{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1629 <br>KARAR NO: 2023/1036<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/09/2019<br>NUMARASI: 2017/1115 E. - 2019/800 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/10/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Emekli olması nedeniyle eşi ...'ın adına vergi mükellefi olduğunu, ... A.Ş'nin ürünlerinin dağıtım ve satışını yapmak üzere ... ile 2006 yılında görüşüp ... resmi faturalı irsaliyeli çalışmaya başladığını, çalışmalar devam ederken 2008  yıllarında ... ofisinde kendisinden patronlarına göstermesi için formalite icabı bir senet istediğni, kendisinin art  niyeti olmadığı düşüncesi ile 20.000 TL lik senete isim soy ismini yazıp verdiğini, tanzim tarihi lehtar ve nakten  ahzolunması tarafınca yazılmadığını,  değişik yazı ve kaşelerle doldurulduğu sabit olduğu, kambiyo senedine haiz olmadığını, eksik olduğunu, A.Ş firmasının verilecek alacağa karşılık senet ve belge karşılığı olması gerektiğini ve bu yuvarlak rakamlarla tamamen değişik elden çıkmış senet olmaması gerektiğini, senetin nakden verildiği yazıldığını, hiç bir zaman ne  ... A.Ş ne de ... ile ... adına bir alışverişlerinin olmadığını, senedin iptal edildiğini  kendisine söylediklerini ancak senedin Küçükçekmece ... İcra dairesi ... Esas  sayılı dosyadaki takipten senedin iptal edilmediğini öğrendiğini ve  davalının kötü niyetli  olması nedeniyle davalının %40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep  ve  dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının davaya konu  senedin bedelini yani borcunu ve imzasının kendisine ait olduğunu dava dilekçesinde  kabul ettiğini,  çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacı senedin formalite icabı alındığını senetteki yazıların kendisine ait olmadığını iddia ettiği, iddiasını ispatlayacak bir belge sunmadığını,  davacıya ödeme emrinin 2015 yılında değil 07/06/2012 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiğini, icra takibinin öğrenme tarihinin 2012 yılı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının borcunu ödemediği gibi  5 yıl geçtikten sonra bu davayı açtığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre; davaya konu bononun teminat (davacının iddiasına göre formalite gereği) amacıyla verildiği hususunun ispat külfetinin davacıda olduğu, bu kapsamda davacının borçlu olmadığının tespitinin ancak yazılı bir belge veya buna mukabil bir senet ile ispatlaması gerektiği, bu hususta dosya kapsamında HMK.nın 202. maddesi doğrultusunda davacı tarafça sunulmuş yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin de olmadığı, mahkememizce davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve davalı tarafından ticari defterler sunulmamış ise de, davacının dava dilekçesinde dayanmış olduğu deliller kısmında münhasıran davalı defterlerine dayanmadığı, bu nedenle ispat külfetinin davacı tarafta olup iddiasını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlamadığı\"  anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının mahkemeye arz ettikleri beyanlarını saptırdığını, davacı müvekkilin senedi ... A.Ş.'nin Bayrampaşa, İstanbul Bölge Müdürlüğü binasında ve Bölge Müdürü ...'un kendisine tedbir olarak bir senet vermesini söylemesi üzerine müvekkilin yapmakta olduğu süt ürünlerinin tedarikinin devamı için ...'un isteği üzerine 20.000,00 TL rakam ve borçlu olarak ismini yazıp imzalayıp verdiğini, ancak ilgili senedi tanzim edilen mahalde muhasebe ve satış servisleri bulunmakta olup senetin bir ticari ilişkiye veya bir alacağa dayanmadığını, eğer öyle olsaydı ilgili senetin eksiksiz olarak tek elden tanzim edileceğini, anonim şirkete ait hesap girişi, kaydına ait belge, dekont ibrazı yapılacağını, bu hususun ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile açığa kavuşacakken defter ibraz edilmediğini, davacının tek amacının süt ürünlerini ... A.Ş.'ye tedarik etmek olduğunu, ... A.Ş.'nin tek iştigal konusunun süt ürünleri imali ve satışı olduğunu, davalı vekilinin 5 sene sonra dava açma nedenini sorguladığını, 2016 yılında davacı ...'ın emekli maaşına haciz konmasıyla icra dosyasını öğrenmiş olup davalı kötü niyeti üzerine 2017 yılında menfi tespit davası açıldığını, bononun formalite gereği değil teminat olarak verildiğini kabul etseler dahi teminat senedi olduğuna dair belgeyi davalı şirketin ibraz etmesi gerektiğini, gerekçeli kararda münhasır işlemin nedeni izah ve ispatı yapılmadığını, yazılı delillerle ispat yükü davacıya düştüğünden davanın reddine karar verilmişse de senetle hiçbir alış veriş gerçekleşmediğinden, hiçbir alacak ve borç olmadığından, davacı alacaklı olmadığından davacı müvekkilinde hiçbir belge olmadığını, senet borcu kabul edilmediğinden senedi alacağını talep edenin alacağını ispat yükümlülüğü olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği davacının yazılı delil sunmadığını, HMK gereği davacının istinaf kanun yolunda iddialarını genişletemeyeceğini ve değiştiremeyeceğini, HMK gereğince davacının delillerini yalnızca ticari defterlere hasretmediğini, ayrıca Küçükçekmece 1. AHM ve İstanbul 23. SHM'nin dosyalarına ve Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün dosyalarına da dayandığını beyan ederek davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), Ankara 2013, s. 346).  Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Davacı takibe konu bonoda nakden ibaresinin yer aldığını, davalının anonim şirket olduğunu, anonim şirketin nakden para veremeyeceğini, davalı ile herhangi bir alışverişi bulunmadığını, tanzim tarihi, lehtar ve nakden ahzolunması ibaresinin tarafınca yazılmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu ... aleyhine bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. 6102 sayılı TTK'nin 776. maddesinde bononun yasal unsurları düzenlenmiş olup takibe konu senet kambiyo senedi vasfına haizdir. Davacı tarafından senetteki keşide tarihinin ve nakden ibaresinin kendisi tarafından yazılmadığını ileri sürmüş ise de anlaşmaya aykırı yazıldığı hususunun yazılı olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı takip konusu bonodaki imzaya itiraz etmemiştir. Mahkemece 25.05.2018 tarihli ara kararı ile  taraflara HMK.nın 140/5 maddesine göre dilekçelerinde gösterdikleri ancak sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin,  dosya belge bilgi gibi getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamaları yapmaları için süre verildiği, davacı tarafından buna istinaden 11.06.2018 tarihli dilekçesi ile  müvekkilin davalı şirketten alacağı olduğu, bunun için Küçükçekmece 1. AHM'de dava açıldığı, iki tarafın defterlerinin incelendiği, sulh hukuk mahkemesinde de dava bulunduğunu belirterek bu davaların celbini, davalının anonim şirketi olup yaptığı her işlemi ticari defterlerine kayıt etmek zorunda olduğunu, davalının ticari defterlerinin dosyaya celbini ve inceleme yapılmasını talep ettiği, dava dilekçesinde herhangi bir delil bildirmediği, mahkemece ara kararında dilekçelerinde gösterdikleri ancak sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin açıklanması için süre verildiği, davacı tarafından dava dilekçesinde delillerinin belirtlimediği, HMK 222/5 fıkrası uyarınca taraflardan her biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa ibrazı talep eden tarafın iddiasının ispat etmiş sayılacağının belirtildiği, davacı tarafından beyan dilekçesinde başka delillere de dayandığı, münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığı, davalı tarafından ticari defterlerin incelenmesine ve tanık dinletilmesine muvafakatleri olmadığının beyan edildiği, ispat yükümlülüğü üzerinde olan davacının davasını yazılı delillerle  ispat edemediği, davanın sübut bulmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2019 tarih ve 2017/1115 E., 2019/800 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/10/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed6f67c23609ed7f","SID":"8029669b8655d26f"}}