{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/739 Esas<br>KARAR NO: 2023/923<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/12/2019<br>NUMARASI: 2019/231 Esas, 2019/1575 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ ( Faturadan Kaynaklı ) <br>KARAR TARİHİ: 28/09/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin 01/02/2010 - 31/12/2010 tarihi arasında davalı şirkete danışmanlık hizmeti verdiğini, bu hizmet karşılığında 19/10/2011 tarih,166300 nolu ve KDV dahil 1.945.285,00 TL'lik bir fatura düzenlediğini, davalının fatura bedelini KDV hariç ödediğini, ancak faturanın KDV'si olan 296.738,44 TL'nin ödenmediğini, Kadıköy ... Noterliğinin 30/04/2014 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile KDV alacaklarının ve işlemiş faizinin ödenmesi istenmişse de sonuç alamadıklarını, bunun üzerine İstanbul Andolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının borca ve ferilere itiraz ederek takibi durdurduğunu, başka bir davaya konu edilen 19/10/2011 tarih, ... nolu faturada belirtilen KDV alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali hususunda, davalı ile grup şirketi olan ... Ticaret AŞ aleyhine İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/355 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ve bu davanın kabulüne karar verildiğini ileri sürerek 296.738,44 TL asıl alacak ve 54.805,15 TL işlemiş faiz yönünden davalının takibe itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıdan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; takipte borçlunun ... Ticaret AŞ. olarak gösterilmesine ve bu şirketin takibe itiraz etmesine rağmen, itirazın iptali davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan ... Tic. AŞ'ye açıldığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini,  bu itirazları saklı kalmak kaydıyla  taraflar arasında danışmanlık hizmeti verilmesine dair sözleşme olmadığını, takip borçlusunun davacıdan aldığı danışmanlık hizmeti bulunmadığını, takip konusu faturaya itiraz edip iade ettiklerini, verilmeyen bir hizmet için KDV talep edilmesinin haksız olduğunu,  takibe dayanak ... nolu faturanın eski TTK döneminde tanzim edildiğini, eski TTK döneminde şirketlerin faaliyet alanı dışında işlem yapmasının yasak olduğunu, davacının faaliyet alanında danışmanlık hizmetinin yer almadığını savunarak davanın reddine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin 04/07/2018 tarihli kararı ile; davacının faturaya konu KDVyi beyan etmeyerek Devlete ödemediği, bu nedenle davalıdan talep hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.<br>DAİREMİZİN KARAR İLAMI Dairemizin 04/04/2019 tarih ve 2018/3228 Esas, 2019/656 Karar sayılı kararı ile; dava değeri üzerinden harcın ikmal edilmesi gerekiği ve dava değerine göre davanın tek hakim tarafından değil, heyetçe yürütülmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi 30/12/2019 tarihli kararı ile; dava dışı 19/10/2011 tarih ... nolu faturada belirtilen KDV alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline dair İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/355 Esas sayılı dosyasında görülen davanın kabul edildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, emsal dosyada da davacı şirketin hizmet verdiği ve KDV alacağına hak kazandığının kabul edildiği, davalıya gönderilen ihtarname ile verilen ödeme süresi dikkate alındığında davalının 17/05/2014 tarihinde temerrüde düştüğü, KDV alacağının takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 26.340,66 TL olduğu, KDV alacağının likit olduğu, reddedilen miktar yönünden kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 296.738,44 TL asıl alacak ve 26.340,66 TL işlemiş faiz yönünden devamına, fazlaya dair istemin reddine, asıl alacağın % 20'si tutarında icra tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının davaya konu ettiği KDV'yi Devlete ödemediği gibi, faturadan itibaren 5 yıllık süre dolduğundan yasal olarak KDV'yi ödemesinin mümkün olmadığını, davacının fatura konusu hizmet bedellerini ilgili Vergi Dairesine süresi içinde beyan etmediğini, emsal olarak gösterilen karara konu faturada, davacının KDV'yi pişmanlık beyannamesi ile Devlete bildirmesi konusunda sürenin geçmediğini, bu nedenle anılan dosyanın bu dosyaya emsal olamayacağını, sundukları Yargıtay kararlarında, aksi kararlaştırılmamışsa KDV'yi hizmet görenin ödemesi gerektiği belirtilmesine rağmen, bu kararların dikkate alınmadığını, faturanın tanzim edildiği tarih itibarıyla taraflar arasında hiçbir ilişki bulunmadığını, faturanın tanziminden 5 ay önce davacı şirket yetkilisinin azledildiğini, müvekkilinin davaya konu faturayı iade ettiğini, faturanın müvekkilinin usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olmadığını belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, KDV alacağı ve işlemiş faizinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 24/08/2016 tarihli dilekçesi ile maddi hata nedeniyle ... Tic. AŞ'nin taraf olmaktan çıkarılmasını, ... Ticaret AŞ'nin davalı olarak eklenmesini talep etmiş, mahkemece HMK'nın 124 maddesi gereği taraf değişikliği talebi kabul edilmiştir. Dosya kapsamından, davacının 19/10/2011 tarih ... nolu faturada belirtilen 296.738,44 TL KDV alacağı ile 140.950,00 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının süresinde borca ve ferilerine itirazı üzerine  296.738,44 TL KDV alacağı ile 54.805,15 TL işlemiş faiz yönünden davalının takibe itirazın iptalinin talep edildiği görülmektedir. İlk olarak mahkemenin 04/07/2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin  2018/3228 Esas, 2019/656 Karar sayılı kararı ile nisbi harcın ikmali ve davanın heyetçe yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle karar kaldırılmıştır. Kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, davacının KDV alacağının bulunduğu, takip tarihine kadar istenen işlemiş faizin talep edilen kadar olmayıp 26.340,66 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 296.738,44 TL KDV alacağı ve  26.340,66 TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinafa konu edilen uyuşmazlık, davacının KDV alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan 26/01/2018 tarihli raporda; davacının yevmiye defterinin 2010 ve 2011 yılı kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davalının ilgili defterlerinin mevzuata uygun tasdikleri yapılmakla birlikte muhasebe standartları açısından kayıt nizamına uymayan kayıtlar içerdiği; davalının da bulunduğu grup şirketlerinin davacı şirket yetkilisini 01/06/2011 tarihli azilname ile azlettiği, sunulan belgelere göre davacının davalının vergisel sorunlarını çözdüğü;  takip konusu 19/10/2011 tarih, ... nolu ve 1.945.297,34 TL tutarlı faturanın davacı defterlerine işlendiği, davacı şirket kayıtlarına göre davalı tarafından avans mahiyetinde davacıya 1.648.546,90 TL ödendiği, davacının bakiye 296.750,44 TL alacağı bulunduğu; davalı defterlerinde anılan fatura kayıtlı olmayıp, 1.926.546,90 TL görünen davacı alacağının ortaklara borçlar hesabı adı altında ortak hesabına virman yapılmak suretiyle kapatıldığı ve bakiye kalmadığı; davacının takibe konu faturadaki hizmet bedelini ve KDV'yi ilgili kuruma beyan etmediği, VUK'da belirtilen 5 yıllık beyan süresinin de dolduğu, davacının Devlete ödenmeyen KDV tutarı yönünden davalıdan KDV alacağı bulunmayacağı belirtilmiştir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 187/1 maddesi].  Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/13-597 E. 2020/501  K. Sayılı kararı) Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222/2 fıkrası; \"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.\" hükmünü düzenlemektedir. Alacağının varlığını ve miktarını ispat yükü davacıya ait olup davacı, fatura konusu hizmeti verdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Fatura akdi ilişkiyi, mal teslimini ya da hizmet alımını tek başına kanıtlayamaz. Davacının sadece kendi ticari defterlerine dayanarak davasını ispat ettiği kabul edilemez. Somut davada, tarafların ticari defterlerinde taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğu görülmekte ise de, davalı defterlerinde davacının alacağı bulunmayıp, takibe konu 1.648.546,00 TL hizmet bedeli, 296.738,44 TL KDV tutarı olmak üzere toplam 1.945.297,34 TL fatura da davalı defterlerine işlenmiş değildir. Davacı anılan fatura konusu hizmeti davalıya verdiğini ispat etmelidir. Davacı sadece kendi defterlerine dayanarak fatura konusu hizmeti verdiğini de ispatlayamaz. O halde davacının takibe konu fatura konusu hizmeti verdiğini ispatlayamadığı gözetildiğinde, bu faturadan dolayı KDV alacağını talep hakkı da bulunmadığından,  davacının ispatlanamayan davasının reddine, davacının takip başlatmakla kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davacının ispatlanamayan davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin   2019/231 Esas, 2019/1575 Karar ve 30/12/2019 tarihli kararının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davacının ispatlanamayan davasının REDDİNE, b)Davalının kötü niyet tazminat talebinin de REDDİNE, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.255,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.986,14 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e)Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 5.518,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.248,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından yapılan 57,50 TL istinaf yargılama gideri ile 418,45 TL istinaf  başvurma ve karar harcı olmak üzere toplam 475,95 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/09/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dcd7962540abc3ff","SID":"45b5ae1e1f903712"}}