{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/871 <br>KARAR NO: 2023/1562 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 16/03/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/295 Esas - 2021/205 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 02.07.2018 tarihli teklif ve sözleşme  doğrultusunda, müvekkili şirket lisans hakkı kendisinde olan yazılımın kullanımını ve bu yazılım konusunda verilecek destek ve bakım hizmetlerini vermeyi yüklendiğini, • Müvekkil şirket işbu sözleşmeden doğan edimlerinin yerine getirilmesi kapsamında 40 adet sıfır  tablet alarak, davalı şirkete teslim ettiğini, Sözleşmenin imzalanması sonrasında davalı şirketin, Müvekkili şirkete 15.08.2018 tarihli 13 518,08 TL bedelli faturaya mahsuben 10.000 TL ödeme yaptığını, Akabinde tanzim edilen faturaları kabul ederek, şirket kayıtlarına aldığını ancak bedellerini ödemekten imtina ettiğini, TTK 21/2 uyarınca, 8 günlük süre içinde itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını. davalı şirket tarafından halen, taraflar arasındaki faturalara itiraz edilmediğini, ve akdedilen sözleşme hakkında bir beyanda bulunulmadığını, bu doğrultuda kendilerince 15.08.2018-29.09.2018 ve 30.10.2018 tarihli faturalara karşı Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı yanın bu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz etmesi neticesinde işbu takibin durdurulmasına karar  verildiğini, her ne kadar davalı yan itiraz dilekçesinde bir bilirkişi incelemesinden bahsetmişse de, işbu inceleme hakkında müvekkili şirkete ulaşan hiçbir bilgi, belge veya tebligat bulunmadığını, bu  bağlamda bu incelemenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar taraflar arasında müvekkil şirkete ulaşmış yazılı bir fesih iradesi ve benzeri bilgi olmasa da tarafların şifahi görüşmelerinde davalı şirketin bir başka şirket ile sözleşme yaptığı bilgisi alındığını, bir an için işbu şifahi bildirimin fesih anlamına geldiği düşünülse dahi, ilgili sözleşmenin 8.3 Numaralı maddesinde açıkça, \"Müşteri hangi nedenle olursa olsun vazgeçmesi veya tek taraflı olarak ...'i iptal etmesi durumunda firma işbu sözleşme kapsamında veya ekleri kapsamında bedelleri ödeyeceğini kabul eder. \" hükmü bulunduğunu, müvekkili şirketin sistemi çalışır durumda davalı firmaya teslim ettiğini, yine çalışır durumda olduğunu ara dönemlerde teyit ettiğini beyan ederek, sözleşme bedelinin tümüne ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik Bakırköy ... tcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali ile %40'dan  az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin  davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davacı tarafın sunduğu hizmetten yararlanamadığını, bu hususa ilişkin olarak delil tespiti talep ettiklerini, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/494 D.İş Sayılı dosyasından yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde “mevcut durum itibariyle program tespit talep eden tarafın sistemlerinde çalışmamaktadır” denilmek suretiyle iddialarının genel anlamda ispatlandığını, veliler ve servis şoförleri tarafından, davacı tarafça sağlanan sisteme ilişkin birçok kez şikayette  bulunulduğunu, davacı tarafça, sözleşmenin imzalanması sonrasında düzenlenen  faturaların, müvekkili tarafından 8 günlük süre içerisinde iade edilmediği, TK 21/2 uyarınca itiraz  edilmeyen faturaların kabul edilmiş sayılacağı iddia edildiğini, bu durumun yalnızca faturanın  içeriğine ilişkin karine oluşturduğunu, söz konusu faturaların davacı şirkete iade de edildiğini, defter  kayıtları incelendiğinde bu hususun görüleceğini, Yargıtay kararlarlarında faturaya ilişkin hizmetin sözleşmeye uygun biçimde verildiğinin de ayrıca  ispatlanması gerektiği açıkça belirtildiğini,  hizmet verilmek üzere müvekkiline teslim edilen tabletlerin, davacı tarafa teslim edilmek üzere  depoda muhafaza edilmekte olup müvekkil şirket yetkililerinin sözlü iade taleplerinin davacı tarafça dikkate alınmadığını,hizmetin düzeltileceği vaadi ile müvekkilinin bir süre bekletildiğini ve  nihayetinde düzelmeyen sistem sebebiyle müvekkilinin mağdur edildiğini, okullara servis hizmeti veren müvekkilinin, velilerin sisteme ilişkin şikayetleri üzerine ve okul  yönetimlerinin müvekkil ile aralarındaki sözleşmeleri feshetme risklerine karşı, başka bir firma ile  sözleşme imzalamak zorunda kaldığını, davanın reddine, yargılama harç, masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/03/2021 tarih ve 2019/295 Esas - 2021/205 Karar sayılı kararı ile; \"Dava,  alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Taraflar arasında bilgisayar programı hizmeti ve tablet satımı konusunda sözleşme ilişkisi bulunduğu, uyuşmazlığın satım konusu hizmette ayıp bulunup bulunmadığı varsa niteliği, süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı, bu kapsamda davacının alacağının miktarı  noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. Takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 108.208,20 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce hizmete ilişkin fatura, cari hesap ekstresi, arabuluculuk tutanağı dosyaya konulmuş taraf defterleri ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, ayıp iddiası da bulunmakla heyete bilgisayar mühendisi bilirkişi eklenerek rapor alınmıştır. Sözleşmeye göre davacı tarafından davalının kullanımına sunulacak olan yazılım hizmetinin \"... - ...\" isimli sistem olduğu anlaşılmıştır. Bu sistem; okul servisi işi yapan davalının, serviste yer alan öğrencilerin aileleri ile etkileşim sağlayabileceği bir uygulama olarak ifade edilebilir. Sistem üzerine; veli tarafı mobil uygulama ile erişim ve kullanım sağlarken, davalı tarafından kullanım ise yine mobil uygulama üzerinden olmakla beraber, veri girişi ve raporlama için sisteme ait internet sayfasının kullanıldığı anlaşılmıştır. Burada uygulama üzerinden; servisin öğrencinin evine yaklaştığı sırada arama ya da mesaj ile haber verme (öğrenciyi evden alma ve evden bırakma esnasında), veli tarafından öğrencinin durumu ile ilgili servis yetkilisine haber verme, öğrencinin servise binme durumu, servisin tamamlanma durumu vb. şekilde işlemler yapılabilmektedir. Aynı zamanda sözleşme konusu uygulama bir paket program olarak ifade edilebilir. Genel anlamda yalnızca davalı için üretilmiş bir yazılım değildir.Dava konusu icra takibi içeriğinde yer alan faturalara konu hizmet; taraflar arasında imzalanmış sözleşmeye istinaden verilmesi gereken yazılım hizmetine ilişkindir. Alınan bilirkişi raporunda mali yönden yapılan incelemede; davacı ve davalı yan vekili tarafından incelemeye sunulan 2018 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil teşkil edebileceği, davacı yan kendi ticari defterlerinde. davalı yandan takip tarihi olan 26/12/2018 tarihi itibari ile 23.578,08 TL alacaklı olduğu, davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, davacı yandan 26/12/2018 takip tarihi itibariyle 10.000,-TL alacaklı olduğu, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen tüm faturaların, davalı ticari defterlerinde kayıt altına alınmış olduğu, ancak sonrasında tüm faturalar için iade faturaları düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından iade faturaları düzenlenmeden önce davacı yan cari hesap bakiyesi olan 23.578.08 TL’de mutabık olunduğu, davacı yan ile davalı yan arasındaki cari hesap farkının, davalı yanın davacı yana düzenlemiş olduğu, 31.10.2018 tarihli 3 adet iade fatura toplamı 33.578.08 TL olduğu, işbu faturaların davalı yan tarafından davacı yana ... Kargo ile gönderilmiş olduğu, ancak adreste bulunmaması sebebiyle davacı yana teslim edilememiş olduğu, sonrasında Büyükçekmece ...Noterliği aracılığı ile 08/11/2018 ve 14/11/201 8 tarihlerinde iade faturalarını tekrar göndermiş olduğu, fakat adres sürekli kapalı olduğundan davacı yana teslim edilememiş olduğu belirtilmiştir. Teknik yönden yapılan incelemede; sözleşme konusu uygulama veritabanı ve arama kayıtları üzerinde yapılan incelemede; söz konusu sistemin veli arama işlemlerinde hatalı arama işlemleri gerçekleştirmiş olduğu, uygulamanın tam olarak doğru bir şekilde çalışmamış olduğu ve dolayısıyla sistemden beklenen faydanın tam olarak sağlanamadığı belirtilmiştir. Alınan ek raporlarda da; ihtilaf dönemindeki hali incelenemediğinden uygulamanın veritabanı kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile veri arama özelliğinin hatalı olduğu, hatanın teknik olarak giderilmesinin mümkün olduğu, eksik ve ayıp bedelinin sistemin tümüyle ayıplı kabul edilmesi gerektiği ancak sistemsel giderim bedelinin 1.000,00-1.500,00TL civarında olabileceği belirtilmiştir. Ayıp, aynı cins ve kategoriye giren eşyaya nispetle satılan maldaki değer ve elverişliliği kaldıran veya azaltan noksanlıktır (TBK.m.219). TTK.m.23/c hükmünde ticari satışta maldaki ayıpla ilgili ayıbı ihbar süresi düzenlenmiştir. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise (aşikar ayıp), alıcı 2 gün içinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Maldaki ayıp açıkça belli değilse (açık ayıp), alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelemeli veya incelettirmeli ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu sürede satıcıya bildirmelidir. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK m. 223’e göre, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde (gizli ayıp), bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Maddede belirtilen “hemen” ifadesi dürüstlük kuralı ve halin icapları göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Herhalde ayıp ortaya çıkınca fazla vakit geçirmeden ihbar yapılmalıdır. Ayıp ihbarının ayıba karşı sorumluluktan doğan dava için öngörülmüş olan zamanaşımı süresi geçmeden önce yapılmış olması gerekir.   TBK m. 231’e göre, “Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” <br> Yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında, ihtarname ile sözleşme şartlarının yerine getirilmediği ve iade faturası kesildiği belirtilmiş olup ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında da sistemin tümüyle ayıplı olduğu, veli arama özelliğinin tümüyle kullanılamadığı anlaşılmış olup ürünün ayıplı olması nedeniyle davacının alacaklı olmadığı kanaatine varılmıştır ve davanın reddine karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkil davacı şirket ile davalı şirket arasında  imzalanan  02.07.2018 tarihli teklif ve sözleşme doğrultusunda, müvekkil şirketin lisans hakkı kendisinde olan yazılımın  kullanımını ve bu yazılım konusunda verilecek destek ve bakım hizmetlerini  vermeyi yüklenmiş olduğunu, işbu sözleşme neticesinde müvekkil şirketin 40 adet sıfır tablet alarak, davalı şirkete teslim etmiş olduğunu, sözleşmenin imzalanması sonrasında davalı şirketin müvekkil şirkete 15.08.2018 tarihli 13.518,08 TL bedelli  faturaya mahsuben 10.000 TL ödeme yapmış olduğunu, akabinde tanzim edilen faturaları kabul ederek, şirket kayıtlarına aldığını ancak bedellerini ödemekten imtina ettiğini, TTK 21/ 2 uyarınca, 8 günlük süre içinde itiraz edilmemiş olduğunu, akabinde dava aşamasında, dava dosyasına sunulmadığı ve delil olarak da davalı yan tarafından bildirilmediği üzere, noter ihtarnamesi ile iade faturası düzenlendiğinin beyan edildiğini, davalı yanın cevap dilekçesinde ilgili noter ihtarnamesinden bahsedilmediği ve yine davalı tarafından bir delil dilekçesi de dosyaya sunulmadığı halde, yerel mahkemece hatalı ve hukuka aykırı olarak ilgili iade faturalarının, ayıp ihbarı kabul edilmiş olduğunu, TTK 223 hükmünün açık olup, tacirler arasındaki ayıp ihbarlarının süreye tabi olduğunu, ilgili sözleşmenin Temmuz ayında akdedilmiş olup, ilk ödemenin Ağustos ayında yapılmış olduğunu, akabinde belirtilen iade faturalarının Kasım ayında kesilmiş olduğunu, yasanın amir hükmü doğrultusunda, süresinden sonra yapılan ayıp ihbarının bir sonuç doğurmayacağı hususunun açık olduğunu, \" TTK 223 uyarınca, Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.03.2006 tarihli bir kararında da; “… davacı kömür ticareti işiyle uğraştığını davalıdan aldığı torba kömürlerinin ayıplı olduğunu iddia ederek ayıplı kömürlerin aynen davalıya iadesiyle tazminat talebinde bulunmuştur. Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi feshetmek amacıyla yapılan ihtar veya ihbarların geçerli olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması şarttır. Ticari satışlarda ayıp ihbarları TTK.nın 25. maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması zorunludur. Dosya kapsamında ayıp ihbarının süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur…” şeklinde hüküm tesis edilmiş olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin süresinde ayıp ihbarında bulunmamanın sonucuna ilişkin 13.11.2007 tarihli bir kararında; “…Taraflar tacir olup tacirler arasındaki satışlarda ayıp ihbar süreleri TTK’nın 25/3. Maddesinde 2 ve 8 gün olarak belirlenmiştir. … satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette gerek ttk 25. ve gerekse bk’nın 198. maddelerinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmazlar. Bu nedenle o malın alıcısı olan kişinin, “satıcının ayıba karşı tekeffülü’’ hükümlerinden yararlanabilmesi için mutlaka TTK.’nın 25. ve BK.’nın  198. maddeleri hükümlerinde, açık ve gizli ayıplar için öngörülen yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunmuş olması şarttır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. <br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA,” şeklinde karar vermiş olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 31.01.2004 tarihli bir kararında ise; Türk Ticaret Kanunu' nun 25/3. maddesine göre alıcının ayıp açıkça belli değilse emtiayı aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye ve ettirmeye ve muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu anlaşılırsa haklarını muhafaza için keyfiyeti bu süre içinde satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, alıp ihbarında bulunulmadı ise alıcının hak kaybı yaşayacağına işaret etmiş oldğnu, dairenin 02.07.2018 tarihli bir başka kararında ise ayıp ihbarlarının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiğini, alacak talebi içerir ihtarnamenin geçerli bir ayıp bildirimi niteliği taşımadığını, ortada süresinde ve geçerli bir ayıp ihbarı bulunmadığından ayıp iddiasının dinlenemeyeceğini ifade etmiş olduğunu, Yukarıda belirtilen Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere, tacirler arasında yasal süresinde ayıp ihbarı yapılmasının zorunlu olduğunu, davaya konu olayda, hiçbir suretle ilgili ayıp ihbarında bulunulmadığı halde, iade faturalarının düzenlenmesinin hem de dosyada delil olarak dahi gösterilmemiş olmasına rağmen, ayıp ihbarı olarak kabul edilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, bozmayı gerektirdiğini, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin  8.3 numaralı maddesinde açıkça, \"Müşteri hangi nedenle olursa olsun vazgeçmesi veya tek taraflı olarak ...'i iptal etmesi durumunda firma işbu sözleşme kapsamında veya ekleri kapsamında bedelleri ödeyeceğini kabul eder. \" hükmünün bulunmakta olduğunu, Mahkemece tarafların basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu hususunun göz ardı edildiğini, akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı davranılmış olmasına rağmen bu kabul ile karar tanzim edilmiş olmasının hatalı olduğunu, bozmayı gerektireceğini, Bilirkişi raporları ile sistemde bir kısım arızalar olduğu belirtilmişse de, ilgili raporlar ile yine belirtilen arızaların düzeltilebileceği hatta 1 adam ile yaklaşık 1-2 günlük bir çalışma ile var olduğu iddia olunan arızaların giderilebileceği belirtilmiş olmasına rağmen, bu çapta küçük bir işlem olması dikkate alınmadan sistemin tümüyle ayıplı kabul edilmesi yönündeki tespit ve değerlendirmenin hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi, orantılılık ilkesine de aykırı olduğunu, bilirkişi raporundaki bu subjektif değerlendirmenin hükme esas alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkil şirketin sistemi çalışır durumda davalı firmaya teslim ettiğini, yine çalışır durumda olduğun ara dönemlerde teyit ettiğini, emsal nitelikte aynı yazılımı kullanan bir başka firma tarafından sistemin çalıştığına ve sorunsuz kullanıldığına dair yazının dosyada mübrez olduğunu, bir yazılımın bozuk olması halinde, hiçbir yerde çalışmayacağını, ilgili yazıların ve sistemin çalıştığına dair dosyaya sundukları deliller incelenmeden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen belirlenecek nedenlerle; -Haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, -Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen ... (Veli Bilgi Sistemi) kullanım sözleşmesi (paket program satış sözleşmesi) kapsamında davacının davalıya sözleşme konusu yazılımların kullanım hakkını sağlamasına rağmen davalının bakiye fatura bedelini ödemediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Davacı vekili, taraflar arasındaki ... (Veli Bilgi Sistemi) kullanım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya sözleşme konusu yazılımların kullanım hakkını sağladığını, ancak davalının davalının bakiye fatura bedelini ödemediğini, kendilerine  fesih bildiriminde ve ayıp ihbarında bulunulmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından dava konusu sözleşme kapsamında satılan paket programın ayıplı olduğunu, bu sebeple davacı tarafından düzenlenen faturalara karşılık iade faturaları düzenlendiğini ve davacıya kargo ve noter ihtarnamesi aracılığı ile gönderildiğini, ancak davacının iade faturalarını tebliğ almadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında akdedilen ... (Veli Bilgi Sistemi) kullanım sözleşmesinin konusu ve davacının edimi; lisans hakları davacıya ait olan yazılımların kullanım hakkının davalıya sağlanması ve bu yazılımlar için verilecek destek ve bakım hizmeti, uygulama eğitimi verilmesi ve sistemin kullanılması için gerekli olan tablet ve aksesurları ile m2m data hatlarının davalıya teslimidir. Davalının edimi ve yükümlülükleri ise verilen hizmet karşılığında bedel ödenmesi ve sistemin kurulması için altyapı ortamının sağlanması ve bilgi paylaşımı, davacı tarafından yapılan düzeltmelerin, problem çözümlerinin, uyarlamaların ve ürünle ilgili değişikliklerin, sisteme yüklenmesi ve doğru kullanılmasıdır. <br>TBK'nın 219. Maddesi uyarınca; satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca;  Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.TBK'nın 223. Maddesi uyarınca; Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Taraflar arasında ... (Veli Bilgi Sistemi) kullanım sözleşmesinin akdedildiğine, sözleşme kapsamında davacı tarafından 40 adet tablet ile birlikte ... (Veli Bilgi Sistemi) yazılımların kullanılmasının davalıya sağladığına, satım bedeline ve davalı tarafından davacıya 10.000,00 TL ödeme yapıldığına ve davacı tarafından düzenlenen bakiye fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafından satılan programın ayıplı olup olmadığı, davalı tarafından usulüne uygun ve süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Taraflar arasındaki dava konusu paket program satış sözleşmesi kapsamında satıcının ediminin  ayıplı olduğu ve süresinde usulüne uygun olarak ayıp ihbarının yapıldığı hususunu ispat külfeti bunu iddia eden alıcı, somut davamızda davalı üzerindedir. Mahkemece davacı tarafından davalıya teslim edilen ... (Veli Bilgi Sistemi) yazılımı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, teknik bilirkişi tarafından bilirkişi kök ve ek raporlarında yapılan tespitlerde; sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen sistemin okul servisi işi yapan davalının, serviste yer alan öğrencilerin aileleri ile etkileşim sağlayabileceği bir uygulama olarak ifade edilebileceği, sistem üzerine; veli tarafı mobil uygulama ile erişim ve kullanım sağlarken, davalı tarafından kullanım ise yine mobil uygulama üzerinden olmakla beraber, veri girişi ve raporlama için sisteme ait internet sayfasının kullanıldığı, uygulama üzerinden; servisin öğrencinin evine yaklaştığı sırada arama ya da mesaj ile haber verme (öğrenciyi evden alma ve evden bırakma esnasında), veli tarafından öğrencinin durumu ile ilgili servis yetkilisine haber verme, öğrencinin servise binme durumu, servisin tamamlanma durumu vb. şekilde işlemler yapılabildiği, taraflar arasındaki ihtilafa konu dönem üzerinden süre geçtiğinden ihtilafa konu dönem üzerinde inceleme yapılamadığını, inceleme yapılan gün itibariyle sözleşmeye konusu uygulama veritabanı ve arama kayıtları üzerinde yapılan incelemede; söz konusu sistemin veli arama işlemlerinde hatalı arama işlemleri gerçekleştirmiş olduğu, uygulamanın tam olarak doğru bir şekilde çalışmamış olduğu ve dolayısıyla sistemden beklenen faydanın tam olarak sağlanamadığı, veli arama özelliğinin hatalı çalıştığı, bu özelliğin uygulamanın en önemli özelliği olduğu ve dolayısıyla bu özellik üzerinde var olan eksiklik ve hata nedeniyle uygulamanın aktif olarak kullanılamayacağı, teknik olarak sistemin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ve dolayısıyla tespit edilen ayıbın niteliği dolayısıyla da sistemin tümüyle ayıplı kabul edilmesi gerektiği, sistemin veli arama özelliği dışında kalan özelliklerinin kullanılabilir olmasının; davalının uygulama üzerinden beklenen faydayı elde ettiği anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla tespit edilen hataya ilişkin bir ayıp bedelinin hesaplamasının mümkün olmadığı, ... uygulaması üzerinde tespit edilen veli arama özelliği ile ilgili sistemsel hatanın giderilmesinin uygulamayı geliştiren yazılım geliştirici tarafından, 2-3 iş günü süresinde mümkün olabileceği, işlem bedelinin ise dava konusu ihtilafın yaşandığı 2018 yılı piyasa şartlarında ortalama 1 adam/gün bedelinin 500 TL olarak hesaplanabileceği göz önüne alındığında 1.000-1.500 TL olarak ifade edilebileceği tespit edilmiştir. Teknik bilirkişi tarafından usul ve yasaya uygun ve gerekçeli olarak yapılan tespit ve Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/494 değişik iş sayılı delil tespiti dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu yapılan tespit dikkate alındığında dava konusu sistemin asıl amacı olan kısmında ve dolayısıyla bütününün ayıplı olduğu açıktır. Söz konusu veli arama yazılım sistemi dikkate alındığında ayıbın sistemin tesliminden sonra denenerek kontrol edilmek suretiyle tespit edilebilir niteliktedir ve bu haliyle açık ayıp niteliğindedir. Davacı tarafından dava konusu yazılım sistemi kırk adet tablet ile birlikte davalıya teslim edilmiş ve davacı tarafından ilk fatura 15/08/2018 tarihinde düzenlenmiş ve bu bedele karşılık davalı tarafından 10.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Davacı tarafından davalıya diğer iki fatura 29/09/2018 tarihi ve 30/10/2018 tarihinde düzenlenmiştir. Davalı tarafından söz konusu faturalara karşılık 31/10/2018 tarihli üç adet iade faturaları düzenlenmiştir. Davalı taraf iade faturalarını kargo ve ihtarname ekinde davacı şirkete gönderdiğini, ancak şirketin kabul etmemesi sebebiyle iade edildiğini, davacı şirketin adresinin sözleşmede belirtilen adres olduğunu ve sözleşmenin 15.2 maddesi uyarınca iade edilse bile tebligatın geçerli olduğunu ve ayıp ihbarının yapıldığını savunmuştur. Davalı tarafından düzenlenen iade faturaları kargo ile davacıya gönderilmiş ve teslim alınmaması sebebiyle iade edilmiştir. Ancak davalı tarafından dosyaya sunulan söz konusu kargo gönderim belgesinde iade faturalarının gönderildiği açıkça yazmamaktadır. Davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnameler davacının adresinin sürekli kapalı olması sebebiyle ve tanınmadığından ve tespit edilemediğinden iade edilmiştir. Söz konusu ihtarnamelerin taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2 maddesine göre davacıya tebliğ edildiği kabul edilse bile ihtarnamelerde aralarında akdedilen sözleşmenin tüm şartlarının yerine getirilmediğinden bahisle faturaların iade edildiğinin belirtildiği, teslim edilen yazılımın ayıplı olduğuna, ayıbın hangi sebepten kaynaklandığına, yerine getirilmeyen şartların neler olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Ayrıca davalı tarafından düzenlenen iade faturaları sevk irsaliyesine bağlanmamış ve tabletler davacıya iade edilmemiştir. Bu haliyle davalı tarafından usulüne uygun bir ayıp ihbarı yapıldığından bahsedilemez. Bunun yanında yukarıda tespit edildiği üzere ayıp açık ayıp niteliğinde olup, davalının yukarıda belirtilen yasal mevzuat hükümleri uyarınca süresinde usulüne uygun bir ayıp ihbarı yaptığından bahsedilemez. Davacı tarafından davalıya eğitim yılının başlaması ile kullanılacak tabletler ile birlikte yazılım teslim edilmiş ve ilk fatura 15/08/2018 tarihinde, diğer faturalar 29/09/2018 ve 30/10/2018 düzenlenmiştir. Ancak davalı tarafından sistem denenerek kontrol edilmemiş ve davacı tarafından düzenlenen faturalar defter ve kayıtlarına kaydedildikten uzun bir süre sonra 31/10/2018 tarihinde düzenlenmiş ve değişik iş dosyasında bilirkişi raporu 03/12/2018 tarihinde düzenlenmiştir. Davalı tarafından ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilse dahi ayıp ihbarı süresinde değildir. Ayrıca taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşmenin 8.3 maddesi \"Müşteri hangi nedenle olursa olsun vazgeçmesi veya tek taraflı olarak ...'i iptal etmesi durumunda firma işbu sözleşme kapsamında veya ekleri kapsamında bedelleri ödeyeceğini kabul eder. \" hükmünü içermektedir.  Sözleşme hükmüne göre de basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalının hangi sebeple olursa olsun sözleşmeden dönmesi halinde veya sistemi iptal etmesi halinde bedeli ödeyeceğini kabul etmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında da davalı sözleşme kapsamında satılan ürünün bedelini ödemekle yükümlüdür. Taraflar arasında sözleşme bedeli ve davacının icra takip dosyasındaki miktar kadar  alacaklı olduğu hususu ihtilaf konusu değildir. Bu hususlar gözetilmek suretiyle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davanın kabulü ile davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına,  davacı lehine alacak faturalar ile likit olduğundan asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarih ve 2019/295 Esas - 2021/205 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; <br>Davanın  KABULÜ ile; Davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, Davacı lehine alacak faturalar ile likit olduğundan kabul edilen 23.578,00 TL asıl alacağın %20 'si oranında 4.715,6‬0 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.610,62 TL nispi karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 402,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.207,96‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 44,40 TL başvurma harcı, 402,66 TL peşin harç, 40,50 TL posta/ tebligat gideri ve 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere; toplam 2.087,56‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 13/1 maddesi de dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,  7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 65,00 TL tebligat/ dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 227,1‬0 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43f77c0b5b85214c","SID":"926ba42a8acc4bc4"}}