{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 19/10/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ : 18/07/2023<br>DAVANIN KONUSU : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 19/10/2023<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Kooperatifi 1995 yılında kurulduğunu ve Antalya Ticaret siciline ... nosu ile kayıtlı olduğunu, müvekkillerinin bir kısmının kuruluştan bu yana hissedar bir kısmının ise daha sonra hisselerini satanlardan hisse satın alarak hissedar olduklarını, kooperatifin kuruluşunun 30.11.1995 tarihinde 8 üye ile yapıldığını, 14.05.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile 46 kişilik üye listesi ile zilyet oldukları yerlerin krokisini gösterir harita ile 31.05.1996 tarihinde üye sahiplerine tahsisi için dönemin ... Belediye Başkanlığı'na sunulduğunu, belediyeden önerilen diğer  üyeler  ile  birlikte ... ve ... sayılı  parsellerin, toplam 30.000 m2 olarak  kooperatife tahsis edildiğini ve 63 kök üye ile kooperatifin arsasına kavuştuğunu,  faaliyetine başladığını, 3.03.10.1996 tarihli imar çalışması neticesinde anılan parsellerde, o zamanki ... İnşaat firması ile yapılacak sözleşmede yekünde 658 daire yapılacağı iddia olununca her üyeye 7 daire düşüyor iddiası ile üyelerin büyük bölümünün birer, ikişer dairelerini sattıklarını ve kooperatifin görünüşteki üye sayısını artırdıklarını, böylelikle kök hissesini satmayan kooperatif üyesi genel kurulda 1 oy kullanırken hissenin 7 ayrı kişiye satılması halinde 1 kök hisse için 7 ayrı oy kullanıldığını, oysa kök hisse sahibinin 1 oy hakkı bulunması nedeniyle hisse satın alanların kendi aralarında  anlaşarak tek bir oy kullanmaları gerektiğini, nitekim KK 48. maddesine göre genel kurulda her ortağın yalnız bir oy hakkına sahip olduğunu, anlatıldığı şekilde yapılan oylama ile alınan genel kurul kararlarının KK 48. maddesi uyarınca  yok hükmünde olduğunu, genel kurulda karar altına alınan 6. madde ile yönetim kurulunun oluşturduğu  komisyon raporuna göre, hisselerin kök tapu hisseleri ve belediye hissesi olarak ikiye ayrıldığını, kök tapu hissesi 44.58 m2 belediye hissesi 21.94 m2 olarak belirlendiğini ve oylama ile karar altına alındığını, oluşturulan komisyonda KK 20 , 21 , 22 ve 23 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde kanuna karşı usulsüzlük ve aykırılık mevcut olduğunu, ayrıca müvekkili ...'nun üyelikten çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin iptali istenen genel kurul kararlarının hepsine muhalif oy kulladığını ve muhalefet şerhini tutanağa geçirttiklerini neticeten  09.04.2023 tarihli ... Kooperatifi genel kurul toplantısı neticesinde alınan kararın üyelik haklarına zarar verdiğini eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, usule aykırı oy kullanımı olduğunu, pay oranlarına kooperatif kayıtlarından ulaşılabileceğini, komisyonun usule aykırı oluşturulduğunu bu nedenle genel kurul kararlarının tamamının butlan ile batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini, dava sonuçlanıncaya kadar  uygulamanın durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulun pay oranlarına ilişkin 6 nolu kararın zaruret neticesinde alınan bir karar olduğunu, kooperatif faaliyetlerinin yerine getirilmesi için bu kararın alınmasının şart olduğunu, 6 nolu kararda belirtilen komisyon raporunun tüm aşamalarıyla şeffaf biçimde oluşturulduğunu, komisyonun oluşturulmasına, komisyon üyelerinin kimler olacağına kooperatifin karar almaya en yetkili merci genel kurul tarafından karar verildiğini, davacıların 22.05.2022 tarihindeki genel kurul çağrı kağıdındaki bildirime, alınan karara ve defalarca yapılan WhatsApp yazışmalarına rağmen pay ve üyelik durumunu izah eden bilgi ve belge sunmadıklarını, payların belirlenmesi amacıyla oluşturulan komisyon raporunun ayrıntılı şekilde hazırlandığını ve raporda gerekçelerin açık şekilde belirtildiğini, yaklaşık 6 aylık bir çalışma sonucu hazırlanan bu raporun aksinin beyan ile değil bilgi ve belge ile savunulabileceğini, davacıların tüm genel kurul kararlarının iptali için hep birlikte dava açmışlarsa da davanın birlikte açılmasında hukuki yarar olmadığı gibi her bir karar yönünden neyin hukuka aykırı olduğunu açıkça bildirmediklerini, davacılar tüm genel kurul kararları aleyhine oy verdiklerini ve bu durumu tutanağa şerh olarak yazdırdıklarını iddia etmişlerse de tutanak incelendiğinde davacıların sadece 6. Maddeye muhalefet şerhlerini yazdırdıklarını, genel kurulda oy hakkı olmayanların oy kullandığı iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, hazirun listesindeki tüm üyelerin usulune uygun şekilde oy kullandıklarını, davacıların belirttiği  Kooperatifler Kanunu Madde 21  ile dava konusu genel kurul kararlarının herhangi bir bağlantısı olmadığını,  uyuşmazlığı çözebilecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, davanın genel kurul kararlarının iptali talebini içermesi ve davacılar vekilinin kararların uygulanmasının durdurulması tedbir talebinin, davadan elde edilecek sonucun tedbir yoluyla sağlanması niteliğinde olacağından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince 18/07/2023 tarihli ara karar ile; davacının dava dilekçesine eklediği delillerin ve iddiaların talep edilen tedbir için bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştirmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>18/07/2023 tarihli ara karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan genel kurulda arsanın müteahhide verilmesine dair karar alındığını, genel kurul sonrası kooperatif yöneticilerinin üyelere attığı mesajların mevcut olduğunu, mesaj içeriklerinin belediyenin gerekli işlemleri yaptıktan sonra sözleşmenin imzalanacağı yönünde olduğunu, bu hususun mahkemenin ret gerekçesinde doğru olarak ortaya koyduğu ve sübjektif bir yorumla tedbir taleplerini reddettiği sonucunun ortaya çıkarttığını, sözleşme imzalanması ve inşaatın yürümesi sonucunda mahkemenin tedbir kararı vermesinin bir anlamı olmayacağını, bu sebeple dava sonuna kadar alınan kararların uygulanmaması yönünden tedbir kararı verilmesini gerektiğini belirterek ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasını, yargılama sonuna kadar kararların uygulanmamasını içeren ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, özellikle  davacı tarafça  dava dilekçesine eklenen bir delil olmadığı gibi dava dilekçesi içerisinden iptali istenilen genel kurul kararlarının içeriklerinin de ne olduğunun anlaşılamaması karşısında mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi yaklaşık ispatın koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddi yönünde verilen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oyçokluğuyla, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.19/10/2023  <br><br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"661a3149e97fa0ee","SID":"95b9589ad0d7639b"}}