{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/773 <br>KARAR NO: 2023/3010<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2021<br>NUMARASI: 2021/467 Esas -  2021/1098 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının borçları nedeniyle davalı hakkında icra takipleri başlatılmış ve taşınmazlarına haciz konulduğunu, müvekkilin firmanın da taşınmazlar üzerinde alacak ve haczi mevcut olduğunu, diğer bir alacaklı olan ... Bankası AŞ nin talebiyle Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... talimatı ve İstanbul ... İcra dairesi ... sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlar cebri icra ihale yoluyla ihale yoluna gidildiğini, ihaleye katılan müvekkilin taşınmazların bedelini ödeyerek taşınmazların maliki olduğunu, fazlaya ilişkin hakkı saklı tutulmak üzere davalının şimdilik toplam 75.000,00 TL. Tazminatı ve taşınmazları açık arttırmayla aldığı 07/08/2017 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin hak arama ve anayasal hak olarak tanınan adil yargılanma hak ve hürriyetin içerisinde yasal hakkını kullandığını, davacının gayrimenkul, ihale sonrası hemen tapu devrinin yapılmamış olmasını, müvekkilinin kusuru olarak göstermesi çabasının haksız olduğunu, taşınmazların satış ihalesi yasaya uygun usullere göre yapılmadığı gibi ihaleye fesat karıştırılmış olmasının ciddi bir ihbar ve dava süreci olduğunu, dava süresi boyunca tapu devrinin yapılmamış olmasının yasal dava sürecinin bir sonucu olduğunu, bu kuralı da müvekkilinin koymadığını, hukuki sürecin işlediğini belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"Dava açma hakkı Anayasal bir haktır. Davaya konu olayda, davacının ihale yoluyla aldığı taşınmazı geç teslim almasında davalının yasal dava açma hakkı sınırlarını aştığı ispat edilemediğinden açılan davanın reddine \" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının haksız davaları nedeniyle, ihale ile aldığı taşınmazı geç teslim aldığını ve bu nedenle zarara uğradığını, zarara davalının sebep olduğunu, mahkemenin eksik incelemeyle, karar verdiğini, gerekçenin yetersiz ve yerinde olmadığını ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Küçükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/740 esas  2017/1159 Karar sayılı ilamında ; Yapılan ihalede kamu düzenine aykırı memur muamelesine rastlanmamış ve  şikayetçi yanca ileri sürülen diğer iddialarda ihalenin feshi nedeni olarak görülmemiş olup açıklanan nedenlerle şikayetin reddine şikayetçi tarafa ihale bedelinin %10 u oranında para cezası verilmesine\" karar verilmiş , kararın temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/13104 Esas-  2019/2951 Karar sayılı ilamında belirtilen \" Borçlu ihaleye fesat karıştırıldığını ileri sürerek bu konuda tanık listesi vermiş olup, ilk derece mahkemesince, borçlunun bildirdiği tanıklar ve gerektiğinde ihaleyi gerçekleştiren icra görevlisi ve tellal da dinlenerek fesat iddiası konusunda bir değerlendirme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.\" gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma sonrası mahkemece bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde; \"Şikayetin REDDİNE, Şikayetçi tarafa ihale bedelinin %10 u olan 22.405,00-TL para cezası verilmesine\" karar verilmiş ve karar yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.  İncelenen dosya kapsamında davalının ihalenin feshini talep ederken iddia ettiği hususların genel ihale feshi sebepleri olduğu, somut bir dayanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Anayasa'da Hak Arama Hürriyeti olarak tanımlanan ve yargı mercileri önünde hak arama, ihbar ve şikayet ve dava açma özgürlüklerini de kapsayan haklar vardır. Hiç kuşku etmemek gerekir ki, sözü edilen bütün bu hak ve özgürlükler asla sınırsız  değildir.  Bir  diğer anlatımla toplumda sulh ve huzurun gerçekleşmesi, adil bir dengenin kurulabilmesi için, bu Anayasal hakların gösterdiği özellikler itibariyle başkalarının hak ve çıkarlarıyla olan ilişkilerine göre daraltılması ve ve genişletilmesi gerekir. Hak ve çıkarların karşı karşıya gelmesi, yani hukuki çıkarların (yararların) çatışması halinde çatışan çıkarlar arasındaki sınırın, MK.nun 1. maddesindeki ana kural uyarınca hakim tarafından büyük bir özenle çizilmesi gerekir. Hakim, çatışan çıkarlar arasındaki bu sınırın MK'nun anılan maddesi uyarınca hukuk yaratarak belirlerken, Adalete uygun bir sonuca varması için öğretide ve uygulamada kabul edilmiş ve genelleşmiş olan kıstaslardan da yararlanmalıdır. Hiç Kuşku yok ki, hukuken korunan varlıklar olarak haysiyet, şeref ve hak arama özgürlüğü soyut kavramlar olarak ele alındığından birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hukukça korunan üstün hak ve çıkarın var olması da tek başına asla yeterli değildir; aynı zamanda bu hak ve çıkarın kötüye kullanılmamış olması da gerekir. Anayasamızın 36 maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup dava açma hakkı Anayasal bir hak ise de bu hakkın sınrları içinde kullanılması gerekir. Davaya konu olayda; Davacının ihale yoluyla aldığı taşınmazı geç teslim almasının ve bu sebeple oluşan zararının sebebi davalının açmış olduğu ve yasal dava açma hakkının sınırlarının aşıldığı ihalenin feshi davasıdır. İhalenin feshi davası sebebiyle davacı taşınmazı geç teslim almıştır. Oluşan zararla davalının eylemi arasında uygun illiyet bağı da mevcut olup davacının taşınmazını geç teslim almasından kaynaklanan zararının kapsamı belilenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay \t4. Hukuk Dairesi Esas No: 2017/3553 - Karar No: 2018/1561,  Yargıtay \t4. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/6009 - Karar No: 2019/378). Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/467 Esas - 2021/1098 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talep halinde kendilerine iadesine,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9ca9ad6b4632321f","SID":"f4f3d0e1e132a035"}}