{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br>KARAR TARİHİ\t: 17/10/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 12/04/2023<br>NUMARASI\t: Esas  Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALILAR\t: 1-<br>VEKİLİ\t: Av. <br>\t2-<br>\t3-<br>DAVA\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 17/10/2023<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/10/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; 03/06/2018 tarihinde...sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın geri geri hızlı bir şekilde hareket etmesi sonucunda pazar alışverişi yapan müvekkili ...' ın yaralandığını, kaza ile ilgili Konya Cumhuriyet Başsavcılığının... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını, davalı ....' in olayın oluşunda tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin 02/03/1962 doğumlu olup kaza tarihinde 56 yaşında olduğunu, kaza sonrası müvekkilinin Özel Medicana Hastanesinde tedavi gördüğünü, müvekkiline Lomber Vertebra Kırığı teşhisi koyulduğunu, müvekkilinin ameliyat sonrası evde uzun süre yatmasına ve kontrollere gitmesine rağmen eski sağlığına kavuşamadığını, müvekkilinin fiziksel engeli nedeniyle ekonomik geleceğinin olumsuz etkilendiğini, müvekkilinin ağır bir tedavi sürecinden geçtiğini, bu süreçte müvekkilinin birçok yan gideri karşılamak zorunda kaldığını, uzman hekimler tarafından mevcut tedavi evrakları ve muhtemel giderler göz önünde bulundurularak hesap yapılmasını talep ettiklerini, uzun bir süre tedavi sürecine maruz kalan ve kalıcı sakatlığının kalması nedeniyle müvekkiline manevi tazminat ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin yoksun kalacağı olanakların ve üzerinde bırakacağı olumsuz etkiler gözetilerek 50.000,00 TL manevi tazminatın müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, kazaya karışan aracın sigortası olmadığı için sigorta şirketine yöneltilecek davanın ...hesabına yönetildiğini, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasından bahisle öncelikle ...plakalı aracın üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, bedensel zarara uğrayan müvekkili lehine şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL belgelendirilemeyen/faturalandırılamayan tedavi gideri ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın davalılar...ve ... Ltd. Şti. yönünden olay tarihinden; davalı ...Hesabı yönünden sigorta limitleri aşılmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar...ve ... Ltd. Şti. yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müşterek ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı taraf vekili 06/03/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle;  dava dilekçesinde; 100,00 TL olarak talep ettikleri geçici iş göremezlik tazminatını 16.595,75 TL' ye, 100,00 TL olarak talep ettikleri sürekli iş göremezlik tazminatını 471.295,07 TL' ye, 100,00 TL olarak talep ettikleri geçici bakıcı gideri taleplerini 9.132,75 TL' ye, 100,00 TL olarak talep ettikleri tedavi gideri taleplerini 16.780,50 TL' ye çıkardıklarını, bu bağlamda toplamda dava değerini 513.404,07 TL artırarak 513.804,07 TL'ye çıkardıklarını ve neticeten 513.804,07 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin, dava dilekçesinde belirtildiği gibi davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  \t<br>Davalı ...hesabı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, bu nedenle dava şartının gerçekleşmediğinden davanın reddedilmesi gerektiğini, mahkememizin işbu davaya bakmaya görevsiz olup görevli mahkemesinin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin mesuliyetinin kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde otopark olduğu dikkate alındığında davacının ağır kusurlu olduğunun ortada olduğunu, davacıya zarar veren motorlu aracın geçerli bir sigorta poliçesinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davacı tarafa yapılan ödemelerin de mahkemece dikkate alınması gerektiğini, tazminat hesabında genel şartlarda açıklanan yöntem dışında yapılan hesaplamaların geçersiz olduğunu, maluliyet oranı tespitinin kaza tarihindeki yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiğini, ayrıca davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığının yapılacak bilirkişi incelemesi ile netleşeceğini, davacıda maluliyet olmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin kazada kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, kazaya sebebiyet veren ve tam kusurlu olanın davacı olduğunu, geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri, ulaşım yemek giderlerinin tazmini yönündeki taleplerin 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartları uyarınca teminat dışında olduğunu, kabul anlamına gelememek üzere mahkemece geçici iş göremezlik noktasında inceleme yapacak ise SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiğini, müvekkiline karşı önceden yapılan bir başvuru olmadığından müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüde düştüğü iddialarının asılsız olduğunu, ortada hukuken ticari bir dava bulunmadığından davacı tarafça talep edilen avans faizinin hukuka aykırı olduğundan bahisle davacının haksız davasının öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar...ve ... Ltd. Şti.' ye usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap dilekçesi vermedikleri gibi duruşmalara da katılmadıkları anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Mahkememizce temin edilen 03/01/2023 tarihli aktüerya bilirkişisi raporun incelenmesinde; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile P.M.F. Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamada; Davacı ....' ın; 1-)03.06.2018 — 18.04.2019 Tarihleri Arası Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının; 16.595,75 TL, 2-)03.06.2018 — 18.11.2018 Tarihleri Arasındaki Geçici İş Göremezlik Dönemi Bakıcı Gideri Zararının; 9.132,75 TL olduğu, tedavi giderinin 16.780,50 TL olduğu, Tedavi Klozu Sorumluluk toplamının (kaza tarihindeki kişibaşı tedavi klozu teminat limiti: 360.000,00TL) 42.509,00 TL olduğu, 19.04.2019-31.12.2023 işlemiş bilinen aktif dönemdeki sürekli iş göremezlik tazminatının 100.183,65 TL olduğu, 01.01.2024-02.04.2036 işleyecek bilinmeyen aktif dönem sürekli iş göremezlik tazminatının 540.460,82 TL olduğu, sakatlık klozu sorumluluk toplamının (kaza tarihindeki kişibaşı tedavi klozu teminat limiti:360.000,00 TL) 640.644,47 TL olduğu, maddi tazminat genel toplamının 683.153,47 TL olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik ile TRH-2010 Yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamada ise; 1-)03.06.2018 — 18.04.2019 Tarihleri Arası Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının; 16.595,75 TL, 2-)03.06.2018 — 18.11.2018 Tarihleri Arasındaki Geçici İş Göremezlik Dönemi Bakıcı Gideri Zararının; 9.132,75 TL olduğu, tedavi giderinin 16.780,50 TL olduğu, Tedavi Klozu Sorumluluk toplamının (kaza tarihindeki kişibaşı tedavi klozu teminat limiti: 360.000,00TL) 42.509,00 TL olduğu, 19.04.2019-31.12.2023 işlemiş bilinen aktif dönemdeki sürekli iş göremezlik tazminatının 51.019,45 TL olduğu, 01.01.2024-17.09.2042 işleyecek bilinmeyen aktif dönem sürekli iş göremezlik tazminatının 420.275,62 TL olduğu, sakatlık klozu sorumluluk toplamının (kaza tarihindeki kişibaşı tedavi klozu teminat limiti:360.000,00 TL) 471.295,07 TL olduğu, maddi tazminat genel toplamının 513.804,07 TL olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.<br>\tMahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirme sonucunda; davacı vekilince davalılar aleyhine açılan bu davada; davacı ...' ın 03.06.2018 günü ... Mahallesinde bulunan pazar alanında yürüdüğü sırada duran davalı...'in kullandığı ...plakalı aracın harekete geçmesi ve geri geri gelmesi sureti ile davacıya çarpması neticesinde davacının yaralandığı, kazadan sonra davalı ....in kaza mahallini terkettiğini, davalının kullandığı ...plakalı aracın davalı ... Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, bu aracın ZMMS poliçenin bulunmadığı ileri sürülerek, davalı...ile davalı .... Ltd. Şti. maddi ve manevi tazminat, davalı ...Hesabından da maddi tazminat talep edilmiş olup; esasen ...plakalı aracın davalı ... Şirketi adına kayıtlı olduğu ve kaza tarihi itibariyle  ZMMS poliçenin bulunmadığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>Davalı .... Hesabı vekilince davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve bu nedenle davada sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı eksikliğinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de; davacı tarafça ibraz edilen belgeler ile davada toplanan delillerle davadan önce davalı .... Hesabına usulüne uygun başvuru yapıldığı ve Karayolları Trafik Kanununun 97/1. Maddesinde belirtilen \"zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasına\" ilişkin dava şartının yerine getirildiği ve davada bu başvuruya ilişkin dava şartı eksikliği bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Davalı ... Hesabı vekilince davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu ileri sürülerek görevsizlik itirazında bulunulmuş ise de; davalı ...Hesabı'nın sorumluluğu 6102 sayılı TTK'nun 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenen Zorunlu Sorumluluk Sigortasından kaynaklandığından ve TTK 4. Maddesi gereğince TTK'da düzenlenen hususlardan doğan hukuk alacaklarında Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan bu itirazın da reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davalı ...davada zamanaşımı süresinin dolduğu yönünde zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; davada TBK'nun 72. Maddesinde belirtilen uzamış zamanaşımı kuralları gereğince 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Esastan yapılan değerlendirmede; 03/06/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü ....in kullandığı ...plakalı  araç ile geri manevra yaptığı sırada yaya olan davacı ....'a çarpmak suretiyle davacının yaralanmasına neden olduğu, meydana gelen kazada davalı ....in alınan kusur raporlarına göre % 100 oranında kusurlu, davacının kusursuz olduğu bu kaza neticesinde davacının Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabölüm Başkanlığınca  kaza tarihinde mevcut olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik gereğince düzenlenen raporuna göre; % 22 oranında sürekli iş göremez (maluliyet) şeklinde yaralandığı, davacının geçici iş göremezlik süresinin 10,5 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin 4,5 ayında bakıcıya ihtiyaç duyacağı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 16.780,50 TL olduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH yaşam tablosu ve  progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 471.295,07 TL, geçici iş göremezlik  tazminatının 16.595,75 TL , bakıcı giderlerinin 9.132,75 TL olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın talep artırım dilekçesi de nazara alınarak davalı ...Hesabının sorumluluğu kaza tarihindeki sorumluluk bedeli olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla davacının maddi tazminat davasının kabulüne ve hükmedilen toplam 513.804,07 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.<br>TBK 56. Maddesinde \"Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminatı olarak ödenmesine karar verebilir.\" şeklinde düzenleme mevcut olup, davacı tarafın manevi tazminatın bu kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir. Manevi tazminata hükmedilirken tarafların kusurları, ekonomik ve sosyal ekonomik durumları, paranın  satın alma gücü gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Hükmedilecek manevi tazminatın  miktarı bir taraf için zenginleştirme aracı, diğer taraf içinde bir yıkım teşkil etmemelidir. Bu çerçevede davacı tarafın manevi tazminat talebi değerlendirilerek  davacının davasının kısmen kabulü ile takdir edilen 40.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar...ile ... Ltd. Şirketinden tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde davacının davasının kısmen kabulü ile;\tdavacının maddi tazminat talebinin talep artırım dilekçesi nazara alınarak kabulü ile; davalı ...hesabının sorumluluğu kaza tarihindeki sorumluluk bedeli olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla; 471.295,07 TL sürekli iş göremezlik,  16.595,75 TL geçici iş göremezlik, 9.132,75 TL bakıcı gideri, 16.780,50 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 513.804,07 TL maddi tazminatın davalılar...ve ... Şti. yönünden kaza tarihinden, davalı ...hesabı yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine. davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar...ve .... Şti.' nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ...Hesabı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle ;davacının dava konusu kaza sebebiyle yaralandığı ve malul kaldığı iddiasına istinaden müvekkilinden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurunun bulunmadığını, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK'dan alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesaplama metodunun hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin müvekkili kurumun sorumluluğunda olmadığını, davaya konu olayın kara yolunda gerçekleşmediğini, bu nedenle trafik kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle de müvekkilinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkili kuruma usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından dolayı temerrüte düşürülmediğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılar...ve .... Tic Ltd Şti.nin kendilerini vekille temsil ettirmediklerini, bu nedenle taraflarına hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu kazaya karışan .... plakalı aracın ... Şti adına kayıtlı olması nedeniyle de uygulanacak faizin avans faizi olması gerektiğini, yasal faize hükmedildiğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>1,65 teknik faizin uygulanması gerektiği,yanlış yönetmeliğinin uygulandığı ,maluliyete itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>\tZira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>\tBu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>\tYine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>\tTürk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>\tZorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>\tMali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>\tBu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve  bu  genel şartlarla belirlenen Özürlülük ölçütü yönetmeliği ile Engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından.<br>\t Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tKökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.<br>\t\tNitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları <br>\tBu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>\tO halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>\tAdli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>\t11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>\tMalulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde. Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>\tBu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA ATK DAN  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri YönetmeliğiNE GÖRE ALINAN 23/06/2022 TARİHLİ RAPORA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.<br>\tKEZA<br>\t  AYM 'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>\tBu halde mahkemece AYM verilen  iptal kararı doğrultusunda PMF 1931 e göre ALINAN EK RAPORA GÖRE   karar vermek gerekirken TRH 2010 a göre karar verilmesi yanlıştır. İtiraz yerindedir.<br>\tANCAK DAVACI TARAF TRH 2010 A GÖRE DAVASINI ARTIRDIĞI VE FAZLAYA İLŞİKİN HAKLARINI SAKLI TUTMAMASI GÖZETİLDİĞİNDE KURULAN HÜKÜM SONUÇ İTİBARİYLE DOĞRU OLUP BU HUSUS ELEŞTİRİLMEKLE YETİNİLMİŞTİR.<br>\t...hesabına  davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı ,dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği istinafı;<br>\t2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir. <br>\tYukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına veya poliçenin olmaması durumunda  bu sorumluluğu üstlenen ...hesabına yasa gereği karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya veya ...hesabına tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya veya ...hesabına yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına ve ...hesabına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup;<br>Somut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna ve ...hesabını yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalıya  belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketin tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Davalı sigortanın istediği belgeler  maluliyet tazminat  talebi için   Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de  dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalının cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalının davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen  başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.<br>Davalı  ...hesabı vekilinin kabul edilen ,geçici, bakıcı ve tedavi  giderinin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna  ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;<br>...Hesabı'nın hangi hallerde sorumlu tutulduğu ve Hesaba hangi şartların gerçekleşmesi halinde dava yöneltilebileceği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ...Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilmiştir.<br>Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca,  Hesaba; \"Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için\" başvurulabilecek, bu kapsamda faturasız tedavi giderlerinin, iş göremezlik tazminatlarının ve bakıcı giderleri ...Hesabından istenebilecektir. (Bkz. YARGITAY 17. Hukuk Dairesinin 2015/13686 ESAS, 2018/7051 KARAR; aynı daire 2016/8454 ESAS, 2018/11742 KARAR sayılı ilamları)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir\" hükmü gereği söz konusu zarardan davalı taraf sorumlu olmadığını iddia etmekteyse de Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın  işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi ve dolayısyla ...Hesabı zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin ve dolayısıyla ...Hesabının, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sorumlulukları devam etmektedir. <br>2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları  nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\", kanunun geçici 1.maddesi ile de \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği\" öngörülmüştür.\t<br>Sigorta şirketinin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ...Hesabı Yönetmeliği'nin 9. Maddesine göre sorumluluğu üstenen ...hesabının, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden, ...hesabının,sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.<br>Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)<br>01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin \"Sağlık Giderleri teminatı\" başlıklı (b) maddesinde \" Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir.\" ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,<br>1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, <br>2-Tedaviyle ilgili diğer giderler,<br>3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,<br>Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.<br>Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. <br>Bu düzenleme gereği  ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; <br>1-Bakıcı giderleri<br>2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)<br>3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.<br>Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. <br>Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)<br> ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN  nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR<br>Bu halde davalı vekillerinin    istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Davalı  vekilinin faiz başlangıcının yanlış belirlendiği istinaf itirazları yönünden,<br> Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>Davalının  sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün  davalının temerrüde düştüğü kabul edilir.<br>  Davacının dava açmadan önce davalıya  başvuruda bulunduğu ve temerrüdün gerçekleştiği anlaşılmakla itiraz yersizdir<br>Davacının vekalete istinafı<br>Davalı .... ile .... şirketi vekille temsil edilmediği halde manevi tazminat açısıdan reddolan kısım için vekalet ücreti taktiri yanlış olup itiraz yerindedir.<br>Faize  itiraz<br> Davacı vekili, meydana gelen kaza nedeniyle zararının tazmini amacıyla açtığı eldeki davada faiz türü olarak avans faizine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Nitekim emsal 4 hd nin  2021/8357 esas 2022/2872 karar sayılı ilamında <br>\".....Davacı vekili, meydana gelen kaza nedeniyle zararının tazmini amacıyla açtığı eldeki davada faiz türü olarak avans faizine karar verilmesini talep etmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince yasal faize hükmedilmiş, davalıya trafik sigortalı aracın şirket adına kayıtlı ve ticari faaliyet kapsamında kullanılması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğine dair davacının itirazı  İtiraz Hakem Heyetince kabul edilerek, avans faizine hükmedilmiştir. Oysa zarara neden olan araç otomobil olup, araç ruhsatında kullanım amacı “yolcu nakli-hususu” şeklinde olduğu gibi, soruşturma aşamasındaki ifadelerden aracın hususi kullanımı sırasında zararın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle faiz türü olarak yasal faize karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.,,,,\" kararı uyarınca yasal faize hükmedilmesi doğrudur<br> HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir  yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek  davacı vekili ile davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davacı ve davalı ...Hesabı vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) <br>DAVACININ DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE;\t<br>A-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİ NAZARA ALINARAK KABULÜ İLE; davalı ...Hesabının sorumluluğu kaza tarihindeki sorumluluk bedeli olan 360.000,00 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla;<br>471.295,07 TL sürekli iş göremezlik,<br>16.595,75 TL geçici iş göremezlik, <br>9.132,75 TL bakıcı gideri,<br>16.780,50 TL tedavi gideri olmak üzere TOPLAM 513.804,07 TL MADDİ TAZMİNATIN davalılar...ve .... Şti. yönünden kaza tarihinden, davalı ...hesabı yönünden temerrüt tarihi olan 23/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine. <br>B-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE;<br>40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar...ve .... Şti.' nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine.<br>Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE. <br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>1-Alınması gereken 37.830,36 TL harçtan peşin ve sonradan alınan 2.614,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.216,12 TL harcın (Davalı ...Hesabının 22.890,47 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,<br>2-Yargılama giderinden ayrı olarak davacıların peşinen karşıladığı 54,40 TL başvuru harcı, 2.614,24 TL peşin ve sonradan alınan karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 2.668,64 TL harcın (Davalı ...Hesabının 1.734,61 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>3-Davacının yaptığı 970,35 TL taraf davetiye ve posta giderleri, 750,00 TL aktüerya bilirkişi ücreti gideri, 500,00 TL kusur raporu bilirkişi ücreti gideri, 723,00 TL Adli Tıp Kurumu gideri, 2.332,30 TL Selçuk Üniversitesi adli tıp rapor giderleri olmak üzere 5.275,65 TL yargılama giderinden davanın kabul/talep oranı olan %98,23 oranına isabet eden 5.182,27 TL yargılama giderinin (Davalı ...Hesabının 3.368,47 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazladan yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı ...Hesabının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına.<br>5-Arabuluculuk Kanununun m.18/A-(13) uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan AÜT tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk son oturumuna katılmayan davalılar ... San ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat nedeniyle   77.932,57 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak (Davalı ...Hesabının 50.656,17 TL'sinden sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine,<br>7-HMK'nun 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>8-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>9-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı ...Hesabı'na iadesine,<br>10-Davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru gideri ile 259,65 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 751,65 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>11-Davalı ...Hesabı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru gideri ile 42,35 TL posta ücreti olmak üzere toplam 534,35 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.17/10/2023 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Katip<br><br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d92ef8833dec979f","SID":"5adbf39af8a26cc7"}}