{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1718 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1646<br>KARAR TARİHİ\t: 05/10/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/06/2023  (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2023/51 Esas  <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t:  05/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  05/10/2023<br><br><br>        Taraflar arasında görülen davada mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına karşı yasal süresi içerisinde itiraz eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile;  Müvekkili şirket aleyhine davalı alacaklı tarafından İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2022/10847 esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi açtığını, takip dayanağı olarak da 08.07.2022 tarihli 2015183 seri nolu 228.888,00-Tl bedelli ve 22.07.2022 günlü 2015182 seri nolu 175 bin TL bedelli ...na ait iki adet çek gösterildiğini, ödeme emri de müvekkili şirkete 30.09.2022 tarihinde Tebligat Kanunu madde 35'e göre kapıya yapıştırılarak yapıldığını, davalı alacaklı tarafından 31/10/2022 tarihinde Aliağa İcra Müdürlüğünün 2022/616 Tal sayılı dosyası ile müvekkili şirketin adresine haciz için gelindiği ve planlı şekilde Didim'de ikamet eden ve şirketin resmi ortaklığı dışında hiçbir şekilde sermaye ortağı olmayan ve dava dışı müvekkili şirketin önceki müdür ... ile yakın arkadaşı olan ... tarafından şirketteki birtakım eşya ve mallar haczedilip yediemin olarak teslim alındığını, öncelikle teminatsız aksi halde uygun bir teminatla icra takibinin durdurulması yahut  icra dosyasına girecek paranın davalıya ödenmemesi yönünde  tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE:''...İhtiyati tedbir  6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı  maddelerinde  düzenlenmiştir.<br>HMK'nın  389. maddesinde ihtiyati  tedbirin  şartları  düzenlenmiş olup söz konusu hükümde; meydana gelebilecek  bir değişme  nedeni ile  hakkın  elde edilmesinin önemli  ölçüde zorlaşacağı ya da  tamamen  imkansız hale geleceği veya gecikmesinde  sakınca  bulunması yahut  ciddi bir  zararın  ortaya çıkacağı endişesi  bulunan  haller  genel  bir ihtiyati  tedbir  sebebi  ve  şartı olarak  kabul edilmiştir.<br>İhtiyati  tedbirde asıl olan  ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın  bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya  çıkmasıdır. Bunlar  ihtiyati  tedbirin temel  şartlarını oluştururlar. Madde de bu iki  hususa  yer  verilmiş  ihtiyati  tedbire ilişkin  hak ve  özellikle  ihtiyati  tedbir sebebi  genel olarak belirtilmiştir. Tedbir  talebinin  kabulü  veya  reddi  bir kısım genel ilkeler  konularak hakime  bırakılmış, ancak ihtiyati  tedbirin  uyuşmazlık  konusu  hakkında  verileceği  düzenlenmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 392/1 maddesi; \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve 6100 sayılı HMK'nın 392/1 maddesi; \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme, gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına karar verebilir....\" hükmünü içermektedir.<br>Somut talebe ilişkin olarak incelenen dosya içeriğinde; Davacı vekilinin, icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığının tespiti için dava açmış olduğu, icra takibinin ise dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasını tedbiren talep ettiği anlaşılmaktadır.<br>İİK md 72/3'te icra takibinden sonra açılmış olan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği'' gerekçesi ile,<br>\" Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine'' şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme ara kararına karşı, itiraz eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İtiraz eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı alacaklının haksız icra takibi neticesinde, müvekkil şirketin devam eden ticari hayatı sekteye uğrama tehlikesi ile karşı karşıya olması ve telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağının şüphe götürmez olduğunu, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme gibi durumlar nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesinin ihtimalinin söz konusu olduğunu, yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının bozulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep; menfi tespit davasında ihtiyati tedbirin reddi ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Mahkemece  23/06/2023 tarihli  ara karar ile  ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389/1. maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” hükmüne, aynı yasanın 390/1. maddesinde; “İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir” hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, “Talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde, hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.<br>Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunması da zorunlu olmayıp, istekte haklı olma ihtimalinin mevcut olması yeterlidir.<br> HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, \"yaklaşık ispat\" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72. maddesinde ise; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.<br>İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.<br>İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>İhtiyati tedbir, İİK'nın 72. maddesi uyarınca talep edilmiş olup bu hususta da HMK'nın geçici hukuki koruma kararlarına ilişkin genel hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.<br>Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına,  icra dosyasına girecek paranın davalıya ödenmemesi talebi yönünden ayrıca karar verilmemiş ise de dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmiş olmamasına, sonuç olarak  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre, itiraz eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>\t1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarih ve 2023/51 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan itiraz eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken harç alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  \t<br>\t5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 05/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc301863e0d75650","SID":"4daa5c4c058c040d"}}