{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1369 <br>KARAR NO: 2023/1166<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>NUMARASI: 2021/641 E. - 2023/465 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan 08/11/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş.'in, İstanbul ... İc. Md. nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine, 3.297.729,51 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığını, dosya borcunun davacı müvekkil tarafından cebri icra tehdidi altında ödendiğini, takip dosyası incelendiğinde, takibin, 14.10.2014 keşide tarihli, 33.000.000,00 TL bedelli, 07.11.2017 tarihli bonoya dayandığının  görüldüğünü, takip dayanağı bononun, davalı ile dava dışı ... işlemine ilişkin olarak  Kocaeli ... Noterliği'nde yapılan 08.05.2015 tarihli ve ... Yevmiye numaralı temlikname'nin teminatı ve  Beyoğlu ... Noterliği'nde  yapılan 20.04.2014 tarihli  ve ... yevmiye numaralı  Temlikname kapsamında verildiğini, bono üzerinde, iş ortaklığı kaşesi bulunmakta olup, müvekkil şirketle iş ortaklığı yapan dava dışı adi ortak yetkilisinin imzası ile keşide edildiğini, takip dayanağı bono incelendiğinde, bononun, ... Kaşesi altına atılan imza ile keşide edildiğini, dolayısıyla takip dayanağı bonoda keşidecinin \"... İnş.-... İnş. İş Ortaklığı\" olduğunu, bilindiği üzere, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığını, bu sebeple adi ortaklığın bono keşide etmesi de mümkün olmayıp, tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık tarafından düzenlenmiş olan bononun da geçersiz olacağını, takip dayanağı bono, bir faktoring şirketi olan davalıya yapılan temlikten doğacak sorumluluklara teminat olarak verildiğini, şöyle ki, işbu dava konusu takip ve İstanbul ... İcra Md. nün ... E. sayılı takibi ile bu takipler kapsamında açılan davalarda ibraz edilen belgelerden; iş ortaklığı adına davalıya iki adet alacağın temliki işlemi yapıldığı; her iki temlik kapsamında teminat olarak davalıya  takibe konu 33.000.000,00 TL bedelli 1 adet  bono verildiğini, bonoya dayalı takip yapılabilmesi için öncelikle temlikin teminat teşkil ettiği bir geçerli bir faktoring işlemi bulunması gerektiğini, bundan dolayı bir borç olması ve nihayet temlikten dolayı temlik edenin sorumluluğunun doğmuş olması gerektiğini, buna göre; bir faktöring sözleşmesi yoksa veya geçersizse; temlikname geçersizse yada temliknameden dolayı temlik edenin bir sorumluluğu yoksa takip konusu bononun bedelsiz olacağını, dava konusu olayda birden fazla sebeple takip konusu bononun bedelsiz olduğunu, İş Ortaklığı sözleşmesinin 10. maddesinde, diğer ortak ... Ltd. Şti. yetkilisi ... iş ortaklığını temsile yetkili kılınmıştır. Ancak, İş Ortaklığı Sözleşmesinin 9. maddesinde de iş ortaklığı alacaklarının her iki ortak tarafından temlik edilebileceği belirlendiğini, şöyle ki, sözleşmenin 9. Maddesine göre; “işbu sözleşmeden doğan alacakların, kısmen veya tamamen başka bir şirket, kurum, kuruluş, firma, ortaklık veya şahsa; banka veya finans kurumuna diğer tarafın rızası olmadan devir ve temlik edilemeyeceği”  düzenlendiğini, böyle olunca, iş ortaklığının alacaklarının, ancak her iki ortak tarafından birlikte devredilebileceği açıkça anlaşıldığını, faktoring işlemi bir alacağın devrine ilişkin olup, nitelik itibariyle temlik hükmünde olduğundan, İş Ortaklığı Sözleşmesinin 9. Maddesindeki düzenleme sebebiyle geçerli bir temsil bulunmadığından bu sözleşmenin geçerli olmayacağını, dolayısıyla olmayan veya olsa bile geçerli olmayan faktoring sözleşmesinin teminatı olarak verilen temlikin bu bakımdan da geçerli olmadığını, bu nedenlerle takip konusu bono geçersiz ve bu kabul edilmediği takdirde birbiriyle yarışan değişik hukuki sebeplerle bedelsiz olduğundan; bedelsizlik sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit kararı verilmesini ve davacı tarafından İstanbul ... İcra Md. nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalıya ödenmiş olan 4.865.250,41 TL 'nin, ödeme tarihi olan  22.01.2021 tarihinden itibaren işletilecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, takip alacaklısı olan davalının, dava konusu alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, dava harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan 29/11/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın iddiasının aksine ortada \"...\" ile müvekkil arasında akdedilen bir sözleşme mevcut olduğunu, müvekkilin, ayrıca bu sözleşmeyi de icra takibine girişirken takip dosyasına sunma zorunluluğu bulunmadığını, gerektiğinde ve talep edildiğinde adli ve idari mercilere sunmaktan da hiç bir şekilde imtina edilmediğini, yine iddia edilenin aksine; ortaklığı temsile yetkili şahıs tarafından imzalanan sözleşme ile ortaklığın artık sözleşme tarafı olduğu, davacı yanın bu ortaklardan biri olduğu gerçeği karşısında, ayrıca davacı yanın sözleşmede imzasının bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçerli olmayacağı iddiası da kabul edilemeyeceğini, bu hususta davacı yan dava dilekçesinde çelişkili beyanlarda bulunduğunu, zira; hem ortaklığı temsile yetkili şahsın ... Tic. Ltd. Şti. Yetkili ... olduğu dava dilekçesinde belirtilmiş hem de akdedilen sözleşmede davacı yanın yetkilisinin imzasının bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersiz olduğunun iddia edildiğini, İş Ortaklığı Sözleşmesinin zikredilen 9.maddesinde \"...Hiç bir ortak işbu sözleşme ile ilgili alacaklarını, kısmen veya tamamen başka bir şirket, kurum, kuruluş, firma ortaklık veya şahsa, banka veya finans kurumuna diğer tarafın onayı olmaksızın devredemez, temlik edemez.\" amir hükmü gereği davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiğinin aksine ortada birlikte bir girişimin ya da imzanın aranmadığı, ortaklık bünyesi dahilinde maddede yer alan işlem ya da işlemlere girişen ortak yana diğer ortak yanın onayı veya rızasının arandığının çok açık olduğunu, tam bu noktada davacı yanın, müvekkile hitaben gönderdiği kaşeli ve imzalı bu hususa ilişkin evrak üzerinde durulması gerektiğini, söz konusu davacı yanca kaşeli ve imzalı yazıdan aynen aktarmak gerekirse \"...İş bu temlik işleminden haberdar olduğumuzu, bilgimiz ve rızamız dahilinde yapıldığını, faktoring sözleşmesi ve temliknameyi ortaklığımız adına imzalayan ... ortaklığımızı tam olarak temsil ve ilzama yetkili olduğunu, iş ortaklığı sözleşmesinin 9. Maddesinde ve diğer maddelerinde belirtilen devir ve temlike dair kısıtlayıcı hükümlerin şirketiniz ile yapılacak faktoring işlemleri kapsamında hükümsüz olduğunu ve dikkate alınmaması gerektiğini...\" ifadesi karşısında davacı yanın iddia ettiği hususun yine afaki olduğunu, temliknameyi, ortaklığı en geniş yetki ile temsile ve ilzama yetkili şahıs olan ...'ın gerçekleştirdiğini, yine yukarıda arz ve izah edildiği üzere İş Ortaklığı Sözleşmesinde kararlaştırılan 9.madde çerçevesinde birlikte imza koşulunun aranmadığı, rıza veya onay arandığı açık gerçeği karşısında, temliknamenin yetkisiz kişi tarafından yapılmış olduğu ve ortaklıkça birlikte imzalanması gerektiği iddiasının yine tamamen asılsız bir iddia ve beyan olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde yer vermiş olduğu iddiaları kabul etmenin mümkün olmadığını ortada hukuken geçerli bir faktoring sözleşmesi, hukuken geçerli bir temlikname ve hukuken geçerli bir bono mevcut iken söz konusu bononun geçersiz kaldığından bahisle davacı yanın borçlu olmadığı, takip yapılamayacağı ve takibin iptalinin talebi açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan nedenler çerçevesinde, icra edilecek yargılama neticesinde haklılığımız anlaşılacağından, davacı tarafın açmış olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...bonoya dayalı menfi tespit davası olup, dava konusu bononun keşidecisi olarak ... görülmektedir. Dava ise adi ortaklığın ortaklarından ... Tic. Ltd. Şti. tarafından takip alacaklısına karşı açılmıştır. Keşideci sadece davacı olmayıp, davacının da içinde yer aldığı adi ortaklıktır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, tüm ortaklar tarafından takip ve dava yapılıp açılabilir. Nitekim davanın temelini oluşturan icra takibine adi ortaklığı oluşturan her iki şirket ve kefil diğer davalı gerçek kişiler aleyhine girişilmiştir. Tek başına davacı aleyhine girişilen bir icra takibi de bulunmamaktadır. Bu durumda davacının ayrı bir tüzel kişi olarak dava konusu bonoya dayalı menfi tespit davası açması yönündeki aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır (Yargıtay 19. HD. 20/01/2016 tarih, 2015/5046 E-2016/393 K).Eldeki davanın, takip dayanağı bononun keşidecisi olan adi ortaklığı oluşturan kişilerce birlikte açılmaması ve adi ortaklığı oluşturan diğer ortağın da hasım gösterilmesi nedeniyle açılan davaya diğer ortağın muvafakatini olanaksız hale getirdiğinden, davacı tarafça açılan davanın, HMK 114/1-d maddesi gereğince aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 115/2 maddesi uyarınca reddine\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -Müvekkili ile dava dışı adi ortak ...Tic. A.Ş. Arasında yol yapımı için adi ortaklık kurulduğunu,  dava dışı adi ortakğın adi ortaklık sözleşmesine aykırı bir şekilde  bilgileri ve muvafakatleri dışında ... A.Ş. ile temlik karşılığı faktoring sözleşmesi imzaladığını ve teminat olarak da  07.11.2017 vadeli, 33.000.000,00 TL bedelli bir bono verildiğini, bu bononun ... A.Ş. tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün  ...-E sayılı icra takibine konulması üzerine müvekkilinin icra tehdidi altında haksız olarak 4.865.250,41 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını,  Mahkemece adi ortaklıkta ortaklardan birinin tek başına dava açamayacağı sebebi ile diğer adi ortak olan ... A.Ş' yi , davaya dahil etmek veya muvafakatini almak üzere 1 aylık kesin süre verildiğini ancak Kadıköy ... Noterliğinin 12.11.2021 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnameye rağmen muvafakat sunulmadığını, bu nedenle Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/276-E sayılı davasında \"adi ortaklığın tasfiyesi\" davası açıldığını ve durumu mahkemeye bildirildiğini bu davada adi ortaklığa temsilci tayin edilmesi ve davaya muvafakatinin beklenmesi talebinde bulunulduğunu, ancak muvafakat sağlanmadığı gerekçesiyle davalarının reddedildiğini,  ... Tic. A.Ş.'nin ortaklığın menfaaine olan bir davada tüm davet ve ihbarlara rağmen davaya muvafat etmemesinin hak ve yetkilerini kötüye kullandığını gösterdiğini, adi ortaklar arasında bir menfaat çatışması ortaya çıktığını, adi ortaklığın tasfiyesi davası açılıp adi ortaklığa tasfiye memuru tayin ve davaya katılım süreci beklenmeden davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,-TTK md 286 hükmünün kıyasen uygulanması gerektiğini, TTK md 286 hükmüne göre, tasfiye görevlilerinin şirketin bütün mal ve haklarının korunması için basiretli iş adamı gibi gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğunu,  istinaf incelemesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan ile dava dışı adi ortak arasında tanzim edilen İş Ortaklığı Sözleşmesi'nin 10. Maddesi, iş ortaklığını, işin başından sonuna kadar en geniş manada temsile yetkili kişinin ortaklardan ... Yetkilisi  ... olduğunu ve TBK'nın 637. Maddesi uyarınca, iş ortaklığını temsil yetkisi ile donatılmış yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin bütün ortakların oy birliği ile verilmiş olması şartı mevcut olduğunu, temsil kabiliyetini sonradan inkar etmenin davacı yanın kötü niyetle hareket ettiğinin ve TMK madde 2'de düzenlenip kanun koyucu tarafından güvence altına alınan dürüstlük kuralına aykırı niteklikte olduğunu istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, adi ortaklık adına keşide edilen bonodan sorumlu olmadığına ilişkin menfi tespit davasıdır. Mahkemece aktif husumet yokluğundan reddine dair verilen kararın istinafı istenmiştir.Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK 620/1. madde). Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir (TBK 624. madde). Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler. Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri  borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar (TBK 638. madde). Burada sözleşmeden değil, doğrudan doğruya kanundan doğan bir sorumluluk söz konusudur. Davacılar ile dava dışı ... arasında imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Adi Ortaklık” ilişkisi mevcut olup, mahkemece taraflar arasındaki uyumazlığın bu sözleşmeye, bu sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde TBK'nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2019/6211 Esas, 2019/13133 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/725 Esas, 2020/2079 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2019/6074 Esas, 2020/1301 Karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2019/3329 Esas, 2020/2133 Karar sayılı  ilamları incelendiğinde adi ortaklıkta zorunlu dava arkadaşlığı olup, ortaklardan bir tanesinin dava açması halinde mahkeme tarafından dava açan ortağın diğer ortakların muvafakatinin alınması için süre verilmesi ve yukarıda belirtilen içtihatlar doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra diğer ortakların da hukuki dinlenme hakkı sağlanarak, varsa delilleri de toplanmak suretiyle bir karar verilmesi, taraf teşkilinin sağlanamaması halinde ise, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olmakla, somut olay değerlendirildiğinde istinaf istemi olarak adi ortaklığın feshine ilişkin açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğinin belirtildiği, oysa ki Yargıtay ilamlarında muvafakate ilişkin hususlarda süre verilmesi gerektiğinin belirtildiği, adi ortaklığın, faktoring sözleşmesi ile ortaklık adına bono düzenlendiği, bu durumda takip konusu borç, ortağın şahsi borcu olmayıp, adi ortaklığın borcu olup,  adi ortaklığın borcu nedeniyle ortaklar müteselsilen sorumlu oldukları ve ortaklığın mal varlığı el birliğiyle idare edildiğine göre, birlikte sorumluluk gereği davanın da birlikte açılması gerektiği, davacı taraf her ne kadar adi ortaklığın feshine ilişkin dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de, husumet dava şartlarından olup,  feshin sonucunun beklenilmesi Yargıtay ilamında belirtilen muvafakat koşuluna ilişkin olmadığından, tamamlanabilir dava şartı niteliğinde de olmadığından, tamamlanamayan şart yerine getirilemiyorsa o zaman dava artık baştan itibaren usulsüz bir dava niteliğine bürünecek olup, davanın iş davayı takip yetkisi ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığından HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı tarafın istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarih ve 2021/641 E., 2023/465 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c46cc7bd491e7f48","SID":"64cae81a1d4abcff"}}