{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1717 <br>KARAR NO: 2023/1085<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/02/2019<br>NUMARASI: 2017/471 E. - 2019/49 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin  ülkenin köklü ve öncü kuruluşlarından biri olduğunu, ilk olarak 1955 yılında \"çelik eşya ve elektrikli ev aletlerinin\" üretimi ile girdiği pazarda kısa sürede kendini kanıtlamış ve artan ihtiyacı karşılamak amacıyla da ürün yelpazesini olabildiğince genişletmiş olduğunu, müvekkilinin  tescili için talepte bulunduğu \"...\" markasının, davalı ... ANONİM ŞİRKETİ adına 31.12.2004 tarih ve ... sayı ile tescilli \"...\" markası nedeniyle reddedildiğini, davalı adına kayıtlı söz konusu marka 11. sınıf için de tescilli olmasına karşın bu sınıfın içerdiği ürünlerinin hiçbiri üzerinde fiilen kullanılmamakta olduğunu, \"...\" markasının davalı şirket tarafından kullanılmamasına rağmen, tescil süresi içinde hala davalı şirket adına koruma kapsamında olduğu için müvekkilinin haklarına zarar vermekte olduğunu, kullanılmayan ve fakat sicilde yer işgal eden markaların iptalinde markadan dolayı zarar gören 3. kişinin yanı sıra kamu yararı da söz konusu olduğunu, dolayısı ile bu tür kullanılmayan markaların iptali ile sicilden terkini gerekmekte olduğunu, davalı şirket adına tescilli ... markasının iptal edilerek sicilden terkininde de haklarına zarar verdiği, müvekkili şirketin yararı yanı sıra kamu yararı da söz konusu olduğunu belirterek,  ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ve 31.12.2004 tarih ve ... sayılı \"...\" markasının sicil kaydına dava süresince devrin engellenmesine ilişkin tedbir konulmasına ve anılan markanın iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket  ... A.Ş'nin ticari unvanına sahip, ancak tanınmış, bilinen, yaygın  dağıtım ve pazarlama ağına sahip, sürekli olarak yazılı ve görsel (TV RADYO-BASILI YAYINLAR) medyada tanıtım ve reklamları yapılan 17 Mağaza adı/Markası ile halk arasında ve sektörde bilinen/tanınan bu markanın ön plana çıkarılarak \"... \"  olarak tarif edilen konseptte, 2008 yılında kurulmuş olmasına rağmen halen Türkiye çapında 36.000' i aşkın çalışanı, 36 Bölge Müdürlüğü ve 6.500' den fazla mağazası ile hızla büyüyen, ülkenin tamamında faaliyette bulunan, kendi adına tescilli yüzlerce markası ve yanında ulusal çapta bilinen 3. kişi firma ürün/markaları ile müşterilerine, uygun fiyatlarla ve düşük maliyette kaliteli gıda ve tüketim malzemeleri sunma amacı güden nitelikli, sektörde tanınan, saygın bir perakende satış firması olduğunu, müvekkili firmanın 28 Nisan 2008 tarihinde ... markasıyla ilk marketini açtığını ve bir ay içerisinde hedefi olan \"...\" sayısını aşarak 121. marketinin açılışını gerçekleştirmiş olduğunu, müvekkili firmanın TPE nezdinde de başarısını kanıtlamış bir firma olduğunu, müvekkili ... A.Ş.'nin ... markası ile işlettiği mağazalarında kendi adına üretilmiş olan \"...\", \"...\" , ...\" ibareli seri markalı ürünlerinin sicilde kayıtlı olduğu mal ve hizmetler için ve işlevine uygun bir biçimde kullanılmakta, internette yazılı ve görsel basında tanıtım ve reklamları yapılmakta, ürün tanıtım ve broşürlerde kullanmakta olup, müvekkilinin bu markayı taşıyan ürünleri kurduğu dağıtım ve pazarlama ağı sayesinde tüm yurtta satış ve pazarlamasını yapmakta olduğunu, müvekkiline ait \"...\" ibareli markaların seri marka özelliği taşımakta olup, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine herhangi bir kimsenin markasal haklarını ihlal etme veya marka sicilinde yer işgal etme amacı taşımaksızın sadece kendisinin markasal haklarını koruma amacı taşımakta olduğunu beyan ederek, davacının bu dava ile ileri sürdüğü haksız ve mesnetsiz taleplerin tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; \"davalının davaya konu olan ... tescil numaralı \"...\" markasını tescilli olduğu mal ve hizmetler için tescil tarihinden dava tarihine kadar hiç kullanmadığının tespit edildiği, her ne kadar davalı tarafça \"...\" ibareli markaların seri marka olarak kullanıldığı savunulmuşsa da, davalıya ait \"...\", \"...\" ve \"...\" markalarından yalnızca \"...\" markasının kullanıldığı, diğer iki markanın kullanılmadığı, davaya konu marka ile davalı adına tescilli olan ve kullanılan \"...\" markasının farklı markalar olup, ayrı ayrı tescilli oldukları, bu nedenle \"...\" markası için SMK'nun 9/1. maddesindeki iptal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davalının ... numaralı ... markasının iptaline,\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, raporda denetime elverişli şekilde iddiaların tartışmadığını, müvekkili şirkete ait önceki tarihli marka ibaresi görmezden gelinerek rapor oluşturulduğunu, itirazlarını kapsamayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, ek rapor ve yeni rapor taleplerinin karşılanmadığını,Bilirkişi heyetinin sınırları aşarak, dava konusu olmayan markalarla ilgili değerlendirme yaptığını, görev sınırlarını aştığını, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını,SMK'nun 9. maddesinde de belirtildiği üzere ''Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden kullanılması'' halinde de kullanımın gerçekleştiğinin kabul edildiğini, Yerel Mahkemece markanın ayırt edici unsurunun tespit edilmediğini, bu sebeple de müvekkili şirketin uzun yıllardır kullanarak piyasada maruf hale getirdiği markası üzerinde mülkiyet hakkına darbe vurduğunu,Yerel Mahkemece müvekkili şirket markası olan ''...'' ibaresinin ayırt edici karakteri değiştirilmeden oluşturulan seri markaların değerlendirmeye alınmayarak Sınai Mülkiyet Kanununa aykırılık içeren bir kanaate varıldığını,Müvekkilinin tescilli \"...\" markasını, farklı mal ve hizmet sınıfları ve ekler ekleyerek seri marka haline getirmeyi amaçladığını, davaya konu ''...'', ''...'' markalarının da ''...'' ibaresinden türetilen seri markalardan bir tanesi olduğunu, farklı unsurlar ile kullanılsa dahi markanın tüketiciler nezdinde aynı işlevi yerine getirip getirmediği sorgulanmadan karar verildiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının, kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesi taleplidir.İstinaf başvurusununda bulunan davalı yanca, her ne kadar bilirkişi raporunda itirazlarının karşılanmadığı iddia edilmiş ise de; gerek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve gerekse heyet raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı itirazlarının raporda karşılandığı, raporun bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olup, hüküm kurmaya yeterli olduğu, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Diğer yandan dava, davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" markasının, kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin olup, bu kök markadan türetildiği ve seri marka olduğu davalı yanca iddia edilen dava dışı ''...'' markasının, ayrı bir marka olarak ve farklı sınıflarda tescilli olduğu, ... markasının düz yazı karakterinden oluştuğu ancak, davalı yanca kullanıldığı bilirkişi raporuyla tespit edilen ...+şekil markasının yazı tipinin farklı olduğu, ayrıca kullanımın da ...+şekil markası şeklinde gerçekleştiği, bu nedenle, bu marka davalı tarafından kullanılıyor olsa dahi bu kullanımın, SMK'nun 9/2-a maddesinde düzenlenen ''Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması'' olarak kabul edilemeyeceği, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Mevut delil durumu ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davalı adına tescilli ... numaralı \"....\" markasının, tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından,, davanın kabulüne, dava konusu markanın kullanmama nedeniyle iptaline yönelik Mahkeme kararının isabetli olduğu kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/02/2019 tarih ve 2017/471 E., 2019/49 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30d52a9ddaa04362","SID":"ffccb92fd10e496a"}}