{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/261 Esas 2023/1227  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/261 <br>KARAR NO\t: 2023/1227<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA\t4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/11/2016<br>NUMARASI\t: 2014/478 Esas 2016/548 Karar<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 04/07/2014<br>KARAR TARİHİ              : 26/09/2023 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH         : 24,/10/2023<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği, Dairemizce bozma kararı üzerine yapılan açık yargılama sonunda Dairemiz kararında direnilmesine karar verildiği, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2022 tarih 2020/11-593 Esas 2022/1517 Karar sayılı karar ile taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olup, duruşma açılmak suretiyle gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ... A.Ş tarafından müvekkile aleyhine açılan davada ... ile aralarındaki dağıtım sistem kullanım anlaşması gereğince iletim bedelini mevzuata aykırı olarak yansıttığı ve fazla tahsilat yaptığı iddiasıyla açılan davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine icra takibine konulduğunu, müvekkilinin anılan şirketten olan 4.016.372,26 TL alacağını borçtan mahsup etmek suretiyle 19.235.163,90 TL ödeme yaptığını, netice olarak müvekkilinin hesaplarında kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince 23.261.815,72 TL azalma meydana geldiğini, bunun yanında müvekkilinin alacaklı tarafa 155.918,91 TL vekalet ücreti, 37.547,82 TL vekalet ücreti stopaj ödemesi, 132.709,35 TL temyiz harcı, 476.586,00 bakiye temyiz ilam harcı, 409.187,10 TL karar harcı, 130,40 TL karar düzeltme harç ve masrafı ödediğini, ödenen bedellerden davalının sorumlu olduğunu belirterek  toplam 24.473.595,30 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, ... şirketinin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirdiğini, devre esas bilanço işlemleri neticesinde geçmişe yönelik borç alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, bu nedenle müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu olayda üçüncü kişi zararının söz konusu olmadığını, ayrıca herhangi bir dağıtım faaliyeti bulunmadığından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı bütçesinde kalmış olan bedelin müvekkilinden talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere İHDS'nin 7.4maddesi uyarınca Nisan 2003 - Ağustos 2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olan dava konusu tahsilatın sözleşmenin imza tarihinden sonraki dönemden  davacı şirketin, bundan önceki dönemden ise davalı şirketin sorumlu olduğu, sözleşmeden sonraki döneme tekabül eden 751.353,98 TL'den davacının, 22.663.287,55 TL'den davalının sorumlu olduğu, yargılama harç ve giderleri eklendiğinde davacının 23.874.347,13 TL talep edebileceği, temerrütün dava tarihinde oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.874.347,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından istenen alacağa esas teşkil eden olayın zaman olarak İHDS'nin 7. maddesindeki şartları taşısada olayda dağıtım faaliyetine ilişkin bir zararın söz konusu olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, İHDS'de hangi alacaklının müvekkiline devredildiğinin tahdidi olarak sayıldığını, istirdat davasına konu abone grubuna ilişkin alacakların davalının bütçesinde kaldığını, müvekkiline devredilen alacaklar arasında bulunmadığını, iletim sistem kullanım tarifeleri dikkate alındığında TEİAŞ tarafından dağıtım şirketlerine fatura edilen iletim sistem kullanım giderlerinden oluşan maliyetin TEİAŞ'a aktarılmak üzere dağıtım sistemi kullanıcılarına yansıtılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının haklı olduğu düşünüldüğünde dahi müvekkilinin yalnızca mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu tutulması gerektiğini, rücuya esas davada müvekkilinin ihbar olunan sıfatına haiz olduğunu, aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.<br><br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilinin yürüttüğü dava nedeniyle ödediği bedelin belli bir kısmını kabul etmesi, diğer kısmını reddetmesinin hatalı olduğunu, İHDS'de uyuşmazlık konusuna uygulanacak 7. madde hükmü gözetildiğinde müvekkilinin davalıya ihbar yükümlülüğü bulunmadığını, kısmı red kararının bu nedenle hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu düzenlendiğini, kök rapora karşı itirazlarının ek raporda değerlendirilmediğini, mahkemece faiz başlangıç tarihi yönünden ödeme tarihi yerine dava tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>\t<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2012 tarih ve 2007/52 Esas ve 2012/515 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup,  Nisan 2003 - Ağustos 2006 tarihleri arasında fazla iletim bedeli tahsil edilmesi nedeniyle açılan alacak davasının kabulüne, 8.914.816,18 TL'nin 100.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, kalan kısma ise ıslah tarihinden itibaren 6183 sayılı kanun uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edildiği,  davacının 132.409,35 TL nispi temyiz harcını ödediği, kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2013 tarih ve 2013/20152 Esas ve 2013/18074 Karar sayılı ilamı ile  onandığı görülmüştür.<br>\tBursa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/803 sayılı takip dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlu  ... aleyhine Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2012 tarih ve 2007/52 Esas ve 2012/515 Karar  sayılı ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ... tarafından icra dosyasına 30/09/2014 tarihinde 153.192,44 TL, 19/09/2014 tarihinde ise 425.977,18 TL ödendiği, alacaklı vekili tarafından 24/09/2014 tarihinde icra müdürlüğüne alacağın büyük kısmının haricen ödendiğini bildirdiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacı tarafından ... Enerji hesabına 12/06/2014 tarihinde 39 ayrı işlem ile toplam 19.235.163,90 TL ödendiğine ilişkin banka dekontları ile vekalet ve stopaj ücreti, bakiye karar harcı, bakiye temyiz ilam harcı, karar düzeltme harç ve masrafının davacı tarafından ödendiğine ilişkin  makbuzlar dosyaya sunulmuştur.<br>\tDairemizin 09/05/2019 tarih 2018/1159 Esas 2019/583 Karar sayılı karar ile taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, toplam 1.167.582,53 TL'nin kararda belirtilen kısımlar yönünden ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>\tAnılan karara karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/02/2020 tarih 2019/4473 Esas 2020/1414 Karar sayılı kararıyla \"1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\t2-Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.  Bölge adliye mahkemesince, davacı şirketin 2004 tarihinden itibaren davalı genel müdürlükten ayrı bir anonim şirket statüsü kazandığı, fazla iletim bedeli tahakkukundan ötürü dava dışı 3. kişi tarafından söz konusu ödemenin bir kısmının dağıtım bölgelerine, ağırlıklı kısmının ise dağıtım bölgelerinin şirket haline dönüşmesinden sonra davacı dağıtım şirketine yapıldığı, davacı şirketçe tahsil edilen tutarların davalı ...’a aktarılmadığı, yine davacının İHDS’nin imzalanmasından sonra tahsil edilen tutarları da zaten davalıya rücu edemeyeceği, davacının kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin haksız tahsil edilmiş paranın hak sahibine iadesi olduğu, bu bedelin davalıdan tahsili halinde davacının sebepsiz zenginleşeceği gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı şirketin, sermayesinin tamamı ...'a ait olmak üzere 01.03.2005 tarihi itibariyle ...'tan ayrı tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başladığı, daha sonra davacı şirket ile ... arasında 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalandığı, 31.08.2010 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile davacı şirketin ...’a ait olan hisselerinin tamamının ... A.Ş.'ye devredildiği, ancak Hisse Devir  Sözleşmesinin  9.4. ve 22. maddelerinde  24.07.2006  tarihli İHDS’nin hükümlerinin saklı tutulduğu anlaşılmaktadır.<br>\tGerçekten, taraflar arasında düzenlenen 24.07.2006 tarihli İHDS ile ... bölgesinde yer alan ve ... uhdesinde bulunan dağıtım sistemi, dağıtım tesisleri ve dağıtım tesislerinin işletilmesi için zorunlu taşınır ve taşınmazların, mülkiyet hakkı saklı kalmak koşuluyla, işletme hakkı davacı şirkete devredilmiş, sözleşmenin 7. maddesi ile dağıtım faaliyetinden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırılması yoluna gidilmiştir.<br>\tİHDS’nin 7.4. maddesinde, dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı düzenlenmiştir. 7.6 maddesinde de benzer nitelikte hüküm bulunmaktadır.  <br>\tBu durumda, rücu talebine konu Nisan 2003 ile Ağustos 2006 arası döneme ilişkin tahakkuk ettirilen ve dava dışı ... ... A.Ş tarafından ödenen iletim sistem kullanım bedelinin 24.07.2006 tarihinden önceki dönemde tahakkuk ettirilen kısmının İHDS’nin imzalanmasından önce yani dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana geldiği, bu nedenle üçüncü kişi tarafından açılan davaya istinaden davacının ödeme yaptığı, davalının İHDS’nin 7.4 maddesi gereğince 24.07.2006 tarihli İHDS öncesi döneme isabet eden kısmından sorumlu olduğu, ayrıca davacının 01.03.2005 tarihinden itibaren ...’tan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu ve Hisse Devir Sözleşmesinde İHDS hükümlerinin saklı tutulduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın bu kısım yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararı davacı yararına bozulması gerekmiştir. <br>\t3-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı tarafça, davacının dayanak mahkeme kararında hükmedilen alacak dışında da bedel talep ettiği, davacının dava dışı şirkete ödeme yaparken 4.026.285,19 TL mahsup ettiği ve bu tutarda davacının sebepsiz zenginleştiği savunulmuş olup bu husus karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden karar verilmesi de doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.<br>\t4-Kabule göre de, dava kısmen kabul edildiği halde, davacı tarafça yatırılan harcın tamamının davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.<br>\" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br>\tAnılan bozma kararı üzerine Dairemizce yapılan açık yargılama sonunda 06/07/2020 tarih 2020/588 Esas 2020/665 Karar sayılı karar ile Dairemizin 09/05/2019 tarih ve 2018/1159 Esas 2019/583 Karar sayılı kararında direnilmesine hükmedilmiştir. <br>\tDairemiz direnme kararına karşı taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2022 tarih 2020/11-593 Esas 2022/1517 Karar sayılı kararıyla \"... Görüldüğü üzere dağıtım faaliyetini yürüten müesseselerin ayrı birer tüzel kişiliği olsa da faaliyetlerini ... kapsamında yürütmektedirler. Oysa 01.03.2005 tarihinde tescil edilen ...’ların %100 hissesi ...’a ait olsa da müesseselerden farklı olarak ayrı tüzel kişiliğe sahiptirler. Dolayısıyla hatalı olarak iletim sistemi kullanım bedeli tahakkuk ettirilen dava dışı ... ... A.Ş.’nin hatalı işlem nedeniyle ödemelerini Nisan 2003 ile Ağustos 2006 tarihleri arasında yaptığı gözetildiğinde bu ödemelerin 01.03.2005 tarihinden önce ve sonra yapılanların ayrı olarak değerlendirilmesi gerekir. <br>\tBu kapsamda dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden önce yapılan ödemelerin davacıya aktarıldığı davalı tarafından ispatlanmadığına göre taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalının dava konusu ödemenin tümünden sorumlu olabilmesi için dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden sonra yapılan ödemelerin davalıya aktarıldığının davacı tarafından ispatlanması gerekir. Dosya kapsamında davacı bu hususu iddia ve ispat edememiştir. Bu itibarla taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalı sadece dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden önce yapılan ödemelerden sorumludur. Zira müesseseler ile ...’lar ayrı tüzel kişilikler olduklarından 01.03.2005 tarihinden sonra yapılan ödemeler davacıya yapılmış olup davacı 12.06.2014 tarihinde aldığı bir kısım ödemeleri iade etmiş bulunmaktadır.<br>\tO hâlde mahkemece, müesseseler ile ...’ların ayrı tüzel kişilikler oldukları, dava dışı ... ... A.Ş. tarafından bir kısım ödemenin davacının tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacıya yapıldığı, davacının kendisine yapılan ve davalıya iade edildiği ispat edilemeyen bu ödemeyi İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek 01.03.2005 tarihinden önce ve sonra yapılan ödemeler tespit edilip, anılan işlem nedeniyle ödenen yargılama giderleri de buna göre oranlanıp sonucuna göre karar verilmelidir. <br>\tÖte yandan her ne kadar Özel Dairece bozma ilamının üçüncü bendinde, davacının dava dışı şirkete ödeme yaparken 4.026.285,19TL’yi mahsup ettiği, ancak davalıdan bu tutarı hesaba katarak talepte bulunduğu, bu hususun karar yerinde tartışılmadığı belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemesince bu hususun gerekçeli kararda tartışıldığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de davacı, dava dışı şirkete kesinleşen mahkeme kararı gereğince ödeme yaparken 4.026.285,19TL’yi mahsup etmiştir. Ancak mahsup edilen bu bedel dava dışı şirketin, başka bir mahkeme kararı gereğince davacıdan alacağına ilişkin olup bu miktarın eldeki davada davalıdan tahsilinin talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.\" gerekçesiyle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. <br>\tHukuk Genel Kurulunun anılan kararı üzerine yapılan duruşmalı inceleme sırasında hesap bilirkişiden alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen ilkeler uyarınca yapılan hesaplama neticesinde 01/03/2005 tarihinden önce dava dışı ... ... A.Ş. tarafından yapılan ödeme tutarı 4.996.050,34 TL olarak hesaplanmakla 01/03/2005 tarihinden önce yapılan ödeme tutarına tekabül eden yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti tutarı 208.304,02 TL olarak tespit edilmekle davacı talebine konu alacak kalemleri bakımından davalının sorumluluk tutarı vekalet ücreti yönünden 26.802,46 TL, stopaj ücreti yönünden 6.453,61 TL, bakiye karar harcı yönünden 70.339,26 TL, temyiz karar harcı yönünden 22.761,16 TL, bakiye temyiz harcı yönünden 81.925,13 TL, karar düzeltme harcı yönünden 9,00 TL, karar düzeltme masrafı yönünden 13,40 TL olarak hesaplandığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. <br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay, davalı vekilinin diğer istinaf itirazları ve davacı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından fazla iletim bedeli tahsil edilmesi nedeniyle fazla tahsil edilen bedelin tahsili için davacı ... aleyhine açılan alacak davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, dava dışı ...'in mahkeme ilamını ... aleyhine  icra takibine koyması sonucu davacının ödeme yaptığı dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince dava konusu fazla iletim bedeli tahsilatından İHDS öncesi dönemde yapılan kısma ilişkin sorumluluğun İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalı ...'da olduğundan bahisle açılan rücuen alacak davası kısmen kabul edilmiş ise de, <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurul kararında da belirtildiği üzere,  elektrik dağıtımına ilişkin özelleştirmenin işletme hakkı devir usulü ile yapılacağının kararlaştırılmasından sonra yirmi ayrı bölgede %100 hissesi ...’a ait olan ... A.Ş.’ler (...) kurulmuş; bu kapsamda davacı şirkette %100 hissesi ...’a ait olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle ticaret siciline tescil edilmek suretiyle faaliyet göstermeye başlamıştır. Davacı şirketin ...’a ait olan %100 oranındaki hissesi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 31.08.2010 tarihli “Hisse Satış Sözleşmesi” ile ... Hizmetleri A.Ş.’ye devredilmiştir. <br>\tHisse satışından sonra davacı şirket, eldeki dava ile dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde davalının yaptığı hatalı işlem neticesinde ödemek zorunda kaldığı toplam 24.473.595,30 TL'nin İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan tahsilini talep etmektedir. Dosya kapsamından dağıtım faaliyetinin ... tarafından müesseseler aracığıyla yapıldığı dönemde dava dışı ... ... A.Ş.’ye hatalı olarak iletim sistemi kullanım bedeli tahakkuk ettirildiği, anılan şirketin bu bedelleri Nisan 2003 ile Ağustos 2006 tarihleri arasında her ay ödediği anlaşılmaktadır. ... ... A.Ş. tarafından fazla yapılan tahsilatın iadesi amacıyla Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/52 E. sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verilmiş, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine davacı tarafından 12.06.2014 tarihinde ödeme yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalının yaptığı hatalı işlem neticesinde tahakkuk ettirilen iletim sistemi kullanım bedellerinin ödemesinin bir kısmı davalının bölgedeki müessesesine yapılmış, bir kısmının ödemesi ise davacının ayrı bir tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacı şirkete yapılmıştır. <br>\tHemen belirtilmelidir ki 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/4 maddesinde müessese; sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşekkülüne veya kamu iktisadi kuruluşuna ait olup, ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğu olarak tanımlanmıştır. Anılan KHK’nın 15. maddesi gereğince; sermayesinin tamamı Devlete ait teşebbüsler, işletmelerini müessese hâlinde teşkilatlandırabilirler. Müesseseler, statülerinin ticaret sicillerine kayıt ve ilanı ile tüzel kişilik kazanır (233 sayılı KHK m. 15/5). Yukarıda da bahsedildiği üzere Özelleştirme Yüksek Kurulunun 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile bölgede dağıtım faaliyetini yürüten müesseseler varlıklarının sürdürmeye devam ederken dağıtım bölgesi sınırları içerisinde dağıtım hizmetlerini görmek üzere Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olan %100 hissesi ...’a ait ayrı birer anonim şirket kurulması kararlaştırılmıştır. Nitekim davacı şirketin esas sözleşmesinin geçici 3. maddesinde şirket sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Yalova müesseseleri idari, hukukî ve malî açıdan davacı şirkete bağlanmıştır. <br>\tBu kapsamda dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01.03.2005 tarihinden önce yapılan ödemelerin davacıya aktarıldığı davalı tarafından ispatlanmadığına göre taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalının dava konusu ödemenin tümünden sorumlu olabilmesi için dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01/03/2005 tarihinden sonra yapılan ödemelerin davalıya aktarıldığının davacı tarafından ispatlanması gerekir. Dosya kapsamında davacı bu hususu iddia ve ispat edememiştir. Bu itibarla taraflar arasında düzenlenen İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalı sadece dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01/03/2005 tarihinden önce yapılan ödemelerden sorumludur. Zira müesseseler ile ...’lar ayrı tüzel kişilikler olduklarından 01/03/2005 tarihinden sonra yapılan ödemeler davacıya yapılmış olup davacı 12/06/2014 tarihinde aldığı bir kısım ödemeleri iade etmiş bulunmaktadır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, dava dışı ... ... A.Ş. tarafından bir kısım ödemenin davacının tüzel kişilik kazandığı 01.03.2005 tarihinden sonra davacıya yapıldığı, davacının kendisine yapılan ve davalıya iade edildiği ispat edilemeyen bu ödemeyi İHDS’nin 7.4. maddesi gereğince davalıdan talep edemeyeceği gözetilerek 01/03/2005 tarihinden önce ve sonra yapılan ödemeler tespit edilip, anılan işlem nedeniyle ödenen yargılama giderleri de buna göre oranlanıp sonucuna göre karar verilmelidir. <br>\tBu tespitler ışığında, dava dışı ... ... A.Ş. tarafından 01/03/2005 tarihinden önce yapılan ödeme miktarının 4.996.050,34 TL olduğu, istinaf aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile tespit edilmiştir. <br>\tİşbu davaya dayanak olan ve dava dışı ... tarafından borçlu ... aleyhine  başlatılan Bursa 2. İcra Müdürlüğünün 2013/803 sayılı takip dosyasında talep edilen toplam 18.774.270,91 TL alacaktan asıl alacak miktarı 8.414.816,18 TL olup, davacı tarafından anılan dava dışı şirketten olan alacak borçtan mahsup edilmek suretiyle 19.235.163,90 TL ödenmiş, ayrıca haricen 39 dekont karşılığı 153.192,44 TL ödenmiştir. Mahsup edilen miktarla birlikte toplam ödenen miktar 23.414.641,53 TL'dir. <br>\tDava dışı ... tarafından 01/03/2005 tarihinden önce ödenen alacak miktarı 4.996.050,34 TL olup, bu miktarın toplam tahsilat miktarına değil, ... tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibinde tahsili talep edilen asıl alacak miktarı olan 8.914.816,18 TL'ye oranı tespit edilip, tarafların fer'i alacaklar ve yargılama giderlerinden sorumlu oldukları oranın tespiti gerekir. Buna göre 4.996.050,34 TL / 8.914.816,18 TL'ye oranı %56'dır. <br>\tDavacının işbu davada tahsilini talep ettiği ve icra dosyasına mahsup ilavesi ile ödenen 23.414.641,53 TL'den asıl alacak miktarı olan 8.914.816,18 TL mahsup edildiğinde bakiye 14.499.825,35 TL olup, davacı yan anılan miktarın da asıl alacaklı olduğu gibi %56'lık kısmını davalıdan talep edebilecektir. Buna göre 14.499.825,35 TL x %56 = 8.119.902,19 TL olup, anılan miktara 01/03/2005 tarihinden önce ödenen ve davacının davalıdan talep edebileceği 4.996.050,34 TL ilave edildiğinde davacının davalıdan rücuen tazminini talep edebileceği miktar 13.115.952,53 TL olup, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tÖte yandan rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece alacağa ödeme tarihi yerine dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenle davacının faiz başlangıcına dair istinaf istemi kabul edilerek hükmedilen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren davacının tacir oluşu gözetilerek avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.<br>\tYukarıda yapılan hesaplama sonucu tespit edilen 13.115.952,53 TL miktarın içerisinde davacı tarafından 22/03/2013 tarihinde ödenen 155.918,91 TL vekalet ücretinin %56'sı olan 87.314,58 TL vekalet ücreti, 26/04/2013 tarihinde ödenen 37.547,82 TL stopaj ücretinin %56'sı olan 21.026,77 TL stopaj ücreti, 26/02/2013 tarihinde ödenen 409.187,10 TL bakiye karar harcının %56'sı olan 229.144,77 TL bakiye karar harcı, 25/02/2013 tarihinde ödenen 132.409,35 TL temyiz karar harcının %56'sı olan 74.149,23 TL temyiz karar harcı, 28/01/2014 tarihinde ödenen 476.586,00 TL bakiye temyiz harcının %56'sı olan 266.888,16 TL bakiye temyiz harcı, 04/02/2014 tarihinde ödenen 52,40 TL karar düzeltme harcının %56'sı olan 29,34 TL karar düzeltme harcı, 04/02/2014 tarihinde ödenen 78,00 TL karar düzeltme masrafının %56'sı olan 43,68 TL karar düzeltme masrafı da bulunmakta olup, anılan kısımlar yönünden ödeme tarihleri gözetildiği gibi, bakiye 12.437.356,00 TL'ye ilişkin ödeme tarihi olan 30/09/2014 ödeme tarihi de gözetilerek ayrı ayrı faiz başlangıç tarihleri tespit edilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2016 tarih ve 2014/478 Esas 2016/548 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının reddine,<br>\t3-Davanın KISMEN KABULÜNE, toplam 13.115.952,53 TL'nin,<br>\t-87.314,58 TL vekalet ücreti kısım yönünden ödeme tarihi olan 22/03/2013 tarihinden,<br>\t-21.026,77 TL stopaj ücreti kısım yönünden ödeme tarihi olan 26/04/2013 tarihinden,<br>\t-229.144,77 TL bakiye karar harcı kısım yönünden ödeme tarihi olan 26/02/2013 tarihinden,<br>\t-74.149,23 TL temyiz karar harcı kısım yönünden ödeme tarihi olan 25/02/2013 tarihinden,<br>\t-266.888,16 TL bakiye temyiz harcı kısım yönünden ödeme tarihi olan 28/01/2014 tarihinden,<br>\t-29,34 TL karar düzeltme harcı kısım yönünden ödeme tarihi olan 04/02/2014 tarihinden, <br>\t- 43,68 TL karar düzeltme masrafı kısım yönünden ödeme tarihi olan 04/02/2014 tarihinden itibaren, <br>\tBakiye 12.437.356,00 TL'ye ödeme tarihi olan 30/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,  <br>\t4-Alınması gereken 895.950,71 TL harçtan peşin alınan 417.947,85 TL harcın düşümü ile kalan 478.002,86 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 25,20 TL başvurma harcı, 417.947,85 TL peşin harç ve 3,80 TL vekalet harcının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacının yaptığı 217,00 TL posta ve tebligat gideri, 1.000,00 TL bilirkişi ücretiolmak üzere toplam 1.217,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 652,22 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 435.159,53 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 417.576,43 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t9-Gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tB)1-Davalının peşin yatırdığı  407.715,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan  85,70 TL  istinaf  kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 210,35 TL posta ve tebligat giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 97,62 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından 13/07/2017 tarih AB2017 seri 84790 sıra nolu sayman mutemedi alındısı ile yatırılan 1.212.908,80 TL bakiye karar harcının karar kesinleştiğinde ve  talebi halinde davalıya iadesine,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma açıldığından yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 20.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\tC)1-Davacının peşin yatırdığı 31,40 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>\t2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan  85,70 TL  istinaf  kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 1.200,00 TL bilirkişi ücreti ile 205,90 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.405,90 TL yargılama masrafının  davadaki haklılık durumu gözetilerek 753,45 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma açıldığından yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 20.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2023  <br><br>Başkan -        Üye -                  Üye -                 Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aceb3f699b1b054","SID":"0a54df8d938c5400"}}