihli protokol ile ..., ..., ... şirketlerine ait hisselerin dava dışı ...'ye satıldığını ve bu projenin 17/12/2017 tarihinde tamamlanabildiğini, her iki sözleşme arasında satım bedeli arasında fark olup, ikinci sözleşmedeki satım bedelinin daha düşük olmasından dolayı zarar ortaya çıktığı gibi projelerine geç başlanması nedeniyle de gelirden mahrum kalındığını belirtmiştir. Dosyada mevcut bulunan kök raporda, karşı davacının müspet zararının TBK'nun 236. maddesi çerçevesinde istenebileceği açıklanmıştır. Anılan maddede, borcunu ifa etmeyen alıcının, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlü bulunduğu, satım bedeline ödemede temerrüde düşmüş olan alıcının, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararı ödemesi gerektiği, başka bir deyişle satıcının müspet zarar olarak bu yönteme göre belirlenecek zararını isteyebileceği ifade edilmiştir ve maddenin devamında, satım konusu şeyin borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan olması halinde satıcının, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararının giderilmesini isteyebileceği açıklanmıştır. Kök raporda, bu madde kapsamında, taraflar arasındaki 02/03/2017 tarihli satım sözleşmesindeki satım bedelinin 5.800.000,00 USD olduğu, karşı davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen ikinci satış sözleşmesindeki bedelin ise 5.300.000,00 USD olup aradaki 500.000,00 USD'lik farkın zarar olarak ortaya çıktığı belirtilmiştir. Mahkememizce alınan ek raporda da, karşı davacının dava dışı şirketle akdettiği ikinci satış sözleşmesinin TBK'nun 236/2. maddesi çerçevesinde, dürüstlük kurallarına uygun olarak akdedilen bir sözleşme olduğu, zira her iki sözleşmenin imza tarihi arasında geçen beş aylık sürenin makul süre olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede asıl satış bedeli toplamının 5.801.000,00 USD olduğu, 38 taksitlik ödeme nedeniyle ayrıca 175.000,00 USD vade farkının olup, vade farkı dahil satış bedeli toplamının 5.976,000,00 USD miktarında bulunduğu, karşı davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmedeki satım bedelinin de 5.500.000,00 USD miktarında bulunması, böylece ikinci sözleşmedeki satış bedelinin düşük olması nedeniyle aradaki farkın karşı davacının zararı olup, talep edilmesinin mümkün  bulunduğu, karşı dava tarihi itibariyle sözleşmeler arasındaki değer farkından kaynaklanan zararın somut metoda göre fiilen ortaya çıkmadığı, ancak ikinci satışın gerçekleşmesiyle zararın somut olarak belirgin hale geldiği belirtilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında, karşı davacının TBK'nun 236. maddesi uyarınca, her iki sözleşmedeki satım bedeli arasında oluşan farkı isteyebileceği, TBK'nun 236. maddesinde açıkça, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, satıcının bu bedel ile başkasına yaptığı satıştan elde edebileceği  bedel arasındaki farkın giderilmesini isteyebileceğinin belirtildiği, karşı davalı satıcı şirketin, satım bedelini ödemede temerrüde düştüğü, sözleşmesi haksız olarak feshettiği dikkate alındığında, karşı davacının satıma konu şirket hisselerini başka bir sözleşmeyle başka bir şirkete satması ve bu satıştan elde edileceği bedelin daha düşük olduğunun anlaşılması karşısında bilirkişi raporundaki bu açıklamalara itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin uzun vadeli olması nedeniyle 175.000,00 TL vade farkının kararlaştırıldığı, karşı davacının başka firmayla yaptığı satım sözleşmesinde böyle bir farkın olmadığı anlaşıldığından vade farkı dikkate alınmadan her iki sözleşme arasındaki farkın zarar olarak ortaya çıktığı, ikinci sözleşme bedelinin 5.500.000,00 USD olduğunun sözleşme içeriğinden anlaşıldığı, dolayısıyla her iki sözleşme arasındaki farkın 301.000,00 USD olarak belirlendiği anlaşıldığından bu bedelin karşı davacının müspet zararı olduğu anlaşılmakla karşı davanın ıslah edildiği de dikkate alınarak 301.000,00 USD'nin karşı davalı- davacıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar karşı davalı- davacı taraf, karşı davacının elde ettiği gelirin bu bedelden mahsubu gerektiğini ileri sürmüşse de, alıcının temerrüdü halinde satıcının isteyebileceği zararın ne şekilde ne hesaplanacağı TBK 236. maddesinde açıkça belirtilmiş olup, mahkememizce bu doğrultuda zarar hesabı yoluna gidildiğinden davacı karşı davalının bu istemi yerinde görülmemiştir. Karşı davanın açıldığı tarih itibariyle ikinci satım sözleşmesi yapılmamış olsa da, TBK'nun 236/3. maddesinde, satıcının zararın tespiti için ikinci bir satış sözleşmesinin yapılmasına gerek olmaksızın, satım bedeli ile satıma konu olanın piyasa değeri arasındaki farktan kaynaklanan zararın giderilmesinin istenebilir olduğunun belirtildiği, bu yöntemin soyut metot olarak tanımlandığı, ancak karşı dava tarihinden sonra yargılama sırasında karşı davacının yeni bir satım sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşmenin dürüstlük kurallarına uygun bir sözleşme olduğunun açıklandığı ve artık soyut metot yerine TBK 236/2. maddesinde belirtildiği şekilde somut metoda göre zararın tespitinin mümkün hale geldiği ve bu bedelin şirketlerin faaliyet konusu ve karlılığı dikkate alındığında rayice uygun olduğunun tespit edilmesi nedeniyle ek raporda da belirtildiği üzere, somut yönteme göre belirlenen zararın hüküm altına alınabileceği kanaatine varılmıştır. Bunun dışında karşı davacı, geç yatırım yapabildiği, bu nedenle kar kaybına uğradığını ileri sürerek bu zararın tazminini de istemişse de, TBK 236. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, bu kalem zararı isteyemeyeceği kabul edilmiştir. Dosyada mevcut kök raporda, davacının ödediği 250.000,00 USD'nin, 125.000,00 USD'sinin davalının sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağı, 125.000,00 USD'sinin de müspet zararı nedeniyle takas mahsuba konu edilebileceği belirtilmiştir. Ancak davalı, ayrı bir dava açmak suretiyle müspet zararını karşı dava konusu yaptığından artık müspet zararının 125.000,00 USD'sinin esas davadaki davacı talebinden takas mahsubu mümkün görülmemiş, karşı davada ayrıca hüküm altına alınması gerektiği kabul edilmiş ve bu anlamda rapora itibar edilememiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle esas davanın kısmen kabulü ile 125.000,00 USD'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karşı davanın da kısmen kabulü ile 301.000,00 USD müspet zararın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine...\" gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 125.000,00 USD'nin TL karşılığı olan 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; karşı davanın kısmen kabulü ile 301.000,00 USD'nin TL karşılığı olan 1.054.372,20 TL'nin karşı dava tarihi olan 15.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı-karşı davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, 05.04.2017 tarihinde davalı şirket yetkilisince gönderilen mail içeriği dikkate alındığında, davalı şirket tarafından ... Kiralama AŞ ile müvekkil şirket arasında yeni bir sözleşme yapılamayacağı hususunun ve finansal kiralama şirketinin davacının ödeme tablosunu kabul etmediğinin davalılar tarafından bilindiğini, bu mailden sonra 25.04.2017 tarihinde müvekkilince sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin fesihten haberdar olduğu ve feshin müvekkilinin ödeme planınını davalının finansal kiralama şirketince kabul etmemesinden kaynakladığını bildiğini; Bilirkişi raporunda, davalı  şirketin zararının somut metoda göre dava tarihinde ortaya çıkmadığının belirlendiğini, dava tarihinde karşı davacının oluşmuş bir zararının bulunmadığını, buna rağmen sadece iki satış arasındaki  bedel farklılığının esas alınarak zarar belirlenmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin tarafların bilgisi dahilinde ortadan kaldırıldığını, bu nedenle davalı şirketin yaptığı ikinci satış sözleşmesinin davadan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin vadeli olduğunu, hesaplamada bu hususun dikkate alınmadığını, bunun yanı sıra 2017 Yılı Nisan ayı ile 2017 Yılı Eylül ayları arasında dava konusu devredilecek firmaların santralleri nedeniyle davalının ne kadar gelir elde ettiğinin bilinmediğini ve bu hususun bilirkişilerce araştırılmadığını;Her iki satış sözleşmesi arasında geçen 6 ay zarfında, santralleri işleten davalının elde ettiği gelirin, tüm ısrarlara rağmen bilirkişilerce hesaplanmadan farazi hesap yapılmasının hatalı olduğunu, ... Kiralama Şirketinin, yapılan sözleşmeyi beğenmeyerek kabul etmemesi sonucunda sözleşmenin ifa edilemez hâle geldiğini, mevcut sözlemenin finansal kiralama şirketince kabul edilmesi hâlinde müvekkilinin de sözleşme kapsamında edimlerini ifa edeceğini, ödemelerin finansal kiralama şirketine yapılması teklifinin, davalı şirketçe yapıldığını, normalde müvekkilinin finansal kiralama şirketi ile bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin edimini yerine getirerek peşinatı ve senetleri verdiğini, finansal kiralama şirketinin, talepleri kabul etmemesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, fesih ile davalının zararının doğmadığını, sözleşmenin davalı ile bağlı olduğu finansal kiralama şirketince uygulanmaz hâle getirildiğini, iki satış arasındaki altı ay boyunca faaliyetlerine devam ederek davalının kâr elde etmesinin dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.Davalı- Karşı davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece takas ve mahsup talebinin reddedilerek asıl davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini bildirdiği 25.04.2017 tarihli ihtara karşı keşide edilen 02.05.2017 tarihli ihtarla feshin haksız olduğunun bildirilerek talep edilen 250.000USD’nin Çerçeve Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca 125.00USD’sinin cezai şart olarak irat kaydedildi, uğradığı müspet zarar, kar kaybının belirlenmesinin ardından aşan tutarı talep hakkı saklı kalmak kaydıyla bakiye 125.000 USD’nin de bu zararlara mahsup edildiğinin bildirildiğini, ihtarın tebliğ edildiğini, sözleşenin 10. maddesindeki takas- mahsup etme hakkı uyarınca müvekkilinin haksız feshi sebebiyle uğradığı müspet zarar yönünden iadesi talep edilen 125.000 USD'nin müspet zarara takas ve mahsup edildiğini, karşı dava ve cevap dilekçesinin talep sonucunda da \"davacı-karşı davalının esas davadaki alacak talebini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, esas davada davacı-karşı davalıya ödenmesine karar verilecek bir alacak olması halinde, karşı davada müvekkil lehine belirlenecek müspet zarar ve yoksun kalınan kardan takas ve mahsubuna,\" denilerek iadesi talep edilen 250.000 USD'nin 125.000 USD'sinin müvekkil şirketin müspet zararından takas ve mahsup edilmesinin talep edildiğini, buna rağmen mahkemece dava açılması nedeniyle talepler konusunda ayrı ayrı karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle iadesi talep edilen 125.000 USD alacak kalemine karşı takas ve mahsup iradesinin 02.05.2017 tarihli ihtarla bildirildiğini, ihtarın  03.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davadan önce takas ve mahsup hakkının kullanıldığını, karşı davada terditli olarak takas ve mahsup hakkının kullanıldığını, raporla müvekkilinin 500.000,00 USD müspet zararının bulunduğunun belirlendiğini, müvekkilinin alacağının davanın alacağından fazla olduğundan asıl davanın takas nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece haksız feshi nedeniyle müvekkilin mal varlığına girmeyen 175.000,00 USD vade farkının dikkate alınmayarak bu miktarın da müspet zarara dâhil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, taraflar arasındaki pay devrine ilişkin çerçeve sözleşmenin feshi nedeniyle ödenen peşinatın iadesi; karşı dava ise sözleşmenin davacı tarafından haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle cezai şart alacağı ile uğranılan zararın tazmini taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı arasında düzenlenen \"Çerçeve Sözleşme\" başlıklı sözleşme ile payları davalı şirkete ait olan ... Üretim AŞ, ...Üretim AŞ ve ... Üretim AŞ'de bulunan davalı paylarının 5.800.000 USD bedelle davacıya satılması kararlaştırılmıştır. Ödeme şartları sözleşmenin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre satım bedelinin 250.000,00 USD'si 03.03.2017 tarihinde, 3.500,00 USD'si 25.04.2017 tarihinde ödenecektir. Kalan 150.000,00 USD 24.08.2017 tarihinde, 1.921.000,00 USD ise 38 taksitle ödenecek olması nedeniyle 175.000 USD vade farkı da eklenmek suretiyle ödeme tablosunda belirtilen kesin vadelerde davalıya ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede belirlenen vadelerin kesin nitelikte olduğu da taraflarca kararlaştırılmıştır. Kalan satım bedeli olan 3.130.000,00 USD'nin ise devir edilen şirketlerin ... Kiralama AŞ ile düzenledikleri finansal kiralama sözleşmelerinden kalan borçları üstlenmek suretiyle ödeneceği belirlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde, davacının 2.2. maddesinde belirlenen 350.000 USD'yi ödemesinin ardından 2.1. maddesindeki ödemenin de eksiksiz ve kesin vadede ödenmiş olması kaydı ile davalı şirketin tüm hisselerinin en geç yedi gün içerisinde ayrıca düzenlenecek hisse devir sözleşmesi ile davacıya devir edeceği kararlaştırılmıştır. 4. maddede davacının vereceği teminat ve ipotekler düzenlenmiştir.Sözleşmenin 5. maddesinde davacının, şirketlerdeki hisselerin devir edildiği tarihten itibaren en geç 10 gün içerisinde şirketler ile ... Kiralama AŞ arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmeleri, garantörlük sözleşmeleri vs. tüm sözleşmeler ile senetlerdeki ... ve ...'ın tüm kefalet ve garantörlüklerini sağlamayı, bunun için ... Kiralama AŞ tarafından talep edilen tüm teminatları vermeyi kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin 6. maddesinde, davacının 2.2. ve 2.3. maddesinde belirtilen ödemelerden herhangi birini yapmakta temerrüte düşmesi hâlinde ... herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın sözleşmeyi feshetme hakkına sahip bulunduğu, zararın tazmini hakkı saklı kalmak kaydıyla fesih hakkını kullandığı tarih itibariyle davacının ödediği tutarın % 50'sini cezai şart olarak ... tarafından irat kayıt edileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasında davalı- karşı davacıya ait bir kısım şirket paylarının devri için satım sözleşmesi düzenlenmiş ve bu sözleşmede tarafların edimleri belirlenmiştir. Buna göre satıcının edimi sözleşmede gösterilen şirketlerin paylarının devri için, bu sözleşmede belirlenen bir kısım şartlar yerine getirildikten sonra pay devir sözleşmelerinin düzenlemek, alıcının edimi ise devir edilecek paylar karşılığı satım sözleşmesinde belirlenen vadelerle satım bedelini ödemektir. Davacının sözleşmenin 2.2. maddesinde belirtilen 250.000,00 USD'yi vadesinde ödediği, 350.000,00 USD'yi fesih nedeniyle kesin vadede ödemediği sabittir. Davacı şirketçe keşide edilen 25.04.2017 tarihli ihtarla 02.03.2017 tarihli çerçeve sözleşmesinin borç üstlenmesine ilişkin 5. maddesinin davacının kusuru olmaksızın yerine getirilemediği belirtilerek, yapılan 250.000,00 USD'lik ödemenin iadesi istenmiştir.Davalı tarafından keşide edilen 02.05.2017 tarihli cevabi ihtarda feshin haksız olduğu, sözleşmenin 5. maddesine göre borcun üstlenilerek davalı şirket ile ortaklarının finansal kiralama borcundan kurtarılmasının davacının edimi olduğu, pay devrinin 25.04.2017 tarihinde yapılacak 350.000,00 USD ödemeden sonra yapılacağı, haksız fesih ve temerrüt nedeniyle sözleşmenin 6. maddesi kapsamında davacının yaptığı ödemenin yarısı olan 125.000,00 USD'nin  cezai şart alacağına mahsuben irat kaydedildiği, kalan 125.000,00 USD'nin ise haksız fesih nedeniyle uğranılan zararlara karşı mahsup edildiği ve fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş, ihtarda davacıya dava tarihinden önce tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki pay devir sözleşmesinden önce düzenlenen çerçeve sözleşmede davacı alıcı, sözleşmedeki kesin vadelerde devir bedelinin ödenmesi ile devir bedelinin bir kısmına karşılık şirketlerin tamamen devir alınacağı dikkate alınarak dava dışı ... Kiralama AŞ ile yapılan sözleşmedeki edimlerin üstlenilmesi davalı şirket ile ortakların borç, kefalet ve ortaklıklarının sona erdirilmesini üstlenmiştir. Davalı ise ikinci taksitin ödenmesinden yedi gün sonra pay devir sözleşmesini yapmayı üstlenmiştir. ... Kiralama AŞ'ye olan borçların üstlenilmesi ile davalı şirket ve ortağının kefalet vb. sorumluluktan kurtarılması ve borcun üstlenilmesi davacının edimidir. Davalının bu kapsamda herhangi bir taahhüdü bulunmamaktadır. Davacının bu edimini yerine getirmediği ve kesin vadede ödenmesi gereken ikinci taksiti ödemediği anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı kabul edilemez. Bu durumda sözleşmenin davacı- karşı davalının kusuruyla feshedildiği sabittir. Davalının cevabi ihtarıyla, cezai şart alacağına mahsuben bir kısım sözleşme bedelinin mahsup edildiği, yapılan mahsubun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği gibi dava dışı ... Kiralama AŞ ile yapılacak borç üstlenme sözleşmesi davacının edimi olup karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin ifada bulunmayı talep etmesi için kendi edimini yerine getirmesi veya yerine getirmeyi teklif etmesi TBK'nın 97. maddesinin gereğidir. Davacı- karşı davalı belirtilen şekilde bir işlem yaptığını kanıtlamamış ve kesin vadeyle belirlenen 350.00,00 USD taksiti ödemeyerek temerrüte düşmüştür. Davalı-karşı davacı şirket ile dava dışı ... Kiralama AŞ arasında organik bağ bulunduğu veya davalı şirketin borç üstlenmeyi engellediği de ileri sürülerek kanıtlanmamıştır. Dava dışı ... Kiralama AŞ'nin sözleşme yapmaya yanaşmamasının davalı-karşı davacı tarafından bilinmesi bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle  davacı tarafından ödenen 250.000,00 USD taksit ödemesinden cezai şart alacağı olan 125.000 USD'nin mahsup edilmesi yerinde olup, davacı-karşı davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan raporda, davacının sözleşmeyi haksız şekilde feshetmesi nedeniyle davalının uğramış olduğu zararın miktarı belirlenmiştir. Bu kapsamda, davalının takas mahsup savunmasında bulunması nedeniyle ilk taksit ödemesinden kalan 125.000,00 USD'nin mahsup edilmesi yerindedir. Davacının haksız feshi nedeniyle bu satış ile sonradan yapılan satış arasında objektif olarak davalının zararına bir fark oluştuğu belirlenmiş olup, TBK'nın 236. maddesi uyarınca borcunu ifa etmeyen alıcının, satıcının bu nedenle uğradığı zararları gidermekle yükümlü olduğu ilkesine göre davalının zararlarının tazmininden sorumlu tutulması hukuka uygundur. Zararın ne şekilde hesaplanması gerektiği anılan maddede belirlenmiş olup, bu madde gereğince hesaplama yapan bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmesi yerindedir. Taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen vade farkı alacağı TBK'nın 236. maddesi kapsamında zarar kalemleri arasında bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece sözleşmedeki vadenin dikkate alınmaması yerindedir. Zararın hesaplanmasında, sözleşme konusu şirket paylarının devir edilmeyerek sonraki devir tarihine kadar çalıştırılmasının zarar miktarına bir etkisi bulunmamaktadır. Zarar miktarı iki satım arasındaki farktan kaynaklanmakta olup, tarafların vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. TBK'nın 139. maddesinde \"iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her bir borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir .\" düzenlemesi ile takas beyanının ne şekilde ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Takasın ne şekilde hüküm ifade edeceği ise 143. maddede düzenlenmiştir. Davalı-karşı davacı dava öncesi keşide edilen ihtarla davacı-karşı davalı tarafından yapılan 250.000,00 USD ödemenin 125.000,00 USD'sinin sözleşmenin 6. maddesindeki cezai şarta mahsuben irat kaydedildiğini, kalan 125.000,00 USD'nin ise müspet zarara takas mahsup edildiğini ve fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğunu belirtmiştir. Karşı davada da belirsiz alacak davası şeklinde yoksun kalınan kâr ve müspet zarar talep edilmiş ve ödemenin takas/ mahsup edildiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonrası karşı davacının talep edebileceği miktar belirlendikten sonra, davalı- karşı davacı tarafından sunulan 24.10.2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile 500.000 USD olarak belirlenen müspet zarardan 125.000 USD ilk taksitten kalan miktarın mahsubu sonucu 375.000 USD alacağın karşı dava tarihindeki efektif alış kuru karşılığı olan 1.313.587,50 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Mahkemece yapılan değerleme sonucu vade farkı dikkate alınmadan davacının tazmini gereken zararı 301.000 USD olarak belirlenmiş ve bu miktar hüküm altına alınmıştır. Talep artırım dilekçesinde ilk taksitten kalan 125.000 USD mahsup edilmiştir. Her iki satım arasındaki fark, taraflar arasındaki satım sözleşmesindeki 175.000 USD dikkate alınmaksızın 301.000 USD'dir. Bu şekilde yapılan hesaplama TBK'nın 236. maddesindeki alıcının temerrütü halinde hesaplanacak tazminata ilişkin ilkelere de uygundur. Mahkemece karşı davada bu miktarın dikkate alınması yerindedir. Ancak mahkemece, tazminat konusunda karşı dava açılması nedeniyle asıl davadaki miktarın takasa konu edilemeyeceği kabul edilerek karar verilmiştir. Oysa, TBK'nın 139 ve 143. maddelerine  göre karşı davacının takas iradesinin dava öncesinde keşide edilen ihtarla davacı-karşı davalıya uluşması nedeniyle bu tarihte her iki borç, az olanı tutarınca sona ereceğinden takas savunması kapsamında asıl davanın reddine karar verilmesi ve bu miktarın mahsubu sonrası karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece asıl davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp, takas iradesinin dava tarihinden önce ulaşması nedeniyle,  davacı-karşı davalının bu iradeden haberdar olmasına rağmen dava açması nedeniyle asıl davanın takas savunması kapsamında reddine ve asıl davada davalı yararına nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bu yöne ilişkin davalı- karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulu ile davacı tarafından istenilen tazminatın niteliğinin de değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmede, davacının temerrüdü hâlinde, satıcının cezai şart alacağının doğacağı belirlenmiştir. Sözleşmenin 6. maddesinde ayrıca, uğranılan zarardan başka cezai şartın da talep edilebileceği kabul edilmiştir. TBK'nın 180. maddesinde \" Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası  gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.\" düzenlemesi bulunmaktadır. 181. madde ise \"Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır. Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre, taraflar arasındaki satım sözleşmesinde kararlaştırılan vade farkının satım bedeli olarak değerlendirilemeyeceği, ikinci satım sözleşmesine konu bedelin 5.500.000 USD olduğu ve iki satış arasındaki 301.000,00 USD'nin davalı-karşı davacının zararı olduğu açıktır. Sözleşmenin, davacı- karşı davalının temerrüdü sonucu ifa edilmemesi ile davalı -karşı davacının kaçırılmış fırsat kapsamında bu miktarda menfi zarara uğramıştır. Uğranılan zarardan yapılan ilk taksit ödemesi olan 250.000 USD olması nedeniyle sözleşmenin 6. maddesine göre davalı- karşı davacının 125.000,00 USD cezai şart alacağı bulunmaktadır. Ancak davalı- karşı davacının zararının bu miktardan fazla olduğu da belirlenmiştir. Cezai şartın mahsubundan sonra davacı- karşı davalının 125.000 USD bakiye taksiti kalacaktır. Tazmini gereken toplam 301.000 USD zararın 125.000 USD'sinin cezai şartla karşılandığı, ancak TBK'nın 180. maddesinde cezayı aşan zarar bulunması nedeniyle bakiye davacı alacağı olan 125.000 USD'nin de bu zarardan mahsubu ile karşı davada tazmini gereken gerçek bakiye zararın 51.000,00 USD olduğu anlaşılmaktadır. Uğranılan zararın, kararlaştırılan cezayı aşması ve alıcının fesihte kusurlu olması  hâlinde cezayı aşan tazminat da talep edilebilir. Alacaklının uğradığı zararın, kararlaştırılan ceza tutarını aşması halinde, alacaklı, bir kusuru bulunduğunu kanıtlamadıkça aşan miktarı isteyemez. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi kapsamında, karşı davalının sözleşmeyi açıkça ihlal ederek edimlerini yerine getirmemesi ve fesihte kusurlu olması nedeniyle, sözleşmenin feshine sebep olduğu ve karşı davacının cezai şartla karşılanamayacak zararına neden olduğu belirlenmiştir. Diğer bir anlatımla, yukarıdaki açıklamalara göre karşı davacının ceza koşulunu aşan zararı (301.000 USD- 12.5000 USD=) 176.000 USD olup, bu tutardan da davacı- karşı davalının ilk taksit ödemesinden bakiye 125.000 USD alacağının da düşülmesi gerekir. Bu hesaplama sonucu, karşı davacının bakiye alacağı 51.000 USD olmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, ceza koşulu alacağı toplam zarardan düşülmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Bu kapsamda asıl davanın takas mahsup savunması kapsamında reddine, karşı davanın bu takas mahsup kapsamda kısmen kabulü ile 51.000,00 USD karşılığı 178.647,78 TL'nin değişen oranlarda avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline, karşı davada fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Yargılama giderlerinin hesaplanmasında asıl dava tarihi olan 12.05.2017 günlü TCMB  efektif USD satış  kuru olan 3.5979 TL, karşı dava yönünden ise karşı davanın açıldığı 15.06.2017 tarihindeki 3.5145 TL üzerinden hesaplama yapılmıştır. Karşı davada davanın reddedilen kısmı için karşı davalı yararına vekalet ücreti takdir edilirken talep artırım dilekçesi ile dava değerini 375.000 USD olduğunun belirtildiği, toplam karşı davacı zararının 301.000 USD olarak belirlenmesi nedeniyle 74.000 USD'lik davanın esastan reddedilmesi nedeniyle bu miktarın karşı dava tarihindeki efektif satış kuru olan 3.5145 TL üzerinden belirlenen 260.073,00 TL üzerinden davacı-karşı davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karşı davanın kabul edilen kısmının takas savunması da dikkate alındığında toplam 301.000 USD olduğu, dava tarihindeki efektif satış kuruna göre karşı dava değerinin 1.057.864,50 TL olması nedeniyle, bu miktar üzerinden karşı davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılarak asıl ve karşı davaların esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak Dairemizce asıl ve birleşen dava hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;<br>A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN 1-Asıl davanın, takas mahsup nedeniyle reddine, 2-Alınması gereken 269,85 TL harcın, peşin yatırılan 15.369,75 TL harçtan mahsubu ile artan 15.099,90 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde  davacı ... AŞ'ye iadesine, 3-Asıl davanın reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince hesaplanan 129.000 TL nispi vekalet ücretinin  davacı ... AŞ'den  alınarak davalı ... İnş. Tic. Yat. AŞ'ye  verilmesine, 4-Davacı ... AŞ' tarafından yapılan toplam 3.200,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN 1-Karşı davanın takas savunması kapsamında kısmen kabulü ile 51.000,00 USD karşılığı hesaplanan 179.239,50 TL alacağın, karşı dava tarihi olan 15.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte, karşı davalı ... AŞ'den alınarak karşı davacı ... İnş. Tic. Yat. AŞ'ye verilmesine, kabul edilen ve takas dışında kalan fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan harç tarifesi gereğince karşı davanın kabul edilen  kısmı üzerinden hesaplanan 72.262,72 TL karar harcından, peşin yatırılan 34,16 TL harç ile 22.422,76 TL tamamlama harcı toplamı 22.456,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 49.805,80 TL harcın, karşı davalı ... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 146.365,10 TL nispi vekalet ücretinin karşı davalı ... AŞ'den  tahsili ile karşı davacı  ... İnş. Tic. Yat. AŞ'ye verilmesine, 4-Karşı davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 41.010,95 TL nispi vekalet ücretinin karşı davacı ... İnş. Tic. Yat. AŞ'den alınarak, karşı davalı  ... AŞ'ye verilmesine, 5-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan toplam 3.196,80 TL yargılama giderinden, karşı davanın kabul/ret oranına göre (takdiren %20) belirlenen  2.556,00 TL yargılama gideri ile 34,16 TL peşin harç, 22.422,76 TL ıslah harcı toplamı 25.012,92 TL'nin karşı davalı ... AŞ'den tahsili  ile karşı davacı ... İnş. Tic. Yat. AŞ'ye verilmesine, bakiye kısmın karşı davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Taraflarca yatırılıp kullanılmayan gider avanslarının, hüküm kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, 7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı- karşı davalı ... AŞ tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 18.060,44 TL istinaf karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı- karşı davalıya iadesine, b-Davalı- Karşı davacı ... İnş. Tic. Yat. AŞ tarafından  sarf edilen 148,60 TL başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 7.739,27 TL istinaf karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde karşı davacıya iadesine, c-Taraflarca harcanan istinaf  kanun yolu giderlerinin, kararın mahiyetine göre  kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  05.10.2023  tarihinde, oybirliğiyle ve  kesin  olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca,  gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee2b0db55aac349b","SID":"e135847a4094b753"}}