{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1673 <br>KARAR NO: 2023/1029<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/10/2018<br>NUMARASI: 2016/765 E. - 2018/947 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı (dava dışı ) ... ( dava dışı ) .... San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında Bursa 2. ATM 2003/634 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak Bursa ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ( eski dosya no: ... E. ) sayılı dosyayla Kambiyo Senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunduğu ve itiraz edilmeyen takibin mevcut haliyle kesinleştiğini, müvekkilinin babası/miras bırakanı ...’ 08.09.2003 tarihinde ihtiyati haciz sırasında dosya borcuna kefil olduğunu, bu tarihten sonra takibin güncelliğini koruduğunu ancak alacaklı/davalı tarafından 04.08.2010 tarihinde yapılan işlemden sonra takibin uzun süre işlemsiz bırakılması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, bilahare icra kefili ...’nın 02.07.2011 tarihinde vefat ettiğini, alacaklı/davalı 02.07.2015 tarihinde takibi yenilemiş ve ... mirasçıları müvekkili ile dava dışı ...’e yenileme muhtırası gönderdiğini, yenilenen takibin ... E. numarası almış daha sonra alacaklı ... 23.02.2016 tarihinde alacağını davalı ...’a temlik ettiğini, bu durumda davalı ...’ın temlik nedeniyle alacaklı, müvekkilininse kefil ...’nın halefi olması sebebiyle borçlu konuma geçtiğini, Borçlar Kanunu 598/3-4. emredici hükümleri nedeniyle kefaletin kendiliğinden sona erdiğini ve bu durumda müvekkilin borçlu bulunduğundan bahsedilemeyeceği, kefaleti düzenleyen 598. maddesini somut olaya uygulanacak olunursa gerçek kişi olan müvekkilin miras bırakanı ... 08.09.2003 tarihinde icra kefili olduğunu, BK 598/3 maddesinde belirtilen kefilin ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği amir hükmü gereğince ...’nın ve halefiyet dolayısıyla da müvekkilin 07.09.2013 tarihinde kefaletinin sona erdiğini, bu tarihte icra takibinin mevcut olduğundan da bahsedilemeyeceği zira takibin işlemsiz bırakıldığından dosyanın işlemden kaldırıldığını, yasa gereği sona eren kefalet nedeniyle müvekkilin davalıya borcunun bulunmağını, işbu nedenle menfi tespit davası açtıklarını, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davalı/alacaklının icra takibinde bulunurken takip talebinde %80 işleyecek faiz talep ettiğini ve ancak talebinde faiz türünü belli etmediğini, takibin bu haliyle kesinleştiğini, Bursa 7. İcra Hukuk Mahkemesi 18.12.2015 tarih 2015/1198 E. 2015/1119 K. Sayılı ilamı ile icra müdürlüğünün yapmış olduğu kapak hesabına davalının şikayeti üzerine şikayetin kabulü ve 14.12.2015 tarihli memur işleminin iptaline ve kesinleşen %80 faiz oranı nazara alınarak yeniden kapak hesabı düzenlenmesine karar verdiğini ve anılan hükmün taraflarınca temyiz edilip dosyanın halen Yargıtay’da olduğunu, dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiğini, TBK. Ve uygulama şekli hakkındaki 6101 sayılı kanunun 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlaka dair kurallarıyla geçici ödemelere dair 76., faize dair 88., temerrüt faizine dair 120. ve aşırı ifa güçlüğüne dair 138. maddesi görülmekte olan davalarda uygulanır” hükmüne yer verildiğini, 6098 sayılı TBK. 88. ve 120. maddelerinde gerekli düzenlemelere yer verildiğini, asıl Borçlu ... Tic. Ltd. Şti. ile davalı arasında faize ilişkin bir sözleşmenin mevcut olmadığını, bu nedenle takipte istenen işleyecek %80 faiz oranının haksız ve fahiş olup Sayın Mahkemece talep edilen işleyecek faizin mevzuat hükümlerine uyarlanmasını talep ettiklerini, davalı/Alacaklının Borçlar Kanunu amir hükümlerine göre kefalet sona erdiği halde takipte bulunması ve takip tarihinde ticari işlerde uygulanan avans faiz oranının %50 civarında olmasına rağmen alacaklı tarafından %80 işleyecek faiz talep edilmiş olması  davalının haksız ve kötü niyetini gösterdiğini, bu nedenle davalının asıl alacağın %20’inden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesini talep ettiklerini belirterek kefaletin sona erdiğini ve bu nedenle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, Bu talepleri kabul edilmez ise, icra takibinde talep edilen işleyecek faizin Borçlar Kanunu 120. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine uyarlanmasına, davalının haksız ve kötü niyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bursa ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasının 02.07.2015 tarihinde yenilenerek aynı dairenin ... E. sayısı aldığını, icra dosyasında yer alan dava dışı borçlu ...Tic. Ltd. Şti.’nin borcuna istinaden ...’nın icra kefili olduğunu, İcra Kefili ...’nın davacı ve dava dışı ...’in mirasbırakanları olduğunu, icra müdürlüğünden yetki alınarak mirasçılık belgeleri çıkartıldığını ve icra kefili ... mirasçılarına yenileme muhtıraları gönderildiğini, muhtıralara karşı her hangi bir itirazın vaki olmadığını, yenilenen takip daha sonra alacaklı ... tarafından 23.02.2016 tarihinde davalı müvekkiline temlik edildiğini, .. Tic. Ltd. Şti. tarafından Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/444 E. sayılı dosyasıyla zaman aşımı iddiası dayanak yapılarak 11.08.2015 tarihinde dava açıldığını, söz konusu bu dava kendileri tarafından takip edilmediğinden 25.04.2016 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve taraflarca temyiz edilmediğinden kesinleştiğini, icra dosyasında takibin hiçbir aşamasında borca ve faiz oranına itiraz edilmediğini ve takibin mevcut haliyle kesinleştiğini, kapak hesabı aşamasında icra memurunun yapmış olduğu faiz oranı hesaplamasında yanlışlık fark edilerek Bursa 7.  İHM.’nin 2015/1198 E. sayılı dosyasıyla açılan davada Mahkeme ilamı ile memur işleminin iptaline ve kesinleşen faiz oranı nazara alınarak yeniden kapak hesabı düzenlemesine karar verildiğini, davacının bu karara karşı temyiz yasa yolunu kullanarak kararı temyiz ettiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak mevcut icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak gayretinde olduğunu, davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, Bursa 7. İHM.’nin ilamını temyiz etmiş bulunmakla aynı iddiaya dayalı olan zamanaşımı iddiasına ilişkin olarak dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davacının Borçlar Kanunu’nun 598/3-4. maddesi ve İİK. 72. maddesi uyarınca borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiğini, İİK.’nun 38. maddesine göre icra dairesindeki kefaletler, ilam mahiyetini haiz belgelerden olup ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğunu, İİK.’nun 39. maddesine göre de ilama müstenit takip, son muamele üzerinden 10 sene geçmekle zamanaşımına uğradığını, icra kefaletinin kambiyo senedinden ayrı bir taahhüdü içerdiğinden BK’nu 125. maddesine göre on yıllık zaman aşımı süresine tabi olup son işlem tarihinden zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başladığını, mevcut davaya konu olan icra dosyasında yenileme tarihi 02.07.2015 tarihinden önce son yapılan işlem tarihi 04.08.2010 tarihi olup, zamanaşımı süresi dahilinde yenilendiğini, mevcut Yargıtay kararlarına göre borcun zamanaşımına uğrayacağı tarihin 03.08.2020 tarihi olduğunu, icra dosyasında takibin hiçbir aşamasında borçlu tarafından takip faiz oranına itiraz edilmeyerek faizin dosyadaki haliyle kesinleştiğini, mevcut dosyada daha evvelce taşınmaz kıymet takdirleri yapılmış, taşınmaz satışı ihale edilmiş, ihalenin feshi davaları açılmış ancak hiçbir aşamada faiz oranına itiraz edilmediğini, 6098 sayılı BK.’nun 648 maddesi gereğince 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, buna göre 88. Ve 120.maddelere göre faizin uyarlanması gerektiğini, mevcut takip taleplerinde %80 faiz talep edildiğini ve bu haliyle takipteki ödeme emrindeki faiz oranına itiraz olmadan kesinleştiğini, takip tarihi olan 01.07.2003-31.12.2003 dönemi itibariyle Merkez Bankası Tebliğnamesinde Temerrüt faiz oranının %50 ve % 57 olarak belirlendiğini, yasal ve reeskont avans faiz oranları ile mukayese edildiğinde dosyadaki %80 faizin geçerli olduğunun görüleceğini belirterek haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Davalı tarafından icra takibi yenilenmek suretiyle Bursa İcra müdürlüğünde yeni esas aldığı, icra takip dosyası itibariyle alacak kesinleştiği, takipte ... da kefilliği kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. İcra kefili davacının murisi  ... ölümü üzerine davacının mirasçı olarak alacak miktarı itibariyle takipten dolayı icra kefilin sorumluluğu itibariyle takip borçlarından sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının takip asıl alacak itibariyle mirasçı olarak sorumlu bulunduğundan davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafından yenileme ile yapılan icra takibi itibariyle talep ettiği faiz oranı mevcut yasal düzenlemeler itibariyle fahiş olduğu yüzde 9,75 oranında olması gerektiğinden takip itibariyle icra kefilliğinin kesinleşmesinden sonra yüzde 9,75 oranında faiz işletilmesi yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaati gelmiş olmakla\" davacının davalıya yönelik açtığı icra kefilliği sebebiyle Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin REDDİNE, davacının davalıya yönelik açtığı icra kefilliği sebebiyle Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında faize yönelik davasının KABULÜ ile; icra kefaletin kesinleştiği 08/09/2003 tarihinden itibaren %9,75 üzerinden faiz işletilmesi gerektiği anlaşıldığından bu miktar üzerinden faiz yürütülmesine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesinde icra kefilin sorumluluğu itibariyle takip borçlarından sorumlu olduğu anlaşıldığından davacının takip asıl alacak itibariyle mirasçı olarak sorumlu bulunduğundan demekte ise de TBK 598/3 maddesi gereğince kefaletin kendiliğinden sona erdiğini, somut olayda müvekkilin babası/miras bırakanı ... 08.09.2003 tarihinde ihtiyati haciz sırasında dosya borcuna icra kefili olduğunu, TBK 598/3 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin 08.09.2013 tarihinde dolduğunu ve kefaletin yasada belirtildiği gibi kendiliğinden sona erdiğini, bir an için yasada belirtilen 10 yıllık süre dolmadan alacaklının icra takibinde bulunduğu düşünülse bile TBK 601 maddesine göre takibe ara vermeden devam etme ilkesi haiz olduğunu, somut olayda alacaklı/davalı tarafından 04.08.2010 tarihinde yapılan işlemden sonra takibin uzun süre işlemsiz bırakılması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, bilahare icra kefili ...'nın 02.07.2011 tarihinde vefat ettiğini, davalının 02.07.2015 tarihinde takibi yenilediğini ve müteveffa mirasçıları ... ile ... yenileme muhtırası gönderdiğini, davalının takibi 5 yıl işlemsiz bıraktığını, takibi yenilediği tarihte ise yasanın aradığı 10 yıllık sürenin yaklaşık 2 yıl geçmiş olduğunu, bu durumun TBK 601 maddesine aykırı olduğunu beyan ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay 12. H.D.'nin 2016/22237 E. 2017/3596 K. sayılı kararın bilirkişi tarafından görmezden gelindiğini, icra memurunun dosya kapak hesabını yanlış yaptığını, dosya kapak hesabına karşı açılan davada verilen kararın Yargıtay tarafından onandığını, mahkemece Bursa 7. İcra Mah. kararını ve temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay tarafından verilen kararın göz ardı edilerek hüküm verildiğini, icra kefilliği borcun tamamını ve ferilerine ilişkin olduğunu, icra kefilinin takip dosyasında borçlunun itiraz etmeyerek kabul ettiği faiz oranı kaldırılarak yargılama sonunda yasal faize hükmedilmesinin sözleşme yapma serbestisini kısıtlamak anlamına geleceğini, bu durumun anayasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacının muris olan babası ...'nın 05/09/2003 tarihinde icra dosyasına kefil olduğunu, 12/07/2011 tarihinde vefat ettiğini, icra dosyasının takipsiz bırakıldığını, daha sonra yenilendiğini, TBK 598/3 maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek kefaretin sona erdiğini, müvekkilin bu nedenle borçlu olmadığının tespiti ile takip talebinde talep edilen işleyecek faizin TBK 120. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından ... Ltd Şti. aleyhine 05.09.2003 tarihinde kambiyo senedine istinaden icra takibi başlattığı, Osmaneli İcra Müdürlüğü'ne yazılan talimata istinaden Osmaneli İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyasında 08.09.2003 tarihli haciz tutanağında ...'nın bu borca icra kefili olmayı kabul ettiği, yasal sürelerden feragat ettiğini belirttiği tutanağı imzaladığı, aynı icra dosyasında alacaklı tarafından borçlu ... (icra kefili) aleyhine icra emri düzenlendiği görülmüştür. Bursa 7. İcra Mahkemesi'nin 2015/1198 E 2015/1119 K. sayılı dosyada davacının ..., davalıların ... ve ... olduğu, mahkemece davanın kabulü ile Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından verilen 14.12.2015 tarihli memur işleminin iptaline, kesinleşen faiz oranı nazara alınarak yeniden kapak hesab düzenlenmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 12. H.D.'nin 2016/22237 E. 2017/3596 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi heyetine ait 09.01.2018 tarihli raporda icra kefaletinin İİK 38. maddesine göre ilam mahiyetine haiz belgelerden olduğu, ...'nın icra kefili olduğu, icra dosyasındaki son işlem tarihinin 04.08.2010 tarihi olduğu, 02.07.2015 tarihinde yenileme işlemi yapıldığı, 04.08.2010 tarihinden sonra 10 yıl geçmeden 02.07.2015 tarihinde yenileme işlemi yapıldığından icra kefaleti bakımından dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı, faiz uyarlama talebi bakımından icra kefaletine kadar %80 faiz üzerinden, icra kefaletinden dava tarihine kadar ticari temerrüt faizinin uygulanacağı, ancak TTK 9. maddesine göre temerrüt faizine 6098 sayılı TBK'nın 120. maddesinin uygulanacağı, bu hükmün de ilgili mevzuata atıf yapılması nedeniyle 3095 sayılı kanunun ticari işlerde temerrüt faizini düzenleyen 2/2. maddesinin uygulanması gerektiği, buna göre taraflarca yıllık faiz oranı kararlaştırılmamış olması sebebiyle yıllık %9,75 faiz oranının uygulanabileceği belirtilmiştir.Aynı bilirkişilere ait ek raporda da aynı görüş benimsenmiştir.Mahkemece bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, menfi tespit yönünden açılan davanın reddine, faize yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere icra dosyasında icra kefillik tarihinden itibaren dava tarihine kadar kesintisiz 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, dosyada mevcut daha önce dosya kapak hesabına ilişkin icra mahkemesinin vermiş olduğu karar mevcut ise de takip hukukuna ilişkin bir karar olduğundan kesin hüküm oluşturmayacağı, bu nedenle mahkemece bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen karar hukuken  yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2018 tarih ve 2016/765 E., 2018/947 K. sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.530,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 338,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.1192,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"80daa2ee8985047a","SID":"da73aadf495acbd2"}}