{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/967 <br>KARAR NO: 2023/1571 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/02/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/146 Esas - 2021/205 Karar <br>DAVA: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 19/10/2023 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çalışanı olan ...' in yine müvekkili şirket adına ... isimli e-ticaret sitesi üzerinde faaliyet gösteren ... Hizmetleri isimli satıcıdan ... sipariş numaralı, değeri 7.958,40 TL olan ... marka dizüstü bilgisayar satın aldığını, satın alınan bilgisayarın şirket çalışanı ... adına ... Taşımacılık A.Ş.' ye teslim edildiğini, davalı kargo şirketinin uygulaması üzerinden ...' in yaptığı sorgu neticesinde ürünün 08/05/2019 günü saat 11.00' da kendisine teslim edildiğine dair kaydın düzenlendiğini gördüğünü, davalı kargo şirketi ile iletişime geçtiğinde teslimatın müvekkili şirket çalışanına yapılmadığını ve ayrıca müvekkili şirketin yetkilisi olup olmadığı konusunda da herhangi bir imza sirküsü araştırması da yapmadığının davalı kargo şirketinin Evren Mahallesi Şubesinde yer alan güvenlik kamera görüntüleri ile sabit olduğunu, işbu yanlış teslimat ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına 13/09/2019 tarihinde şikayette bulunulduğunu, müvekkili şirkete davalı kargo şirketi tarafından teslimi yapılmayan bilgisayar bedeli olan 7.958,40 TL zararın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek T.C. Merkez Bankasında Kısa Vadeli Krediler için öngörülen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiğini, taşınmak üzere teslim alınan ürünün, alıcısına teslim edilmiş olduğunu, davalı müvekkilinin taşıma ilişkisinden kaynaklı edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 25/02/2021 TARİH VE 2019/146 ESAS - 2021/205 KARAR SAYILI KARARI İLE; \" Mahkememizce 05/03/2020 tarihli duruşmada davacı tanığı ...'in beyanı alınmış beyanında; \"Ben, 2010 yılından beri davacı firmada bilgi işlem müdürü olarak çalışmaktayım, ...com isimli alışveriş sitesinden benim hesabım kullanılarak davacı firmaya ... marka ... modelli bilgisayar sipariş ettim, kullanılan kredi kartı şirketin kartıdır, yalnızca hesap benim hesabımdı, hesap benim olduğum için kargonun akibeti bana mesaj yoluyla gelmişti, olayın yaşandığı gün yani 08.05.2019 tarihinde kargonun saat 14.00 ' da teslim edildiğine dair uygulamadan bu uyarıyı gördüm, derhal ... kargo evren şubesini aradım, teslimatın ... isimli kişiye yapıldığını bana söylediler, ben de ...' in ben olduğumu ancak kargoyu almadığımı kendilerine söyledim, daha sonra aras kargonun şubesine gittim, kargoyu teslim eden kişi ile görüştüm bana, kargonun ... isimli kişiye teslim ettiğini ancak bu kişinin ben olmadığımı söyledi, teslim evrakına ilişkin imzayı da gördüm, bu imzanın bana ait olmadığını da kendilerine söyledim, kamera kayıtlarını incelemek istedim ancak kamera kayıtları çok fazla görüntü vermiyordu bu nedenle kime teslim ettiklerini anlayamadım, ancak kargoyu kesinlikle ben teslim almadım, oradaki imza da bana ait değildir\" şeklinde beyanda bulunmuştur. Yapılan yargılamada, dava konusu bilgisayarın teslimi istenilen ...'in imza örnekleri  celp edilmiş ve davalı  şirkete  adı geçen şahsa dava konusu  bilgisayarın  teslimine ilişkin  teslim fişi aslının gönderilmesi konusunda muhtıra içerir  müzekkere yazılmış ancak teslim fişinin aslının gönderilmediği anlaşılmıştır. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava alacak ( kara taşımacılığından kaynaklanan) davasıdır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava davacının, davalı kargo şirketine teslim ettiği bilgisayarın alıcıya teslim edilmeyip başka bir kişiye teslim edildiği iddiasına dayalı bilgisayarın bedelinin tahsiline ilişkindir. Davalı her ne kadar kargonun ...'e 08/05/2019 tarihinde teslim edildiğini belirtmiş ise de imza incelemesine esas olmak üzere evrak asıllarının defaten davalı kargo şirketinden istendiği davalı kargo şirketinin yazıya yanıt vermediği bunun üzerine 02/07/2020 tarihli duruşmanın (2) numaralı ara kararı gereği davacı vekiline imza incelemesine esas olmak üzere evrak aslını sunmak üzere kesin süre verildiği, kesin sürede sunulmaması halinde belgedeki imzanın ...'e ait olmadığının kabul edileceğinin ihtar edildiği, ancak ne yazılan müzekkereye cevap verildiği ne de davalı vekiline verilen sürede evrak aslının sunulmadığı anlaşılmış olup evrak altındaki imzanın dava dışı ...'e ait olmadığının kabulü gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Davalı kargo şirketi, TTK 875 vd maddelerince eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın ziyaından doğan zararlardan sorumludur. Yine aynı kanunun 897. Md gereğince taşıyıcı, kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmesi sırasındaki fiil ve ihmallerden kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Davalı kargo paketinin ...'e kargo teslim tutanağını imzalatarak teslim ettiğini iddia etmiş ise de  kargo teslim tutanağının aslını mahkememize ibraz edememiş ve kargonun ...'e teslim edildiğini ispatlayamamıştır. Davacı tarafın delil olarak sunduğu 07/05/2019 tarihli faturada 7.958,40-TL 'lik bilgisayar alındığı, taşıma irsaliyesinin tarihinin 08/05/2019 olduğu, davacı tanığın beyanlarından da ... isimli uygulmadan bilgisayar alındığının ve satıcı firma tarafından kargoya verildiğinin beyan edildiği anlaşılmakla söz konusu kargonun bilgisayar olduğunun kabulü gerektiği, bu kargonun da davalı şirket çalışanına teslim edilmediği dolayısıyla kargonun ziya uğradığı nazara alındığında dava konusu gönderinin zarara uğramasında davalı şirketinin pervasızca kabul edilebilecek ağır kusurunun neden olduğunun sabit olduğu, zira tüm ülke çapında kargo işinde faaliyet gösteren bir şirketin taşıma işini icra ederken gönderilerin zarar görmesi kabul edilebilir bir durum sayılabilir ise de eşyanın tamamen kaybolmasının makul kabul edilmesinin mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır.Davacı teslimi yapılmayan bilgisayarın değeri olan 7.958,40 TL bedelin tahsilini talep etmiş ve buna ilişkin faturayı delil olarak sunmuş olup davalı kargo şirketinin TTK md 886 ya göre zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlemiş bir fiil veya ihmalin sebebiyet vermesi halinde sorumluluktan ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı anlaşılmakla davalı şirketin gönderi içindeki cihazın bedeli olarak talep edilen 7.958,40-TL zararı karşılamakla yükümlü olduğu kanaatine varılmış, davacının davalı adına gönderdiği ihtarnamenin davalı tarafa 31/05/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde dava konusu alacağın ödenmesi hususunun ihtar edildiği, davalı tarafça ödemenin yapılmadığı ve 7 günlük sürenin sonu olan 07/06/2019 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabul edildiği, tarafların tacir olması sebebiyle bu tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacının davasının KABULÜ ile, 7.958,40-TL alacağın temerrüt tarihi olan 07/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurma gereği doğduğunu, <br>Zamanaşımı defiine ilişkin olarak; Türk Ticaret Kanunu 855. maddesinde;  \"(1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (4) Gönderen veya gönderilen, taşıyıcıya karşı olan haklarını, bir yıl içinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş olmaları şartıyla, def’i olarak her zaman ileri sürebilirler. (5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca  bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar. (6) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümleri saklıdır.\" diğer zararlarda istem haklarının 1 yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlenmiş olduğunu, Mahkemece, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken  bu husus göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davaya konu 07.05.2019 tarih ... irsaliye numaralı gönderinin göndereninin ... HİZM. VE TİC. A.Ş.,  alıcısının da ... olduğunu, Bir hakkı dava etme yetkisinin(dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğunu, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de hakkın sahibi veya kendisine karşı himayesi istenen kişiler olmadıkları belirlenir ise davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddi gerektiğini, İTO'dan alınan kayıtlarda davacı şirketi temsile yetkili kişiler arasında ...'in bulunmadığını, Davacının, dava dışı firma ile arasındaki bir faturayı taşımaya konu ürüne ait delil olarak dosyaya sunmuş olduğunu, herhangi bir ticari satışa ait olabilecek bu faturanın, taşımaya konu ürüne ati olduğu iddiasını kabul etmediklerini, dolayısıyla davacı ... isimli firma, davaya konu taşıma işleminin tarafı olmadığından aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davacının, davaya konu gönderi içeriğini TTK 858. maddesinde düzenlenen taşıma senedi ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafça gönderi içeriğini tevsik edici belge sunulamamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 858. maddesinde iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, gönderi içeriğine, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına, teslim alındığı sırada dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna karine teşkil edeceğinin düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafından davaya konu gönderi ile ilgili taşıma senedi sunulmadığından, gönderi içeriğine yönelik beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, \"III - Taşıma senedinin ispat gücü MADDE 858- (1) İki tarafça imzalanan taşıma senedi, taşıma sözleşmesinin yapıldığına, içeriğine ve eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığına kanıt oluşturur. (2) İki tarafça imzalanan taşıma senedi, eşyanın ve ambalajının, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı sırada, dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna ve taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile numaralarının, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir; meğerki, taşıyıcı taşıma senedine haklı bir sebeple çekince koymuş olsun. Çekince, taşıyıcının, kayıtların doğruluğunu denetleyecek, uygun araçlara sahip olmadığı sebebine de dayandırılabilir. (3) Eşyanın net olmayan ağırlığı veya başka şekilde beyan edilen miktarı ya da taşınacak paketlerin içeriği, taşıyıcı tarafından denetlenmiş ve denetlemenin sonucu her iki tarafça imzalanan taşıma senedine yazılmışsa, bu yazı, ağırlığın, miktarın ve içeriğin, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karinedir. (4) Taşıyıcı, gönderen istemde bulunmuşsa ve buna uygun araçları varsa, eşyanın ağırlığını, miktarını veya içeriğini denetlemekle yükümlüdür. Bu hâlde, taşıyıcı denetleme ile ilgili giderleri ister.\" Taşımaya konu ürünün müvekkil kusuruyla hasara uğradığı düşünüldüğünde dahi davacının gerçek zararını ispat etmesi gerektiğini, gönderinin içeriğinin ne olduğunu beyan etmek ve buna ilişkin belgeleri taşıyıcıya teslim etmekle mükellef olduğunu, Kara Yolları Taşıma Kanunu 8. maddesinin \"Gönderen, eşyanın varış noktası, cinsi, miktarı ve nitelikleri ile diğer önemli bilgileri tam ve doğru olarak taşımacıya bildirmek zorundadır. Yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluk gönderene aittir. Taşımacı, bir ihbar veya şüphe halinde yetkili ve görevlilerin huzurunda eşyayı kontrol ettirebilir.\" şeklinde olduğunu, taşımaya konu eşyanın cinsi, miktarı, niteliği gibi hususların tam ve doğru olarak taşımacıya bildirilmesi gerektiği hususunu \"gönderen sorumluluğu\" olarak düzenlemiş olduklarını, taşımaya konu ürünün ne olduğu, hangi hasara yönelik servise gönderildiği, bildirilen hasarın taşımadan evvel mevcut olmadığının ispatının davalı tarafça yapılması gerektiğini, davaya konu taşıma ilişkisinde taşınan ürünün niteliği, cinsi gibi özelliklerinin göndericisi tarafından bildirilmemiş olduğunu, Davaya konu taşıma ilişkisinde taşınan ürünün niteliği, cinsi gibi özellikleri göndericisi tarafından bildirilmediğinden taşınan ürünün ne olduğunun bilinememekte olduğunu, Davacının salt beyanı ile kargo içeriğinin \"... Marka Dizüstü Bilgisayar\" olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Davacı tarafından sunulan, herhangi bir satışa ait olabilecek faturanın, taşıması yapılan ürünün niteliğine yönelik delil olarak kabul edilebilmesinin de mümkün olmadığını, Taşımaya konu gönderinin müvekkil kusuruyla zayi olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte, ürünün tamamının zayi olduğu durumlarda Türk Ticaret Kanunu 880. vd. maddelerinde tazminatta esas alınacak değer ve sorumluluk sınırlarının açıkça düzenlenmiş olduğunu, MADDE 880- (1) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. (2)Eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki fark tazmin edilir. Zararı azaltmak ve gidermek için yapılacak harcamaların birinci cümleye göre saptanacak değer farkını karşıladığı karine olarak kabul edilir. (3) Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. MADDE 882- (1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. MADDE 886-Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Taşımaya konu ürünün, TTK 886 maddesinde belirtildiği gibi müvekkilin kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden kaynaklanmamış olduğunu, dolayısıyla davalının tazminat talebinin reddi gerekmekle birlikte, davalı müvekkilin sorumluluğuna gidilmesi durumunda, sorumluluğun Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği gönderi ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2015/2501E. 2015/7524K. sayılı ilamında; \"Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK' nın 882. maddesi uyarınca taşıyıcının taşıma sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu, kaybolan gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır... 6102 sayılı TTK'nın 882. maddesi uyarınca sorumlu olduğu üst sınırı belirlenerek, gerçek zarar miktarı bu miktarın altında ise gerçek zarar miktarına, üstünde ise anılan Yasa maddesi uyarınca belirlenen miktara hükmetmek gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" denilmek sureti ile taşıyıcının sorumluluğunun T.T.K. 882. maddesi ile sınırlı olduğuna hükmetmiş olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/15066E. 2018/1199K. 19.02.2018 tarihli kararında, \"...mahkemece 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca davalının sorumluluk sınırlamalarından yararlanıp yararlanamayacağı, davalının sınırlı sorumluluğa tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti için taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, TTK'nin 880. maddesine göre taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nin 882. maddesi uyarınca taşıyıcının üst sorumluluk sınırı tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasını gerekmiştir.\" denilmek sureti ile taşıyıcının sınırlı sorumluluğa tabi olduğunun tespiti durumunda T.T.K. 882. maddesine göre karar verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/3610E. 2015/10517K. 14.10.2015 tarihli kararında, \"Dava, kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Ancak, her ne kadar mahkemece, gönderinin davalıya ait şubeden hırsızlık nedeniyle zayi olup, ibraz edilen fatura uyarınca da davacının zararının 26.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 880-886'ıncı maddeleri uyarınca inceleme yapılmak üzere, aralarında taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" denilmek sureti ile TTK 880 vd. maddelerine göre tazminat sorumluluğuna gidilebileceğine hükmedildiğini, Belirtilen nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yalnızca davacı beyanları doğrultusunda kanunda öngörülen sorumluluk sınırları dahi uygulanmadan davacı lehine hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf kanun yolu incelemesi ile kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - Yerel mahkeme kararının istinaf kanun yolu ile incelenerek ortadan kaldırılmasına, - Davanın reddine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini arz ve talep ederiz. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; hukuki niteliği itibariyle ... kargo taşıması sırasında zayi olan emtia bedelinin, TTK'nın  875 vd.  maddeleri uyarınca davalı taşıyandan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili, davacı şirketin çalışanları aracılığı ile dava dışı satıcıdan ... isimli e-ticaret sitesi üzerinden dava konusu ... marka dizüstü bilgisayar satın alındığını, ancak bilgisayarın çalışanları ...'e teslim edildiğine dair çalışanlarına mesaj gelmesine rağmen bilgisayarın çalışanlarına ve şirkete teslim edilmediğini, davalı tarafa zarar talebinde bulunmalarına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini, satın alınan bilgisayarın davalı taşıyıcı tarafından kendilerine teslim edilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının çalışanının bilgisayarı satın alması sebebiyle iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, bilgisayarın davacının çalışanı ...'e kimlik kontrol edilmek suretiyle teslim edildiğini, iddiaları kabul etmemekle birlikte sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, davacının gerçek zararını, gönderilen içeriğin ne olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında alıcısının davacının çalışanı ... olan ve dava dışı firmadan gönderilen kargo eşyasının davalı kargo şirketi tarafından ... irsaliye numarası ile 07/05/2019 tarihinde taşınmak üzere teslim alındığına dair ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava konusu kargo eşyasının davacının çalışanına teslim edilip edilmediği, kargo içeriği eşyanın cinsinin ne olduğu, eşyanın teslim edilmemesi halinde davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı hususlarındadır. Davalı vekili, davacının iş bu davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunmuştur. Ancak dava konusu emtia sgk kayıtlarında davacının çalışanı olan ... tarafından davacı adına sipariş edilmiş ve faturası davacı adına düzenlenmiş olup, bedeli de davacı tarafından ödenmiştir. Taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.  Dava konusu emtianın teslim edilmemesi sebebiyle zarara uğrayan davacıdır ve dava konusu sübjektif hak davacıya aittir. Bu sebeple davacının iş bu davada aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı defini istinaf dilekçesi ile ileri sürmüştür. Basit yargılama usulüne tabi iş bu davada HMK'nın 319/1 maddesi uyarınca iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. İddia ve savunma ancak ıslah veya karşı tarafın muvafakati ile değiştirilip, genişletilebilir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı definde bulunmamış, süresinden sonra istinaf aşamasında zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı definin değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TTK'nın 875. maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.  Bu durumda davalının, 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.Davalı vekili, davacının gönderi içeriğini tespit etmekle yükümlü olduğunu ve gönderinin davacı çalışanına teslim edildiğini ileri sürmüştür. Davacı dava konusu gönderinin içeriğini ispat etmekle yükümlüdür. Dosyaya sunulan taşıma irsaliyesinde gönderinin içeriği belirtilmemiş ve parça sayılı \"1\" olarak belirtilmiştir. Ancak davacı tarafından satın alınan bilgisayara ilişkin fatura tarihi ve bilgisayarın davalı taşıyıcıya teslim tarihi aynı olup kargo içeriğinin dava konusu edilen bilgisayar olduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı gönderiyi davacının çalışanı ...'e kimlik kontrolü karşılığında teslim ettiğini savunmuş, ... tarafından gönderinin teslim alınmadığı, taşıma irsaliyesi fotokopisindeki imzanın kendisine ait olmadığı beyan edilmiştir. Mahkemece ve Savcılık soruşturması sırasında imza incelemesi için davalıdan gönderinin teslimine ilişkin taşıma irsaliyesinin aslının sunulması istenilmiş, ancak davalı tarafından belge aslı sunulmamıştır. Savcılık tarafından taşıma irsaliyesi fotokopisi üzerindeki imza ve yazılar ile ...'in alınan imzaları ve yazıları karşılaştırılmalı olarak bilirkişiye incelettirilmiş, imza ve yazıların ...'e ait olmadığı tespit edilmiştir. ...in Mahkeme tarafından alınan imza ve yazı örnekleri ile taşıma irsaliyesindeki imza ve yazılar karşılaştırıldığında çıplak gözle de taşıma irsaliyesindeki imza ve yazıların ...'e ait olmadığı görülmüştür. Davalı tarafından dava konusu emtianın davacıya teslim edildiği ispat edilememiştir. Bu durumda, davalı taşıyıcı, yukarıda anılan maddeler uyarınca  meydana gelen zarardan sorumludur. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davalının sorumluluğunun kabul edilmesi halinde sınırlı sorumlu olduğunu savunmuştur. TTK'nın 882.  maddesine  göre,  880.  ve  881.  maddeler  uyarınca  ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun olduğu şeklinde ise de TTK'nın  886. maddesinde de taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut olayda, davalı tarafından düzenlenen taşıma irsaliye belgesinde  alıcı adı ile adresine yer verildiği, ancak  davalı tarafından kargonun alıcının adresinde teslim edilmeyip, şubede teslim edildiği, teslim sırasında da gerekli kontrolün yeterli düzeyde yapılmadığı ve alıcı dışında başka bir kişiye teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumun TTK'nın 886. maddesi kapsamında  basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalı açısından ağır kusur teşkil ettiği, taşınan yükün tam zayi olduğu  ve  davalının sorumluluk sınırlamalarından yararlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının, TTK'nın 880/1.maddesi uyarınca, eşyanın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve zamandaki değerini tazminat olarak isteyebileceği, davalının sorumluluğunu sınırlandırma hakkını kaybettiği, taşınan emtia bedeline ilişkin faturanın davacı tarafça dosyaya sunulduğu ve bu bedelin Mahkemece hüküm altına alındığı ve verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 543,63 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 135,90 TL (59,30 TL + 76,60 TL) harcın mahsubu ile bakiye 407,73 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf708546c04beaa9","SID":"701462ab55df944f"}}