{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/571 <br>KARAR NO: 2023/1783<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 08/12/2022<br>NUMARASI: 2020/781 Esas - 2022/903 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 16/10/2023<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; 18/11/2012 günü meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olan ...'ın öldüğünü, aracın Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında zorunlu taşımacılık sigortasının yaptırılması gereken bir araç olduğundan varisleri tarafından aracın zorunlu taşımacılık sigortasının yapılmaması nedeniyle ...na başvurulduğunu, ... tarafından aracın zorunlu taşımacılık sigortası kapsamına girmediği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, aynı şekilde bu kez davacı şirkete başvurulduğunu, davacı şirketçe de talebin reddedildiğini, bunun üzerine muhatabın davacı şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonunda 2013/1954.61 sayılı davayı açtığını, aleyhlerine verilen kararın, Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... E. nolu dosyasıyla takibi konduğunu ve bu dosyaya 97.795,00 TL ödediklerini, Sigorta Tahkim Komisyonunun 16/09/2015 tarih ve 2015/18-K sayılı yeni kararı ile Yargıtay'ın mezkur bozma kararına uygun olarak karar verdiğini ve bu kararın itiraza uğramayarak kesinleştiğini, Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde cebri icra tehdidi altında ödedikleri tazminatların sorumluluğunun davalıda olması nedeniyle, davalıya başvurulduğunu, davalı tarafından Yargıtay kararının aksine bu taşımanın şehirlerarası yolculuk kapsamında olmadığı gerekçesiyle başvurunun kabul edilmediğini belirterek 97.795,00 TL'nin 31/12/2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kurumun Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesine göre kurulduğunu, yasada belirtilen nedenlerle ödeme yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara (aracın işletenine, sürücüsüne, diğer sorumlulara ve mirasçılarına) rücu etme hakkının tanındığını, Sigorta Tahkim Komisyonunun Yargıtay'ın bozma kararına uyarak kesin karar vermiş olsa dahi bu kesinleşmenin o davaya ilişkin olduğunu, huzurdaki rücu davasında yani borçlular arasındaki iç ilişkide bir anlam taşımadığını, sorumluluk davası ile rücu davasının taraflarının ve hukuki temellerinin farklı olması nedeniyle huzurdaki dava açısından ortada kesin bir hüküm bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu karayolları taşımacılık mali sorumluluk sigortası (ZKTMS) yaptırma zorunluluğunun bulunmadığını, ... plakalı aracın kaza anında ticari amaçla taşımacılık yaptığının kabulü halinde dahi davalı kuruma aracın ZKTMS sigortasının olmadığından bahisle husumet yöneltilemeyeceğini, zira il sınırları ile 100 Km'ye kadar şehirler arası yolcu taşımacılığıyla ilgili düzenlemeye yasada yer verilmediğini, bu hususun belediye sınırları içinde belediyelere bırakıldığını, somut olayda ... plakalı aracın Erzurum'dan ilçesi olan ...'a yolcu taşıdığını, bunun il içi yolcu taşımacılığı olduğunu, dolayısıyla dava konusu yolcuğunun ZKTMSS kapsamında olmadığından davalı kurumun sorumluluğunun doğmadığını, kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma hesabının uzman bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğini, ...nın sorumluluğunun poliçedeki teminatla sınırlı olduğunu, davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 92.614,30 TL'nin dava tarihi olan 25/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığını, kazaya karışan aracın taşıma kartı bulunmaması ve taşıma kanunu’nda belirtilen evraklara sahip olmaması nedeniyle zorunlu taşımacılık sigortası kapsamında taşımacılık yapabilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu destekten yoksun kalma tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, müterafik kusur araştırmasının yapılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ...'nın sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu bu sebeple verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, hükmolunacak tazminat tutarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, mahkemece hükümde belirtilen faiz başlangıç tarihi ve türünün hatalı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin11/11/2020 tarih, 2018/3860 Esas ve 2020/3909 Karar sayılı kararı ile \"...dosya incelendiğinde;  dava dışı ... (kendine asaleten çocukları ... ve ...’e velayeten) tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine desteğin ölümü nedeni ile destekten yoksun kalma tazminat talebi ile  Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine başvuru yapılması üzerine  Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 14/03/2010 tarih, K-2013/2077 sayılı kararı ile \"davacı eş ... için 57.896,40 TL ...m için 1.592,73 TL. ... için 6.131,35 TL ... için 9.074,17 TL tazminatın davalıdan tahsiline\" karar verildiği, bu kararın başvuru sahipleri tarafından Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  dosyasıyla icra takibine konulduğu, davacı ... Sigorta tarafından icra dosyasına  97.795,00 TL ödeme yapıldığı ancak  kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 25/12/2014 tarih, 2014/7371 Esas ve 2014/19410 Karar sayılı ilamı ile  davacılardan ..., ... ve ...'a için verilen karar miktar yönünden kesin olduğundan temyiz isteminin reddine, davacı ...’a yönelik temyiz itirazının kabulüne ve ...na rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigortası poliçe limitleri dahilinde başvurulabileceğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrasında Uyuşmazlık Hakem Heyeti 16/09/2015 tarih, K-2015/18 sayılı kararı ile  karar vermiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  25/12/2014 tarih, 2014/7371 Esas ve 2014/19410 Karar sayılı ilamı ile vurgulandığı üzere müteveffanın ölümü ile hak sahiplerine ödenen tazminattan davalı ...nın sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre davacının davalıya rücu edebileceğinin kabulü gerekir. ... O halde yapılması gereken davacı Sigorta Şirketi tarafından destek ...'ın ölümü nedeniyle hak sahibi olan eş ve çocuklarına yapılan ödeme için sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre gerçekte tazminattan sorumlu olan davalı ...na rücu edebileceğinden Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti dosyası getirtilerek Yargıtay bozması sonrasında Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin denetlenmesi, aktüer bilirkişiden dava dışı destekten yoksun kalan  anne ... ile çocuklar ..., ... ve ...'a ödenecek destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması ve davacının hak sahiplerine   yaptığı ödeme tarihine göre asıl alacak (varsa vekalet ücreti ve yargılama giderleri de dahil), işlemiş faiz, icra harç ve giderleri konusunda rücu edilebilecek tazminat miktarının hesaplanması için denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi\" gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dava, davacı sigorta şirketi tarafından ödenen trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...ndan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Aynı olay nedeniyle açılan ve eldeki dava bakımından kuvvetli delil niteliğinde bulunan tazminat davalarının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay\t17. Hukuk Dairesinin 25/12/2014 tarih, 2014/7371 Esas ve 2014/19410 Karar sayılı ilamı ile de vurgulandığı üzere desteğin yolcu olarak bulunduğu  minibüsün yolcu taşımacılığı yapmasına rağmen zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunmadığı anlaşıldığından ... Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesine gereğince ...na rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigortası poliçe limitleri dahilinde başvurulabileceğinden davalı  ... vekilinin taşımanın  Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında olmadığına  değinen  istinaf itirazı yerinde değildir. Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı müterafik kusur,  avans faiz uygulanmasına ve faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talepleri  bulunmadığından davacı yararına bu yönlerden oluşan usulü kazanılmış hak nedeniyle istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 26/06/2013 başvuru tarihli 2013/E.1954.61 sayılı dosyası ile K-2015/18 sayılı 16/09/2015 tarihli kararının kesinleşmiş olmasına, İlk Derece Mahkemesince  Dairemiz kararı uyarınca aktüer bilirkişiden dava dışı destekten yoksun kalan anne ... ile çocuklar ..., ... ve ...'a ödenecek destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması ve davacının hak sahiplerine yaptığı ödeme tarihine göre Erzurum ... İcra Dairesinin ... Esas ve Erzurum ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyalarına davacı tarafça yapılan ödemeni miktarının tespiti için alınan 21/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre dava dışı destekten yoksun kalan anne ... ile çocuklar ..., ... ve ...'a yapılan ödemenin 98.019,57 TL, vekalet ücretinin 11.330,65 TL olarak hesaplandığı ancak mahkemenin önceki kararının davacı tarafça istinaf edilmemesi nedeniyle davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu hususu dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak 92.614,30 TL üzerinden hüküm kurulmasında  isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.326,48 TL harçtan peşin alınan 1.581,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.744,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a1f568de2a24c72","SID":"bdd35a3fc1891499"}}