{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/107 <br>KARAR NO: 2023/1522<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20.10.2022<br>NUMARASI: 2021/712 E. - 2022/913 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz<br>Taraflar arasında görülen yabancı hakem kararının tenfizi davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Londra'da gerçekleşen tahkim yargılaması neticesinde verilmiş ve kesinleşmiş olan ... numaralı ve 4 Ağustos 2020 tarihli ve ... numaralı ve 13 Ocak 2021 tarihli hakem kararlarının 1958 Tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında Sözleşme (New York Sözleşmesi) ve Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun(MÖHUK) uyarınca tenfizine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve  dava etmiştir. Davalılar vekili savunmasında özetle;  tarafların 17 Ocak 2020 tarihli sözleşme ile ayçiçeği tohumlarının ... CIF sözleşmesi şartlarına göre satılması konusunda anlaştıklarını, müvekkili ... 27 Şubat 2020 tarihinde attığı mesaj ile ambarlarında yaşanan teknik sorunlar nedeniyle mümkün olması halinde satıcının  sözleşme konusu yükü 20 Mart  2020 tarihinden önce yüklememesini rica ettiğini, ancak aynı gün gelen cevap ile müvekkilinin işbu talebi davacı firma tarafından kabul edilmemiş olup yüklemeye başlandığını ve yüklemenin tamamlanması akabinde taşımaya ilişkin evrakların müvekkil ile paylaşılacağının belirtildiğini ancak davacının söz konusu bitki sağlığı sertifikası ve konşimento gibi yasal belgeleri davalı tarafa göndermediğini, davacının ilerleyen günlerde müvekkillerin sözleşmeden cayma gibi bir iradesi söz konusu değilken davacı müvekkilin sözleşmeyi ihlal ettiğini beyan ettiğini ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan teslimat tarihleri arasında sözleşme konusu malları dava dışı ... isimli firmaya sattığını belirttiğini,  davacının, davalıya ait malları üçüncü bir firmaya satmakla ve müvekkili zarara uğratmakla yetinmeyip sözde uğradığı  zararlar için tahkim yoluna başvurduğunu, müvekkilerin herhangi bir sözleşme ihlalinin bulunmadığını, davacının uğramış olduğu herhangi bir zararın olmadığını zira ... ve ... firması arasındaki 33168  (davacı tarafından eklenen) satış sözleşmesine göre fiyatın ton başına 421 USD olup sözleşmeler arasında farkın olmadığını ve satıcının zararının olmadığını, MÖHUK’un 62. maddesi ile New York Sözleşmesi'nin V. maddesinin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinin esasa ilişkin koşullarının düzenlendiğini,  işbu şartların birinin yokluğu halinde yabancı hakem kararının tenfizi isteminin reddinin gerektiğini, işbu huzurda açılan tenfiz davasında da gerek MÖHUK gerekse de New York Sözleşmesi'nde düzenlenen şartlar oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, tarafların ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olduğunu,   müvvekkili  ... açısından husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine;  tenfiz şartlarının oluşmadığı, tenfizi talep edilen hakem kararının savunma haklarını ihlal edilerek verildiği ve  Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği nazara alınarak davanın esas bakımından reddine,  yargılama giderinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Türk Hukukunda Yabancı Hakem Kararları'nın tenfizine ilişkin farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden birisi 5718 Sayılı Mülletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun olup bu kanunun 60 ve 63. maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. İkinci düzenleme Türkiye tarafından onaylanan Yabancı Hakem Kararları'nın Tanınması ve Tenfizi Hakkında NewYork Kanvansiyonu'dur. Ayrıca Türkiye'nin bazı devletlerle yaptığı iki taraflı adli yardımlaşma anlaşmalarında hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilşkin hükümler yer almaktadır. 4686 Sayılı Kanunun 1. maddesinde amacının, Milletlerarası Tahkime ilişkin Usul ve Esasların düzenlenmesi olduğunun ifade edildiği, devamında da yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağı ifade edilmiştir. Ayrıca Tahkim Anlaşması tanımı ve şekli ile mahkemede tahkim itirazı ve anlaşması başlıklarını taşıyan 4. ve 5. maddelerinin tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda uygulanacağı açıklanmıştır.  Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya konu taraflar arasındaki uyuşmazlıkta 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ve 5718 Sayılı MÖHUK'nun 60. ve devamı maddeleri ile New York Konvansiyonunun V. maddesindeki hükümlerin uygulanacaktır. Bu düzenlemeler uyarınca davacı vekili tarafından istenen tahkim kararı aslı, onaylanmış sureti, kesinleşme şerhi, apostil şerhi ve tercümeleri usulüne uygun olarak dosyaya ibraz edilmiştir.5718 sayılı MÖHUK ile hemen hemen aynı hükümleri içeren New York Konvansiyonun 5.maddesi ile hakem kararlarının tenfizine ilişkin şartlar mahkeme tarafından resen dikkate alınacak şartlar ve aleyhine tenfiz istenen tarafça ispat edilebilecek şartlar olarak iki başlık altında toplanmıştır. Mahkeme tarafından resen aranacak şartlar arasında hakem kararının tenfiz devletinin hukukuna göre tahkim yolu ile çözümü mümkün bulunmayan bir meseleye ilişkin olması ve hakem kararının tenfizi istenen devletin kamu düzenine aykırı olmaması şeklinde iki olumsuz şart getirilmiş olup, dava konusu uyuşmazlığa baktığımızda taraflar arasındaki uyuşmazlığın bizim hukukumuzda da tahkim yolu ile çözülmesi mümkün ve kamu düzenimize aykırılık teşkil etmeyen bir konuya ilişkin olduğu görülmüştür.Aleyhine tenfiz istenen taratça ispat edilmesi gereken şartlar bakımından  ise, tarafların tahkim sözleşmesi yapma ehliyetlerinin olmaması veya tahkim sözleşmesinin taraflarca tabi kılındığı kanuna ya da taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz olması, aleyhine hüküm dermeyan olunan tarafın hakem tayininden veya prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olması veyahut delillerini dermeyan etme imkanını elde edememiş olması, hakem kararının hakem sözleşmesinde veya hakem şartına konu edilmeyen bir ihtilafa ilişkin olması yahut hakem sözleşmesi veya hakem şartının kapsamını aşan hükümleri içeriyor olması, hakem mahkemesinin teşkilinin veya hakemlik prosedürünün tarafların anlaşmasına veya anlaşmada açıklık olmayan hallerde hakemliğin cereyan ettiği yer kanunu hükümlerine uygun olmaması, hakem kararının taraflar için bağlayıcılık kazanmamış, verildiği yer kanunu veya tabi olduğu kanun bakımından yetkili bir makam tarafından iptal edilmiş veya hükmün icrasının geri bırakılmış olması taraf bakımından ileri sürülebilecek olumsuz şartlar arasında sayılmıştır.Bu bağlamda hakem kararının verildiği yer hukukuna (uygulanacak hukuk olan İngiliz Hukukuna) uygun hükümler içermediği yönünde karşı tarafça bir itiraz ileri sürülmemiş olup, uyuşmazlığın hakem kararının verildiği ülke kanuna göre taraflarca kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştiği, ibraz edilen kesinleşme şerhli onaylı karar örneği ile anlaşılmıştır.Hakem kararlarının incelenmesinde hakem tayini usulünde da davalı tarafa çağrı yapılıp, savunma haklarını kullanması kanusunda bilgilendirilmesinde de bir usulsüzlük bulunmadığı görülmüş, nitekim davalı tarafın tahkim merciine cevap dilekçesi sunması da usulüne uygun çağrı yapıldığını göstermektedir. Somut olayda davalı taraf, tahkim şartını içeren dava konusu sözleşmenin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmadığından bahisle tahkim şartının geçersizliğini ileri sürmüştür. Ancak davalı taraf, tahkim yargılamasında bu hususu ileri sürmediği gibi taraf beyanları ve taraflar arası yazışmalardan taraflarca sözleşmenin benimsendiği, bu nedenle taraflarca benimsenen sözleşmedeki tahkim şartının geçerli olmadığı yönündeki savunmanın Medenin Kanunun 2. Maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırı  görülmüştür. Biran için bu geçersizliğin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanımı olarak görülmese dahi; 4686 Sayılı Yasanın 4. maddesinde, tahkim sözleşmesinin veya şartının yazılı olması gerektiği ve bu yazılı olma koşulunun bir belgeyle ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine, davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması halinde gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Somut olayda,  taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde davalı tarafın tahkimden haberdar olduğu ve davalı tarafın tahkim yargılamasında tahkim şartının geçersiz olduğunu ileri sürmediği, dolayısıyla New York Sözleşmesi’nin 2. maddesi uyarınca taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi kurulduğu kabul edilmiş ve davalının bu yöndeki itirazları kabul görmemiştir.Öte yandan davalı taralın uyuşmazlığın esasına ilişkin itirazları da incelenmiştir. Türk tenfiz hakimi kural olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemez. Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğuracaktır. Tüm bu nedenlerle yabancı tahkim kararında tenfize engel bir durum olmadığı ve tenfiz şartlarının yerine getirildiğine kanaat getirilerek aşağıdaki şekilde davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu 4634 numaralı ve 4 Ağustos 2020 tarihli ve 4634A numaralı ve 13 Ocak 2021 tarihli FOSFA Tahkim Kararları'nın tenfizine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU NEDENLERİ  Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sürecinde verdikleri dilekçelerde ve beyanlarda belirttikleri üzere, davada usulü eksiklikler bulunduğunu, tenfiz şartlarının olmadığını, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki savunmaları gereğince değerlendirmediğini, davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini süresinde yerine getirmediğini, mahkemenin 16.06.2022 tarihli celsesinde davacı tarafa tahkim şartı içeren sözleşme aslını dosyaya sunması için iki haftalık kesin süre verildiğini, davacı vekilinin 30.06.2022 tarihli dilekçe ile sözleşme aslını sunma zorunluluğu olmadığını belirterek bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ilk derece mahkemesinin bunu görmezden gelerek ve tahkim sözleşmesinin davalı şirket yetkililerince imzalanmadığı yönündeki savunma araştırılmadan karar verildiğini, mahkemenin davalı savunmalarını dürüstlük kuralına aykırı bulduğunu, bunun kabulünün mümkün olmadığını; tahkim anlaşmasının ehliyetsiz kişiler tarafından imzalanmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihadının bu yönde olduğunu, iş bu tenfiz davasının başından beri bu yönde savunma yaptıklarını, dosyaya fotokopisi sunulan sözleşmede yer alan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, şirket yetkilisinin duruşmada isticvap edildiğini, imzanın kendisine ait olmadığını söylediğini, mahkemece imza örneklerinin alındığını ancak imza incelemesi yapılmadığını, bunun usule aykırı olduğunu, mahkemece taraflar arasında bir sözleşme kurulduğu beyan edilmiş ise de taraflar arasında söz konusu ticaretin hiçbir zaman yapılmadığını, bu hususun dosyaya sunulan dilekçe ve delillerle ortada olduğunu, nitekim henüz sözleşmeler müzakere aşamasındayken teslim tarihi konusunda ortaya çıkan anlaşmazlık nedeniyle sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından  imzalanmadığını; tahkim yargılaması sırasında müvekkilinin savunma haklarının ihlal edildiğini, mahkemenin aksi yöndeki gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, mahkemenin bu konuda yeterli gerekçede yazmadığını, davacının tahkim yargılamasına konu zararın doğumuna ilişkin belgelerini sunmadığını, bu konuda davacıdan fatura, dekont vs sunmasını talep etmelerine rağmen,  böyle bir belge sunulmadığını, buna rağmen hakem heyetinin davacının beyanlarını ve whatsupp mesajlarını dikkate alarak karar verdiğini, hukukumuzda davacının iddiasını delillerle ispat etmesi gerektiğini, taraflardan birinin uhdesinde bulunan delilleri sunmamış olmasının diğer tarafın iddia ve savunmalarını kanıtlayabilmesine doğrudan etki etmesi hâlinde bu delile dayanan kişinin delili dosyaya sunmamasının hem usule hem de esasa aykırılık teşkil ettiğini, davacı delillerini dosyaya sunsaydı buna göre savunma imkanlarının olacağını, böylece savunma haklarının ihlal edilmiş olduğunu, hakem heyetinin bu anlamda tarafsız davranmadığını, bu hususun tenfiz engeli oluşturduğunu, ayrıca kamu düzenine de aykırılık oluşturduğunu; tenfiz talebine konu hakem kararının kamu düzenine aykırılık oluşturması nedeniyle tenfizinin mümkün olmadığını, New York Sözleşmesi'nin V/2/b ve MÖHUK'un 62/1.b maddeleri uyarınca kamu düzenine aykırılığın tenfiz engellerinden olduğunu, kamu düzeni kavramının Yargıtay içtihatlarıyla açıklığa kavuşturulduğunu, Türk hukukunda dava konu alacak bakımından miktar itibariyle HMK'nın 200 vd maddeleri uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu ancak tahkim yargılamasında davacının  iddialarını senetle yani yazılı belgelerle kanıtlayamadığını buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin Türk kamu düzenini ihlal ettiğini, ayrıca davacının delillerinin sunmamasının davalıların savunma haklarını da kısıtlaması nedeniyle Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu; ilk derece mahkemesi kararında gerekçe gösterilmeksizin kamu düzenine aykırılık bulunmadığının belirtildiğini, oysa yukarıda açıklandığı üzere davacıların tahkim yargılaması sırasında hiçbir belge ve delil sunmamış olmaları nedeniyle, hem senetle ispat kuralının ihlal edilmesi hem de bunun bir sonucu olarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğu; mahkeme kararında yeterli gerekçe bulunmadığını, kararda gerekçe bulunmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini; ilk derece mahkemesinin kararında usule ilişkin itirazları değerlendirmediğini, davaya cevap dilekçesinin usule ilişkin itirazlar bölümünde davalılardan ... AŞ'nin davaya konu edilen tahkim sözleşmesinde borçlu olmamakla birlikte yalnızca diğer davalı .... Ltd. Şti'ne kefil olduğunu bildirdiklerini, kefil konumundaki davalıya yönelik açılan tenfiz talebinin hukuka aykırı olduğunu bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirttiklerini ancak mahkemenin bu konuda karar vermediğini; bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istemiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı cevaplarını içeren dilekçesinde özetle;Davalılar vekilinin, davacının sözleşme aslını sunmayarak ispat yükünü yerine getirmediğine dair savunmasının kabul edilemeyeceğini, New York Sözleşmesinde sınırlı olarak sayılan tenfiz engellerinin somut olayda bulunmadığını, New York Sözleşmesi'nin IV/1.b maddesi uyarınca hakem sözleşmesinin aslının veya aslına uygunluğunu gösteren onaylı bir suretinin gösterilmesinin yeterli olduğunu, hakem kuruluşu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunduklarını, tahkim şartı içeren sözleşmenin taraflar arasında elektronik ortamda teati edilerek kurulduğunu ve ifasına başlandığını, sözleşmenin davalı yetkilisi tarafından imzalanmadığına dair savunmanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, New York Sözleşmesi'nin II. maddesi uyarınca tahkim anlaşmasında aranan yazılı şekil şartının gerçekleşmesi için taraflarca elektronik ortamda sözleşme metninin teati edilmesinin yeterli olduğunu, ayrıca davalıların kabulünde olup ifasına başlanan bir sözleşmenin geçersiz olduğunu söylemenin çelişkili olduğunu, kaldı ki geçerlilik konusunda İngiliz hukukunun belirleyici olduğunu, İngiliz hukukunda geçerlilik için imza şartı aranmadığını, aynı konuda 4686 sayılı MTK'nın 4/son maddesinde de açıklama yer aldığını, buna göre Türk hukuku bakımından da elektronik ortama geçirilmiş ve saklanabilen metinlerin yazılılık şartını yerine getirmeye yeterli olduğu gibi, yine aynı hüküm uyarınca, yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz etmemesi hâlinde de yazılılık koşulunun gerçekleşmiş kabul edileceğinin hükme bağlandığını, tahkim yargılaması sırasında davalıların tahkim anlaşmasının geçerliliğine dair herhangi bir itiraz yada defi ileri sürmediğini, dolayısıyla tahkim anlaşmasının geçerliliğini benimsemiş olduğunu, tahkim yargılaması sırasında davalılara savunma hakkının verildiğini, cevap dilekçesi sunduklarını, savunmalarının hiçbir yerinde tahkim anlaşmasının geçerliliğine itiraz etmediklerini, ayrıca davalılar vekilinin iş bu tenfiz davasına cevap dilekçesinde taraflar arasında 17.01.2020 tarihli sözleşme ile ticari ilişkinin kurulduğunu belirttiğini, ancak şirket yetkilisinin duruşmadaki beyanında aksini ileri sürdüğünü, davalılar vekilinin cevap dilekçesindeki beyanlarıyla çelişen beyanları ileri sürdüğünü, davalıların satım sözleşmesi ifasına yönelik ikrarların whatsapp yazışmalarıyla kanıtlandığını, buna rağmen sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğunu, hakem kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığını, davalı tarafa tahkim yargılaması sırasında savunma hakkının verildiğini, ayrıca tenfiz davalarında işin esasının incelenemeyeceğini, kamu düzeni kavramı çerçevesinde esasın incelenmesinin mümkün olmadığını, davalılar vekilinin kamu düzenine dayanarak esası inceleme yasağını bertaraf etmeye çalıştığını, ispat bakımından senetle ispat kuralına uyulmamasının kamu düzenine aykırılık oluşturduğunun ileri sürüldüğünü, oysa bu hususun kamu düzeniyle ilişkisi bulunmadığı gibi ispat bakımından uygulanacak hukukun İngiliz hukuku olduğunu, ayrıca tenfiz davasında esasa ilişkin değerlendirme yapılamayacağından ispatın tahkim yargılamasında gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenemeyeceğini, davalı ... Şirketi bakımından husumet ehliyetinin mevcut olduğunu, satım sözleşmesinde imzasının bulunduğunu, bu nedenle tahkimde onun da taraf gösterilmesinde usule aykırılık bulunmadığını, tenfiz davasının taraflarının tahkim yargılamasındaki taraflar olduğunu, nitekim davalı ...'in tahkim yargılaması sırasında hiç bir zaman husumet itirazında bulunmadığını, tenfiz şartlarının mevcut olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.3731 nolu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 08.05.1991 tarihinde kabul edilerek 21.05.1991 tarihli Resmî Gazetede yayınlanmıştır. Yasanın 1. maddesinde, 10 Haziran 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin, ikinci maddedeki beyanın yapılması suretiyle onaylanmasının uygun bulunduğuna yer verilmiştir. 2. maddede, Türkiye Cumhuriyetinin sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem ve tenfizi hakkında uygulanacağı, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağının beyan edildiği belirtilmiştir. Tahkimin yapıldığı ülke olan İngiltere de Sözleşme'ye taraftır. Bu Sözleşme 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiştir. Anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır (AKINCI, Ziya, Milletlerarası Tahkim, İstanbul, 2020, s.450-451). Bu açıklamalar ışığında, iş bu istinaf incelemesine konu davada MÖHUK hükümleri değil, New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmiştir. Prensip olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için,  kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre,  Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur. Davacı tarafça usulüne uygun şekilde onaylanmış kesin olarak verilen hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği  dosyaya ibraz edilmiş, ilk derece mahkemesince muhafaza altına alınmıştır.Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1. maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada ,yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır .Sözleşmenin V . maddesinde tenfiz engelleri ( tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem  heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa İlişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve  mahkemece; a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğudur .Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu nedenlerle, davalı vekilinin hakem kararının esasına dair iddialarının dinlenmesi mümkün değildir.  Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2000/2-1051 Esas, 2000/1068 Karar ve 21.06.2000 tarihli emsal ilamında; \"...Tanıma ve tenfiz hakiminin prensip olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği, gerek yabancı karara uygulanmış usul, gerekse kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin tanıma ve tenfiz hükmünün inceleme konusu dışında olduğu, bu sistemin  (revision aufonal) yasağı olarak ifade edildiği, usulde veya kararın hükmünde yapılmış olan hataların tanıma ve tenfiz kararına kural olarak etkili olamayacağı...\" şeklinde ifade edilmiştir.Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde;Öncelikle resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli değerlendirilmelidir. Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık uluslararası ticari satıma ilişkin olup HMK'nın 408 ve MTK'nın 1/4 maddeleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir.Resen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. Davalılar vekili de kamu düzenine aykırılık iddiasında bulunarak kararı istinaf etmiştir. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: \"...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir.Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.\". (Kamu düzeni konusunda ayrıca bakınız:  (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı).Davalılar vekili, kamu düzenine aykırılık iddiasını iki nedene dayandırmaktadır: İlk olarak davalılar vekili, Türk hukukuna göre davaya konu miktardaki uyuşmazlıklar bakımından HMK'nın 200 vd. maddeleri uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacının iddia ettiği zararı kanıtlayacak herhangi bir senet veya belge sunmadığını, bu konudaki ispat yükünü yerine getirmediğini, buna rağmen hakem heyetinin davacı iddialarını ve dosyadaki whatsapp yazışmalarını esas alarak hüküm verdiğini, davacının delillerini sunmamasının davacının iddialarına karşı davalının savunma yapma haklarına da zarar verdiğini, bu durumun Türk kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda yapılan hukuki açıklamalar kapsamında da vurgulandığı üzere, yabancı hakem kararlarının tenfizi davalarında mahkemenin inceleme yetkisi, yasada ve uluslararası sözleşmede sınırlı olarak sayılmış olan tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığının denetlenmesiyle sınırlıdır. Bunlar dışındaki bir sebeple hakem kararlarının tenfizi talebinin reddi mümkün değildir. Bu bağlamda, hakemlerin delil değerlendirmeleri, ispata dair değerlendirmeleri ve sübuta ilişkin vardıkları sonuçların isabetli olup olmadığı mahkemece denetlenemez. Kamu düzeni kavramı da bu sınırlı inceleme kuralını bertaraf edecek şekilde geniş yorumlanamaz. Kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede \"Hukuk ve tahkim\" başlıklı maddede ve devamındaki \"Genel koşullar\" başlıklı maddede, tahkime uygulanacak hukuk olarak İngiliz hukuku seçilmiş, tahkim yerinin Londra olduğu ve FOSTA 11 Kuralları'nın uygulanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla ispat konusunda Türk usul hukuku kurallarının uygulanması söz konusu değildir. Yargılama sırasında hakemler tarafından davalılara savunma hakkının tanındığı, davalılar vekilinin cevap dilekçelerini verdiği, böylece savunma ve adil yargılanma hakkının temin edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Tahkim yargılamasında davacının elindeki delilleri hakeme sunduğu anlaşılmakta olup davalının aleyhine olacak şekilde herhangi bir delili gizlediğine dair somut veri bulunmadığından, tahkim yargılaması sırasında davacının dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davrandığına dair iddialar da yerinde görülmemiştir.  Dolayısıyla davacının bu yönlere ilişkin kamu düzenine aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin kamu düzenine aykırılık bakımından ileri sürdüğü ikinci husus ise davacının zarara ilişkin delillerini tam olarak sunmaması sonucu davalıların savunma haklarının kısıtlandığı, evrak asıllarının sunulmadığı, hakemlerce verilen kesin süre içinde sözleşmenin sunulmadığı ve ilk derece mahkemesinin kararında yeterli gerekçe bulunmadığı, kamu düzenine aykırılık bulunmadığına dair ilk derece mahkemesi kararında gerekçe bulunmamasının da davalıların adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ve bunun kamu düzenine aykırılık oluşturduğu iddialarıdır. Tahkim yargılaması sırasında davacının herhangi bir delili gizlediğine dair somut bir olgu davalı tarafça kanıtlanmamıştır. Davacı taraf tahkim yargılaması sırasında tarafların elektronik ortamda teati ettikleri sözleşme örneğini, whatsapp yazışmalarını ve tüm delillerini sunmuştur. Bunun dışında davalının aleyhine olacak herhangi bir delili sakladığına dair somut bir iddia davalı tarafça ortaya konulmamıştır. Hakem heyetinin, yargılama sırasında sunulan delilleri değerlendirip bir hüküm vermesinin kamu düzenine aykırılık olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca ilk derece mahkemesi kararında yeterli gerekçe mevcuttur. Davalılar vekilinin ileri sürdüğü tenfiz engelleri gerekçeli kararda mantıksal bir bütünlük içinde değerlendirilmiş olup davalılar vekilinin bu bakımlardan ileri sürdüğü kamu düzenine aykırılık iddiaları yerinde görülmemiştir. Davalılar vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesinde:Davalılar vekili, tahkim şartını içeren sözleşmenin davalı şirketi temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, bu nedenle tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalılar vekili, sözleşme aslının davacı tarafından sunulmadığı gibi sunulan sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, şirketin imza sirkülerine göre davalı şirketi temsile yetkili kişinin duruşmada dinlendiğini, imza örneklerinin alınmasına rağmen  imza incelemesi yapılmadan karar verildiğini, tahkim şartının geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Tahkim şartı, temel ilişkiyi düzenleyen 17.01.2020 tarihli sözleşme içeriğinde yer almaktadır. Öncelikle davacı, davayı karara bağlayan tahkim kurumu tarafından onaylanmış bir sözleşme örneğini dosyaya sunmuştur. New York Sözleşmesi'nin 4/1.b bendi uyarınca sözleşmenin onaylı örneğinin sunulması yeterlidir. İlk derece mahkemesi ara kararıyla tahkim şartı içeren sözleşme aslının sunulması istenmişse de bu ara kararından vazgeçilmiştir. İddia ve savunma içeriğine göre, sözleşmenin e posta yoluyla teati edilmek suretiyle kurulduğu anlaşılmaktadır. Tahkim sözleşmesinin yazılı yapılmasına dair New York Sözleşmesi'nin 3/2. maddesinde, taraflar arasında karşılıklı olarak gönderilen mektup veya telgraf kayıtlarının yazılılık şartını yerine getirmeye yeterli olduğu belirtilmiştir. E posta yoluyla yapılan yazışmanın bu kapsamda değerlendirilmesi mümkündür. Kaldı ki Türk hukukunda da yazılılık koşulu MTK'nın 4/2. maddesinde daha geniş düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, \"Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması\" hâlinde yazılılık koşulu gerçekleşmiş sayılır. Bu hüküm bakımından da e posta yoluyla teati edilen sözleşme ile kurulan tahkim anlaşmasının geçerli olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki davalılar vekili, tahkim yargılaması sırasında, tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğuna, bağlayıcı olmadığına dair bir itiraz ya da defi ileri sürmemiş, hakemlerin yetkisine itiraz etmemiştir. Bu nedenle de tahkim yargılaması sırasında taraflar arasında tahkim anlaşmasının geçerli olduğunun benimsendiği kabul edilmelidir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki tahkim anlaşmasının geçerliliği, tahkim anlaşmasının tabi kılındığı hukuka göre belirlenir. Davalılar vekili, İngiliz hukukuna göre tahkim anlaşmasının geçersiz olduğuna dair bir iddia ileri sürmemiştir. Davalılar vekili, tahkim yargılaması sırasında verdiği cevap dilekçelerinde, tahkim anlaşmasının geçersizliğine ve hakemin yetkisinin bulunmadığına dair bir itiraz ileri sürmemiş, esasa dair savunma yaparak hakemlerin yargılama yetkisini benimsemiştir. Davalılar vekili, tenfiz davasına verdiği cevap dilekçesinde, ikinci sayfada A.1 bendinde, tarafların 17 Ocak 2020 tarihli sözleşme ile ayçiçeği tohumlarının satılması konusunda anlaştıklarını, davalıların sözleşmeye aykırı bir davranışının bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Bu beyan, sözleşme ilişkisinin kabulü niteliğinde olup, ardından sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığının savunulması, çelişkili davranış niteliğindedir. Davalı şirketin sözleşmenin ifasına yönelik yazışmaları, tahkim yargılamasındaki savunmaları dikkate alındığında, sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkisiz olduğu bir an için kabul edilse dahi devam eden süreç sonucunda örtülü olarak hukuki işlemin onandığı ve davalıyı bağlayacağının kabulü isabetlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2003/6774 Esas, 2004/3751 Karar ve 09.04.2004 tarihli emsal kararında, davalı adına tahkim şartını da içeren sözleşmeyi imzalayan vekile verilen vekaletnamede tahkim şartı veya sözleşmeyi imzalama  yetkisi mevcut değilse de davalının hakemde defalarca kendisine yapılan tebligata rağmen tahkim şartının kendisi yönünden bu nedene dayalı olarak geçersiz olduğu yönünde bir itirazda bulunmadığı, şayet davalının hakem yargılaması sırasında böyle bir savunmada bulunsa idi davacının bu savunmayı yerinde görerek uyuşmazlığın mahkemede çözümlenmesi cihetine gidebileceği veya tahkim şartının geçerli olduğu yönünde savunma yapabileceği, böylece gereksiz zaman ve masraf kaybını önleyeceği, tahkim şartını içeren sözleşme hükümlerinin davacı tarafından ifasına başlanmasından sonra ve tahkim yargılamasında böyle bir savunmada bulunmayan davalının tenfiz sırasında böyle bir savunmada bulunmasının TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirtilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ve emsal içtihat ışığında, davalılar vekilinin tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğuna ve imza incelemesi yapılması gerektiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalılar vekili, hakem heyetinin tarafsız olmadığını ileri sürmüş ve bu beyanını, davacının delillerini toplamadan ve bu konuda davalının talepleri dikkate alınmadan, sadece davacının sunduğu yetersiz delilleri esas alarak hüküm verdiği iddialarına dayandırmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, davacı tarafın tahkim yargılaması sırasında davalıların yararına olacak herhangi bir delili sakladığına dair somut bir beyan ve delil sunulmamıştır. Davalılara da delillerini sunma ve savunma yapma olanağının tanındığı anlaşılmaktadır. Hakem heyetinin dosya kapsamına ve davacı tarafından sunulan delillere göre karar vermiş olması, hakemlerin tarafsızlığını ihlal eden bir durum olarak kabul edilemez. Hakem heyetinin, gördüğü davada delilleri değerlendirmek konusunda özerkliği mevcut olup delilleri değerlendirirken tarafsız davranmadıklarına ilişkin bir husus tespit edilmediğinden, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalılar vekili, ilk derece mahkemesinin usule ilişkin itirazları karara bağlamadan esas hakkında hüküm verdiğini, davalılardan ...AŞ'nin sözleşmede kefil konumunda olup davada husumet ehliyetinin bulunmadığını, mahkemenin bu hususta bir karar vermediğini ileri sürmüştür. Tahkim şartı içeren 17 Ocak 2020 tarihli sözleşme incelendiğinde; ...AŞ'nin sözleşmede imzasının bulunduğu, tahkim yargılamasında da garantör olarak davalı sıfatıyla yer aldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili de ... AŞ'nin sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını benimsemektedir. Tahkim yargılaması sırasında kefaletin ya da garantinin geçersizliğine ya da bu şirketin tahkim sözleşmesinin tarafı olmadığına dair bir savunma ve itiraz ileri sürülmemiştir. Hakem kararında davalı ...AŞ, \"Garantör\" olarak tanımlanmış ve sorumlu tutulmuştur. Garanti sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair tahkim yargılamasında bir savunma ileri sürülmemiş, hakemlerce yargılama yapılıp hüküm verilmiştir. Hakem nezdinde garanti sözleşmesinin geçersiz olduğu ileri sürülseydi, hakemlerce İngiliz hukukuna göre bir değerlendirme yapılabilirdi. Ancak böyle bir savunma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Tenfiz davasında hakem kararının esasının incelenmesi mümkün değildir. Bu husus, herhangi bir tenfiz engeli kapsamında da kalmadığından, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 108,45 TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Davacı vekili tarafından istinaf incelemesi sırasında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de nihai karar verilmiş olup İİK'nın 257 vd. hükümleri uyarınca ilk derece mahkemelerinden ihtiyati haciz talep edilebileceğinden, bu konuda Dairemizce karar verilmesine yer olmadığına dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 29.09.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9d45129b365bcdf","SID":"4855f663ec6ddd5b"}}