{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/37 <br>KARAR NO\t\t: 2023/1614<br>KARAR TARİHİ\t: 28/09/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/11/2018<br>NUMARASI\t\t: 2014/350 Esas 2018/1177 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br><br>BİRLEŞEN İZMİR 3. ATM'sinin 2005/366 Esas ve 2005/379 Karar Sayılı Dosyasında; <br>DAVA \t\t: Maddi Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t\t: 17/06/2005<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/09/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/09/2023<br><br>\t      Davalı-karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Asıl davada davacı ... .. Ltd. Şti.  vekili dava dilekçesi ile özetle; takibe konu borcun taraflar arasında imzalanmış olan 01/12/2000 tarihli bayi satış ve servis sözleşmesinden kaynaklandığını, bu sözleşmenin 9. maddesine göre sözleşmeden doğan tüm uyuşmazlıklarda İzmir Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olacağını, davalının bu sözleşme çerçevesinde sözleşmede belirtilen alanlarda “...” marka araçların yetkili satıcısı ve servisi olarak hizmet verdiğini ve müvekkilinden müşterilere satmak üzere araç ve yedek parçaları satın aldığını, müvekkilinin bu satışlar karşılığı fatura düzenlediğini, faturalar üzerinde vade tarihinin yer aldığını ancak davalının faturaları vadelerinde ödemediğini, 09/02/2004 tarihi itibariyle davalının gecikme faizi hariç 126.423,65-TL borcunun oluştuğunu, davalıya İzmir 2. Noterliği'nden 18/02/2004 tarihli, 4292 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiklerini, 09/03/2004 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının verilen 15 günlük süre içinde borcunu ödemediğini, davalıya İzmir 2. Noterliği'nden gönderilen 14/04/2004 tarihli, 8813 yevmiye numaralı ihtarname ile ikinci kez 15 günlük sürenin ve aynı noterlikten gönderilen 02/07/2004 tarihli, 14323 yevmiye numaralı ihtarname ile üçüncü kez 15 günlük sürenin verildiğini ancak davalının borcunu ödememesi nedeniyle İzmir 2. Noterliği'nin 22/07/2004 tarihli, 16359 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ve davalı hakkında İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7643 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının 04/05/2004 ve 20/07/2004 tarihli ihtarnamelerinde müvekkiline olan borcunu ikrar ettiğini ve hatta ödeme planı sunduğunu, yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalı borcunun ortaya çıkacağını, müvekkilinin alacağının davalının garanti kapsamında müşterilerine verdiği hizmetlerden kaynaklandığını, davalının garanti kapsamında değiştirdiği parçalar nedeniyle müvekkilinden 12.682,67-TL alacağının doğduğunu, dolayısıyla bu miktar takipten feragat ettiklerini, bu miktar, takip talebinde istenen 155.840,31 TL'den mahsup edildiğinde davalının itirazının 143.157,64 TL için iptalinin gerektiğini, faturalarda vade tarihinin bulunduğunu, davalının faturalara itiraz etmediğini, istenen faizin her bir faturanın vade tarihinden davalının temerrüt tarihi olan 24/03/2004 tarihine kadar yasal faiz oranı üzerinden, bu tarihten sonra ise temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplandığını, takibe konu alacağın likit olduğunu belirterek, davalının İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7643 sayılı dosyasında 143.157.64 TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının faize itirazının reddine, müvekkili yararına alacağın % 40‘ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>CEVAP: Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap ve karşı dava  dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 01/12/2000 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, sözleşmenin, 6. maddesi gereğince belirsiz süreli bir sözleşme olduğunu, davacı tarafın değişik tarihlerdeki ihtarnameleri ile müvekkilini temerrüte düşürdüğünü ileri sürerek  sözleşmeyi  feshettiğini  ve  davaya konu icra takibini başlattığını, sözleşmenin niteliği gereği tarafların karşılıklı olarak alacaklı ve borçlu olmalarının ve hesap-mahsup şeklinde hesaplaşmalarının söz konusu olduğunu, müvekkili bakımından temerrüt şartlarının oluşmadığını, bu nedenle faiz istenemeyeceğini, davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin fesih sebebiyle 6.875.000,00 TL'den fazla zarara uğradığını, bu zararın şimdilik 250.000,00 TL'lik kısmını istediklerini, takas mahsup isteklerinin bulunduğunu, müvekkilinin “..., ...” markalı araçların satış ve servis yetkisi verilmemesinden dolayı 10.000.000 USD gelir kaybının, münhasır bölgenin ihlalinden dolayı asgari 1.000.000,00 USD zararının olduğunu, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkili tarafından yapılan reklam ve tanıtım giderlerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, buna göre en az 6.875.000,00 TL zarar oluştuğunu belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 40 tazminatın davacıdan tahsiline, karşı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>MAHKEMECE:<br>\"..Asıl dava; taraflar arasında imzalanan ve feshedilen 01/12/2000 tarihli sözleşmeye dayalı alacağın tahsili, birleşen dava ise; bu sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili 05/01/2018 havale tarihli dilekçesi ile; bu davada 104.959,04 TL asıl alacak ve 38.198,60 TL işlemiş faize itirazın iptalini istediklerini, garanti kapsamında davalının değiştirdiği parçalar yönünden 12.682,64 TL alacak tutarından feragat ettiklerini belirtmiştir.<br>Taraflar arasında 01/12/2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Bayi Satış ve Servis Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile; bayi olan davalı-karşı davacı ... San. ve Tic. A.Ş., davacı-karşı davalı ... ... Ltd. Şti.'ye ait “...” marka araçların ve yedek parçaların müşterilere satışını yüklenmiştir. Davalı-karşı davacının \"...\" marka araçların ve yedek parçalarının Türkiye'deki tek satıcısı olduğu bu sözleşme, davalı-karşı davacıya bağımsız olarak ve kendi adına faaliyet bulunma yetkisi tanıması ve her iki tarafa da karşılıklı borç yüklemesi nedeniyle tüm içeriği ve niteliği itibari ile mahkememizce tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir.<br>... San. ve Tic. A.Ş. tarafından, ... Ltd. Şti. hakkında İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2005/366 Esas ve 2005/379 Karar sayılı dava dosyası ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/56 Esas sayılı dosyası 21/07/2005 tarihinde birleştirilmiştir.<br>Birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/366 Esas sayılı dosyasında davacı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili dava ve cevap dilekçesi ile; İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7643 sayılı dosyasında müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, takibin haksız olduğunu, itiraz edildiğini, davalı tarafın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/56 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, sürenin geçirilmesi sebebiyle İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/56 Esas sayılı dosyasında karşı dava olarak açılan alacak davasını yeniden açma zorunluluğunun doğduğunu belirterek, bu davanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/56 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine ve taraflar arasında imzalanan 01/12/2000 tarihli sözleşmenin karşı tarafça haksız yere feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 250.000,00-TL'nin fesih tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı ... ... Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br> Asıl dava yönünden mahkememizce 104.959,04 TL asıl alacak miktarı üzerinden  davalı-karşı davacının temerrüte düştüğü 25/03/2004 ile takip tarihi arasındaki toplan 194 günün ilk 82 günü için % 43 faiz oranı üzerinden 10.280,00 TL ve 112 günü için  % 38 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacı-birleşen davada davalının isteyebileceği toplam işlemiş faiz miktarı 22.688,64 TL olarak bulunmuş ve bu miktar işlemiş faize yönelik itiraz da haklı bulunmamıştır.<br>Davalı-birleşen davada davacı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili 18/02/2015 tarihli dilekçesi ile; birleşen dava ile karşı davanın içeriklerinin aynı olduğunu, birleşen davanın harcını yatırdıklarını, karşı davanın harcını yatırmadıklarını belirtmiştir.<br>Karşı davanın harcının yatırılmamış olması nedeniyle açılmamış sayıldığından, karşı dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Sözleşmenin davacı ... ... Ltd. Şti. tarafından feshinin haklı olduğu yönündeki tespit ve kabulden yola çıkılarak birleşen davaya gelince; birleşen davanın davacısı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından “..., ...” markalı araçların satış ve servis yetkisi verilmemesinden dolayı 10.000.000,00 USD gelir kaybı ile münhasır bölgenin ihlalinden dolayı 1.000.000,00 USD zarar oluştuğu ve sözleşmenin haksız feshi sebebiyle kendileri tarafından yapılan reklam ve tanıtım giderlerinin bulunduğu, buna göre en az 6.875.000,00 TL zarar oluştuğu  ileri sürülerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 250.000,00 TL'nin tahsili istenmiştir.<br>Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili; müvekkilinin, dava dışı ...’ne Maslak bölgesinde dağıtmak ve teşhir  edilmek  üzere  araç  ve  yedek  parça  temin<br>  etmediğini, sözleşmenin 2.3 ve 2.4.1.6. hükümlerinin hiçbir surette karşı tarafa ... ve ... markalarının yetkili bayi ve servisi olma hakkını tanımadığını  belirtmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine yeniden döndüğümüzde; sözleşmenin 2.3 ve 2.4. maddelerinde \"...\" markası dışındaki diğer motorlu araçların satışı düzenlenmiş ve bunların koşulları sayılmıştır. Bunun için de öncelikle bayinin, davacıya makul bir zaman öncesinden ihbarda bulunacağı şartı getirilmiştir. Bunun yanısıra bayinin ayrı satış yerlerinde, ayrı bir idare altında, ayrı bir tüzel kişilik şeklinde ve yapılan işler arasında bir karışıklığa yol veremeyecek şekilde bu işi yapabileceği kararlaştırılmıştır. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili birleşen davasında ... ve ... marka araçların satış ve servis hizmetlerinin verilmediğini ileri sürerek buna ilişkin zararın tazmini isteğinde bulunmuş ise de; davacı-karşı davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde bu marka araçların bayiliğini davalı-karşı davacıya verme gibi bir sorumluluğu bulunmayıp, esasen bu marka araçların satış ve servisi işinin verilmesi için sözleşmede aranan ve yukarıda değinilen şartların birleşen davanın davacısı tarafından yerine getirildiğine, başvuru veya istekte bulunulduğuna ve bu hakkın kazanıldığına ilişkin delil sunulmadığından, buna ilişkin istek haklı görülmemiştir. Mahkememizce, sözleşmenin asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından haklı olarak feshedildiği kabul edilmiş olup, birleşen davada sözleşmeye bağlı reklam ve tanıtım giderleri istenemeyeceğinden, buna ilişkin istek de kabul edilmemiştir. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin birleşen davasındaki münhasır bölge ihlaline ilişkin tazminat isteğine gelince; asıl davada davalı-birleşen davada davacı şirketin sorumluluk alanının sözleşmenin “esas sorumluluk alanı eki” başlıklı bölümünde İstanbul’un \"Şişli, Beşiktaş, Kağıthane, Sarıyer ve Beyoğlu\" ilçeleri olarak gösterildiği, asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirketin satış yaptığı ileri sürülen dava dışı şirketlerin ise bayilik ve servis hizmetlerini İstanbul’un Kadıköy ve Üsküdar ilçelerinde yürüttükleri, nitekim; asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket ile dava dışı ... Tic. Servis Ltd. Şti. arasında düzenlenen 01/06/2001 başlangıç tarihli sözleşme ile bu şirketin Kadıköy bölgesi için yetkili bayi olarak atandığı, dolayısıyla sorumluluk alanlarının farklı olduğu, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin kendi sorumluluk alanı dahilindeki satışlara müdahale edebileceği, sorumluluk alanı dışında kalan alanlarda yapılan satış ve servis işlemlerine müdahalesi haklı olmadığı gibi münhasır bölge ihlalinden söz edilemeyeceği'' gerekçesi ile, 2014/350 esas sayılı asıl davanın kısmen kabulü ile, asıl davada davalının İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2004/7643 sayılı dosyasında 104.959,04 TL’si asıl alacak ve  22.688,64 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 127.647,68 TL borca itirazının iptaline, karşı davanın açılmamış sayılmasına, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/366 esas sayılı davasının reddine'' şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tek satıcılık sözleşmelerinin distribütörlük sözleşmelerinin bir türü olduğunu, bu sözleşmeleri basit distribütörlük sözleşmelerinden ayıran temel farkın, sağlayıcı tarafından tek satıcıya tahsis edilen bölgede münhasır satış hakkı verilmiş olması olduğunu, haksız ve hukuki faaliyetlerin sona erdirilmesi ile müvekkil şirketin uğradığı zararın tazmininin talep edildiğini, ancak davacı - birleşen dosyada davalının dava dışı şirket ile arasında bulunan sözleşmede böyle bir faaliyet alanı kararlaştırılmadı ise de müvekkil tarafından kendisine bildirilmesi ile bu ihlali öğrenmiş olmasına rağmen müvekkilin zararının tazmini açısından hiç bir işlem yapmadığı gibi söz konusu faaliyet hakkında da her hangi bir hukuki yola başvurmadığını, bu durumda davacı - birleşen dosyada davalı tarafın müvekkilin ödeme planı sunmasından sonra ödeme yapılmamasına rağmen sözleşmeyi fesih yoluna gitmemesine karşın müvekkil tarafından kendilerine 20.07.2004 tarihinde gönderilen ihtarname üzerine 22.07.2004 tarihinde müvekkilin davacıya olan fatura borcunu ödememesi sebebi ile sözleşmeyi fesih yoluna gitmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup TMK 2. Maddede bulunan \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" şeklindeki düzenlemeye de aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle kararının kaldırılarak 2014/350 Esas sayılı asıl davanın reddine, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/366 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Asıl dava; taraflar arasında imzalanan ve feshedilen bayilik sözleşmesine dayalı alacaktan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen dava ise; bu sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve sözleşmeye ayıkırılık gerekçesiyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Asıl davada davacı ... ... Ltd. Şti. vekili  takibe konu borcun taraflar arasında imzalanmış olan 01/12/2000 tarihli bayi satış ve servis sözleşmesinden kaynaklandığını, davalının bu sözleşme çerçevesinde sözleşmede belirtilen alanlarda “...” marka araçların yetkili satıcısı ve servisi olarak hizmet verdiğini ve  müşterilere satmak üzere araç ve yedek parçaları satın aldığını, müvekkilinin bu satışlar karşılığı fatura düzenlediğini, faturalar üzerinde vade tarihinin yer aldığını ancak davalının faturaları vadelerinde ödemediğini, çekilen ihtarnamelere rağmen davalının borcunu ödememesi nedeniyle İzmir 2. Noterliği'nin 22/07/2004 tarihli, 16359 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ve davalı hakkında İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7643 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini beyan etmiştir.<br>Davalı cevabında sözleşmenin, 6. maddesi gereğince belirsiz süreli bir sözleşme olduğunu, davacı tarafın değişik tarihlerdeki ihtarnameleri ile müvekkilini temerrüte düşürdüğünü ileri sürerek  sözleşmeyi  feshettiğini,  davaya konu icra takibini başlattığını, sözleşmenin niteliği gereği tarafların karşılıklı olarak alacaklı ve borçlu olmalarının ve hesap-mahsup şeklinde hesaplaşmalarının söz konusu olduğunu, müvekkili bakımından temerrüt şartlarının oluşmadığını, bu nedenle faiz istenemeyeceğini, davacı tarafın sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin fesih sebebiyle 6.875.000,00 TL'den fazla zarara uğradığını ileri sürmüştür.<br>Birleşen 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/366 Esas sayılı dosyasında davacı ... San. ve Tic. A.Ş. Vekili taraflar arasında imzalanan 01/12/2000 tarihli sözleşmenin karşı tarafça haksız yere feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı, “..., ...” markalı araçların satış ve servis yetkisi verilmemesinden dolayı 10.000.000,00 USD gelir kaybı ile münhasır bölgenin ihlalinden dolayı 1.000.000,00 USD zarar oluştuğu ve sözleşmenin haksız feshi sebebiyle kendileri tarafından yapılan reklam ve tanıtım giderlerinin bulunduğu, buna göre en az 6.875.000,00 TL zarar oluştuğu  ileri sürülerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 250.000,00 TL'nin tahsili istenmiştir.<br><br>Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili; müvekkilinin, dava dışı ...’ne Maslak bölgesinde dağıtmak ve teşhir  edilmek  üzere  araç  ve  yedek  parça  temin  etmediğini, sözleşmenin 2.3 ve 2.4.1.6. hükümlerinin hiçbir surette karşı tarafa ... ve ... markalarının yetkili bayi ve servisi olma hakkını tanımadığını  ileri sürmüştür.<br><br>Davacı-birleşen davada davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından davalı-birleşen davada davacı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye toplamda üç adet ihtarname gönderilmiştir. Bunlardan ilkin İzmir 2. Noterliği’nden gönderilen 18/02/2004 tarihli, 4292 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'ye “126.423,65 TL borcunun olduğunu, bu borcu gecikme faizi ile birlikte ödememesi halinde sözleşmenin ek hükümler 6.1.2 c maddesi gereğince feshedilebileceğini” bildirilmiştir. İhtarname davalıya 09/03/2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. İzmir 2. Noterliği’nin 14/04/2004 tarihli, 8813 yevmiye numaralı ikinci ihtarnamesi ile borcu ödemesi için davalı-birleşen davada davacı şirkete 15 gün süre vermiştir. Bu ihtarname de 19/04/2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. 22/07/2004 tarihli, 16359 yevmiye numaralı üçüncü ve son ihtarnamede de yine borcun ödenmesi için 15 gün süre tanınmış, bu ihtarname ise 22/07/2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu son ihtarname ile birlikte taraflar arasındaki sözleşme davacı-birleşen davada davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından feshedilmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 6. maddesinde \"fesih\" düzenlenmiştir. 6.1.2. maddesinde ...'e (...) sözleşmeyi fesih hakkı getirilmiş, buna ilişkin olay ve fiiller sayılmış, bunlara herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Fesih sebebi olabilecek hallerden birisinin de; \"Bayi'nin vadesi gelmiş borcunu ...'e (...) veya Filyal Şirketi'ne ödeyememesi\" olduğu belirlenmiştir. Haklı sebeple fesih için herhangi bir feshi ihbar koşulu öngörülmemiştir.<br>Somut olayda ; Sözleşmenin  “fesih” başlıklı 6.1.c ve 6.1.2.c maddeleri gereğince davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin temerrüte düşmesi yani davacıya olan fatura borcunu ödememiş olması fesih nedeni olduğundan, davacı ... ... Ltd. Şti.'nin sözleşmeyi fesihte haklı olduğu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamasına,  Davalı ... San. ve Tic. A.Ş., Beyoğlu 7. Noterliği’nden gönderdiği 04/05/2004 tarihli cevabi ihtarnamesi ile taraflar arasındaki 01/12/2000  tarihli bayi satış ve servis sözleşmesi nedeniyle toplam borçlarının her bir ayın 25. günü 25.000,00 TL olmak üzere toplam 6 ay içerisinde ödeneceğini açıkça kabul ve taahhüt ettiklerini bildirmesi karşısında asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... San. ve Tic. A.Ş.  birleşen davasında ... ve ... marka araçların satış ve servis hizmetlerinin verilmediğini ileri sürerek buna ilişkin zararın tazmini isteğinde bulunmuş ise de; davacı-karşı davalının sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde bu marka araçların bayiliğini davalı-karşı davacıya verme gibi bir sorumluluğu bulunmamasına, asıl davada davacı-birleşen davada davalı şirket ile dava dışı ... Tic. Servis Ltd. Şti. arasında düzenlenen 01/06/2001 başlangıç tarihli sözleşme ile bu şirketin Kadıköy bölgesi için yetkili bayi olarak atandığının, birleşen dosya davacısı tarafından sunulan irsaliyeli faturalarda da şirketin Kadıköy adresine ilişkin kaşe altına imza atıldığının, sorumluluk alanlarının farklı olduğunun anlaşılmasına göre kanıtlanamayan birleşen dosyanın reddine karar verilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, göre asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2018 tarih ve 2014/350 Esas 2018/1177 Karar sayılı kararına karşı asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran asıl dosyada davalı tarafından alınması gereken 8.719,61 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 2.224,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 6.495,21 TL'nin  davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran birleşen dosyada davacı tarafından alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 225,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br> 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>    6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  birleşen dosya yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık, asıl dosya yönünden miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/09/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46ec450406a7f945","SID":"8d31f984966bc0e2"}}