{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1770 <br>KARAR NO: 2023/1410<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/01/2020<br>ESAS NO: 2018/969 <br>KARAR NO: 2020/32<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 23/10/2018<br>KARAR TARİHİ: 11/10/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasındaki Lisans Kullanım ve Proje danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi gereğince 02/07/2018 tarihli 5.497,20 USD bedelli verilen hizmet karşılığı fatura kesildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini ancak davalının ödemeyi yapmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edip durdurduğunu, bunun üzerine huzurdaki davanın açılarak yapılan itirazın iptalini takibin kaldığı yerden devamını davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili aleyhine açtığı icra takibi neticesinde EFT yolu ile davacı şirkete 4.425,53 USD borcunu ödediğini ve davacının vekalet ücreti ve takip masrafları için 4.500,00 TL ödemenin yapıldığını, ancak davacının aylık %5 gecikme faizi talebinin haksız olduğunu çünkü davacının iddia ettiği gibi 5.947,20 USD tutarında müvekkilinin borcunun olmadığını, bu sebeple haksız ve mesnetsiz davanın reddini, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinive yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava konusu olan alacağın davalıya fatura edildiği ancak davalı tarafından davacı şirkete ödemede bulunulmadığı, bunun üzerine  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip yapıldığı, davalı tarafın borcun bir kısmına itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin itiraz edilen kısım yönünden durduğu,  davanın  İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı,  yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun da belirlendiği ve mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu, zira özellikle ek raporda da yeniden belirlendiği üzere dava konusu olan fatura, davalı kayıtlarında davalının paylaştığı (davacı tarafa ait cari hesap ekstresinde 02/07/2018 tarihine ... fiş no, alınan hizmet bedeli açıklaması ile 27.172,76 TL alacak olarak yer aldığı, belirtilen bu alacak, yani davalı açısından borç miktarının davacı tarafından düzenlenen 02/07/2018 tarihli 5.947,20 USD lik takip konusu faturaya ilişkin olduğu, işbu faturanın fatura tarihi olan 02/07/2018 tarihli kur değeri olan 4,5690 TL TCMB satış kuruna göre (5.947,20 X 4,5690 =) 27.172,76 TL olduğu, zaten davalının da bu kur değeri üzerinden aynen bu hesabı yaparak icra dosyası için ödeme yaptığı, oysa ki kur farkının da gözetilmesi gerektiği, bu kapsamda bilirkişi raporunda kur farkına ilişkin yapılan açıklama ve değerlendirmeler neticesinde davacı tarafın (dava dilekçesindeki talep miktarı, borçlu davalının takibe kısmi itirazın ve bilirkişi ek raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak) İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası için, davalı tarafça yapılan 27.172,76 TL lik ödeme  sonrası 1.492,28 USD bakiye fatura alacağı kaldığı, ve yine ek raporun 4. Sayfasında yapılan dava konusu faturanın ödeme vadesinin 2 Ağustos 2018 ile davalının bir kısım ödeme yaptığı 11 Ekim 2018 tarihleri arasındaki USD cinsinden ödemeler için sözleşme gereği % 5 üzerinden hesaplama yapılmış ve bu hesaplama miktarları ve takipte talep edilen miktarlar gözetilerek takipte talep edilen miktar aşılamayacağından 634,37 USD üzerinden gecikme faizinin talep edilebileceği anlaşılmakla, davalının itirazında bu miktarlar yönünden haksız olduğu kanaatine varıldığından,  takibin devamı ile itirazın raporda belirlenen miktarlar da gözetilerek kısmen iptaline karar verilmiştir.'' gerekçesi ile Davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 1.492,28 USD bakiye fatura alacağı ve 634,37 USD aylık %5 gecikme faizi olmak üzere 2.126,65 USD toplam alacak üzerinden aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına, 2.126,65 USD'nin takip tarihindeki kur olan 6,14 TL ile çarpılması ile bulunan 13.057,63 TL nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Takipten ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; fatura müvekkilimize tebliğ edilmemiştir. fatura müvekkilimize tebliğ edilmediğinden müvekkilin aylık % 5 gecikme faizinden de sorumluluğu da söz konusu değildir. Davacı şirketin gecikme faizini fatura  tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeme yapılmamasına dayandırmaktadır. İddia ettiği fatura miktarı ise 5.947,20 USD dir. Ancak müvekkilin zaten böyle bir asıl borcu bulunmamaktadır. Kaldı ki 4.425,53 USD lik borçtan da müvekkil icra takibiyle haberdar olmuştur ve davacıya ödemiştir.  Fatura müvekkile tebliğ edilmemiştir. Dolayısıyla 30 günlük süre başlamadan  müvekkil borcu ödemiştir .Davacı tarafın  hizmetin verildiğini ispatlaması gerekmektedir. Ancak ispat yükü altında olan davacı taraf ispatlayamamış olup istinaf kanun yoluna başvurumuzun kabulü gerekmektedir. Yerel mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu da denetime elverişli değildir.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasında imzalanan Lisans Kullanım ve Proje danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi gereğince düzenlenen fatura borcunun tahsili için başlatılan icra takibine yapılmış itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 5.947,20 USD  fatura alacağı ve 634,37 USD sözleşme gereğince işleyen %5 faiz  olmak üzere toplam 6.581,57TL ( Harca esas değer 6.581,57*6,14=40.410,84TL) üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itiraz süresi içerisinde 27.172,76TL ( 4.425,53USD) ödeme yaparak 2.156,04 USD lik kısma ve bu miktara ilişkin faize ve ferilerine itirazı üzerine takibin  durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mali Müşavir bilirkişi raporunda \"Davacı tarafından paylaşılan ve davalıya ait cari hesap ekstrelerine göre tarafların birbirlerine düzenlediği Fatura ve Ödemeler her iki tarafında kanuni defterlerinde ve BA-BS formlarında yer almaktadır. Davacı tarafın davaya konu edilen faturanın para birimi USD olup, fatura üzerinde muhasebe kaydı için hangi kurdan TL'ye çevrilmiş olduğu yazılıdır. Taraflann aralannda yaptıklan sözleşmenin 3 ncü maddesi gereğince \"Lisans Kullanım faturası USD para biriminden fatura edilecek ve USD olarak ödemesi yapılacaktır.\" bilgisinin sözleşmede yer aldığı davacının kanuni defterlerine göre, davalı yandan 7.850,74 TL Alacaklı olarak gözükmektedir.Davalının kanuni defterlerine göre de davacı tarafa 1.875,50 TL borçlu olduğu, TL bazında her iki firmanın mali kayıtlanna göre cari hesapta 5.975,34 TL'lık Fark olduğu. USD olarak düzenlenen faturalara ait davalı tarafın TL ödemelerinden kaynaklı davacı tarafın davalı tarafa KDV Dahil \"KUR FARKI faturası düzenlemesi gerekeceği. Bu dava özelinde İstanbul ... İcra Md. ... E. Sayth dosyası ile 05.10.2018 tarihinde açılan İcra takibine davalı tarafından 11.10.2018 tarihinde Faturanın TL değerinin Havale ile ödendiği, Mahkemenin kararı doğrultusunda, Sözleşme gereğince 2.7.2018 tarihli faturanın vadesi 30 gün olup, vade ile ilk ödeme tarih aralığı (2.8.2018 - 11.10.2018 tarih aralığı) için 5.947,20 USD'ye davacı tarafından faiz yürütülebileceği, Tarafların Kanuni Defterlerindeki bilgiler ve aralarındaki yazılı sözleşme hükümleri gereğince dava tarihi (22.10.2018) itibari ile farkli para birimlerinden (USD / TL) fatura düzenlediğinden, ayrı ayrı olmak üzere. davacının, davalı taraftan 1.484.24 USD ve 1.338,66 TL alacağı olduğu,\" raporunda belirtmiştir.Bilirkişi ek raporunda ''Tarafların Kanuni Defterlerindeki bilgiler ve aralarındaki yazılı sözleşme hükümleri gereğince dava tarihi (22.10.2018) itibari ile farklı para birimlerinden (USD / TL) fatura düzenlediğinden ayrı ayrı olmak üzere,  Fatura  üzerinde kur değerlemesine esas değerin TCMB Döviz Satış kuru alınması gerekirken TCMB Döviz  Alış kuru üzerinden hesaplama yapıldığından fark çıkmıştır. Davacının USD Alacağı: 1.492,28 USD’dir ve 1.338,66 TL alacağı vardır. Dava konusu Faturanın Ödeme Vadesi 2 Ağustos 2018 ile Davalının Bir Kısmına Ödeme yaptığı 11 Ekim 2018 tarihleri Arasındaki USD Cinsinden Ödemelere Sözleşmeye göre Uygulanacak Faiz Oranı %5’ den hesaplanmış USD Faizi. (KDV Dahildir.) Mahkemenin uygun görmesi halinde Davacının İlk ödemeyi yaptığı tarihe kadar KDV dahil (Davacının Davalıya bu tutarda KDV Dahil Fatura düzenlemesi şartı ile) 681,05 USD olarak tarafımdan hesaplanmıştır.  Davalı tarafın Davacıya 2019 yılı Eylül ayında yaptığı Ödemelerden sonra USD Cari Hesap Kaynaklı 8,04 USD Borcu bulunmaktadır. \" şeklinde ek raporunu sunmuştur.Takibe konu fatura, 02/07/2018 tarihli, 344992 sıra numaralı 5.947,20 USD bedelli (01/07/2018-30/06/2019 abonelik hizmet dönemi, usd kur: 4,5690TL) açıklamalı faturadır. Davalı taraf, icra takibine itiraz süresinde 4.425,53USD karşılığı 27.172,76TL ödeme yaparak bakiye kısma itiraz etmiştir. Davacı itiraz edilen 2.156,04 USD (yönünden dava açmıştır.Taraflar arasındaki sözleşme “Lisans Kullanım ve Proje Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi” olup, sözleşmenin 5. Maddesinde belirtildiği üzere “5.1, İşbu sözleşme imzalanmasını takip eden 3 yıl boyunca geçerli ve yürürlükte kalacaktır. 5.2 maddesi de taraflardan herhangi biri bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerden herhangi birini yerinc getirmediği takdirde diğer Taraf yükümlülüğünü yerine getirmeyen Tarafa durumun düzeltilmesi için NOTER kanalı ile bir bildirim gönderir. Bildirimden itibaren 15 (onbeş) takvim günü içerisinde ihlalin giderilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde bildirimde bulunan taraf Noter kanalı ilc ihbar etmek sureti ile Sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına tüm yasal hakları saklı kalmak koşulu ile sahiptir.” denmektedir.Madde 3: “Service Management Suite” 5 adet Birim 84 USD, Aylık Toplam 420.- USD (KDV hariç) olmak üzere fatura edileceği, Fatura şartları da detay olarak bu madde altında toplanmıştır. ... ile ... arasındaki anlaşma gereği, ödemelerin yıllık periyodu her yılın temmuz ayına göre planlanmaktadır. ...temmuz ayında, tekrar 1 yıllık yeni abonelik faturası düzenlenir.. ... Abonelik Hizmeti ve ... Hizmet bedelleri, peşin olarak projenin başladığı tarihte faturalandırılır..Fiyatlara KDV Dahil değildir..Unite tarafından düzenlenen Lisans Kullanım faturası USD para biriminden fatura edilecek ve USD olarak ödemesi yapılacaktır.  Tüm ödemeler için ödeme vadesi fatura tarihinden itibaren 30 (Otuz) gündür ve her bir ödeme tek seferde yapılacaktır.. Ödemelerde gecikme yaşanması halinde ...'nin aylık %5 oranında gecikme faizi uygulama hakkı saklıdır. Davacı taraf yetkilisi ... (...@...) adresinden Davalı tarafa ait ... (...@...com) ve ... (...@...) mail adresleri ile 20 Haziran 2018 tarihinden başlamak üzere (28.6.2018, 5.7.2018,) fatura kesileceğine dair yazışmalar olup, sonrasında da Davaya konu edilen Faturanın ödemesi ile ilgili mail silsilesi olduğu görülmüştür. 19.9.2018 saatde Davalı taraftan ... mail adresinden Davacı ...  adresine gelen mailde özetle, “Bu faturanızın ödemesi için onay alabildim fakat yönetimimiz faturanın kesildiği tarihteki 4,569 TL kurla ödeme yapmak için onay verdi.” Bilgisini paylaşmıştır. Aynı gün ... tarafından aynı mail grubuna paylaşılan mailde özetle” Lisans faturaları döviz bazlı düzenlenip döviz bazlı tahsilatları yapılmaktadır ve bizde yurtdışı ödemelerimizi yapmaktayız.” Bilgisi paylaşılmıştır. Taraflar arasında ki 20.9.2018 tarihli maillerde “Alacağın alınamadığından faturanın hukuk birimine gönderileceği bilgisi Davacı tarafından paylaşılmış olup, Davalı taraf yetkilisi de “Tamamdır, üzülerek belirtmeliyim, bu konuda gerekli işlemleri yapabilirsiniz.” Bilgisini paylaştığı maillerden görülmüştür.Davacı taraf, faturanın tebliğ edildiğine dair posta evrakını da ibraz etmiştir.6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında mali bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, sözleşmeye istinaden düzenlenen dava konusu faturanın davalı şirketin ticari defterlerinde kayıt altına alınmış olduğu, faturanın tebliğ edildiği, mail yoluyla bilgi verildiği, davalının faturaya sekiz günlük sürede itirazının söz konusu olmadığı,davalının ödemeyi fatura tarihindeki kur üzerinden ödemeyi teklif ettiği, davacının bunu kabul etmeyerek usd olarak tahsilat yapılması gerektiğini bildirdiği, davalının başlatılan takibe kısmi itiraz ederek fatura tarihindeki kur üzerinden ödeme yaptığı, sözleşme hükümlerine göre faturalandırmanın ve ödemenin usd cinsinden olacağının ve ödemelerde gecikme yaşanması halinde aylık %5 oranında gecikme faizi uygulanacağının sabit olduğu anlaşılmakla; davalının takipten sonra yaptığı ödemenin mahsubu ile davacının alacağının 1.492,28 USD bakiye fatura alacağı ve taleple bağlı kalınarak 634,37 USD aylık %5 gecikme faizi olmak üzere toplam  2.126,65 USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğunu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 222,99 TL'nin mahsubu ile bakiye 46,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"561317e00b0e5b41","SID":"e73774ac28845c39"}}